bugün
- osuruktan şiirler22
- çalışmadan para kazanmak7
- erzincan da yolcu otobüsü ile suv çarpışması2
- alttaki yazara motto ver5
- porno entelektüelliği5
- bebek katili öcalan6
- ırkınızı seçme şansınız olsaydı31
- avrupa yakası aslı3
- sarı torba8
- uğruna kavga edilmesini isteyen türk kızı10
- bir şey söyle3
- velvet27
- bir yazarı savunmak7
- her şeye sahip insan mutsuzluğu13
- herkese pas veren kız barselonada oynasın12
- nasıl birisiniz5
- amedspor7
- sarı renkli şeker tarafından tehdit altındayım9
- kimsenin size söylemeyeceği bilmeniz gereken şey9
- saygıyı mı yoksa sevgiyi mi istersin6
- evliliğin anlamı13
- arkadaşlar biraz beşiktaş'ı övebilir misiniz5
- anın görüntüsü33
- özlediniz mi beni6
- mutlu ama uzak olsun5
- hayatın kuralları11
- mor semsiyeli yabanci8
- 16 ağustos 2026 amedspor erzurumspor maçı6
- sözlüğe her yeni gelen erko yazara yürümek5
- en iyi sayısal zeka hangi meslektedir sorunsalı10
- üsteki yazar ne düşünüyor tahmin et4
- bazı olaylarda zall'ın sözlüğe intikal etmesi5
- karı kıza para yedirir misiniz5
- sözlükte kavga oldu hissi5
- 15 ağustos 2026 gençlerbirliği fenerbahçe maçı19
- kürtsüz türkiye11
- fenerbahçe15
- ye yağlıyı iç suyu dondurursa dondursun5
- seri gizli artı oy veren melek7
- ağzı sarımsak kokan biriyle öpüşmek5
- serfoş yuzır3
- yoğurt mayalamasını bilen erkek6
- halife olacağım7
- nasıl zengin olunur3
- zafer ve iyi partinin ortak adayı mansur yavaş8
- 30 yaşından sonra aşık olmanın imkansız olması14
- nervio22
- yazarların bu seneki tatil yeri tercihi8
- türkiye türklerin ve kendini türk hissedenleridir7
- o kızdan uzak dur diyen erkek4
gönül gül diye bir şarkıcının yıllar önce kırmızı bir elbiseyle ateşin etrafında dans ederek söylediği şarkı.
(bkz: dudaktan kalbe)
düşene bir de ben vurmak istemem ama, hiç bir özelliği kalmamış eski havası ile uzaktan yakından alakası olmayan bar.
vaktiyle üniversite gençlerinin büyük çoğunluğunun en az bir kere uğradığı, çok kalabalik olduğunda ter ve sidik kokan, kimi zaman gercekten iyi muzik yapılan, one nigth stand' lere elverisli piyasa yapmaya gidilen beyoğlu mekanlarindan.
katlar arasi geçiş yaparken damgalanılan yer
ex(ler) var diye gidilmeyen,
üstlere dogru muzik tarzinin hafifledigi lightlaştiği mekan .
buraya giden mutlaka içinde bir anı bırakır taksim siraselvilerdeki rockbar
katlar arasi geçiş yaparken damgalanılan yer
ex(ler) var diye gidilmeyen,
üstlere dogru muzik tarzinin hafifledigi lightlaştiği mekan .
buraya giden mutlaka içinde bir anı bırakır taksim siraselvilerdeki rockbar
muhteşem bir müzik şaheseridir. pek çok sanatçı tarafından yorumlanmıştır.
en güzel, gönül akkor tarafından söylenmiş şarkıdır.
başımın tacı.
3 yıl önce arda uskan için 'son mohikan gecesi' düzenleyen, seyyal taner'inden zerrin özer'ine, erkin koray'ından sezen aksu'suna, teoman'ından fuat güner'ine, metin uca'sından izzet öz'üne bir çok arkadaşının performanslarını sergilediği özel bir geceye ev sahipliği yapan mekandır. o gecede en muhteşem performans son mohikan başlığıyla seyyal taner'e aitti.
keman çalan kimse.
sevgililerin yanındaki üçüncü kişidir.
neşe karaböcek, gönül akkor, bendeniz, umut akyürek ve nicesi tarafından yorumlanmış bir tsm eseri.
Unutulmaz bu acı
Dertli dertli çal kemancı
Her aşkta hüsran oldu gönül
Bilmem bu kaçıncı
Halime bak dertli çal
Kemancı başımın tacı
Gitme bu gece benimle kal
Benim halim çok acı
Değiştin kemancı
Neden efkârlı çalmıyorsun
Benim dünyam yıkılmış
Sen de mi acımıyorsun
Gözümden kaçmıyor
Benden bir şey saklıyorsun
Yeter artık derken
Kemancı neden ağlıyorsun
umut akyürek: http://fizy.com/#s/1j7myi
behiye aksoy: http://fizy.com/#s/21p0kn
Unutulmaz bu acı
Dertli dertli çal kemancı
Her aşkta hüsran oldu gönül
Bilmem bu kaçıncı
Halime bak dertli çal
Kemancı başımın tacı
Gitme bu gece benimle kal
Benim halim çok acı
Değiştin kemancı
Neden efkârlı çalmıyorsun
Benim dünyam yıkılmış
Sen de mi acımıyorsun
Gözümden kaçmıyor
Benden bir şey saklıyorsun
Yeter artık derken
Kemancı neden ağlıyorsun
umut akyürek: http://fizy.com/#s/1j7myi
behiye aksoy: http://fizy.com/#s/21p0kn
kemancı , çok başkadır.. benim için değil sadece.. şebnem ferah sevenler için , teoman dinleyenler için ,erkin koraya baba diyenler için..
kemancı bi dönemin belki de en kozmopolit mekanıydı.. lisede okurken reşit olmuş 5 senelik anadolu lisesi ve kolej mezunları , ergen heyecanları barmen ya da garson sevgilileri , tırt aşk hikayeleri ve olanca asilikleriyle ayrı bi dünyalardı.. itiraf ediyim ben de onlardandım.. bize o zamanlar çok büyülü gelirdi.. çok kuul..
bi tarafta burjuva olmayı kendine yedirememiş ama tüm hayatı boyunca da bunun için götünü yırtmış araftakiler vardı.. büyük abiler.. saçları uzun demir demirkan abiler.. şimdinin bar piçlerine benzemezlerdi.. siyah tshirt giyer rock dinlerlerdi.. birbirlerine kanka demezlerdi.. dans etmezler , karı kıza yavşamazlardı..
bi tarafta her barın sahip olduğu diptekiler vardı.. tuvaletlerde kusanlar şimdi görsem ne kullandıklarını şıp diye anlayacağım müptelalar belli ki feneri kemancıda söndürmeyecek olan erkeklere önce karizmatik sonra orospu gelen artist ablalar..
biz kemancıya giden küçük bi gruptuk.. nasıl ki , cuma okul çıkış tophaneye 20 kişi gidilir osmanlıda oturulur , nasıl ki nevizadede akdenize gidilir sadece bira içilir kakara kikiri yapılır kalkılır , nasıl ki taksimde atıştırmalık sadece bambiye ya da kızılkayalara gidilir , biz de kendimizi olmuş hissedince kemancıyaa giderdik..
giderdik dediğim , çekirdek aileden biri o zamanlar alman hastanesinde çalışırdı.. bi diğeri taksim ilk yardımda.. onlara telefon açardık.. biz gidiyoruz diye.. tamam dikkatli olun bişi olursa ben burdayım derlerdi.. hani çok asiyiz amk ?!
ilk gittiğim zaman.. geçen senelerden birinde.. baya baya ilah gibi taptığım bi adamı gördüm.. çok fiyakalı bi hastanenin çok fiyakalı bi bölümünde uzman doktor.. yanımda o zamanlar en iyi arkadaşlarım 3 kişi.. 2 kız bi erkek.. bi ben bi de orda tesadüf gördüğümüz alman liseli bi abi..
biz aval aval milleti köşede izleyip , hangi hatunu kim götürücek ohara nası yapıştı lan dudaklarına muhabbeti yapıyoruz.. bildiğin esra erol rock bar version yani.. işte ruhumuzda yok rocknroll..
adamı gördüm.. hemen anlattım bi çırpıda hiii dediler git selam ver.. eheh mehe koca adam ya al bilmem ki derken gittim dedim , merhaba nasılsınız beni tanıdınız mı bilmem ne beyin yeğeni.. dedi sen ne arıyosun burda yaşın tutuyo mu.. yanında kızıl bi afet.. afet dediysem boyalı bi kaşar değil.. sırtında güneş ışınları gibi ipler olan dekolte bi tshirt altında siyah mini etek kızıl saçlar ve kocaman yemyeşil gözler.. bi bozulduydum tabii.. hatun adamın beline sıkıca sarılmış filan.. zaten midem de yanıyo içkiden.. dedim hoşçakalıno zaman.. el salladı tamam filan dedi..
sonraları biz hepimiz başka yerlere savrulduk.. ben almanyaya çocuklardan biri cerrahpaşa tıpa , kız trakya tıbba , bi diğeri eskişehir tıbba..
aradan kocaman 4 5 sene geçti.. kemancıya bi daha gitmedik.. unuttuk desem yeridir.. bizimkilerin tus derdi benim okulu uzatmam derken , hayat öyle pis yordu ki bizi kafamız kemancıyı götürmedi..
nrvizadede bile ilk bulduğumuz sakin yere oturur olduk.. yan masada , 3 erkek grubunun diğer masadaki kızı elinden tutup eve götürmesine adı konulamayan bi üzüntüyle yaklaşır olduk.. içimizden biri radyoloji asistanı enfes bi çocukla nişanlandı.. bi diğeri cerrahpaşa dermatolojiyi kazandı asistanlığa başladı.. çocuk ingilterede uzmanlığa kabul aldı..
ben ise harıl harıl taksime yetişmeye çalışırken kemancıyı düşündüm.. seneler sonra.. sanki çocukken çok büyük gelen evin büyüyünce bi anda küçülmesi gibi o bar o ortam gözümde küçüldü..
esasında kemancı neydi allasen ? bi kaç it kopuk , en iyi müziği dinlediğini sanan ezberlenmiş laflar müdürleri , ucuz arıza hatunlar , hasbelkader aralara kaynamış sağlam adamlar.. hani o mekanda kendimizi zamanında ezik hissederdik lan biz.. böyle bi acemilik vardı.. bi aa ne çalıyo lan acaba diye utanarak sorma.. sanki herkes anasının karnından taksim kültürüyle doğuyo ! sonra işte , devir değişti..
bi kaç 5 sene sonra belki hepimiz birleşip kemancının alayını alıcak paraya sahip olucaz.. zamanında edirneye giden arkadaşın delice aşık olduğu o mekan çalışanı hala yerinde , o arkadaş gibi yüzlercesini aşık etmekle ve hayatını böyle geçirmekle meşgul..
neyse , işte ben sabahleyin ayağımda mavi topuklu ayakkabılar , çantamda pembe stetoskopum , üstümde siyah bi elbiseyle sıraselvilere kıvrıldım.. bi elimde telefon kardeşin işleriyle meşgulum.. kendi kendime bütün dertlerimi sayıp hepsine ana avrat saydırıyorum.. hayatım çok boktan geliyo bana.. lan dedim keşke de lisede kalsaydım.. nerden girdim şu lanet okula.. ne heyecan kaldı ne bişi.. homhom bi adam oldum çıktım.. bi yanda anılarla dolu istiklal bi yanda kendini aynada görse kim lan bu karı dicek olan ben..
sonra kemancının önünden geçerken bi an düşündüm.. lan dedim , bu muydu istediğin ? uzaktan daha karizma geliyo savruk olmak.. daha dolu yaşıyolarmış gibi geliyo hayatı kemancıdakiler.. daha çok acı ama daha çok olmuşluk daha çok depresyon ama daha çok seks..
yani benim istediğim bu değildi.. ben mesela ne o doktor gibi olmak istiyodum , bilmem ne kaç yaşında ücra bar köşelerinde çoluk çocuksuz ailesiz ama bi afetle , ne hap alıp sikişmek istiyodum bi bar tuvaletinde ne de çok müthiş felsefesi varmış gibi duran ama özünde bi bok anlamadığım bi müzikle tüm hayatımı geçirmek istiyodum..
ben sibeli cahiti tinayı salihi meteyi kaanı filmlerde izleyip kitaplarda okuyup bi an dönüp "lan keşke bizimki de hayat mı amk" diye sızlanıp, gene yoluma devam etmek istiyodum..
isteyen burjuva desin isteyen beyaz yakalı..
kemancı işte bar değil sadece.. kemancıya uğrayanlar var.. nedir ne değildir diye bakan.. bi de kemancıya muhtaç olanlar var.. hayatında başka bişi olmayan.. ordaki barmenleri tanıdığı için kendini daha iyi hisseden.. ait olmayı ve bğalanmayı dibine kadar reddeden ama neticede dandik bi bara bağlanmış olan..
eheh kemancı başımın tacı.
o değil de , şu laf var ya "gitme bu gece bende kal , benim halim çok acı" kemancı ve türevlerinde kız düşüren 1. laftır bu belki de..
eller masada, kıvrılmış gömlek kolları dirsekte , masada bi kaç boş bardak , sigara paketleri , belki sarılmış ot.. gözleri kızarmış sırıtmasını tutamayan bi hatun ve karşıda yalnızlığından ve ihtiyaçlarından dem vuran bar erkeği..
ehehe barlara gitmeyin lan.. ya da bakın ama çıkın..
ben ayşe teyze , kadıköyden bildirdim..
kemancı bi dönemin belki de en kozmopolit mekanıydı.. lisede okurken reşit olmuş 5 senelik anadolu lisesi ve kolej mezunları , ergen heyecanları barmen ya da garson sevgilileri , tırt aşk hikayeleri ve olanca asilikleriyle ayrı bi dünyalardı.. itiraf ediyim ben de onlardandım.. bize o zamanlar çok büyülü gelirdi.. çok kuul..
bi tarafta burjuva olmayı kendine yedirememiş ama tüm hayatı boyunca da bunun için götünü yırtmış araftakiler vardı.. büyük abiler.. saçları uzun demir demirkan abiler.. şimdinin bar piçlerine benzemezlerdi.. siyah tshirt giyer rock dinlerlerdi.. birbirlerine kanka demezlerdi.. dans etmezler , karı kıza yavşamazlardı..
bi tarafta her barın sahip olduğu diptekiler vardı.. tuvaletlerde kusanlar şimdi görsem ne kullandıklarını şıp diye anlayacağım müptelalar belli ki feneri kemancıda söndürmeyecek olan erkeklere önce karizmatik sonra orospu gelen artist ablalar..
biz kemancıya giden küçük bi gruptuk.. nasıl ki , cuma okul çıkış tophaneye 20 kişi gidilir osmanlıda oturulur , nasıl ki nevizadede akdenize gidilir sadece bira içilir kakara kikiri yapılır kalkılır , nasıl ki taksimde atıştırmalık sadece bambiye ya da kızılkayalara gidilir , biz de kendimizi olmuş hissedince kemancıyaa giderdik..
giderdik dediğim , çekirdek aileden biri o zamanlar alman hastanesinde çalışırdı.. bi diğeri taksim ilk yardımda.. onlara telefon açardık.. biz gidiyoruz diye.. tamam dikkatli olun bişi olursa ben burdayım derlerdi.. hani çok asiyiz amk ?!
ilk gittiğim zaman.. geçen senelerden birinde.. baya baya ilah gibi taptığım bi adamı gördüm.. çok fiyakalı bi hastanenin çok fiyakalı bi bölümünde uzman doktor.. yanımda o zamanlar en iyi arkadaşlarım 3 kişi.. 2 kız bi erkek.. bi ben bi de orda tesadüf gördüğümüz alman liseli bi abi..
biz aval aval milleti köşede izleyip , hangi hatunu kim götürücek ohara nası yapıştı lan dudaklarına muhabbeti yapıyoruz.. bildiğin esra erol rock bar version yani.. işte ruhumuzda yok rocknroll..
adamı gördüm.. hemen anlattım bi çırpıda hiii dediler git selam ver.. eheh mehe koca adam ya al bilmem ki derken gittim dedim , merhaba nasılsınız beni tanıdınız mı bilmem ne beyin yeğeni.. dedi sen ne arıyosun burda yaşın tutuyo mu.. yanında kızıl bi afet.. afet dediysem boyalı bi kaşar değil.. sırtında güneş ışınları gibi ipler olan dekolte bi tshirt altında siyah mini etek kızıl saçlar ve kocaman yemyeşil gözler.. bi bozulduydum tabii.. hatun adamın beline sıkıca sarılmış filan.. zaten midem de yanıyo içkiden.. dedim hoşçakalıno zaman.. el salladı tamam filan dedi..
sonraları biz hepimiz başka yerlere savrulduk.. ben almanyaya çocuklardan biri cerrahpaşa tıpa , kız trakya tıbba , bi diğeri eskişehir tıbba..
aradan kocaman 4 5 sene geçti.. kemancıya bi daha gitmedik.. unuttuk desem yeridir.. bizimkilerin tus derdi benim okulu uzatmam derken , hayat öyle pis yordu ki bizi kafamız kemancıyı götürmedi..
nrvizadede bile ilk bulduğumuz sakin yere oturur olduk.. yan masada , 3 erkek grubunun diğer masadaki kızı elinden tutup eve götürmesine adı konulamayan bi üzüntüyle yaklaşır olduk.. içimizden biri radyoloji asistanı enfes bi çocukla nişanlandı.. bi diğeri cerrahpaşa dermatolojiyi kazandı asistanlığa başladı.. çocuk ingilterede uzmanlığa kabul aldı..
ben ise harıl harıl taksime yetişmeye çalışırken kemancıyı düşündüm.. seneler sonra.. sanki çocukken çok büyük gelen evin büyüyünce bi anda küçülmesi gibi o bar o ortam gözümde küçüldü..
esasında kemancı neydi allasen ? bi kaç it kopuk , en iyi müziği dinlediğini sanan ezberlenmiş laflar müdürleri , ucuz arıza hatunlar , hasbelkader aralara kaynamış sağlam adamlar.. hani o mekanda kendimizi zamanında ezik hissederdik lan biz.. böyle bi acemilik vardı.. bi aa ne çalıyo lan acaba diye utanarak sorma.. sanki herkes anasının karnından taksim kültürüyle doğuyo ! sonra işte , devir değişti..
bi kaç 5 sene sonra belki hepimiz birleşip kemancının alayını alıcak paraya sahip olucaz.. zamanında edirneye giden arkadaşın delice aşık olduğu o mekan çalışanı hala yerinde , o arkadaş gibi yüzlercesini aşık etmekle ve hayatını böyle geçirmekle meşgul..
neyse , işte ben sabahleyin ayağımda mavi topuklu ayakkabılar , çantamda pembe stetoskopum , üstümde siyah bi elbiseyle sıraselvilere kıvrıldım.. bi elimde telefon kardeşin işleriyle meşgulum.. kendi kendime bütün dertlerimi sayıp hepsine ana avrat saydırıyorum.. hayatım çok boktan geliyo bana.. lan dedim keşke de lisede kalsaydım.. nerden girdim şu lanet okula.. ne heyecan kaldı ne bişi.. homhom bi adam oldum çıktım.. bi yanda anılarla dolu istiklal bi yanda kendini aynada görse kim lan bu karı dicek olan ben..
sonra kemancının önünden geçerken bi an düşündüm.. lan dedim , bu muydu istediğin ? uzaktan daha karizma geliyo savruk olmak.. daha dolu yaşıyolarmış gibi geliyo hayatı kemancıdakiler.. daha çok acı ama daha çok olmuşluk daha çok depresyon ama daha çok seks..
yani benim istediğim bu değildi.. ben mesela ne o doktor gibi olmak istiyodum , bilmem ne kaç yaşında ücra bar köşelerinde çoluk çocuksuz ailesiz ama bi afetle , ne hap alıp sikişmek istiyodum bi bar tuvaletinde ne de çok müthiş felsefesi varmış gibi duran ama özünde bi bok anlamadığım bi müzikle tüm hayatımı geçirmek istiyodum..
ben sibeli cahiti tinayı salihi meteyi kaanı filmlerde izleyip kitaplarda okuyup bi an dönüp "lan keşke bizimki de hayat mı amk" diye sızlanıp, gene yoluma devam etmek istiyodum..
isteyen burjuva desin isteyen beyaz yakalı..
kemancı işte bar değil sadece.. kemancıya uğrayanlar var.. nedir ne değildir diye bakan.. bi de kemancıya muhtaç olanlar var.. hayatında başka bişi olmayan.. ordaki barmenleri tanıdığı için kendini daha iyi hisseden.. ait olmayı ve bğalanmayı dibine kadar reddeden ama neticede dandik bi bara bağlanmış olan..
eheh kemancı başımın tacı.
o değil de , şu laf var ya "gitme bu gece bende kal , benim halim çok acı" kemancı ve türevlerinde kız düşüren 1. laftır bu belki de..
eller masada, kıvrılmış gömlek kolları dirsekte , masada bi kaç boş bardak , sigara paketleri , belki sarılmış ot.. gözleri kızarmış sırıtmasını tutamayan bi hatun ve karşıda yalnızlığından ve ihtiyaçlarından dem vuran bar erkeği..
ehehe barlara gitmeyin lan.. ya da bakın ama çıkın..
ben ayşe teyze , kadıköyden bildirdim..
halime bakıp, dertli çalan.
Eski personeli olduğum mekan. Şu sıralar kayıpları oynuyor. işin arkaplanını az çok bilen biri olarak üzüldüğüm eski rock bar'dır ayrıca.
funda arar da güzel yorumlamıştır.
https://www.youtube.com/watch?v=B9_tJEpg5mk
https://www.youtube.com/watch?v=B9_tJEpg5mk
zeki ateş in hayatını kaybettiğini bundan bir iki saat önce ekşi sözlük e giri girerken öğrendim. kendisiyle bir 2 kalem muhabbetimiz olmuştu eskiden, yalan dünya dan biri daha göçtü ne diyelim. allah yakınlarına sabır versin.
keman çalan kimsedir. ama o kimse asla oda arkadaşım değildir. bahsettiğim kişi üniversitenin ilk yılında yurtta kalırken aynı odaya düştüğüm şahıs, sağolsun keman kursuna başlamış, bütün gün sabahtan akşama kadar odanın içinde gıygıygıy kafamızı ütülemişti. kendisini hala çok güzel anıyorum, ki kendisi şu an en yakın dostum olur.
(bkz: neşe karaböcek) yorumu, bende bir yerlere dokunuyor ve her seferinde çok kırıyor. plak kaydı dinlenmeli. 70’lerden, çok güzide bir şarkı.
“unutulmaz, bu acı
dertli dertli çal kemancı
her aşk da hüsran oldu,
bilmem bu kaçıncı?
halime bak, dertli çal!
yalancı, başımın tacı
gitme bu gece,
ne olur, benim halim çok acı.”
“unutulmaz, bu acı
dertli dertli çal kemancı
her aşk da hüsran oldu,
bilmem bu kaçıncı?
halime bak, dertli çal!
yalancı, başımın tacı
gitme bu gece,
ne olur, benim halim çok acı.”
Neşe karaböcek ile gecelere eşlik eder.
Aklıma David Garrett gelir.Kemancı kelimesi yetmez onu anlatmaya. Keman virtüözü, kemanı ruhu, sanatını anlatacak kelime bulamıyorum.
https://m.youtube.com/watch?v=RbXB7vHEkNw
Tanju Okan.
Değiştin kemancı
Neden efkârlı çalmıyorsun?
Benim dünyam yıkılmış
Sen de mi acıyorsun?
Tanju Okan.
Değiştin kemancı
Neden efkârlı çalmıyorsun?
Benim dünyam yıkılmış
Sen de mi acıyorsun?
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar