bugün
- 9 ekim 2026 galatasaray kasımpaşa maçı32
- merhaba arkadaşlar beni hatırladınız mı8
- nefret edilen hitap şekilleri6
- sözlük yazarlarının beni travesti sanması16
- gecenin bir körü prezervatif isteyen komşu8
- kartoncuya zeytin dalı uzatmak19
- moda faciası olan şeyler7
- sözlük çeteleri11
- gece mesajlaşırken uyuya kalan erkek4
- aşık olduğum kızın pornocu çıkması7
- çaylak olunca yan hesaplarla sözlüğe gelen işsiz10
- erkeklere en güzel hitap şekilleri2
- kemalistlerin islam düşmanlığının nedenleri12
- morkstar2
- traveler bu akşam niye herkese sallıyor7
- hırsız vaaaaaaaaaar2
- insan olmaya ceyrek kala6
- karton toplayan meric8
- bütün çıkış yollarının kapalı olması2
- barış alper yılmaz3
- yogartiksenin eski erkek arkadaşı4
- ne kadar takıntılısın5
- uçuk3
- arkadaşlar itiraf edin beni çok seviyorsunuz6
- birinin külotlu çorabından karakter analizi yapmak3
- teşkilat dizisi4
- bana onu sormayin23
- yiyecek gibi bakan manita4
- kasımpaşa5
- gece uyumadan önce düşünülen şeyler2
- yarın lahmacun yiyecek olmak6
- gecenin köründe entry giren yazar2
- s'i l v'e r m'i s t7
- var olmak için popüler yazarlara sataşma taktiği9
- nervio'nün 007'ye vahşi kelebeğim demesi5
- victor osimhen3
- varlığınızı hangi popüler yazara borçlusunuz5
- yakıştırdığım çiftler serisi 153
- cuma akşam yorgun gelen erkeğine masaj yapan kadın4
- cuma akşam eve girip pazartesi sabaha dek çıkmamak6
- sevdiğiniz iki yazarın kavga etmesi3
- en iyi behzat ç karakterleri4
- kova burcu erkeği muhteşemliği3
- hilafetin türklere faydası18
- izmirde bok kokusunun kaybolması9
- kova burcu erkeği erkek mi2
- moderatöre şikayet edip entry sildirmek3
- sözlüğün vahşi kelebeğine eş arıyoruz29
- silvermist'e sataşıyorum öyleyse varım4
- tekerlek toplayan meric3
şah iken aşkı için mevkisinden, soyundan vazgeçmiş kişidir. babamın adıdır, dedemin neden bu adı seçtiğini, 59 yaşında, benden öğrenmesinin mutluluğunu yaşıyorum.
cyber in babasının adıdır.
belh sultanının oğludur ibrahim edhem. genç yaşta tahta çıkmasına rağmen tac ve tahtını terkederek dervişliğe soyunmuş. tasavvuf yoluna girince bir süre şam'da ekin bekçiliği yaparak geçinmiş ve süfyan-ı sevri gibi meşhur sufilerle görüşmüş. 777 yılında da vefat etmiştir. edebiyatta daha çok dervişliği sultanlığa tercih edişi, kanaat köşesinde kendisini mutlu ve mesut hissetmesi ile anılır.
terkib-i bend de ziya paşa'nın atfı da pek güzeldir.
her şahsı harîm-i hakk'a mahrem mi sanırsın
her tac giyen çulsuzu edhem mi sanırsın
dehri arasan binde bir adem bulamazsın
adem görünen harları adem mi sanırsın
çok mukbili gördüm ki güler içi kan ağlar
handan görünen herkesi hürrem mi sanırsın.
terkib-i bend de ziya paşa'nın atfı da pek güzeldir.
her şahsı harîm-i hakk'a mahrem mi sanırsın
her tac giyen çulsuzu edhem mi sanırsın
dehri arasan binde bir adem bulamazsın
adem görünen harları adem mi sanırsın
çok mukbili gördüm ki güler içi kan ağlar
handan görünen herkesi hürrem mi sanırsın.
ibrâhim bin Edhem, önceleri Belh'te saltanat ve debdebeye düşkün bir hükümdardı. Onu bu düşkünlükten kurtarıp âhiretini de ihyâ edebilmesi için, devrin ârif ve sûfîlerinden zaman zaman kendisine ibretli îkâzlar yapılıyordu. Nitekim meşhur rivâyete göre bir gece sarayının damında birtakım acaip gürültüler duymuş, uyuyamayıp merakla seslenmişti:
"- Orada ne yapıyorsunuz?"
Garip bir cevap verildi:
"- Devemizi kaybettik, onu arıyoruz!"
ibrâhim bin Edhem kızdı:
"- Damda deve aranır mı hiç?"
Bu seferki cevap ise pek mânidar ve ibretli idi:
"- Ey ibrâhim! Damda deve aranmayacağını biliyorsun da, şu yaşadığın dünyevî şatafat ve debdebe içinde ebedî saâdetin aranamayacağını niçin düşünmüyorsun?"
Diğer ibretli îkâzlara nazaran bu sözler, ibrâhim bin Edhem'e bir hayli tesir etti. Ancak bir müddet sonra bunu da unuttuğundan hâlinde herhangi bir değişiklik görülmedi.
Günler böylece gelip geçerken ibrâhim bin Edhem, birgün maiyyetiyle birlikte ceylan avına çıktı. Bir ara maiyyetinden ayrıldı. Pür-dikkat iyi bir av arıyordu ki, kulağına "Uyan!" diye bir ses geldi. Pek aldırmadı. Aynı ses bir daha tekrarlandı, sonra bir daha... Sonra her taraftan benzer sesler duymaya başladı. Sesler:
"- Ölüm seni uyandırmadan sen kendin uyan!" diyordu.
ibrâhim bin Edhem hem şaşırdı hem de korktu. Ancak o sırada karşısına güzel bir ceylan çıktı. Bunun üzerine ibrâhim bin Edhem o nazlı hayvanı avlama heyecanına düştü. Biraz evvel duyduğu sözleri unutup sadağından bir ok çıkardı ve yayına sürdü. Nişan aldı. Tam oku fırlatacaktı ki, nazlı ceylan gözlerini ibrâhim bin Edhem'e dikip dile geldi:
"- Ey ibrâhim! Rahmân olan Allâh, beni avlayasın diye mi seni yarattı?"
ibrâhim bin Edhem baştan ayağa titredi. Gözleri bulut bulut oldu, atından atlayıp secdeye kapandı; tevbe etti. Cenâb-ı Hakk'a yalvardı:
"Ey lutf u keremi sonsuz olan Allâh'ım! Benim hâlime de nazar kıl! Nice zamandır debdebe içinde ömür nefeslerimi zâyî etmişim... Ey Allâh'ım! Lutfunla gönlümü yıka; kalbimde muhabbetinden başka bir şey bırakma!"
Artık ibrâhim bin Edhem, gözlerini bambaşka bir âleme açmış, ilâhî bir iklîmin temâşâsına dalmıştı. işte bu temâşâ, ondaki diğer güzellik telâkkîlerini tamamen silivermişti. Böylece her sabah ihtimâmla giydiği saltanat elbiseleri ve göğsünü kabartan Belh sultanlığı, artık gönlünde bütün ihtişâm ve süsünü, hâsılı bütün ehemmiyetini kaybetti ve gözüne iğreti görünmeye başladı.
Bu hâlet içinde gözleri tevbe yaşlarıyla nemli, yüreği nedâmet ateşleriyle yanık olan ibrâhim bin Edhem, sahrâlara doğru yola koyuldu. Hayli yürümüştü ki, bir çobana rastladı. Derhal yanına vardı ve kendi libâsına mukâbil onun abasını alıp üstüne geçirdi. O anda gönlünde büyük bir rahatlık hissetti. Çoban ise bu hâl karşısında şaşkına dönmüştü. içinden: "Pâhişâhımız herhâlde aklını yitirmiş olmalı..." diyordu. Oysa ibrâhim bin Edhem aklını yitirmemiş, bilâkis aklı başına gelmişti. O, ceylan avına çıkmış, ancak Allâh Teâlâ onu bir ceylan ile uyandırmıştı...
"- Orada ne yapıyorsunuz?"
Garip bir cevap verildi:
"- Devemizi kaybettik, onu arıyoruz!"
ibrâhim bin Edhem kızdı:
"- Damda deve aranır mı hiç?"
Bu seferki cevap ise pek mânidar ve ibretli idi:
"- Ey ibrâhim! Damda deve aranmayacağını biliyorsun da, şu yaşadığın dünyevî şatafat ve debdebe içinde ebedî saâdetin aranamayacağını niçin düşünmüyorsun?"
Diğer ibretli îkâzlara nazaran bu sözler, ibrâhim bin Edhem'e bir hayli tesir etti. Ancak bir müddet sonra bunu da unuttuğundan hâlinde herhangi bir değişiklik görülmedi.
Günler böylece gelip geçerken ibrâhim bin Edhem, birgün maiyyetiyle birlikte ceylan avına çıktı. Bir ara maiyyetinden ayrıldı. Pür-dikkat iyi bir av arıyordu ki, kulağına "Uyan!" diye bir ses geldi. Pek aldırmadı. Aynı ses bir daha tekrarlandı, sonra bir daha... Sonra her taraftan benzer sesler duymaya başladı. Sesler:
"- Ölüm seni uyandırmadan sen kendin uyan!" diyordu.
ibrâhim bin Edhem hem şaşırdı hem de korktu. Ancak o sırada karşısına güzel bir ceylan çıktı. Bunun üzerine ibrâhim bin Edhem o nazlı hayvanı avlama heyecanına düştü. Biraz evvel duyduğu sözleri unutup sadağından bir ok çıkardı ve yayına sürdü. Nişan aldı. Tam oku fırlatacaktı ki, nazlı ceylan gözlerini ibrâhim bin Edhem'e dikip dile geldi:
"- Ey ibrâhim! Rahmân olan Allâh, beni avlayasın diye mi seni yarattı?"
ibrâhim bin Edhem baştan ayağa titredi. Gözleri bulut bulut oldu, atından atlayıp secdeye kapandı; tevbe etti. Cenâb-ı Hakk'a yalvardı:
"Ey lutf u keremi sonsuz olan Allâh'ım! Benim hâlime de nazar kıl! Nice zamandır debdebe içinde ömür nefeslerimi zâyî etmişim... Ey Allâh'ım! Lutfunla gönlümü yıka; kalbimde muhabbetinden başka bir şey bırakma!"
Artık ibrâhim bin Edhem, gözlerini bambaşka bir âleme açmış, ilâhî bir iklîmin temâşâsına dalmıştı. işte bu temâşâ, ondaki diğer güzellik telâkkîlerini tamamen silivermişti. Böylece her sabah ihtimâmla giydiği saltanat elbiseleri ve göğsünü kabartan Belh sultanlığı, artık gönlünde bütün ihtişâm ve süsünü, hâsılı bütün ehemmiyetini kaybetti ve gözüne iğreti görünmeye başladı.
Bu hâlet içinde gözleri tevbe yaşlarıyla nemli, yüreği nedâmet ateşleriyle yanık olan ibrâhim bin Edhem, sahrâlara doğru yola koyuldu. Hayli yürümüştü ki, bir çobana rastladı. Derhal yanına vardı ve kendi libâsına mukâbil onun abasını alıp üstüne geçirdi. O anda gönlünde büyük bir rahatlık hissetti. Çoban ise bu hâl karşısında şaşkına dönmüştü. içinden: "Pâhişâhımız herhâlde aklını yitirmiş olmalı..." diyordu. Oysa ibrâhim bin Edhem aklını yitirmemiş, bilâkis aklı başına gelmişti. O, ceylan avına çıkmış, ancak Allâh Teâlâ onu bir ceylan ile uyandırmıştı...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar