bugün
- aktrollerin akp'yi hiç eleştirmemesi12
- sarapci koala85
- kürtler olmasa türkler anadoluya giremezdi yalanı31
- dokuzuncu nesil yazar karizması8
- hangi yazarı on üzerinden kaç seviyorsunuz8
- bir sözlük yazarıyla evlenir misiniz7
- maltepe içen kadın5
- paraya onem vermemek5
- am lazerinin içine kamera koyan güzellik merkezi7
- azerbaycan a yerleşmek5
- fiat ın en iyi arabası6
- uludağ sözlükteki sıcak ve samimi aile ortamı3
- gocu29
- yokuş yukarı arabayı geri kaçıran erkek5
- arkadaşlar zall gitti4
- erkek döven kadın4
- sözlüğü sevmeyip yine de sözlükte yazmak3
- 31 ağustos 2026 amedspor trabzonspor maçı7
- gocu abiyi akşamki boks maçına hazırlamak8
- türk'ün olduğu her yerde kürt olması2
- usualsuspects ve mel mel bakan gibson ikilisi3
- ekşi sözlük7
- bilgi içerikli entry giren ezik yazar3
- cem yılmaz'ın kalp krizi geçirmesi5
- gömü bulmak8
- melih gökçek'e soruşturma açılması8
- bir milyon dolarim olsaydi4
- seks yapmak vs 31 çekmek2
- borçsuz kirasız iyi paradır2
- 5 eylül 2026 fenerbahçe beşiktaş maçı9
- karton toplama arabasıyla yokuş aşağı kaymak3
- yaşlı insanlar neden huysuz olur6
- tulumba tatlısı6
- bu koyden olsam ne olacak20
- aç karnına kahve içmek8
- uludağ sözlük entry kotası3
- virginia'dan arizona'ya gitmek3
- sesli kitap dinlemek4
- sincan uygur özerk bölgesi3
- dövüşlü film izleyip gaza gelmek5
- dinlerin yalan olması17
- kendinden biz diye bahsetmek6
- claudian clouds9
- anayasanın ilk 3 maddesi3
- yazarların sevdiği sözler3
- rehberdeki bütün kadınlara toplu mesaj atan erkek2
- hayatının yavaş yavaş düzene girmesi3
- ibrahim ethem hacıosmanoğlu3
- çi çi çi çiçeğum çiçeğum da çiçeğum3
- denizde isyan davası filmi2
Hemen yarın demiyorum ama, sıksam da on gün 'temrin' yapsam, elimi alıştırsam, The Times ya da The Guardian gazetelerinde ingilizce, Le Monde ya da Le Figaro gazetelerinde Fransızca yazı yazarım... Hem de öyle keyfe keder, üç ayda bir değil, her gün.
Onlar yazamazlar.
'Avrupa Birliği standartlarına' uygun değillerdir, Türkiye'yi de uydurmamak için ellerinden geleni yaparlar.
Üstelik küfür müfür de etmem, keferenin anlayacağı ve ilgileneceği şeyler yazarım, onların Kemalizm'den ya da trafik sorunundan başka satacak malları yoktur. Hadi buna CHP'nin, DYP'nin, MHP'nin ve DSP'nin oy oranlarını da ekleyelim de sevinsinler. Haksızlık etmeyelim, belediye yolsuzluklarından da çakarlar canım, belediye onların tuttuğu partinin elinde olmadığı sürece...
Dünyayı bilmezler. Ceplerinde de akrep vardır, ancak beleş gezilere katılırlar, orada da ya kumar ya karı peşinde koşarlar. Dil bilmedikleri için pazarlığı Tarzanca yürütürler, ya da beden diliyle.
Türkiye'yi bilirler, onu da yanlış bilirler.
Çünkü bilgileri lise sıralarında Emin Oktay'ın tarih kitabından edindikleri bilgidir, bir de Ankaralı memur yazarların sade suya tirit eserlerinden...
Afra tafralarından geçilmez, burunlarından kıl aldırmazlar. Bu yüzden de gençler tarafından sevilmezler.
Edebiyattan, sanattan, resimden müzikten, sinemadan tiyatrodan bir boktan anlamazlar. 'Tek konulu' adamlardır, dön dolaş gündelik politika.
Patron gazeteye yabancı ortak alsa kapının önüne ilk konulacak adamlardır, 'yabancı sermayeye karşı' olmaları azıcık da bundan kaynaklanır. Ama dolar ve avro biriktirmeyi de iyi bilirler. Eskiden mark üzerine çalışırlardı.
Eskiden 'Frenk gömleği' giyerler, 'boyunbağı' bağlarlar, yazılarını da 'eser-i cedit kağıdına' yazarlardı; çok zorlandılar ama bilgisayar kullanmaya mecbur kaldılar.
Faşist eğilimleri vardır, ama bunu açık seçik söylemek ayıp kaçacağından demokrat ayağına yatarlar. Asıl dertleri de 'muhayyel darbecilere' şirin görünüp günün birinde işler boka sararsa paçalarını korumaktır. Nitekim cuntalara ilk övgüler de hep onlardan gelmiştir, 'hele şükür Atatürkçü reformlar yapılacak' ayağından.
Beton kafalı oldukları için 'farklı bakış açısı, değişik görüş, aykırı yorum' kavramları onlara küfür gibi gelir. Asıl müşterileri de prostatlı ve arteriosklerozlu emekli memurlardır.
Sıkışınca lafı futbola döndürürler, olmadı şiir alıntısı yaparlar. Bir zamanlar Turhan Feyzioğlu, Ekrem Alican, Kasım Gülek gibi adamları pek beğenirlerdi, yaşı kırkın altında kalan hiçkimse bu isimleri tanımadığı için artık onları da satamıyorlar. 'Bir gün Reşat Şemsettin Sirer bana dedi ki...' ya da 'bir gün Faik Ahmet Barutçu'ya dedim ki...' edebiyatına herkes boş boş bakıyor.
Bir zamanlar 'geçer akça olduğu için' sol kokarlardı, şimdi artık buna gerek kalmadan açıkça bürokrasi reklamı yapabiliyorlar. Deniz Baykal'a kızarlar, bir türlü becerip de iktidara gelemediği için. (Ecevit halkçı, Özal gericidir, Evren de memleketi kurtarmıştır.)
Bunu kabul etmişler, kendi yayın organlarında kendi yerel iktidarlarını kurmuşlardır, nasıl olsa patron onlara dokunamamaktadır çünkü iyi kötü 'kendi müşterileri' vardır. Tıpkı merhum Burhan Felek ya da Refii Cevat Ulunay gibi...
Üstelik iktidara gelip de rezil olmaktansa 'mevcut iktidarlara giydirerek' ekmek parası çıkarmak her zaman daha kolaydır. 'Fakir fukara edebiyatı' da her zaman 'etli' bir alandır.
Yaşamayı da bilmezler ve sevmezler, çay demleyip yatarlar. Gezenlere, eğlenenlere kızarlar. Memur babalarının inönü devrinde yaşadığı ve onlara yaşattığı 'ruhsuz ama onurlu yoksulluk günlerini' özlemle anarlar. Adnan Menderes gelmiş, karşıdevrim başlamış, piyasaya Zeki Müren falan çıkmıştır, bu ne rezilliktir? Türkiye yoksul ve mazlum bir ülkedir, böyle mi kalkınacaktır?
Ölüp gidecekler, Türkiye'de yeni bir dönem başlayacaktır.
engin ardıc
Onlar yazamazlar.
'Avrupa Birliği standartlarına' uygun değillerdir, Türkiye'yi de uydurmamak için ellerinden geleni yaparlar.
Üstelik küfür müfür de etmem, keferenin anlayacağı ve ilgileneceği şeyler yazarım, onların Kemalizm'den ya da trafik sorunundan başka satacak malları yoktur. Hadi buna CHP'nin, DYP'nin, MHP'nin ve DSP'nin oy oranlarını da ekleyelim de sevinsinler. Haksızlık etmeyelim, belediye yolsuzluklarından da çakarlar canım, belediye onların tuttuğu partinin elinde olmadığı sürece...
Dünyayı bilmezler. Ceplerinde de akrep vardır, ancak beleş gezilere katılırlar, orada da ya kumar ya karı peşinde koşarlar. Dil bilmedikleri için pazarlığı Tarzanca yürütürler, ya da beden diliyle.
Türkiye'yi bilirler, onu da yanlış bilirler.
Çünkü bilgileri lise sıralarında Emin Oktay'ın tarih kitabından edindikleri bilgidir, bir de Ankaralı memur yazarların sade suya tirit eserlerinden...
Afra tafralarından geçilmez, burunlarından kıl aldırmazlar. Bu yüzden de gençler tarafından sevilmezler.
Edebiyattan, sanattan, resimden müzikten, sinemadan tiyatrodan bir boktan anlamazlar. 'Tek konulu' adamlardır, dön dolaş gündelik politika.
Patron gazeteye yabancı ortak alsa kapının önüne ilk konulacak adamlardır, 'yabancı sermayeye karşı' olmaları azıcık da bundan kaynaklanır. Ama dolar ve avro biriktirmeyi de iyi bilirler. Eskiden mark üzerine çalışırlardı.
Eskiden 'Frenk gömleği' giyerler, 'boyunbağı' bağlarlar, yazılarını da 'eser-i cedit kağıdına' yazarlardı; çok zorlandılar ama bilgisayar kullanmaya mecbur kaldılar.
Faşist eğilimleri vardır, ama bunu açık seçik söylemek ayıp kaçacağından demokrat ayağına yatarlar. Asıl dertleri de 'muhayyel darbecilere' şirin görünüp günün birinde işler boka sararsa paçalarını korumaktır. Nitekim cuntalara ilk övgüler de hep onlardan gelmiştir, 'hele şükür Atatürkçü reformlar yapılacak' ayağından.
Beton kafalı oldukları için 'farklı bakış açısı, değişik görüş, aykırı yorum' kavramları onlara küfür gibi gelir. Asıl müşterileri de prostatlı ve arteriosklerozlu emekli memurlardır.
Sıkışınca lafı futbola döndürürler, olmadı şiir alıntısı yaparlar. Bir zamanlar Turhan Feyzioğlu, Ekrem Alican, Kasım Gülek gibi adamları pek beğenirlerdi, yaşı kırkın altında kalan hiçkimse bu isimleri tanımadığı için artık onları da satamıyorlar. 'Bir gün Reşat Şemsettin Sirer bana dedi ki...' ya da 'bir gün Faik Ahmet Barutçu'ya dedim ki...' edebiyatına herkes boş boş bakıyor.
Bir zamanlar 'geçer akça olduğu için' sol kokarlardı, şimdi artık buna gerek kalmadan açıkça bürokrasi reklamı yapabiliyorlar. Deniz Baykal'a kızarlar, bir türlü becerip de iktidara gelemediği için. (Ecevit halkçı, Özal gericidir, Evren de memleketi kurtarmıştır.)
Bunu kabul etmişler, kendi yayın organlarında kendi yerel iktidarlarını kurmuşlardır, nasıl olsa patron onlara dokunamamaktadır çünkü iyi kötü 'kendi müşterileri' vardır. Tıpkı merhum Burhan Felek ya da Refii Cevat Ulunay gibi...
Üstelik iktidara gelip de rezil olmaktansa 'mevcut iktidarlara giydirerek' ekmek parası çıkarmak her zaman daha kolaydır. 'Fakir fukara edebiyatı' da her zaman 'etli' bir alandır.
Yaşamayı da bilmezler ve sevmezler, çay demleyip yatarlar. Gezenlere, eğlenenlere kızarlar. Memur babalarının inönü devrinde yaşadığı ve onlara yaşattığı 'ruhsuz ama onurlu yoksulluk günlerini' özlemle anarlar. Adnan Menderes gelmiş, karşıdevrim başlamış, piyasaya Zeki Müren falan çıkmıştır, bu ne rezilliktir? Türkiye yoksul ve mazlum bir ülkedir, böyle mi kalkınacaktır?
Ölüp gidecekler, Türkiye'de yeni bir dönem başlayacaktır.
engin ardıc
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar