bugün
- kızlar gocu'ya mı güvenirsiniz yoksa bana mı12
- bir erkeğin aşko demesi6
- kılıçdaroğlu'nun rozet töreni figüran iddiası32
- sözlük kızlarının kendilerini güvenilir sanması8
- 24 tane fake hesabı olan yazar7
- bir yazarı entrylerine göre yargılamak19
- tekne turu3
- sözlükteki herkesin 2 hesap kullanması7
- hangi yazar hangi başlığa ait5
- diamond bosphorus27
- biraz şımardım6
- çağımızın hastalığı8
- gammazlar neden hiç çaylak olmuyor8
- göbeklitepe ve insanlık tarihinin yeniden yazılışı2
- hoşlanılan kızı türkü bardan çıkarken görmek3
- sözlükteki linç kültürü2
- sevgilinizin sözlükte yazar olması6
- nickten isim tahmini yapmak72
- bu kadar feyk barındıran yerde ben kalamam3
- cajun corner2
- siyasal islamcı siyasal alevici ittifakı2
- ioçk'nın müziği6
- acıyo diyen kız4
- insanlar nasıl arkadaş ediniyor10
- gammaz çetesi7
- cem dizdar2
- yakisikli babam gibi asik oldum anam gibi2
- sözlük yazarlarının yaptığı yemekler2
- ayınan mıyorum ayınan mıyorum20
- seri gizli artı oy veren melek15
- erkeklerin evlenmek istememe nedenleri10
- sapık olduğu için çaylak olan insan5
- hayattan zevk alamamak17
- true'nin utanmadan gammazlara laf söylemesi3
- kalabalıklar içinde yalnız olmak12
- yan ma leley yan ma leyyo3
- aykirikadin2
- ferrasini satan yazar2
- arkadaşlar feyk misi ni z2
- yazın dışarı çıkmanın zorluğu6
- arkadaşlar hoşçakalın4
- hikayeyi devam ettir25
- bacınızın uluda yazar olmasını ister misiniz3
- eski sevgilisinin adını sözlükte anan yazar2
- clean code alışkanlığı2
- götelek turşusu3
- bir hevesle alınıp kullanılmayan şeyler16
- hava ne kadar güzel ya3
- yazarların sözlükte bulunma amaçları7
- insana kendini güvende hissettiren şeyler6
parkların vazgeçilmez oyuncaklarındandır. bir süre sonra oturarak kaymak sıradanlaştığı için ayaktaa kaymaya başlanılır. *
parkların vazgeçilmez ve nostaljik oyun aletiydi.
eskiden şatafatlı mekanlar değildi parklar. birbirinden güzel tasarımlara sahip plastik tahterevalliler (değil! dattirivalli o!) ya da güvenli bir zemin üzerine kurulmuş uçak şeklindeki kırmızı salıncaklar yoktu.
bildiğiniz sac metalden yapılmış ve yine metal borularla birbirine bağlanmış paslı kaydıraklar, zincirini her an koparıp sizi atmosfere yollamak için tetikte bekleyen salıncaklar, yere vurduğunuzda o zavallı kıçınızı tabiri caizse "darmadağın eden" tahterevalliler vardı.
bir de park ahalisi vardı. genelde sabit kimselerden oluşurdu. zaman zaman dışarıdan gelen yabancı ailelerin çocukları da katılırdı gruba. insanlarla tanışma gereği duymaksızın "hadi gel kaydırak yapalım" diyebildiğimiz masumane zamanlardı tabi onlar.
kaydırağa koşarak tırmanabilmek bizim için k2'nin zirvesine çıkmak gibiydi.
pek azımız yapabilirdi tabi. kafa üstü kuma çakılanlar, dizleri paslı metal tarafından biçilenler, kıçını yaz ortası sıcağıyla kavrulmuş kaydırcak sacına sürtüp kızartanlar..
ama kahraman olurduk bunu başaran. ilah olurdu, idol olurdu. çocuklar gözünüzün yağını yemek için sıraya girerdi, parmakla gösterilen süperstar olurdunuz; hata zemine çakılıp kırılmış kıçını imzalatmak isteyen bile çıkardı (yok daha neler.)
"hoş zamanlardı bunlar" diyeceğim. yok yahu değildi. annem giydirirdi beni. örme bir etek ve örme bir hırka, ayağıma 36 numara tuvalet terliği; saçlar bildiğiniz kezban örgüsü..
bir de yaramaz bir çocuksanız ve parka birkaç metre uzaklıktaki bir evde oturuyorsanız en büyük hobilerinizden biri "salıncakta kafa yarmak" olurdu. şahsım yarmıştı da zatn, böyle dünyanız kararıyor; gözünüz yaşarıyor, gökyüzünü görüyorsunuz falan..
allah vermesin gerçekten denilesidir. mahallenin yaramazı sizi tahterevalli'nin tepesine hapsetse o bile daha makul.
(bkz: kaydırağa koşarak çıkabilenler)
eskiden şatafatlı mekanlar değildi parklar. birbirinden güzel tasarımlara sahip plastik tahterevalliler (değil! dattirivalli o!) ya da güvenli bir zemin üzerine kurulmuş uçak şeklindeki kırmızı salıncaklar yoktu.
bildiğiniz sac metalden yapılmış ve yine metal borularla birbirine bağlanmış paslı kaydıraklar, zincirini her an koparıp sizi atmosfere yollamak için tetikte bekleyen salıncaklar, yere vurduğunuzda o zavallı kıçınızı tabiri caizse "darmadağın eden" tahterevalliler vardı.
bir de park ahalisi vardı. genelde sabit kimselerden oluşurdu. zaman zaman dışarıdan gelen yabancı ailelerin çocukları da katılırdı gruba. insanlarla tanışma gereği duymaksızın "hadi gel kaydırak yapalım" diyebildiğimiz masumane zamanlardı tabi onlar.
kaydırağa koşarak tırmanabilmek bizim için k2'nin zirvesine çıkmak gibiydi.
pek azımız yapabilirdi tabi. kafa üstü kuma çakılanlar, dizleri paslı metal tarafından biçilenler, kıçını yaz ortası sıcağıyla kavrulmuş kaydırcak sacına sürtüp kızartanlar..
ama kahraman olurduk bunu başaran. ilah olurdu, idol olurdu. çocuklar gözünüzün yağını yemek için sıraya girerdi, parmakla gösterilen süperstar olurdunuz; hata zemine çakılıp kırılmış kıçını imzalatmak isteyen bile çıkardı (yok daha neler.)
"hoş zamanlardı bunlar" diyeceğim. yok yahu değildi. annem giydirirdi beni. örme bir etek ve örme bir hırka, ayağıma 36 numara tuvalet terliği; saçlar bildiğiniz kezban örgüsü..
bir de yaramaz bir çocuksanız ve parka birkaç metre uzaklıktaki bir evde oturuyorsanız en büyük hobilerinizden biri "salıncakta kafa yarmak" olurdu. şahsım yarmıştı da zatn, böyle dünyanız kararıyor; gözünüz yaşarıyor, gökyüzünü görüyorsunuz falan..
allah vermesin gerçekten denilesidir. mahallenin yaramazı sizi tahterevalli'nin tepesine hapsetse o bile daha makul.
(bkz: kaydırağa koşarak çıkabilenler)
çocuk zihni ve bedenini mutlu etmeye yarayan, uğrunda sıraya girilen, yağmurlu günlerde bile evde fırça yemeyi göze alacak şekilde kullanılan mini park eğlencesi. hemen bitiminde binlerce çocuk poposunun darbeleri ile oluşmuş çukura dolan su ile oluşan birikintilerin bile yıldıramadığı çocuk cesareti ve vurdumduymazlığının delili.
parkların demirbaş oyuncağıdır. şimdi anladım ki en büyük salaklık kayılan yerden tırmanarak çıkıp merdivenlerden inmekmiş.
aqua parkların olmazsa olması.
eski bir mahalle arası aletidir efendim. şöyle ki; birkaç çocuk toplanır ve ellerindeki nesnelerle bir oyun oynamaya karar verir. bu nesneler genelde lek veya gazoz kapağı olurdu. ortaya bir daire çizilir, nesneler belirlenen adette daire içine konur ve belli bir uzaklığa geçildikten sonra bir başka sert cisimle o daireye doğru atış yapılırdı. amaç; lek veya gazoz kapaklarını daire dışına çıkarmak. daire dışına çıkan nesneler atışı yapana ait olurdu. işte o daireye doğru fırlatılan sert cismin adıydı efendim kaydırak. genelde mermer ya da bir taş parçası olurdu.
not: terlik fırlatan çocuk görmüşlüğüm bile var.
not: terlik fırlatan çocuk görmüşlüğüm bile var.
çocuk bahçelerinde çocukların oturup kayarak eğlendikleri oyun aracı. dis kirmaya yarayan cocuk parki olmazsa olmazi.
Metal olanlarının başlangıç çizgisindeki yırtıklarla elbisenin popo kısmını ya da daha da önemli şeyleri yırtmamak için bir popo boyu ileriden kaymaya başladığınız oyuncak.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar