bugün
- engeli kaldırsın diye 60 bin lira yollayan adam8
- sözlük kürdü40
- sözlükteki çiftçi yazarlar4
- cadılar bayramı kutlayan gerizekalı türkler20
- ben her sene ülkeme gelip döviz sokuyorum8
- aç uyumak6
- millette manyak para var2
- başkomutan recep tayyip erdoğan4
- cadılar bayramı hristiyan bayramı değildir7
- simko323
- hangi ülke de doğmak isterdin16
- osman pamukoğlu6
- evde kalmış 30 yaşında kız22
- etnik köken20
- sabahları nefret edilen şeyler2
- ırkçılık yapmayın12
- yazılımcıların flört algoritması3
- çocuğunun ismini johnny koyan ebeveyn6
- aleyna tilki'nin konserde verdiği efsane frikik5
- kadın çenesi2
- ermenilerin kürtleri katlettiği gerçeği10
- giresun'un trabzon'a komşu olması2
- enses ilişkiyi savunan tc erkeği3
- doğu da bir evet git açım de9
- sözlükte kimseye zararı olmayan yazar10
- ctrlx6
- sevgi vs aşk5
- evde yalnız yaşamanın verdiği inanılmaz keyif11
- nervio24
- sigara6
- kürtlüğü gündeme getirerek dikkat çekmek6
- kürt kızına baban terörist mi demek6
- en iyi çizgi filmler9
- hangi yazara aşıksınız8
- kürt olayının özeti5
- her sözlük aşkı nefretle başlar9
- sımsıkı sarılmak istenilen yazarlar7
- sözlükteki zengin yazarlar9
- kadın sürücüye evine git yemek yap diyen sürücü6
- amedspor22
- 31 ekim 2026 fenerbahçe göztepe maçı27
- türkçe yazıp okuyabilmek ama anlayamamak3
- güçlü türkiye için ak parti diyoruz4
- dünyadaki en kolay meslek7
- 1 kasım 2026 kasımpaşa beşiktaş maçı8
- hepimiz türkiyeliyiz4
- anın görüntüsü26
- ismail kartal vs okan buruk2
- bik bik'in mutfağına konuk olmak8
- sen ümit özdağ editleri izlesene3
küçük amelie poulain*'ın depresif balığının adı.
çok ders çalışan ama diğer arkadaşlarına yardım etmeyen inek tipler ve/veya iş hayatında makam mevki için her tür yalakalığı yapan, en yakın arkadaşlarını bile bunlar için terkeden satan kimseler için kullanılan kelime.
kısa hali için (bkz: kaşo)
kısa hali için (bkz: kaşo)
çene yapılarıyla hemen diğerlerinden ayrılabilen balina türü.
Hemen yarın demiyorum ama, sıksam da on gün 'temrin' yapsam, elimi alıştırsam, The Times ya da The Guardian gazetelerinde ingilizce, Le Monde ya da Le Figaro gazetelerinde Fransızca yazı yazarım... Hem de öyle keyfe keder, üç ayda bir değil, her gün.
Onlar yazamazlar.
'Avrupa Birliği standartlarına' uygun değillerdir, Türkiye'yi de uydurmamak için ellerinden geleni yaparlar.
Üstelik küfür müfür de etmem, keferenin anlayacağı ve ilgileneceği şeyler yazarım, onların Kemalizm'den ya da trafik sorunundan başka satacak malları yoktur. Hadi buna CHP'nin, DYP'nin, MHP'nin ve DSP'nin oy oranlarını da ekleyelim de sevinsinler. Haksızlık etmeyelim, belediye yolsuzluklarından da çakarlar canım, belediye onların tuttuğu partinin elinde olmadığı sürece...
Dünyayı bilmezler. Ceplerinde de akrep vardır, ancak beleş gezilere katılırlar, orada da ya kumar ya karı peşinde koşarlar. Dil bilmedikleri için pazarlığı Tarzanca yürütürler, ya da beden diliyle.
Türkiye'yi bilirler, onu da yanlış bilirler.
Çünkü bilgileri lise sıralarında Emin Oktay'ın tarih kitabından edindikleri bilgidir, bir de Ankaralı memur yazarların sade suya tirit eserlerinden...
Afra tafralarından geçilmez, burunlarından kıl aldırmazlar. Bu yüzden de gençler tarafından sevilmezler.
Edebiyattan, sanattan, resimden müzikten, sinemadan tiyatrodan bir boktan anlamazlar. 'Tek konulu' adamlardır, dön dolaş gündelik politika.
Patron gazeteye yabancı ortak alsa kapının önüne ilk konulacak adamlardır, 'yabancı sermayeye karşı' olmaları azıcık da bundan kaynaklanır. Ama dolar ve avro biriktirmeyi de iyi bilirler. Eskiden mark üzerine çalışırlardı.
Eskiden 'Frenk gömleği' giyerler, 'boyunbağı' bağlarlar, yazılarını da 'eser-i cedit kağıdına' yazarlardı; çok zorlandılar ama bilgisayar kullanmaya mecbur kaldılar.
Faşist eğilimleri vardır, ama bunu açık seçik söylemek ayıp kaçacağından demokrat ayağına yatarlar. Asıl dertleri de 'muhayyel darbecilere' şirin görünüp günün birinde işler boka sararsa paçalarını korumaktır. Nitekim cuntalara ilk övgüler de hep onlardan gelmiştir, 'hele şükür Atatürkçü reformlar yapılacak' ayağından.
Beton kafalı oldukları için 'farklı bakış açısı, değişik görüş, aykırı yorum' kavramları onlara küfür gibi gelir. Asıl müşterileri de prostatlı ve arteriosklerozlu emekli memurlardır.
Sıkışınca lafı futbola döndürürler, olmadı şiir alıntısı yaparlar. Bir zamanlar Turhan Feyzioğlu, Ekrem Alican, Kasım Gülek gibi adamları pek beğenirlerdi, yaşı kırkın altında kalan hiçkimse bu isimleri tanımadığı için artık onları da satamıyorlar. 'Bir gün Reşat Şemsettin Sirer bana dedi ki...' ya da 'bir gün Faik Ahmet Barutçu'ya dedim ki...' edebiyatına herkes boş boş bakıyor.
Bir zamanlar 'geçer akça olduğu için' sol kokarlardı, şimdi artık buna gerek kalmadan açıkça bürokrasi reklamı yapabiliyorlar. Deniz Baykal'a kızarlar, bir türlü becerip de iktidara gelemediği için. (Ecevit halkçı, Özal gericidir, Evren de memleketi kurtarmıştır.)
Bunu kabul etmişler, kendi yayın organlarında kendi yerel iktidarlarını kurmuşlardır, nasıl olsa patron onlara dokunamamaktadır çünkü iyi kötü 'kendi müşterileri' vardır. Tıpkı merhum Burhan Felek ya da Refii Cevat Ulunay gibi...
Üstelik iktidara gelip de rezil olmaktansa 'mevcut iktidarlara giydirerek' ekmek parası çıkarmak her zaman daha kolaydır. 'Fakir fukara edebiyatı' da her zaman 'etli' bir alandır.
Yaşamayı da bilmezler ve sevmezler, çay demleyip yatarlar. Gezenlere, eğlenenlere kızarlar. Memur babalarının inönü devrinde yaşadığı ve onlara yaşattığı 'ruhsuz ama onurlu yoksulluk günlerini' özlemle anarlar. Adnan Menderes gelmiş, karşıdevrim başlamış, piyasaya Zeki Müren falan çıkmıştır, bu ne rezilliktir? Türkiye yoksul ve mazlum bir ülkedir, böyle mi kalkınacaktır?
Ölüp gidecekler, Türkiye'de yeni bir dönem başlayacaktır.
engin ardıc
Onlar yazamazlar.
'Avrupa Birliği standartlarına' uygun değillerdir, Türkiye'yi de uydurmamak için ellerinden geleni yaparlar.
Üstelik küfür müfür de etmem, keferenin anlayacağı ve ilgileneceği şeyler yazarım, onların Kemalizm'den ya da trafik sorunundan başka satacak malları yoktur. Hadi buna CHP'nin, DYP'nin, MHP'nin ve DSP'nin oy oranlarını da ekleyelim de sevinsinler. Haksızlık etmeyelim, belediye yolsuzluklarından da çakarlar canım, belediye onların tuttuğu partinin elinde olmadığı sürece...
Dünyayı bilmezler. Ceplerinde de akrep vardır, ancak beleş gezilere katılırlar, orada da ya kumar ya karı peşinde koşarlar. Dil bilmedikleri için pazarlığı Tarzanca yürütürler, ya da beden diliyle.
Türkiye'yi bilirler, onu da yanlış bilirler.
Çünkü bilgileri lise sıralarında Emin Oktay'ın tarih kitabından edindikleri bilgidir, bir de Ankaralı memur yazarların sade suya tirit eserlerinden...
Afra tafralarından geçilmez, burunlarından kıl aldırmazlar. Bu yüzden de gençler tarafından sevilmezler.
Edebiyattan, sanattan, resimden müzikten, sinemadan tiyatrodan bir boktan anlamazlar. 'Tek konulu' adamlardır, dön dolaş gündelik politika.
Patron gazeteye yabancı ortak alsa kapının önüne ilk konulacak adamlardır, 'yabancı sermayeye karşı' olmaları azıcık da bundan kaynaklanır. Ama dolar ve avro biriktirmeyi de iyi bilirler. Eskiden mark üzerine çalışırlardı.
Eskiden 'Frenk gömleği' giyerler, 'boyunbağı' bağlarlar, yazılarını da 'eser-i cedit kağıdına' yazarlardı; çok zorlandılar ama bilgisayar kullanmaya mecbur kaldılar.
Faşist eğilimleri vardır, ama bunu açık seçik söylemek ayıp kaçacağından demokrat ayağına yatarlar. Asıl dertleri de 'muhayyel darbecilere' şirin görünüp günün birinde işler boka sararsa paçalarını korumaktır. Nitekim cuntalara ilk övgüler de hep onlardan gelmiştir, 'hele şükür Atatürkçü reformlar yapılacak' ayağından.
Beton kafalı oldukları için 'farklı bakış açısı, değişik görüş, aykırı yorum' kavramları onlara küfür gibi gelir. Asıl müşterileri de prostatlı ve arteriosklerozlu emekli memurlardır.
Sıkışınca lafı futbola döndürürler, olmadı şiir alıntısı yaparlar. Bir zamanlar Turhan Feyzioğlu, Ekrem Alican, Kasım Gülek gibi adamları pek beğenirlerdi, yaşı kırkın altında kalan hiçkimse bu isimleri tanımadığı için artık onları da satamıyorlar. 'Bir gün Reşat Şemsettin Sirer bana dedi ki...' ya da 'bir gün Faik Ahmet Barutçu'ya dedim ki...' edebiyatına herkes boş boş bakıyor.
Bir zamanlar 'geçer akça olduğu için' sol kokarlardı, şimdi artık buna gerek kalmadan açıkça bürokrasi reklamı yapabiliyorlar. Deniz Baykal'a kızarlar, bir türlü becerip de iktidara gelemediği için. (Ecevit halkçı, Özal gericidir, Evren de memleketi kurtarmıştır.)
Bunu kabul etmişler, kendi yayın organlarında kendi yerel iktidarlarını kurmuşlardır, nasıl olsa patron onlara dokunamamaktadır çünkü iyi kötü 'kendi müşterileri' vardır. Tıpkı merhum Burhan Felek ya da Refii Cevat Ulunay gibi...
Üstelik iktidara gelip de rezil olmaktansa 'mevcut iktidarlara giydirerek' ekmek parası çıkarmak her zaman daha kolaydır. 'Fakir fukara edebiyatı' da her zaman 'etli' bir alandır.
Yaşamayı da bilmezler ve sevmezler, çay demleyip yatarlar. Gezenlere, eğlenenlere kızarlar. Memur babalarının inönü devrinde yaşadığı ve onlara yaşattığı 'ruhsuz ama onurlu yoksulluk günlerini' özlemle anarlar. Adnan Menderes gelmiş, karşıdevrim başlamış, piyasaya Zeki Müren falan çıkmıştır, bu ne rezilliktir? Türkiye yoksul ve mazlum bir ülkedir, böyle mi kalkınacaktır?
Ölüp gidecekler, Türkiye'de yeni bir dönem başlayacaktır.
engin ardıc
ispermeçet balinasının öteki adıdır..
bir kasa hisse senedine verilen isim...
çok zengin kimseler için argoda söylenen söz...
bir balina çeşidi.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar