bugün
- acı gerçekler11
- gammazlar göreve5
- muhalif kızların ak partili erkeklere aşık olması13
- büyük istanbul depremi4
- gece çölde deveyle yol alırken dinlenecek şarkılar6
- ilişkilerde ortak zevklerin önemi5
- lise yıllarına ait bir şey söyleyin17
- ilk buluşmaya 46 adet deveyle gelen kız6
- motorla kaza yapan kadın5
- bir kız true ile arkadaş olabilir mi10
- ergen gibi davranan 35 yaş üstü dingil3
- köy6
- demet evgar4
- gölcük depremi3
- hünkar beğendi vs alinazik9
- keşif2
- anın görüntüsü28
- spk soruşturmasında 387 milyon lira dondurulması4
- queen ravenna'nın arabasını çalmak4
- sözlükte aile kurmak5
- yeni biriyle nerede tanışılır11
- ağlamak2
- yaz mevsiminin avuçlarımızdan kayıp gidivermesi2
- en lezzetli balık21
- müzik dinleyen 45 yaş üstü dallama2
- o kişi sözlüğe girince ne yapmalı5
- nejat uygur4
- wilfried singo2
- sevilmeyen yazara kara büyü yapıp öldürmek2
- suya giden eşeğin asıl amacı3
- s'i l v'e r m'i s t4
- sanat filmi2
- aleyna tilki2
- müzik aç diyen kıza burhan çaçandan vay nene açmak2
- kova burcu erkeği akrep kadını5
- kızı kara köprü narlıktır le le ile karşılamak2
- karton toplarken kafaya yıldırım düşmesi6
- derdinizi dinlerken rakı sofrası kuran psikolog4
- seri eksicinin iq düzeyi6
- iş yerinde topuklu ayakkabı giymeyen kadın9
- ata iyi binen erkek3
- atatürk diyor ki10
- vurdurmaya giden kız sevinci3
- parkta oturan adam3
- nesilden nesle aktarılan ilk günah2
- sifonun sızdırıyorsa kaçenzinyo3
- birikim yapmak5
- ortadoğu3
- bilmeyen birine ulu sözlüğü tek cümle ile anlat11
- 24 eylül 20263
parkların vazgeçilmez oyuncaklarındandır. bir süre sonra oturarak kaymak sıradanlaştığı için ayaktaa kaymaya başlanılır. *
parkların vazgeçilmez ve nostaljik oyun aletiydi.
eskiden şatafatlı mekanlar değildi parklar. birbirinden güzel tasarımlara sahip plastik tahterevalliler (değil! dattirivalli o!) ya da güvenli bir zemin üzerine kurulmuş uçak şeklindeki kırmızı salıncaklar yoktu.
bildiğiniz sac metalden yapılmış ve yine metal borularla birbirine bağlanmış paslı kaydıraklar, zincirini her an koparıp sizi atmosfere yollamak için tetikte bekleyen salıncaklar, yere vurduğunuzda o zavallı kıçınızı tabiri caizse "darmadağın eden" tahterevalliler vardı.
bir de park ahalisi vardı. genelde sabit kimselerden oluşurdu. zaman zaman dışarıdan gelen yabancı ailelerin çocukları da katılırdı gruba. insanlarla tanışma gereği duymaksızın "hadi gel kaydırak yapalım" diyebildiğimiz masumane zamanlardı tabi onlar.
kaydırağa koşarak tırmanabilmek bizim için k2'nin zirvesine çıkmak gibiydi.
pek azımız yapabilirdi tabi. kafa üstü kuma çakılanlar, dizleri paslı metal tarafından biçilenler, kıçını yaz ortası sıcağıyla kavrulmuş kaydırcak sacına sürtüp kızartanlar..
ama kahraman olurduk bunu başaran. ilah olurdu, idol olurdu. çocuklar gözünüzün yağını yemek için sıraya girerdi, parmakla gösterilen süperstar olurdunuz; hata zemine çakılıp kırılmış kıçını imzalatmak isteyen bile çıkardı (yok daha neler.)
"hoş zamanlardı bunlar" diyeceğim. yok yahu değildi. annem giydirirdi beni. örme bir etek ve örme bir hırka, ayağıma 36 numara tuvalet terliği; saçlar bildiğiniz kezban örgüsü..
bir de yaramaz bir çocuksanız ve parka birkaç metre uzaklıktaki bir evde oturuyorsanız en büyük hobilerinizden biri "salıncakta kafa yarmak" olurdu. şahsım yarmıştı da zatn, böyle dünyanız kararıyor; gözünüz yaşarıyor, gökyüzünü görüyorsunuz falan..
allah vermesin gerçekten denilesidir. mahallenin yaramazı sizi tahterevalli'nin tepesine hapsetse o bile daha makul.
(bkz: kaydırağa koşarak çıkabilenler)
eskiden şatafatlı mekanlar değildi parklar. birbirinden güzel tasarımlara sahip plastik tahterevalliler (değil! dattirivalli o!) ya da güvenli bir zemin üzerine kurulmuş uçak şeklindeki kırmızı salıncaklar yoktu.
bildiğiniz sac metalden yapılmış ve yine metal borularla birbirine bağlanmış paslı kaydıraklar, zincirini her an koparıp sizi atmosfere yollamak için tetikte bekleyen salıncaklar, yere vurduğunuzda o zavallı kıçınızı tabiri caizse "darmadağın eden" tahterevalliler vardı.
bir de park ahalisi vardı. genelde sabit kimselerden oluşurdu. zaman zaman dışarıdan gelen yabancı ailelerin çocukları da katılırdı gruba. insanlarla tanışma gereği duymaksızın "hadi gel kaydırak yapalım" diyebildiğimiz masumane zamanlardı tabi onlar.
kaydırağa koşarak tırmanabilmek bizim için k2'nin zirvesine çıkmak gibiydi.
pek azımız yapabilirdi tabi. kafa üstü kuma çakılanlar, dizleri paslı metal tarafından biçilenler, kıçını yaz ortası sıcağıyla kavrulmuş kaydırcak sacına sürtüp kızartanlar..
ama kahraman olurduk bunu başaran. ilah olurdu, idol olurdu. çocuklar gözünüzün yağını yemek için sıraya girerdi, parmakla gösterilen süperstar olurdunuz; hata zemine çakılıp kırılmış kıçını imzalatmak isteyen bile çıkardı (yok daha neler.)
"hoş zamanlardı bunlar" diyeceğim. yok yahu değildi. annem giydirirdi beni. örme bir etek ve örme bir hırka, ayağıma 36 numara tuvalet terliği; saçlar bildiğiniz kezban örgüsü..
bir de yaramaz bir çocuksanız ve parka birkaç metre uzaklıktaki bir evde oturuyorsanız en büyük hobilerinizden biri "salıncakta kafa yarmak" olurdu. şahsım yarmıştı da zatn, böyle dünyanız kararıyor; gözünüz yaşarıyor, gökyüzünü görüyorsunuz falan..
allah vermesin gerçekten denilesidir. mahallenin yaramazı sizi tahterevalli'nin tepesine hapsetse o bile daha makul.
(bkz: kaydırağa koşarak çıkabilenler)
çocuk zihni ve bedenini mutlu etmeye yarayan, uğrunda sıraya girilen, yağmurlu günlerde bile evde fırça yemeyi göze alacak şekilde kullanılan mini park eğlencesi. hemen bitiminde binlerce çocuk poposunun darbeleri ile oluşmuş çukura dolan su ile oluşan birikintilerin bile yıldıramadığı çocuk cesareti ve vurdumduymazlığının delili.
parkların demirbaş oyuncağıdır. şimdi anladım ki en büyük salaklık kayılan yerden tırmanarak çıkıp merdivenlerden inmekmiş.
aqua parkların olmazsa olması.
eski bir mahalle arası aletidir efendim. şöyle ki; birkaç çocuk toplanır ve ellerindeki nesnelerle bir oyun oynamaya karar verir. bu nesneler genelde lek veya gazoz kapağı olurdu. ortaya bir daire çizilir, nesneler belirlenen adette daire içine konur ve belli bir uzaklığa geçildikten sonra bir başka sert cisimle o daireye doğru atış yapılırdı. amaç; lek veya gazoz kapaklarını daire dışına çıkarmak. daire dışına çıkan nesneler atışı yapana ait olurdu. işte o daireye doğru fırlatılan sert cismin adıydı efendim kaydırak. genelde mermer ya da bir taş parçası olurdu.
not: terlik fırlatan çocuk görmüşlüğüm bile var.
not: terlik fırlatan çocuk görmüşlüğüm bile var.
çocuk bahçelerinde çocukların oturup kayarak eğlendikleri oyun aracı. dis kirmaya yarayan cocuk parki olmazsa olmazi.
Metal olanlarının başlangıç çizgisindeki yırtıklarla elbisenin popo kısmını ya da daha da önemli şeyleri yırtmamak için bir popo boyu ileriden kaymaya başladığınız oyuncak.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar