bugün

nabi'nin bir gazeli.

Gül-sitân-ı dehre geldik reng yok bû kalmamış
Sâye-endâz-ı kerem bir nahl-i dil-cû kalmamış

Eylemiş der-beste dükkânın tabîb-i rüzgâr
Hokka-i pîrûze-i gerdûnda dârû kalmamış

Teşne-gânın çâk çâk olmuş leb-i hâhiş-keri
Çeşme-sâr-ı merhametde bir içim su kalmamış

Kadrin anlar yok bilür yok her dür-i sencîdenin
Çârsû-yi kaabiliyyetde terâzû kalmamış

Ceyş-i gamdan kande itsün ilticâ ehl-i niyaz
Kal'a-i himmetde Nâbî burç ü bârû kalmamış
zamanın en iyi gülbahçesine geldik ama renk ve koku kalmamış
cömertçe güzel gölgesini verecek gönül alıcı bir fidan bile kalmamış
(zamanın en iyi gülbahçesinde ne renk var, ne koku var, ne de bir fidan. durum içler acısı)

zamanın en iyi doktoru dükkanını kapatıp kepenkleri indirmiş
doktorun ilac şişesinde veya turkuaz renkli gökkubenin altında ilaç diye bir şey kalmamış

susayanların isteyen dudakları kayalar gibi çak çak çatlamış
merhamet çesmeliğinde bir içim su bile kalmamış

her ölçülü tartılı sözün, şiirin kıymetini anlayıp bilecek adam yok
yetenek piyasasında terazi kalmamış

ey nabi, niyaz ehli gam ordusundan nereye sığınsın
himmet kalesinde ne burç kalmış ne banu
© copyright 2005 - 2026