bugün
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı84
- şeriatı savunan begüm polat'ın şaplak şovu13
- bitlis te oğluna filistin ismini koyan adam18
- hamas denince akla gelenler11
- hamileyken başka erkekle birlikte olan evli kadın8
- ben geldim naneler4
- tanga üstüne dar kot pantolon giyen kadın5
- cimri erkeklerden kadınların nefret ettiği gerçeği10
- fatma betül sayan kaya'nın ifadeye çağrılması7
- travestiden dayak yemek2
- gülşen in memeleri5
- cungarya çölü2
- tinto brass7
- tüm kadınları mutlu eden üç cümle2
- 20 yaşındaki gence 250 yıl hapis cezası verilmesi7
- fenerbahçe liverpool'u yensin sakso çekeceğim31
- 5 kasım 2026 uludağ sözlük ara yüzünün değişmesi6
- eoka'nın amacı4
- sobaları hazırlayın7
- reha muhtar vs erol köse2
- ilk defa vurduracak kız heyecanı3
- uludağ sözlük hata tespit ekibi3
- terapi niteliğindeki şeyler13
- müslüman2
- rusya olmasaydı türkistan kurulurdu5
- sizin derdiniz islam2
- bim vs a1012
- kişisel gelişim kitapları2
- halen yapçek etçek gösterçem diye konuşan insan2
- 4 kasım 2026 lens como maçı3
- evrim varsa neden yarı insan yarı maymun yok10
- miss universe 20265
- devleti soymak milleti soymaktan iyidir5
- abd ara seçimleri ve trump'a azil alarmı3
- sözlükte kim kimle sevgili27
- türklerin özellikleri5
- kocaeli2
- begüm polat2
- mika kase3
- nervio43
- o 8 0 diyen biri vardı5
- maçtan önce atıp tutan galatasaraylı yazarlar12
- olsun biz bir keresinde liverpool'u yenmiştik7
- müge anlı2
- sabah yedi buçukta işe başlamak3
- filistinli hamas'ın müslümana muamelesi2
- mika raun vardı nerede şimdi2
- queen ravenna adlı yazarın cerrah olması13
- liverpool fc4
- yakıştırdığım çiftler serisi 115
melami şeyhlerinden olup 46 yıllık şeyhlik dönemi boyunca kendisine mürid olan yol arkadaşları dışında hiç kimse sosyal hayatta hacı ali bey olarak tanıdıkları bu saygın insanın şeyh olduğunu bilememiştir..
1590 yılında doğduğu kabul edilir.. sadrazam rüstem paşa'nın terzibaşısı olan amcasının yanında sarayda bi süre çalışmıştır.. öğrendiği bu zanaat sayesinde kanuni sultan süleyman'ın iran seferine katılmıştır.. sefer dönüşü ankara'ya uğrayan terzi ali rumi burada, melami şeyhi ankaralı hüsameddin ile tanışmış ve kendisine mürid olmuştur.. şeyh hüsameddin, ali rumi'nin adını idris olarak değiştirmiş ve kendisini cemaatine almıştır..
burada kısa sürede manevi mertebeleri aşıp melamiliği incelikleriyle öğrenen derviş idris, artık hayata daha farklı bir gözle bakıyordu.. vahdeti vücud düşüncesini ruhuna harmanlamıştı.. bunu öğrenmekle kalmamış ruhuna yaymıştı..
tüm birikimlerini derviş idrise aktarıp bu kutsal bilgileri kendisine emanet ettiğini söyleyen şeyh hüsameddin onu istanbul'a görevlendirmişti. gidip orda gerekenleri yapacaktı derviş idris..
mütevazı hayatları, şekilciliğe önem vermek bi yana dursun, kendilerini her daim en aşağıda görüp buna göre hareket eden bu tarikat ötekilerini rahatsız ediyordu.. en ufak bi beklentileri olmaksızın kendilerinin düştüğü durumu önemsemeden irşad yolunda hayatlarını tüketen gençler ve yaşlılar, osmanlı dönemindeki şatafatlı tarikatlara cok uzak bir duruş sergiliyordı..
bugün bile yeni yeni hazmedilebilen, eşitlik, özgürlük ve adalet düsturlarını o gün savunmak ve bunun hakkında konuşmak ciddi sıkıntılara sebep olabiliyordu.. sahip çıktıkları bu düşünceler sebebiyle zındıklık ve küfürle yaftalanıyorlardı.. buna rağmen melamiler bu uğurda yıllarını tüketmiş, çok defalar da idam edilerek hayatlarından olmuştur..
şeyh idris istanbul'a döndüğünde melamiliğe katıldığını ve şeyh olduğunu gizli tutuyordu.. sosyal hayatına ali rumi olarak devam edip, ticaret yapıyordu.. kısa sürede zengin olan ali rumi önce "ali bey", hac farizasından sonra da "hacı ali bey" olmuştu..
hacı ali bey, büyük bir konak yaptırmıştı.. Saray erkânı, vezirler, şeyhülislâm, müftü, din adamları kısacası her türlü memuru konağına davet eden hacı ali bey bu kişilerle yakın ilişkiler kurmuştu.. sanılmasın ki bu davetlerde sadece zenginler ve saygınlar vardı; konak neredeyse her gün büyük sofralar kurar fakirleri ağırlardı.. halk arasında çokça sevilirdi hacı ali bey..
şeyh idris olarak gizlice faaliyetlerini yürütüp, tabiri caizse kendisinde ışık gördüğü insanlara şeyhliğini ifşa ediyor, mürid olarak cemaate davet ediyordu.. asla bu davetine olumsuz yanıt almaması bi yana tüm müridleri bu kutsal sırrı hayatlarının en önemli vazifesiymis gibi saklıyordu..
bi süre sonra kulaktan kulağa yayılan şeyh idris ismi fikirleriyle birlikta taa saraya kadar ulaşmıştı.. gizli vazifeli polisler her yerde kendisini bulmak icin ellerinden geleni yapıyor lakin bir tülü bulamıyorlardı.. ancak kendisi isterse bu polislere ifşa oluyor, zaten onları da cemaatine (bi çeşit ahilik) alıyordu.. uzunca bi süre bulunamayınca hazret, kendisine gizli manasına gelen muhtefi lakabı takılmıştı.. artık adı tüm istanbul'da idrisi muhtefi olarak anılıyordu..
83 yıllık hayatı boyunca onca malına mülküne rağmen asla hak yoldan sapmamış, allah yolunda varını yoğunu harcamıştır bu zat.. fakirleri doyurmuş, muhtaçların ihtiyaclarını her anlamda karşılamış, diğer yandan da halkı melamilik inancı, felsefesiyle tanıştırmış adeta ufuklarını genişletmiştir..
insanları hacı ali bey'in yardımseverlik ve dostluğuyla karşılıyor, uygun olanları idrisi muhtefi olarak cemaate davet ediyordu.. bu kısmı ne kadar doğrudur bilinmez lakin sadrazam halil paşa ve şeyhülislam mustafa efendi'nin de kendisine mürid olduğu söylenmektedir..
1674 yılında vefat etmiştir.. cenazesini büyük bir kalabalık kaldırmış, bu zühd sahibi, saygın insana karşı son görevlerini yerine getirmiştir..
(bkz: melamilik)
(bkz: ismail maşuki)
1590 yılında doğduğu kabul edilir.. sadrazam rüstem paşa'nın terzibaşısı olan amcasının yanında sarayda bi süre çalışmıştır.. öğrendiği bu zanaat sayesinde kanuni sultan süleyman'ın iran seferine katılmıştır.. sefer dönüşü ankara'ya uğrayan terzi ali rumi burada, melami şeyhi ankaralı hüsameddin ile tanışmış ve kendisine mürid olmuştur.. şeyh hüsameddin, ali rumi'nin adını idris olarak değiştirmiş ve kendisini cemaatine almıştır..
burada kısa sürede manevi mertebeleri aşıp melamiliği incelikleriyle öğrenen derviş idris, artık hayata daha farklı bir gözle bakıyordu.. vahdeti vücud düşüncesini ruhuna harmanlamıştı.. bunu öğrenmekle kalmamış ruhuna yaymıştı..
tüm birikimlerini derviş idrise aktarıp bu kutsal bilgileri kendisine emanet ettiğini söyleyen şeyh hüsameddin onu istanbul'a görevlendirmişti. gidip orda gerekenleri yapacaktı derviş idris..
mütevazı hayatları, şekilciliğe önem vermek bi yana dursun, kendilerini her daim en aşağıda görüp buna göre hareket eden bu tarikat ötekilerini rahatsız ediyordu.. en ufak bi beklentileri olmaksızın kendilerinin düştüğü durumu önemsemeden irşad yolunda hayatlarını tüketen gençler ve yaşlılar, osmanlı dönemindeki şatafatlı tarikatlara cok uzak bir duruş sergiliyordı..
bugün bile yeni yeni hazmedilebilen, eşitlik, özgürlük ve adalet düsturlarını o gün savunmak ve bunun hakkında konuşmak ciddi sıkıntılara sebep olabiliyordu.. sahip çıktıkları bu düşünceler sebebiyle zındıklık ve küfürle yaftalanıyorlardı.. buna rağmen melamiler bu uğurda yıllarını tüketmiş, çok defalar da idam edilerek hayatlarından olmuştur..
şeyh idris istanbul'a döndüğünde melamiliğe katıldığını ve şeyh olduğunu gizli tutuyordu.. sosyal hayatına ali rumi olarak devam edip, ticaret yapıyordu.. kısa sürede zengin olan ali rumi önce "ali bey", hac farizasından sonra da "hacı ali bey" olmuştu..
hacı ali bey, büyük bir konak yaptırmıştı.. Saray erkânı, vezirler, şeyhülislâm, müftü, din adamları kısacası her türlü memuru konağına davet eden hacı ali bey bu kişilerle yakın ilişkiler kurmuştu.. sanılmasın ki bu davetlerde sadece zenginler ve saygınlar vardı; konak neredeyse her gün büyük sofralar kurar fakirleri ağırlardı.. halk arasında çokça sevilirdi hacı ali bey..
şeyh idris olarak gizlice faaliyetlerini yürütüp, tabiri caizse kendisinde ışık gördüğü insanlara şeyhliğini ifşa ediyor, mürid olarak cemaate davet ediyordu.. asla bu davetine olumsuz yanıt almaması bi yana tüm müridleri bu kutsal sırrı hayatlarının en önemli vazifesiymis gibi saklıyordu..
bi süre sonra kulaktan kulağa yayılan şeyh idris ismi fikirleriyle birlikta taa saraya kadar ulaşmıştı.. gizli vazifeli polisler her yerde kendisini bulmak icin ellerinden geleni yapıyor lakin bir tülü bulamıyorlardı.. ancak kendisi isterse bu polislere ifşa oluyor, zaten onları da cemaatine (bi çeşit ahilik) alıyordu.. uzunca bi süre bulunamayınca hazret, kendisine gizli manasına gelen muhtefi lakabı takılmıştı.. artık adı tüm istanbul'da idrisi muhtefi olarak anılıyordu..
83 yıllık hayatı boyunca onca malına mülküne rağmen asla hak yoldan sapmamış, allah yolunda varını yoğunu harcamıştır bu zat.. fakirleri doyurmuş, muhtaçların ihtiyaclarını her anlamda karşılamış, diğer yandan da halkı melamilik inancı, felsefesiyle tanıştırmış adeta ufuklarını genişletmiştir..
insanları hacı ali bey'in yardımseverlik ve dostluğuyla karşılıyor, uygun olanları idrisi muhtefi olarak cemaate davet ediyordu.. bu kısmı ne kadar doğrudur bilinmez lakin sadrazam halil paşa ve şeyhülislam mustafa efendi'nin de kendisine mürid olduğu söylenmektedir..
1674 yılında vefat etmiştir.. cenazesini büyük bir kalabalık kaldırmış, bu zühd sahibi, saygın insana karşı son görevlerini yerine getirmiştir..
(bkz: melamilik)
(bkz: ismail maşuki)
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar