bugün
- sözlüğün yeni tasarımı12
- sigara içmek7
- muslettin amca22
- insanlık nasıl geliştirilebilir5
- fatma betül sayan kaya8
- iyi menemenin sırrı14
- yeraltı varlıkları7
- beyaz ekmek yemenin varoşluk olması11
- mehmet şimşek5
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı88
- şeriatı savunan begüm polat'ın şaplak şovu35
- sözlüğe ne oldu4
- iran'ın tdt ne katılmak istemesi4
- michael myers3
- bitlis'te oğluna filistin ismini koyan adam28
- ucanpembekoala7
- pankek8
- iyi saksafon çalarım diyen kız7
- aşk karın doyurmuyor diyen kız9
- yemek yapmayı bilmeyen kızı istemem diyen erkek9
- üşüyerek yatağa girip yavaşça ısınmak6
- aşk bir yemek olsaydı8
- bir kadına alınabilecek en güzel hediye4
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı14
- üniversite yıllarını özlemek4
- 5 kasım 2026 mehmet şimşek açıklaması2
- hangi yemek nerede yenir4
- kendimi intihar edeceğim2
- karpuzcu libos panda2
- dingiringi ringi ringi dingiringi ringi ringi3
- mısır ekmeği2
- recep tayyip erdoğan2
- şaka maka 7 yıllık yazar olmak3
- gece yolculuğu2
- caligula'nın korkusu5
- chp'nin türkiye'yi sosyal devlet yapmak istemesi2
- hayatın anlamı ne3
- kum dökmek4
- paraya önem verip tutumluluk yapan kız4
- gülşen in memeleri14
- 6 kasım 20262
- bira ile aspirin icmek2
- ataşehir de rastgele ateş açılması4
- yahudiye3
- afyonkarahisar da iki araçta 5 kişinin öldürülmesi6
- olmayınca olmaması4
- caaahill diyerek tokadı yapıştırmak5
- 5 kasım 2026 celtic beşiktaş maçı8
- kırkayakların ayaklanması2
- 5 kasım 2026 trabzonspor freiburg maçı4
Hezekielden, Ateşin ortası, ışıldayan madeni andırıyordu. Ateşin ortasında insana benzer dört canlı yaratık duruyordu. Her birinin dört yüzü ve dört kanadı vardı. Bacakları dimdikti; ayakları buzağı ayağına benziyor ve cilalı tunç gibi parlıyordu. Dört yanlarında, kanatlarının altında insan elleri vardı. Dördünün de yüzleri ve kanatları vardı.
Kanatları birbirine değerek dosdoğru ilerliyor, ilerlerken sağa sola dönmüyorlardı.
Her yaratığın dört yüzü vardı: Önde insan yüzü, sağda aslan yüzü, solda öküz yüzü, arkada ise kartal yüzü bulunuyordu.
Yüzleri böyleydi. Kanatları yukarıya doğru açılmıştı. Her yaratığın iki kanadı yanlarındaki diğer yaratıkların kanatlarına değiyor, diğer iki kanadıyla da bedenlerini örtüyordu.
Her biri dosdoğru ilerliyordu. Ruhları onları nereye yönlendirirse, sağa sola sapmadan oraya gidiyorlardı.
Canlı yaratıkların görünüşü, yanan ateş közleri ya da meşaleler gibiydi. Ateş, yaratıkların ortasında hareket ediyor, ışık saçıyor ve içinden şimşekler çakıyordu.
Yaratıklar, şimşek çakar gibi hızla ileri geri gidip geliyorlardı.
Dört yüzlü yaratıklara bakarken, her birinin yanında yere değen bir tekerlek gördüm.
Tekerleklerin görünüşü ve yapısı şöyleydi: Sarı yakut gibi parlıyorlardı ve dördü de birbirine benziyordu. Görünüşleri ve yapılışları, iç içe geçmiş bir tekerlek gibiydi.
Hareket ettiklerinde, yaratıkların baktıkları dört yönden birine doğru sağa sola sapmadan ilerliyorlardı.
Tekerleklerin kenarları yüksek ve korkunçtu; hepsi çepeçevre gözlerle doluydu.
Canlı yaratıklar hareket edince, yanlarındaki tekerlekler de hareket ediyordu. Yaratıklar yerden yükseldikçe tekerlekler de onlarla birlikte yükseliyordu. Ruhları onları nereye yönlendirirse oraya gidiyorlardı. Tekerlekler de onlarla birlikte yükseliyordu; çünkü yaratıkların ruhu tekerleklerdeydi.
Yaratıklar hareket ettiğinde tekerlekler de hareket ediyor, yaratıklar durduğunda tekerlekler de duruyor, yaratıklar yerden yükseldiğinde tekerlekler de yükseliyordu. Çünkü yaratıkların ruhu tekerleklerdeydi.
Billur gibi parlak ve korkunç, kubbeye benzer bir şey canlı yaratıkların başları üzerinde yayılmıştı.
Kubbenin altında, kanatlarının biri öbürünün kanatlarına doğru açılmıştı. Her birinin bedenini örten başka iki kanadı vardı.
Yaratıklar hareket edince kanatlarının çıkardığı sesi duydum. Bu ses, gürül gürül akan suların çağıltısını, Her Şeye Gücü Yeten'in sesini ve bir ordunun gürültüsünü andırıyordu. Durduklarında kanatlarını indiriyorlardı.
Kanatları inik dururken, başları üzerindeki kubbeden bir ses duyuldu.
Başları üzerindeki kubbenin üstünde, laciverttaşından yapılmış, tahta benzer bir nesne vardı.
Tahtı andıran nesnenin üzerinde insana benzer biri oturuyordu.
Gördüm ki belini andıran kısmın yukarısı, içi ateş dolu maden gibi ışıldıyordu. Belden aşağısı ateşe benziyordu ve çevresi göz alıcı bir ışıkla kuşatılmıştı.
Görünüşü, yağmurlu bir günde bulutların arasında oluşan gökkuşağına benziyordu. Çevresini saran parlaklık böyleydi.
Kanatları birbirine değerek dosdoğru ilerliyor, ilerlerken sağa sola dönmüyorlardı.
Her yaratığın dört yüzü vardı: Önde insan yüzü, sağda aslan yüzü, solda öküz yüzü, arkada ise kartal yüzü bulunuyordu.
Yüzleri böyleydi. Kanatları yukarıya doğru açılmıştı. Her yaratığın iki kanadı yanlarındaki diğer yaratıkların kanatlarına değiyor, diğer iki kanadıyla da bedenlerini örtüyordu.
Her biri dosdoğru ilerliyordu. Ruhları onları nereye yönlendirirse, sağa sola sapmadan oraya gidiyorlardı.
Canlı yaratıkların görünüşü, yanan ateş közleri ya da meşaleler gibiydi. Ateş, yaratıkların ortasında hareket ediyor, ışık saçıyor ve içinden şimşekler çakıyordu.
Yaratıklar, şimşek çakar gibi hızla ileri geri gidip geliyorlardı.
Dört yüzlü yaratıklara bakarken, her birinin yanında yere değen bir tekerlek gördüm.
Tekerleklerin görünüşü ve yapısı şöyleydi: Sarı yakut gibi parlıyorlardı ve dördü de birbirine benziyordu. Görünüşleri ve yapılışları, iç içe geçmiş bir tekerlek gibiydi.
Hareket ettiklerinde, yaratıkların baktıkları dört yönden birine doğru sağa sola sapmadan ilerliyorlardı.
Tekerleklerin kenarları yüksek ve korkunçtu; hepsi çepeçevre gözlerle doluydu.
Canlı yaratıklar hareket edince, yanlarındaki tekerlekler de hareket ediyordu. Yaratıklar yerden yükseldikçe tekerlekler de onlarla birlikte yükseliyordu. Ruhları onları nereye yönlendirirse oraya gidiyorlardı. Tekerlekler de onlarla birlikte yükseliyordu; çünkü yaratıkların ruhu tekerleklerdeydi.
Yaratıklar hareket ettiğinde tekerlekler de hareket ediyor, yaratıklar durduğunda tekerlekler de duruyor, yaratıklar yerden yükseldiğinde tekerlekler de yükseliyordu. Çünkü yaratıkların ruhu tekerleklerdeydi.
Billur gibi parlak ve korkunç, kubbeye benzer bir şey canlı yaratıkların başları üzerinde yayılmıştı.
Kubbenin altında, kanatlarının biri öbürünün kanatlarına doğru açılmıştı. Her birinin bedenini örten başka iki kanadı vardı.
Yaratıklar hareket edince kanatlarının çıkardığı sesi duydum. Bu ses, gürül gürül akan suların çağıltısını, Her Şeye Gücü Yeten'in sesini ve bir ordunun gürültüsünü andırıyordu. Durduklarında kanatlarını indiriyorlardı.
Kanatları inik dururken, başları üzerindeki kubbeden bir ses duyuldu.
Başları üzerindeki kubbenin üstünde, laciverttaşından yapılmış, tahta benzer bir nesne vardı.
Tahtı andıran nesnenin üzerinde insana benzer biri oturuyordu.
Gördüm ki belini andıran kısmın yukarısı, içi ateş dolu maden gibi ışıldıyordu. Belden aşağısı ateşe benziyordu ve çevresi göz alıcı bir ışıkla kuşatılmıştı.
Görünüşü, yağmurlu bir günde bulutların arasında oluşan gökkuşağına benziyordu. Çevresini saran parlaklık böyleydi.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar