bugün
- sözlük tipsizlerinin fotoğrafları29
- ragnar rockefeller38
- gocu'nun sağlığı3
- cennet mahallesi göttingenli ethem2
- ilk buluşmada evden kek getiren kız19
- ankara da nato zirvesi2
- sözlükteki birader adı altındaki masonik yapılanma2
- sözlük yazarlarının trileçeleri19
- serdal adalı2
- götüngenli ethem2
- uzun yol araba yolculuğunu çekilir yapacak şey7
- insanların neden böyle olması3
- erkeklerin mental olarak daha güçlü olması12
- arkadaşlar derin şeyler düşünüyorum6
- kocaman kelebek girdi dışarıdan3
- çocukken içine kapanık olmak5
- aylık 336 bin lira iyi para mıdır sorunsalı5
- ona bir şey söyle11
- uysaljakoben3
- selülit kadına yakışıyor4
- günün şiiri14
- viski içen erkek seksiliği4
- daha önce başkasına nude atmış kızla evlenmek2
- ilk buluşmada masa altından aleti yoklayan kız13
- sevilen kadının orasını burasını yalamak2
- lahmacunun yanında ne içilir10
- bir amaca hizmet etmek4
- deniz göktaş37
- evde kalmış 30 yaş üstü kadın yazarlar18
- türklerin tembel bir millet olması8
- devlet bahçeli4
- eşinize kaç gram altın mehir verdiniz3
- gay sevgiliye lezbiyen bir kızın musallat olması7
- babalarımız gibi erkeklerin yetişmemesi13
- ciddi ciddi aşure seven insan30
- cd devrinin bitmesi8
- bir ilişkiyi kim yönetir22
- sevgiliye alınabilecek 200 tl altı hediyeler5
- babamın hiç 31 çekmemesi5
- bacakları traş edip canlı show yapan erkek3
- ahmet sezar bey'e mesaj gitmemesi3
- evli olduğunu saklayan kişi8
- velvet33
- gocu meme ucu5
- sözlüğe fotoğrafımı atacağım4
- erling braut haaland2
- gürültüsü en rahatsız edici şey5
- fsm köprüsü ndeki abd bayrağı ışıklandırması5
- gocu'ya yazdığım şiir3
- oberyn martell vs ramsay bolton3
hurufilerin ataları.ayrıca ilk islam komüncüleri olarakta bilinirler.
ilk Ehlibeyt inancına sahip olan Hamat Karmat tarafından iran Körfezinin güneyindeki Lasha'da Alevi inancının ve ibadetinin serbestce konuşulduğu yapıldığı miladi 874 yılında bir devlet kuruldu. Yaklaşık 150 yıl varlığını sürdüren bu devlet tamamıyla laikti.Karmatiler adı verilen 7 kişilik bir meclis tarafından yönetilen bu devletin amacı ,filozof Farabi'nin deyimi ile gerçek akıl devletini,kardeşliğe ve eşit paylaşıma dayanan bir cumhuriyeti kurmaktı.
Karmetilerin ilk isyanı Vasıt civarında(Küffe) Hamdan ile başladı.Sevad köylüleri arasında geniş bir şekilde yayıldı.Karmatiler bu hareketi yaklaşık on sene sürdürdüler.Bu arada Büveyd Sultanı Samsamüddev'le tarafından Küffe'yi istila etmek isteyen Karmatilerle giriştiği savaşda Karmatiler büyük kayıplar verdiler.(Miladi 890) ikinci Karmati hareketi Bahreyn'de oretaya çıktı.(Miladi 899 ) Ebu Said el-Cenabı liderliğinde başlayan hareket Aleviliğe bağlı olan kitleler tarafından desdeklenerek bir hayli güç kazandı.Ebu Said zamanında Karmatilerin hakimiyeti altına giren Ahsâ ise Müstakil bir devlet haline geldi.(Büyük islam Tarihi III,287) Karmati faliyetlerinin en büyük merkezi durumuna gelen Bahreyn'de güçlü ve ikdisadi bakımından başarılı ve dayanıklı bir devlet kuran Karmatiler,Fatimiler'den de büyük maddi ve manevi yardım alarak Bağdat'da ikâmet eden Abbasi Halifelerine korkulu günler yaşattılar.
Bahreyn'de Karmati Devletinin başında bir hükümdar bulunuyor ve halk altı kişilik bir meclis tarafından yönetiliyordu.Bunlar oruç tutmuyor ve namaz kılmıyorlardı.Bir kişi fakirleştiği veya borçlandığı zaman toplum fertleri tarafından yapılan yardımlar sayesinde eski haline gelebiliyordu.Bölgeye gelen bir zanaatkârın yerleşmesi için gerekli para derhal bulunuyor ve hatta fakirlerin evlerinin tamir masrafları devlet tarafından karşılanıyordu.Sözgelişi vergiler toplanıyor ve toplumun fertleri arasında ihtiyaçlarına göre bölünüyordu.(Boswarth,islam Devletleri tarihi s.9)
Karmatiler Miladi 929 yılında Mekke'yi işgal ettiler ve Ehli Sünnet vel camaat yorumu ile islamiyeti algılayanların kutsal saydığı kara taş "Hacer-ül Esved"i alarak Lasha'ya götürdüler. Çunkü Hz.Muhammed, Müşrikler zamanında yapılan bütün Putları kendi eliyle yıkarak yok etmiştir,sadece Allaha secde edileceğini Allahdan başka hiç bir şeye tapılmıyacağını,Allah' ında Dünyada en kutsal varlığınin insan olduğunu Kuran'ı Kerim'de kendi varlığının ademde tecelli ettiğini açıkca belirtmiştir.Karmatiler bu taşa tapmanın puta tapmakla eş anlamda bir davranış olduğunu,bunun dışında buraya hacca gelenleri engellemeye çalışmışlardır.Çunkü burayı Müşriklerin yaptığını ve onların tapınakları olduğunu iddia ediyorlardı.Emeviler döneminde başlayarak islamın şartlarından biriymiş gibi gösterilen hac ibadetinide ortadan kaldırmış oluyorlardı.Sonuçda Karmatiler Hacer-ül Esved taşını uzun bir sure sonra Bağdat Halifesinin çok ricası üzerine tekrar götürüp Mekke'de yerine koydular.
Karmatiler öğretisi 7 dereceli tekâmül zincirini içermektedir.Örgüte üye olmak iteyen aday,bir yıl boyunca incelemeye alınmakta,uygun görülmesi halinde özel bir törenle,kabulü yapılmaktadır.Örgüte kabul edilenlere sonsuz itaat ve ketumiyet yemini ettirilirdi.
Birinci derecenin adı Müminler derecesiydi.Bu derecede islamiyet ve Kuran öğretilirdi.Karmatiler için semavi bir dini tam manasıyla bilmeyen kişi ,bu dinin ötesindeki öğretileri anlayamazdı.Müminler dercesinden ikinci dereceye en erken iki yılda geçebilirdi.
Üçüncü derece Dailer derecesiydi.Sır saklama ve ketumiyetin öğretilerek,müritlere Muhammed ve ondan önceki yedi peygamberin yaşam ve görüşlerinin yanı sıra,tarikatın sırları da öğretilmeye başlanırdı.Marifet kapusu denilen bu dereceye haiz Dai'ler tarikata girmek isteyenler hakkında araçtırma yapar,haklarında karar verirlerdi.Dai'lerin bir başka görevide Aleviliği bilmeyenleri bilğilendirmekti.Dai'ler kendilerden önceki iki dereceli müritlerden sorumluydular ve tam bir gizlilik içinde çalışırlardı.Mecalis el Hikme adı verilen toplantılarda tarikatla ilgili kararlar alınırdı.Mezhebe yeni giren müritler,bağlılık yemini ettikten sonra hiyerarşik örgütlenmede sır saklamak esastı.Mezheb öğretisi kitleleri değil tek tek bireyleri hedef alırdı.Bu nedenle adaylar Dai'ler tarafından özenle seçilirdi.Ancak gerekli eğitimi almış,ahlak düzeyi yüksek kişiler mezhebe kabul edilirdi.Bir Dai'nin entellektuel düzeyi yüksek,dinler ve mezhebler konusunda bilgileri tam olmalıydı.Görev aldığı bölgenin dillerine hakim olmalı.Aleviliğin örf ,adet,töre,Kutsal değerlerini ve geleneklerini çok iyi bilmeliydiki,Aleviliği yeternce temsil edebilsin.Hz.Muhammed'inde buyurduğu gibi "ilim Çinde ise al getir" ilkeleri doğrultusundan hareketle,eğitime büyük önem vererek müritlerin karanlıkda kalan beyinlerini aydınlığa yöneltmişlerdir.
Dai'lerin tamamı dönemin en üstün nitelikli en üstün filozofları olmuşlar,ve önemli felsefi eserler yaratmışlardır.Alevilikde aşamalı bir eğitim sistemi uygulanmış ve zahiri bilimlerden Batini bilimlere dereceli bir silsile izlenmiştir.Batini bilimlerin öğretildiği zamanın en önemli eğitim müessesesi,Kahire'deki El Ehzer üniversitesi olmuştur.
Dördüncü derece "Dai" Ekber yani büyük Dai derecesiydi.Daiyi Ekber olan müritlere "Baba" da denilirdi .Onlar tarikata geçmeye hak kazanmışlardı.Daha sonraki yüzyıllarda Anadoludaki Alevilerde "Baba"ünvanı bu eski geleneğe dayanmaktadır.Dai Ekber'ler tüm Dai'lerin başı durumundayıdı.Mecalis el Hikme'lere başkanlık ederlerdi.
Beşinci derece "Marifet Kapusu" Aleviliğin gerçek sırlarının verilmeye başladığı dereceydi.
Altıncı derece,Hüccet adı verilen "Hakikat Kapusu" Alevilerin ulaşabileceği son dereceydi.Bu derece Evrende var olan ikilik,Tanrının üçlü vasfı ve kâinatı meydana getiren dört büyük güç gibi Batini doktrinin en önemli sırları verilir,tüm peygamberlerin diğer bütün din kurucuları gibi sadece birer kâmil insan oldukları öğretilirdi.Tanrısal nurun "Işık" olduğunun belirtildiği bu derecede ona ulaşmak için derece salikleri ruhlarını arındırmak ve kâmil insan konumuna yükselmekle mükelleftiler.Tanrıya ancak kâmil insanların mükemmel bir yaşam sürdükten sonra,öldükleri zaman ulaşabileceklerine inanırlardı.
Yedinci derece en mükemmel bir dereceydi.Sadece Tanrının yeryüzündeki tezahürü olduğuna inanılan Nebilerin,Velilerin,Evliyaların ve Enbiyaların bu dereceye yükseldikleri ünvandır.Karmatilerin eğittikleri Dai'ler 909 yılında Tunus'da Fatimi devletinin kurulmasında Kurucu önderliği yapan Ubeydullah bin Mehdi'ye en büyük katkıyı sağlamışlardı.Karmatiler de ilime ve sanaata çok önem verdiler.Bir zanaatcının Karmetilerin içine geldiğinde ona büyük para yardımı yapılırdı.Bu meslek sahiplerine Ahi denilirdi ve her Ahi'nin yanına çıraklar koyarak o insanlarıda zanaat sahibi yaparlardı.Hz.Ali bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum mesajı Karmetilerin ilham kaynağı idi.Karmetilerde bir aile çok fakir düşerse ona yardımlar yapılır ve öbür ailelerin seviyesine yükseltirlerdi.Bu da gösteriyorki eşit paylaşımı gerçekleştiriyorlardı.
Abbasi Halifeleri Karmati'lerle başa çıkamadılar Büyük Selçuklu Sultanı Melikşah'dan yardım istemek zorunda kaldılar.Nitekim Melikşah ,Türkmen reislerinden Artur beyi Ahsa ve Bahreyn bölgelerinde bulunan Karmati'lere karşı savaş açtı isede başarılı olamadan geri döndü.Bu savaşda başarılı olamıyan Artuk bey ikinci bir seferde Karmatileri yenerek çoğunu kılıçdan geçirdi.Kurtulanlarda Fatimilerin kontrolü altındaki topraklara geçtiler. *
Karmetilerin ilk isyanı Vasıt civarında(Küffe) Hamdan ile başladı.Sevad köylüleri arasında geniş bir şekilde yayıldı.Karmatiler bu hareketi yaklaşık on sene sürdürdüler.Bu arada Büveyd Sultanı Samsamüddev'le tarafından Küffe'yi istila etmek isteyen Karmatilerle giriştiği savaşda Karmatiler büyük kayıplar verdiler.(Miladi 890) ikinci Karmati hareketi Bahreyn'de oretaya çıktı.(Miladi 899 ) Ebu Said el-Cenabı liderliğinde başlayan hareket Aleviliğe bağlı olan kitleler tarafından desdeklenerek bir hayli güç kazandı.Ebu Said zamanında Karmatilerin hakimiyeti altına giren Ahsâ ise Müstakil bir devlet haline geldi.(Büyük islam Tarihi III,287) Karmati faliyetlerinin en büyük merkezi durumuna gelen Bahreyn'de güçlü ve ikdisadi bakımından başarılı ve dayanıklı bir devlet kuran Karmatiler,Fatimiler'den de büyük maddi ve manevi yardım alarak Bağdat'da ikâmet eden Abbasi Halifelerine korkulu günler yaşattılar.
Bahreyn'de Karmati Devletinin başında bir hükümdar bulunuyor ve halk altı kişilik bir meclis tarafından yönetiliyordu.Bunlar oruç tutmuyor ve namaz kılmıyorlardı.Bir kişi fakirleştiği veya borçlandığı zaman toplum fertleri tarafından yapılan yardımlar sayesinde eski haline gelebiliyordu.Bölgeye gelen bir zanaatkârın yerleşmesi için gerekli para derhal bulunuyor ve hatta fakirlerin evlerinin tamir masrafları devlet tarafından karşılanıyordu.Sözgelişi vergiler toplanıyor ve toplumun fertleri arasında ihtiyaçlarına göre bölünüyordu.(Boswarth,islam Devletleri tarihi s.9)
Karmatiler Miladi 929 yılında Mekke'yi işgal ettiler ve Ehli Sünnet vel camaat yorumu ile islamiyeti algılayanların kutsal saydığı kara taş "Hacer-ül Esved"i alarak Lasha'ya götürdüler. Çunkü Hz.Muhammed, Müşrikler zamanında yapılan bütün Putları kendi eliyle yıkarak yok etmiştir,sadece Allaha secde edileceğini Allahdan başka hiç bir şeye tapılmıyacağını,Allah' ında Dünyada en kutsal varlığınin insan olduğunu Kuran'ı Kerim'de kendi varlığının ademde tecelli ettiğini açıkca belirtmiştir.Karmatiler bu taşa tapmanın puta tapmakla eş anlamda bir davranış olduğunu,bunun dışında buraya hacca gelenleri engellemeye çalışmışlardır.Çunkü burayı Müşriklerin yaptığını ve onların tapınakları olduğunu iddia ediyorlardı.Emeviler döneminde başlayarak islamın şartlarından biriymiş gibi gösterilen hac ibadetinide ortadan kaldırmış oluyorlardı.Sonuçda Karmatiler Hacer-ül Esved taşını uzun bir sure sonra Bağdat Halifesinin çok ricası üzerine tekrar götürüp Mekke'de yerine koydular.
Karmatiler öğretisi 7 dereceli tekâmül zincirini içermektedir.Örgüte üye olmak iteyen aday,bir yıl boyunca incelemeye alınmakta,uygun görülmesi halinde özel bir törenle,kabulü yapılmaktadır.Örgüte kabul edilenlere sonsuz itaat ve ketumiyet yemini ettirilirdi.
Birinci derecenin adı Müminler derecesiydi.Bu derecede islamiyet ve Kuran öğretilirdi.Karmatiler için semavi bir dini tam manasıyla bilmeyen kişi ,bu dinin ötesindeki öğretileri anlayamazdı.Müminler dercesinden ikinci dereceye en erken iki yılda geçebilirdi.
Üçüncü derece Dailer derecesiydi.Sır saklama ve ketumiyetin öğretilerek,müritlere Muhammed ve ondan önceki yedi peygamberin yaşam ve görüşlerinin yanı sıra,tarikatın sırları da öğretilmeye başlanırdı.Marifet kapusu denilen bu dereceye haiz Dai'ler tarikata girmek isteyenler hakkında araçtırma yapar,haklarında karar verirlerdi.Dai'lerin bir başka görevide Aleviliği bilmeyenleri bilğilendirmekti.Dai'ler kendilerden önceki iki dereceli müritlerden sorumluydular ve tam bir gizlilik içinde çalışırlardı.Mecalis el Hikme adı verilen toplantılarda tarikatla ilgili kararlar alınırdı.Mezhebe yeni giren müritler,bağlılık yemini ettikten sonra hiyerarşik örgütlenmede sır saklamak esastı.Mezheb öğretisi kitleleri değil tek tek bireyleri hedef alırdı.Bu nedenle adaylar Dai'ler tarafından özenle seçilirdi.Ancak gerekli eğitimi almış,ahlak düzeyi yüksek kişiler mezhebe kabul edilirdi.Bir Dai'nin entellektuel düzeyi yüksek,dinler ve mezhebler konusunda bilgileri tam olmalıydı.Görev aldığı bölgenin dillerine hakim olmalı.Aleviliğin örf ,adet,töre,Kutsal değerlerini ve geleneklerini çok iyi bilmeliydiki,Aleviliği yeternce temsil edebilsin.Hz.Muhammed'inde buyurduğu gibi "ilim Çinde ise al getir" ilkeleri doğrultusundan hareketle,eğitime büyük önem vererek müritlerin karanlıkda kalan beyinlerini aydınlığa yöneltmişlerdir.
Dai'lerin tamamı dönemin en üstün nitelikli en üstün filozofları olmuşlar,ve önemli felsefi eserler yaratmışlardır.Alevilikde aşamalı bir eğitim sistemi uygulanmış ve zahiri bilimlerden Batini bilimlere dereceli bir silsile izlenmiştir.Batini bilimlerin öğretildiği zamanın en önemli eğitim müessesesi,Kahire'deki El Ehzer üniversitesi olmuştur.
Dördüncü derece "Dai" Ekber yani büyük Dai derecesiydi.Daiyi Ekber olan müritlere "Baba" da denilirdi .Onlar tarikata geçmeye hak kazanmışlardı.Daha sonraki yüzyıllarda Anadoludaki Alevilerde "Baba"ünvanı bu eski geleneğe dayanmaktadır.Dai Ekber'ler tüm Dai'lerin başı durumundayıdı.Mecalis el Hikme'lere başkanlık ederlerdi.
Beşinci derece "Marifet Kapusu" Aleviliğin gerçek sırlarının verilmeye başladığı dereceydi.
Altıncı derece,Hüccet adı verilen "Hakikat Kapusu" Alevilerin ulaşabileceği son dereceydi.Bu derece Evrende var olan ikilik,Tanrının üçlü vasfı ve kâinatı meydana getiren dört büyük güç gibi Batini doktrinin en önemli sırları verilir,tüm peygamberlerin diğer bütün din kurucuları gibi sadece birer kâmil insan oldukları öğretilirdi.Tanrısal nurun "Işık" olduğunun belirtildiği bu derecede ona ulaşmak için derece salikleri ruhlarını arındırmak ve kâmil insan konumuna yükselmekle mükelleftiler.Tanrıya ancak kâmil insanların mükemmel bir yaşam sürdükten sonra,öldükleri zaman ulaşabileceklerine inanırlardı.
Yedinci derece en mükemmel bir dereceydi.Sadece Tanrının yeryüzündeki tezahürü olduğuna inanılan Nebilerin,Velilerin,Evliyaların ve Enbiyaların bu dereceye yükseldikleri ünvandır.Karmatilerin eğittikleri Dai'ler 909 yılında Tunus'da Fatimi devletinin kurulmasında Kurucu önderliği yapan Ubeydullah bin Mehdi'ye en büyük katkıyı sağlamışlardı.Karmatiler de ilime ve sanaata çok önem verdiler.Bir zanaatcının Karmetilerin içine geldiğinde ona büyük para yardımı yapılırdı.Bu meslek sahiplerine Ahi denilirdi ve her Ahi'nin yanına çıraklar koyarak o insanlarıda zanaat sahibi yaparlardı.Hz.Ali bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum mesajı Karmetilerin ilham kaynağı idi.Karmetilerde bir aile çok fakir düşerse ona yardımlar yapılır ve öbür ailelerin seviyesine yükseltirlerdi.Bu da gösteriyorki eşit paylaşımı gerçekleştiriyorlardı.
Abbasi Halifeleri Karmati'lerle başa çıkamadılar Büyük Selçuklu Sultanı Melikşah'dan yardım istemek zorunda kaldılar.Nitekim Melikşah ,Türkmen reislerinden Artur beyi Ahsa ve Bahreyn bölgelerinde bulunan Karmati'lere karşı savaş açtı isede başarılı olamadan geri döndü.Bu savaşda başarılı olamıyan Artuk bey ikinci bir seferde Karmatileri yenerek çoğunu kılıçdan geçirdi.Kurtulanlarda Fatimilerin kontrolü altındaki topraklara geçtiler. *
Kabenin duvarın da bulunan hacer-ul esved taşını çıkarıp başka bir bölgeye götürmüşlerdir.
"at ve kılıçtan başka kişisel mülk olmaz." anlayışını savunurlar.
kısacası sosyal anlayış benimsemiş müslüman kavim.
bugünkü bahreyn civarında, zamanın abbasi halifelerinin zulmüne karşı gelişen bir isyanla doğan, ortak mülkiyet temeline dayalı bir heteredoks islam devleti. bunlar teşkilat içerisinde kendilerine “refik” yani “yoldaş” diye hitap ederlerdi. hz. muhammed'in medinesini örnek alarak dar’ü-l hicre diye bir şehir kurdular. orada ortak mülkiyetçi bir düzen tesis ettiler. toprağın özel mülkiyetine izin vermediler. kişi bir evden, bir binekten fazlasına sahip olamazdı. kısa sürede hiç yoksul falan kalmadı. sünni tarihçiler bile karmatîlerin kurduğu dar’ü-l hicre’den “adalet yurdu” diye bahsederler. bu deneyim 200 yıl kadar sürdü. fakat daha sonra o da yoldan çıktı.
Hacerul esved i parçalayıp, mekkeyi yagmalamis grup. Ebabil kuşları , bunlara bir şey yapamamış.
Karmatiler, 9. Yüzyıl'da ortaya çıkmış ve aslen Şii mezhebinin ismailiye ekolünün bir alt koludur. Karmatiler, 1400 yıllık islam tarihindeki ilk komünistlerdir hatta Şeyh Bedreddin'den daha önce yarin yanağından gayrı her şeye ortağız felsefesini ortaya atmışlardır. Yediciler olarak da bilinen Karmatiler, bir dönemde çok ses getiren işler yapsa da Abbasi yönetimi tarafından fitnecilik yaptığı gerekçesiyle öldürülmüşlerdir. Bu da bize islam'ın aslında kapitalist bir din olduğu ve Müslümanlığın olduğu her yerde komünist akımların tutmadığı gerçeğini gösterir. Zaten Şiilik, tıpkı Alevilik gibi muhalif bir hareket olduğu* için iktidar yalakası Sünniliğe nazaran daha halka yakındır.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar