bugün
- nickten isim tahmini yapmak72
- erkeklerin evlenmek istememe nedenleri4
- hikayeyi devam ettir30
- bir hevesle alınıp kullanılmayan şeyler16
- kalabalıklar içinde yalnız olmak10
- arkadaşlar bir bakar mısınız9
- hayattan zevk alamamak15
- erkeklerin obur olduğu algısı18
- gocunun nerede olması12
- yazarlara göre olması gereken insan ömrü süresi8
- kurbağa öpüp prens beklemek14
- rüyamda kadın olmuştum6
- pizzada ince hamur tercih eden erkek12
- uyumayın konuşalım5
- insanlar nasıl arkadaş ediniyor6
- pizzanın ortasındaki yuvarlak plastik şey12
- uysaljakoben16
- ayınan mıyorum ayınan mıyorum17
- 32 yaş evlenmek için çok mu erken8
- habire12 adamdır37
- temiz nevresimler içinde uyumak4
- yazarların öldükten sonraki planları4
- yeşilçam filmi izlemek6
- biber dolması olsa da yesek5
- yeni parti50
- türk kızlarına bir öğüt bırak4
- yazarların sözlükte bulunma amaçları4
- insana kendini güvende hissettiren şeyler4
- yazın dışarı çıkmanın zorluğu4
- habire1259
- fakesi çaylak yiyen yazarın dramı4
- sözlüğün en yakışıklı yazarı olmak3
- ailevi değerlere dil uzatan insanımsılar5
- makine mühendisliği3
- mesajlara geç cevap veren insanlar3
- spora yeni başlayacaklara tavsiyeler3
- true'nin kadın yazarlara bakıp 31 çekmesi6
- sözlüğe yön veren kutup yıldızı yazarlar4
- sokakta kavga teknikleri3
- bütün güzel kızların kapılmış olması5
- gecenin bu saatinde acıkmak3
- gün boyu sözlükte birbirini yalayan tipler7
- yazarların zeka seviyeleri7
- sözlük profiline fotoğraf koyan yazarın asıl amacı7
- arkadaşlar şeftali yer miyiz8
- erector eski nesil hesapları nereden buluyor6
- cem küçük5
- nick vermeden bir yazara seslen16
- başlık altında laf sokmaya çalışan tipler3
- güzel kızların pizza yemesi7
parkların vazgeçilmez oyuncaklarındandır. bir süre sonra oturarak kaymak sıradanlaştığı için ayaktaa kaymaya başlanılır. *
parkların vazgeçilmez ve nostaljik oyun aletiydi.
eskiden şatafatlı mekanlar değildi parklar. birbirinden güzel tasarımlara sahip plastik tahterevalliler (değil! dattirivalli o!) ya da güvenli bir zemin üzerine kurulmuş uçak şeklindeki kırmızı salıncaklar yoktu.
bildiğiniz sac metalden yapılmış ve yine metal borularla birbirine bağlanmış paslı kaydıraklar, zincirini her an koparıp sizi atmosfere yollamak için tetikte bekleyen salıncaklar, yere vurduğunuzda o zavallı kıçınızı tabiri caizse "darmadağın eden" tahterevalliler vardı.
bir de park ahalisi vardı. genelde sabit kimselerden oluşurdu. zaman zaman dışarıdan gelen yabancı ailelerin çocukları da katılırdı gruba. insanlarla tanışma gereği duymaksızın "hadi gel kaydırak yapalım" diyebildiğimiz masumane zamanlardı tabi onlar.
kaydırağa koşarak tırmanabilmek bizim için k2'nin zirvesine çıkmak gibiydi.
pek azımız yapabilirdi tabi. kafa üstü kuma çakılanlar, dizleri paslı metal tarafından biçilenler, kıçını yaz ortası sıcağıyla kavrulmuş kaydırcak sacına sürtüp kızartanlar..
ama kahraman olurduk bunu başaran. ilah olurdu, idol olurdu. çocuklar gözünüzün yağını yemek için sıraya girerdi, parmakla gösterilen süperstar olurdunuz; hata zemine çakılıp kırılmış kıçını imzalatmak isteyen bile çıkardı (yok daha neler.)
"hoş zamanlardı bunlar" diyeceğim. yok yahu değildi. annem giydirirdi beni. örme bir etek ve örme bir hırka, ayağıma 36 numara tuvalet terliği; saçlar bildiğiniz kezban örgüsü..
bir de yaramaz bir çocuksanız ve parka birkaç metre uzaklıktaki bir evde oturuyorsanız en büyük hobilerinizden biri "salıncakta kafa yarmak" olurdu. şahsım yarmıştı da zatn, böyle dünyanız kararıyor; gözünüz yaşarıyor, gökyüzünü görüyorsunuz falan..
allah vermesin gerçekten denilesidir. mahallenin yaramazı sizi tahterevalli'nin tepesine hapsetse o bile daha makul.
(bkz: kaydırağa koşarak çıkabilenler)
eskiden şatafatlı mekanlar değildi parklar. birbirinden güzel tasarımlara sahip plastik tahterevalliler (değil! dattirivalli o!) ya da güvenli bir zemin üzerine kurulmuş uçak şeklindeki kırmızı salıncaklar yoktu.
bildiğiniz sac metalden yapılmış ve yine metal borularla birbirine bağlanmış paslı kaydıraklar, zincirini her an koparıp sizi atmosfere yollamak için tetikte bekleyen salıncaklar, yere vurduğunuzda o zavallı kıçınızı tabiri caizse "darmadağın eden" tahterevalliler vardı.
bir de park ahalisi vardı. genelde sabit kimselerden oluşurdu. zaman zaman dışarıdan gelen yabancı ailelerin çocukları da katılırdı gruba. insanlarla tanışma gereği duymaksızın "hadi gel kaydırak yapalım" diyebildiğimiz masumane zamanlardı tabi onlar.
kaydırağa koşarak tırmanabilmek bizim için k2'nin zirvesine çıkmak gibiydi.
pek azımız yapabilirdi tabi. kafa üstü kuma çakılanlar, dizleri paslı metal tarafından biçilenler, kıçını yaz ortası sıcağıyla kavrulmuş kaydırcak sacına sürtüp kızartanlar..
ama kahraman olurduk bunu başaran. ilah olurdu, idol olurdu. çocuklar gözünüzün yağını yemek için sıraya girerdi, parmakla gösterilen süperstar olurdunuz; hata zemine çakılıp kırılmış kıçını imzalatmak isteyen bile çıkardı (yok daha neler.)
"hoş zamanlardı bunlar" diyeceğim. yok yahu değildi. annem giydirirdi beni. örme bir etek ve örme bir hırka, ayağıma 36 numara tuvalet terliği; saçlar bildiğiniz kezban örgüsü..
bir de yaramaz bir çocuksanız ve parka birkaç metre uzaklıktaki bir evde oturuyorsanız en büyük hobilerinizden biri "salıncakta kafa yarmak" olurdu. şahsım yarmıştı da zatn, böyle dünyanız kararıyor; gözünüz yaşarıyor, gökyüzünü görüyorsunuz falan..
allah vermesin gerçekten denilesidir. mahallenin yaramazı sizi tahterevalli'nin tepesine hapsetse o bile daha makul.
(bkz: kaydırağa koşarak çıkabilenler)
çocuk zihni ve bedenini mutlu etmeye yarayan, uğrunda sıraya girilen, yağmurlu günlerde bile evde fırça yemeyi göze alacak şekilde kullanılan mini park eğlencesi. hemen bitiminde binlerce çocuk poposunun darbeleri ile oluşmuş çukura dolan su ile oluşan birikintilerin bile yıldıramadığı çocuk cesareti ve vurdumduymazlığının delili.
parkların demirbaş oyuncağıdır. şimdi anladım ki en büyük salaklık kayılan yerden tırmanarak çıkıp merdivenlerden inmekmiş.
aqua parkların olmazsa olması.
eski bir mahalle arası aletidir efendim. şöyle ki; birkaç çocuk toplanır ve ellerindeki nesnelerle bir oyun oynamaya karar verir. bu nesneler genelde lek veya gazoz kapağı olurdu. ortaya bir daire çizilir, nesneler belirlenen adette daire içine konur ve belli bir uzaklığa geçildikten sonra bir başka sert cisimle o daireye doğru atış yapılırdı. amaç; lek veya gazoz kapaklarını daire dışına çıkarmak. daire dışına çıkan nesneler atışı yapana ait olurdu. işte o daireye doğru fırlatılan sert cismin adıydı efendim kaydırak. genelde mermer ya da bir taş parçası olurdu.
not: terlik fırlatan çocuk görmüşlüğüm bile var.
not: terlik fırlatan çocuk görmüşlüğüm bile var.
çocuk bahçelerinde çocukların oturup kayarak eğlendikleri oyun aracı. dis kirmaya yarayan cocuk parki olmazsa olmazi.
Metal olanlarının başlangıç çizgisindeki yırtıklarla elbisenin popo kısmını ya da daha da önemli şeyleri yırtmamak için bir popo boyu ileriden kaymaya başladığınız oyuncak.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar