bugün
- kale3112 nickli sözlük yazarı6
- nataşalara para yedirmek5
- en iyi antidepresan15
- true nickli yazar3
- gazze de can kaybı 72 bin 993'e yükseldi9
- milli takımı destekleme zorunluğu7
- başkanlık sisteminden beri her şeyin kötü gitmesi16
- true denen arkadaş6
- kedi10
- fatih terim3
- cemil meriç'in anılması3
- kötülük yapan kişiye verilecek en güzel cevap5
- naber lan it diye mesaj atan sevgili9
- 14 onlyfansçinin mallarına el konulması4
- kemal kılıçdaroğlu10
- izmir de giyimiyle başkaldıran erkek7
- her şey olabilecekken hiçbir bok olamamak4
- yakışıklı erkek gören türk kızının tepkisi3
- birgün gazetesi'nin namaza düşmanlık etmesi7
- babanın ölmesi7
- tanrıyı güldürmek için yapılacak şeyler5
- sana vurana sen de vur diyen ebeveyn13
- o kadar zengin olmak ki ölümü yenememek16
- melisa döngel2
- şirinler köyüne yeni şirin3
- milli futbolcuların sigara içtiği iddiası5
- true denilen yazar18
- neden yalnızsın5
- uzun samsun3
- ekşi sözlük3
- lgs 20263
- diyanetin abd'deki villaları15
- playstation4
- ona bir şey söyle14
- zall sözlüğü bizzat takip ediyor22
- erkeksii bayan buse6
- biradereaux2
- chp'nin hali ne olacak53
- cedidacer2
- eyjafjallajökull denince akla gelenler4
- yahudi madalyası almış gürcü5
- deniz şortunun içine boxer giyilir mi sorunsalı16
- uludağ sözlük bitmiş4
- sokrates'in soru sorarak günü kurtarması3
- 13 haziran 2026 gaziantep depremi2
- psikiyatristin size soğuk davranması6
- üniversite mezunu olmak için üniversite okumak8
- elon muskın ilk dolar trilyoneri olması6
- milli takım şarkısının akp tarafından üretilmesi16
- barış yarkadaş7
elinden düşen izmaritin çıkardığı yangın sonucu yaşamını yitirdi. intihar mı yoksa bilinç kaybı mı olduğu asla anlaşılamadı.
baştan aşağa saf şiir; etten kemiğe, ateşten küle emsalsiz şair.
duyarlı bakışı, derinlikli algılayışı ile mısra mısra akan ruhu; ne sanatında ne özel hayatında hak ettiği değeri görememiş olsa da bir kere yaşandı mı asla unutulamayan şiir olur tüm varlığı, derin titreştirdiği yüreklerde.
ne malina gibi bir şaheser henüz yazılabildi ne de geçmişinin yaktığı ateşte külleri savrulurken , şairliği masmavi şahlanan oldu onun gibi.
''bir gün gelecek, insanların siyah ama altın gibi parlayan gözleri olacak; onlar, güzelliği görecekler, pisliklerden arınmış ve tüm yüklerden kurtulmuş olacaklar, havalara yükselecekler, suların dibine inecekler, sıkıntılarını ve ellerinin nasır bağlamış olduğunu unutacaklar. bir gün gelecek, insanlar özgür olacaklar, bütün insanlar özgür olacaklar, kendi özgürlük kavramları karşısında da özgür olacaklar. bu, daha büyük bir özgürlük olacak, ölçüsüz olacak, bütün bir yaşam boyunca sürecek...
bir gün gelecek, insanlar savanları ve bozkırları yeniden keşfedecekler, uçsuz bucaksıza açılıp köleliklerine bir son verecekler, hayvanlar yükseklerdeki güneşin altında insanlara, artık özgür olan insanlara yaklaşacaklar, ve dev kaplumbağalar, filler, bizonlar birlik içerisinde yaşayacaklar, ormanların ve çöllerin kralları, özgürlüklerine kavuşmuş insanlarla birleşecekler, aynı kaynaktan su içecekler, arınmış havayı soluyacaklar, birbirlerini parçalamayacaklar, bu, başlangıç olacak; bütün bir yaşamın başlangıcı... ''
''bir gün gelecek, insanların altın kırmızısı gözleri olacak ve şaşırtıcı sesleri olacak; o gün insanların elleri yeniden sevme yeteneğini kazanacak, ve insanlığın şiiri yeniden yazılmış olacak...
ve elleri iyilik yapabilecek, masum ellerini varlıkların en yücesine uzatacaklar, çünkü onlar, çünkü insanlar sonsuza değin beklemek zorunda kalmamalılar, beklemek zorunda kalmayacaklar...''
''bir gün gelecek, binalarımız çökecek, otomobiller hurdaya dönmüş olacak, uçaklardan ve roketlerden kurtulmuş olacağız, tekerleğin ve atomun parçalanmasını bulmuş olmaktan vazgeçeceğiz, mavi tepelerden taze bir rüzgar esecek ve ciğerlerimizi alabildiğine dolduracak, ölmüş olacağız ve soluk alacağız; bu, hayatın ta kendisi olacak.
çöllerde sular tükenecek, biz yeniden çöllere dönebileceğiz ve vahiylere kulak vereceğiz, savanlar, göller ve akarsular artıklarıyla bizi çağıracak, elmaslar, kayaların içinde kalacak ve parıltıları hepimizi aydınlatacak, balta girmemiş ormanlar, bizi düşüncelerimizin karanlık ormanından çekip alacak, düşünmeye ve acı çekmeye son vereceğiz, bu, kurtuluşun ta kendisi olacak.''
Gidiyoruz, Tozlanmış Yüreklerimizle
Gidiyoruz, tozlanmış, onca yitirişten
nicedir katılaşmış yüreklerimizle.
Yalnız bizi dinlememeleri değil mesele,
sağırlaşmışlar da üstelik, tozlanmış
inlemeleri duyup yakınamayacak kadar.
Şarkı söylüyoruz, ezgi yüreğimizde.
Oradan çıkabildiği hiç duyulmamış.
Yalnız arada bilenlere rastlanırmış:
Tutan olmamıştı bizi, kalalım diye.
Duyuyoruz. Paydos artık ağırdan yürümeye.
işin sonu da kalmayacak yoksa.
Ve çeviriyoruz gözlerimizi Tanrıya:
Alın terimizin karşılığıdır ayrılık!
(Çeviren: Ahmet Cemal)
Rondo
Rondo- sevgi bazen yok olur
sönüşünde gözlerin,
ve sönmüş gözlerine
bakarız sevginin.
Dokunur kirpiklerimize duman,
kraterden yükselen soğuk;
sadece bir defa tuttu
nefesini, korkunç boşluk.
Ölü gözleri
gördük ve unutmadık asla.
Sevgidir en uzun süren
ve tanımaz bizi bir daha.
(Çeviren: Ahmet Cemal)
Çok Anlamlı Olabilirdi
Çok anlamlı olabilirdi: tükenmekteyiz,
gitmek zorundayız, çağrılmadan geliriz.
Ama konuşmak ve anlaşamamak,
ve bir an bile kavuşamayan ellerimiz,
yıkmakta bunca şeyi: kalıcı değiliz.
ilk adımlarımızı korkutur yabancı işaretler,
bir çarpı işareti parçalar bakışmaları,
istenen, yalnızlıklarda eriyip gitmemiz.
(Çeviren: Ahmet Cemal)
''benim mavim, benim içinde tavus kuşlarının gezindiği, görkemli mavim, benim uzakların rengi olan mavim; ufuktaki mavi rastlantım! ''
duyarlı bakışı, derinlikli algılayışı ile mısra mısra akan ruhu; ne sanatında ne özel hayatında hak ettiği değeri görememiş olsa da bir kere yaşandı mı asla unutulamayan şiir olur tüm varlığı, derin titreştirdiği yüreklerde.
ne malina gibi bir şaheser henüz yazılabildi ne de geçmişinin yaktığı ateşte külleri savrulurken , şairliği masmavi şahlanan oldu onun gibi.
''bir gün gelecek, insanların siyah ama altın gibi parlayan gözleri olacak; onlar, güzelliği görecekler, pisliklerden arınmış ve tüm yüklerden kurtulmuş olacaklar, havalara yükselecekler, suların dibine inecekler, sıkıntılarını ve ellerinin nasır bağlamış olduğunu unutacaklar. bir gün gelecek, insanlar özgür olacaklar, bütün insanlar özgür olacaklar, kendi özgürlük kavramları karşısında da özgür olacaklar. bu, daha büyük bir özgürlük olacak, ölçüsüz olacak, bütün bir yaşam boyunca sürecek...
bir gün gelecek, insanlar savanları ve bozkırları yeniden keşfedecekler, uçsuz bucaksıza açılıp köleliklerine bir son verecekler, hayvanlar yükseklerdeki güneşin altında insanlara, artık özgür olan insanlara yaklaşacaklar, ve dev kaplumbağalar, filler, bizonlar birlik içerisinde yaşayacaklar, ormanların ve çöllerin kralları, özgürlüklerine kavuşmuş insanlarla birleşecekler, aynı kaynaktan su içecekler, arınmış havayı soluyacaklar, birbirlerini parçalamayacaklar, bu, başlangıç olacak; bütün bir yaşamın başlangıcı... ''
''bir gün gelecek, insanların altın kırmızısı gözleri olacak ve şaşırtıcı sesleri olacak; o gün insanların elleri yeniden sevme yeteneğini kazanacak, ve insanlığın şiiri yeniden yazılmış olacak...
ve elleri iyilik yapabilecek, masum ellerini varlıkların en yücesine uzatacaklar, çünkü onlar, çünkü insanlar sonsuza değin beklemek zorunda kalmamalılar, beklemek zorunda kalmayacaklar...''
''bir gün gelecek, binalarımız çökecek, otomobiller hurdaya dönmüş olacak, uçaklardan ve roketlerden kurtulmuş olacağız, tekerleğin ve atomun parçalanmasını bulmuş olmaktan vazgeçeceğiz, mavi tepelerden taze bir rüzgar esecek ve ciğerlerimizi alabildiğine dolduracak, ölmüş olacağız ve soluk alacağız; bu, hayatın ta kendisi olacak.
çöllerde sular tükenecek, biz yeniden çöllere dönebileceğiz ve vahiylere kulak vereceğiz, savanlar, göller ve akarsular artıklarıyla bizi çağıracak, elmaslar, kayaların içinde kalacak ve parıltıları hepimizi aydınlatacak, balta girmemiş ormanlar, bizi düşüncelerimizin karanlık ormanından çekip alacak, düşünmeye ve acı çekmeye son vereceğiz, bu, kurtuluşun ta kendisi olacak.''
Gidiyoruz, Tozlanmış Yüreklerimizle
Gidiyoruz, tozlanmış, onca yitirişten
nicedir katılaşmış yüreklerimizle.
Yalnız bizi dinlememeleri değil mesele,
sağırlaşmışlar da üstelik, tozlanmış
inlemeleri duyup yakınamayacak kadar.
Şarkı söylüyoruz, ezgi yüreğimizde.
Oradan çıkabildiği hiç duyulmamış.
Yalnız arada bilenlere rastlanırmış:
Tutan olmamıştı bizi, kalalım diye.
Duyuyoruz. Paydos artık ağırdan yürümeye.
işin sonu da kalmayacak yoksa.
Ve çeviriyoruz gözlerimizi Tanrıya:
Alın terimizin karşılığıdır ayrılık!
(Çeviren: Ahmet Cemal)
Rondo
Rondo- sevgi bazen yok olur
sönüşünde gözlerin,
ve sönmüş gözlerine
bakarız sevginin.
Dokunur kirpiklerimize duman,
kraterden yükselen soğuk;
sadece bir defa tuttu
nefesini, korkunç boşluk.
Ölü gözleri
gördük ve unutmadık asla.
Sevgidir en uzun süren
ve tanımaz bizi bir daha.
(Çeviren: Ahmet Cemal)
Çok Anlamlı Olabilirdi
Çok anlamlı olabilirdi: tükenmekteyiz,
gitmek zorundayız, çağrılmadan geliriz.
Ama konuşmak ve anlaşamamak,
ve bir an bile kavuşamayan ellerimiz,
yıkmakta bunca şeyi: kalıcı değiliz.
ilk adımlarımızı korkutur yabancı işaretler,
bir çarpı işareti parçalar bakışmaları,
istenen, yalnızlıklarda eriyip gitmemiz.
(Çeviren: Ahmet Cemal)
''benim mavim, benim içinde tavus kuşlarının gezindiği, görkemli mavim, benim uzakların rengi olan mavim; ufuktaki mavi rastlantım! ''
Gündemdeki Haberler
güncel Önemli Başlıklar