bugün
- hoşlanan erkeğin adım atmama sebebi5
- grok vs gemini vs chatgpt4
- feministlerin sınırsız nafaka iptaline kızmaları14
- nervio abla22
- erkekte fizik mi giyim mi daha önemli7
- uyku bozuldu iyice2
- yaşamak2
- satrançta at mı daha değerlidir fil mi5
- 30 yaşından sonra ne yapacağız hissi3
- sedat pekmez43
- ten uyumu vs kafa uyumu2
- aşka inanmayan insan4
- ömürlük arabalar3
- sözlükteki arkadaş çevresi6
- gençler iş beğenmiyor diyen genç patron16
- teklif edip asla ısrar etmeyen insan8
- sivrisinek3
- fatoş pınar türker'in sözlükte konuşulmaması3
- köşe başı dükkanlar erotik shop olsun11
- haklı olduğu halde susan insan7
- türkiye'de iyi bir insan olmak11
- kemal kılıçdaroğlu devlet bahçeli ikilisi2
- toy story 53
- ıslak kek bile yapamayan kız5
- sömürge valisi3
- cedidacer'in fenerbahçeli bir ezik olması19
- astrolojiye inanan insanlara yapılan zorbalık3
- 25 yıllık akp iktidarından çıkarılacak ders12
- en iyi gençlik dizisi2
- ekşi sözlük2
- bir insana yapılabilecek en büyük kötülük19
- honda civic fd62
- çok yakışıklı kaslı eğitimli cool merhametli erkek3
- trt'nin 2026 dünya kupasını 4k yayınlamaması2
- mustafa çiftçi3
- psikolog ile ilk seans2
- chp'nin hali ne olacak34
- durduğun yerde terlemek2
- hiç gelmeyecek birini beklemek9
- süslü şirin2
- seküler erkek muhafazakar kız birlikteliği7
- sözlükte hic tayt giyen kız olmaması9
- evli insanların bekarlara sen de evlen baskısı5
- yapay zeka sözlük moderatörü4
- 6'ncı nesil uçakta dünyada söz sahibi olmamız11
- yuvarlak hatlar3
- anhedonist3
- kitaplıktan ödünç kitap vermemek2
- vücut geliştirmenin sandığından da zor olması3
- m r e r e c t o21
baştan aşağa saf şiir; etten kemiğe, ateşten küle emsalsiz şair.
duyarlı bakışı, derinlikli algılayışı ile mısra mısra akan ruhu; ne sanatında ne özel hayatında hak ettiği değeri görememiş olsa da bir kere yaşandı mı asla unutulamayan şiir olur tüm varlığı, derin titreştirdiği yüreklerde.
ne malina gibi bir şaheser henüz yazılabildi ne de geçmişinin yaktığı ateşte külleri savrulurken , şairliği masmavi şahlanan oldu onun gibi.
''bir gün gelecek, insanların siyah ama altın gibi parlayan gözleri olacak; onlar, güzelliği görecekler, pisliklerden arınmış ve tüm yüklerden kurtulmuş olacaklar, havalara yükselecekler, suların dibine inecekler, sıkıntılarını ve ellerinin nasır bağlamış olduğunu unutacaklar. bir gün gelecek, insanlar özgür olacaklar, bütün insanlar özgür olacaklar, kendi özgürlük kavramları karşısında da özgür olacaklar. bu, daha büyük bir özgürlük olacak, ölçüsüz olacak, bütün bir yaşam boyunca sürecek...
bir gün gelecek, insanlar savanları ve bozkırları yeniden keşfedecekler, uçsuz bucaksıza açılıp köleliklerine bir son verecekler, hayvanlar yükseklerdeki güneşin altında insanlara, artık özgür olan insanlara yaklaşacaklar, ve dev kaplumbağalar, filler, bizonlar birlik içerisinde yaşayacaklar, ormanların ve çöllerin kralları, özgürlüklerine kavuşmuş insanlarla birleşecekler, aynı kaynaktan su içecekler, arınmış havayı soluyacaklar, birbirlerini parçalamayacaklar, bu, başlangıç olacak; bütün bir yaşamın başlangıcı... ''
''bir gün gelecek, insanların altın kırmızısı gözleri olacak ve şaşırtıcı sesleri olacak; o gün insanların elleri yeniden sevme yeteneğini kazanacak, ve insanlığın şiiri yeniden yazılmış olacak...
ve elleri iyilik yapabilecek, masum ellerini varlıkların en yücesine uzatacaklar, çünkü onlar, çünkü insanlar sonsuza değin beklemek zorunda kalmamalılar, beklemek zorunda kalmayacaklar...''
''bir gün gelecek, binalarımız çökecek, otomobiller hurdaya dönmüş olacak, uçaklardan ve roketlerden kurtulmuş olacağız, tekerleğin ve atomun parçalanmasını bulmuş olmaktan vazgeçeceğiz, mavi tepelerden taze bir rüzgar esecek ve ciğerlerimizi alabildiğine dolduracak, ölmüş olacağız ve soluk alacağız; bu, hayatın ta kendisi olacak.
çöllerde sular tükenecek, biz yeniden çöllere dönebileceğiz ve vahiylere kulak vereceğiz, savanlar, göller ve akarsular artıklarıyla bizi çağıracak, elmaslar, kayaların içinde kalacak ve parıltıları hepimizi aydınlatacak, balta girmemiş ormanlar, bizi düşüncelerimizin karanlık ormanından çekip alacak, düşünmeye ve acı çekmeye son vereceğiz, bu, kurtuluşun ta kendisi olacak.''
Gidiyoruz, Tozlanmış Yüreklerimizle
Gidiyoruz, tozlanmış, onca yitirişten
nicedir katılaşmış yüreklerimizle.
Yalnız bizi dinlememeleri değil mesele,
sağırlaşmışlar da üstelik, tozlanmış
inlemeleri duyup yakınamayacak kadar.
Şarkı söylüyoruz, ezgi yüreğimizde.
Oradan çıkabildiği hiç duyulmamış.
Yalnız arada bilenlere rastlanırmış:
Tutan olmamıştı bizi, kalalım diye.
Duyuyoruz. Paydos artık ağırdan yürümeye.
işin sonu da kalmayacak yoksa.
Ve çeviriyoruz gözlerimizi Tanrıya:
Alın terimizin karşılığıdır ayrılık!
(Çeviren: Ahmet Cemal)
Rondo
Rondo- sevgi bazen yok olur
sönüşünde gözlerin,
ve sönmüş gözlerine
bakarız sevginin.
Dokunur kirpiklerimize duman,
kraterden yükselen soğuk;
sadece bir defa tuttu
nefesini, korkunç boşluk.
Ölü gözleri
gördük ve unutmadık asla.
Sevgidir en uzun süren
ve tanımaz bizi bir daha.
(Çeviren: Ahmet Cemal)
Çok Anlamlı Olabilirdi
Çok anlamlı olabilirdi: tükenmekteyiz,
gitmek zorundayız, çağrılmadan geliriz.
Ama konuşmak ve anlaşamamak,
ve bir an bile kavuşamayan ellerimiz,
yıkmakta bunca şeyi: kalıcı değiliz.
ilk adımlarımızı korkutur yabancı işaretler,
bir çarpı işareti parçalar bakışmaları,
istenen, yalnızlıklarda eriyip gitmemiz.
(Çeviren: Ahmet Cemal)
''benim mavim, benim içinde tavus kuşlarının gezindiği, görkemli mavim, benim uzakların rengi olan mavim; ufuktaki mavi rastlantım! ''
duyarlı bakışı, derinlikli algılayışı ile mısra mısra akan ruhu; ne sanatında ne özel hayatında hak ettiği değeri görememiş olsa da bir kere yaşandı mı asla unutulamayan şiir olur tüm varlığı, derin titreştirdiği yüreklerde.
ne malina gibi bir şaheser henüz yazılabildi ne de geçmişinin yaktığı ateşte külleri savrulurken , şairliği masmavi şahlanan oldu onun gibi.
''bir gün gelecek, insanların siyah ama altın gibi parlayan gözleri olacak; onlar, güzelliği görecekler, pisliklerden arınmış ve tüm yüklerden kurtulmuş olacaklar, havalara yükselecekler, suların dibine inecekler, sıkıntılarını ve ellerinin nasır bağlamış olduğunu unutacaklar. bir gün gelecek, insanlar özgür olacaklar, bütün insanlar özgür olacaklar, kendi özgürlük kavramları karşısında da özgür olacaklar. bu, daha büyük bir özgürlük olacak, ölçüsüz olacak, bütün bir yaşam boyunca sürecek...
bir gün gelecek, insanlar savanları ve bozkırları yeniden keşfedecekler, uçsuz bucaksıza açılıp köleliklerine bir son verecekler, hayvanlar yükseklerdeki güneşin altında insanlara, artık özgür olan insanlara yaklaşacaklar, ve dev kaplumbağalar, filler, bizonlar birlik içerisinde yaşayacaklar, ormanların ve çöllerin kralları, özgürlüklerine kavuşmuş insanlarla birleşecekler, aynı kaynaktan su içecekler, arınmış havayı soluyacaklar, birbirlerini parçalamayacaklar, bu, başlangıç olacak; bütün bir yaşamın başlangıcı... ''
''bir gün gelecek, insanların altın kırmızısı gözleri olacak ve şaşırtıcı sesleri olacak; o gün insanların elleri yeniden sevme yeteneğini kazanacak, ve insanlığın şiiri yeniden yazılmış olacak...
ve elleri iyilik yapabilecek, masum ellerini varlıkların en yücesine uzatacaklar, çünkü onlar, çünkü insanlar sonsuza değin beklemek zorunda kalmamalılar, beklemek zorunda kalmayacaklar...''
''bir gün gelecek, binalarımız çökecek, otomobiller hurdaya dönmüş olacak, uçaklardan ve roketlerden kurtulmuş olacağız, tekerleğin ve atomun parçalanmasını bulmuş olmaktan vazgeçeceğiz, mavi tepelerden taze bir rüzgar esecek ve ciğerlerimizi alabildiğine dolduracak, ölmüş olacağız ve soluk alacağız; bu, hayatın ta kendisi olacak.
çöllerde sular tükenecek, biz yeniden çöllere dönebileceğiz ve vahiylere kulak vereceğiz, savanlar, göller ve akarsular artıklarıyla bizi çağıracak, elmaslar, kayaların içinde kalacak ve parıltıları hepimizi aydınlatacak, balta girmemiş ormanlar, bizi düşüncelerimizin karanlık ormanından çekip alacak, düşünmeye ve acı çekmeye son vereceğiz, bu, kurtuluşun ta kendisi olacak.''
Gidiyoruz, Tozlanmış Yüreklerimizle
Gidiyoruz, tozlanmış, onca yitirişten
nicedir katılaşmış yüreklerimizle.
Yalnız bizi dinlememeleri değil mesele,
sağırlaşmışlar da üstelik, tozlanmış
inlemeleri duyup yakınamayacak kadar.
Şarkı söylüyoruz, ezgi yüreğimizde.
Oradan çıkabildiği hiç duyulmamış.
Yalnız arada bilenlere rastlanırmış:
Tutan olmamıştı bizi, kalalım diye.
Duyuyoruz. Paydos artık ağırdan yürümeye.
işin sonu da kalmayacak yoksa.
Ve çeviriyoruz gözlerimizi Tanrıya:
Alın terimizin karşılığıdır ayrılık!
(Çeviren: Ahmet Cemal)
Rondo
Rondo- sevgi bazen yok olur
sönüşünde gözlerin,
ve sönmüş gözlerine
bakarız sevginin.
Dokunur kirpiklerimize duman,
kraterden yükselen soğuk;
sadece bir defa tuttu
nefesini, korkunç boşluk.
Ölü gözleri
gördük ve unutmadık asla.
Sevgidir en uzun süren
ve tanımaz bizi bir daha.
(Çeviren: Ahmet Cemal)
Çok Anlamlı Olabilirdi
Çok anlamlı olabilirdi: tükenmekteyiz,
gitmek zorundayız, çağrılmadan geliriz.
Ama konuşmak ve anlaşamamak,
ve bir an bile kavuşamayan ellerimiz,
yıkmakta bunca şeyi: kalıcı değiliz.
ilk adımlarımızı korkutur yabancı işaretler,
bir çarpı işareti parçalar bakışmaları,
istenen, yalnızlıklarda eriyip gitmemiz.
(Çeviren: Ahmet Cemal)
''benim mavim, benim içinde tavus kuşlarının gezindiği, görkemli mavim, benim uzakların rengi olan mavim; ufuktaki mavi rastlantım! ''
güncel Önemli Başlıklar
