bugün

yazdıklarındaki karanlık ruhundan taşan ve o dönülmez kararı almasına sebep olan şair. çok gençken kendi isteğiyle bu dünyadan ayrılmıştır.

Hangi ırmaktan akıyor yüreğinin bozaran sevdası
Hangi kolunda köprüsü var gecenin
Bir ucunda puslu gök bir ucunda sazlık, hasretle bilenen
Aynı ürperti aynı heyecan
Sensin boyun eğen acıya
Gizlenmez yaraları taşırken bedenin
Ömrümün genç yarısına
ANNE

hüznün damlalarıdır sevgime yağan
dolduğunda çatırdayan kalbim uçurum yarıklarıyla
dilim dilim kesilmekte gözbebeklerim
sarkarak toza bulanan
işte o zaman
ışığına dolanıp düşlerinin göğsüne yatardım
karışık sesinle kanat çırpardı sesim
elllerine erir karışırdım ıslaklığına
eğirmek isterdim kestane saçlarını iğle saçlarıma
zorlu anlarımda çıkıp gelirdin hep yanıma
eziyetle yürüdüğün yeter
dökünüyorum yorgunluğunu bedenime
sarnıçlarda yağmurlar dinlenirken senin için
anne, gül et beni kederine

Kaan ince
türk edebiyatında şimdiye kadar değeri bilinmeyen şairdir. edebiyata diğer nesillere nazaran, bu kadar aşina bir nesil yetişirken, insanlardan adını duyamamak üzücüdür. her şiiri şarap gibi, zamanı gelince açılır, acıtır. tamamen imgeye dayalı bir anlatım kullanır, ancak bu şairane ve yapmacık bir tavır kesinlikle değildir. erken gitmiştir, ama okuduktan sonra, kendisine kızamazsınız gidişe dair. ölümün değerini bilen çok küçük bir kitlenin içindedir.

ayrıca;

"yolun hiç de uzak değil umut biliyorum
sesin yağmurla birlikte tutuklu tel örgülerin arkasında
bulamıyorum seni beni unut gidiyorum.."

demiştir. okunmalıdır. şiirdir.
ka n isimli şiir kitabı kaan ince vakfı ve nizamettin uğur un çabalarıyla izlek den yayınlanan şair.

'adımdan çıkardım bir a
gözlerimde gezer geriye kalan'
sıkmışım dişlerimi gözlerim kanayana kadar
çeyizimizde hüzün motifleri
göçebe bir ağıt göğsümün derinliklerinde
bu aşkın dönüşü yoksa
duman kırığı gözlerinde gecenin hıçkırıkları
kırık keman sesi ve adağım var
moraran hercai düşlerim ateşi delip ıslatır mendilimi
kalbime dolar -sonsuz uykuma- korkuya susamış yasadışı bir rüzgâr

bu aşkın dönüşü yoksa
suya düşer kokusu menekşelerin
deniz her zamankinden daha köpüklü
serçeler bi garip ötüşlüdür
martıları mavnalarla başka türlü danseder hamuruna sevgi katılmış bu dünyanın

küflü yüzler yok hiçlik de
hani ne derler gözlerinden öperim çocuk,gamlı sevda, şiir
ne'm kalır geriye gülüm seni alırlarsa benden
tiksintiler toplamı umutsuzluk sapağında ölüm

hiç tanımadığınız birinin nasıl özleneceğini öğreten şair.
2 şubat 1970' te ankara' da doğan yaşasaydı kimbilir neler yazardı dedirten şair. o da cesaret edenlerden.

kendini
geceye kestiren
bedenler
boşluk serisi

gri kentin
son eğiminde
kuğu gölü
ve
denizlerin kumral kıyısı
gecenin kör yarısı sözlüğe girilmiş başlığını okuyarak az da olsa tanıdığım, hakkında yazılanları/şiirlerini okuduktan sonra bir şiir sever olarak tanımadığım için kendimi hayıfladığım genç yaşında gitmiş ya da gitmeyi seçmiş şairdir. o genç yaşlarda bile insanın içini titreten dizeleri yazabilmesi belki de gitmesi için aradığı sebeplerin içinde yaşattığı karanlıklardı kim bilir? kendisi ölmüş olsa bile arkasında bıraktığı hiç ölmeyecek şiirler için sonsuz teşekkürler. görsel
benden altı yıl önce doğmuş ama benden on iki yaş küçük kardeşim. şairim.
slyvia plath > nilgün marmara > kaan ince. ekileşim, benzerlik, sonuç yönlerinden yaşama veda yahut onlara göre tutunuşun başlamasının tarihlerine göre sıralamasıdır.
Ka n

yüzün yakamozlanır akşam saatlerinde
kime çıkmaz piyangosu hüznün
belki de sombalığa en son
ve demir kırı bir taya
ertesi yasaktı, es vardı
bir tek uzun gecelerde

çıkrığında intihar edeceğim kuyu
zaman kuyusu, soluksuz ve ıssız
inip çıkar ölüm, durana dek yüzümdeki
sevişen kederlerle gülün gümü
adımdan çıkardım bir a
gözlerimde gezer geriye kalan

Kaan ince
Olup bitenleri kaçırma

İlk öğrenen uludağ sözlük kullanıcıları olacak.