bugün
- normal keki ıslak keke çevirme tekniği8
- gocu29
- bi buçuk iskenderi bitirebilen kadın5
- büyüye inanmayan kadın3
- kamosun şafak operasyonuyla ters kelepçe yemesi6
- vay vay vay queen ravenna abla hoşgeldin3
- dün gece sözlükte yaşanan akıl almaz olay9
- başkent istanbul olsun5
- bir ilişkinin bitmesi2
- sözlükteki karanlık kişiler4
- mutsuzluğa mahkum olduğunu sanan tipler3
- günün sözü13
- trump'ın erdoğan'ı yine övmesi6
- mora katliamı4
- özel sektörün acımasız olması3
- yağmurlu havaları seven insan6
- asrın soygunu11
- ingilizce bilmeyen akademisyenler6
- recep tayyip erdoğan3
- iş yerindeki orospu çocukları6
- claudian clouds44
- cimere şikayet eden yazar tipi3
- cinsel organla evlenen insanlar2
- selam verilen kızın siklememesi4
- ekrem imamoğlu2
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı9
- true nickli yazar22
- güzel ayak mevsiminin kapanmaya başlaması4
- fusya semsiyeli yabanci'nın gerçek kimliği38
- s'i l v'e r m'i s t3
- karton toplarken cin musallat olması2
- tusubasanın türkiye maçında attığı gol2
- tai lung vs gocu22
- tai gocu kardeştir zall bizi birleştir2
- düşmanın sizi övmesi2
- bahar feyzan3
- purgatory2
- yazılımcıların flört edememesi6
- aşk5
- manisada okul saldırısı18
- kendinden büyük bir kadınla evlenmek4
- sözlüğe renk katan yazarlar hangi rengi katıyor20
- çocuk yetiştirmek2
- sabahları sevilen şeyler9
- habire1227
- türkiye medeni bi ülkeyse neden hristiyan yok28
- kürtler asimile edilmelidir11
- kader2
- yağmur sabahında2
- sabahları nefret edilen şeyler7
tam adı ebû ali ahmed bin muhammed bin yakub bin miskeveyh olan ibn miskeveyh 936 senesinde iranın rey kentinde doğdu. 940 veya 951 senesinde doğmuş olabileceği ortaya atılmıştır.
ibn miskeveyh öğrenimini, doğduğu kent olan rey kentinde tamamladı, iyi bir eğitim gördü. ibn miskeveyh döneminin ünlü bilginlerinden ve hocalarından ders aldı. çağının önde gelen filozofları (ibn sinâ, ebu reyhan el-beyrûni ve ebu hayan et-tevhîdî gibi) ile bilgi alış-verişinde bulundu. ibn miskeveyh özellikle farabiden çok etkilenmiş ve meşşai ekolün önemli isimlerinden olmuştur.müslüman filozoflar evrimden bahsetmişlerdir.onların zihnindeki evrim tasarımı allah'ın iradesiyle olan akışla ilgilidir.bilimi yeterince anlamayan sözde dini kesimler ile,dini yeterince anlamayan sözde bilimsel çevreler birbiriyle ideolojik açıdan tartışa dursunlar,insanlığın bütün düşünsel ürünlerine saygı duymak gerekir.( mehmet bayraktar, "ibn miskeveyh", dia c.xx,bayrakdar,mehmet,islamda evrimci yaratılış teorileri,saruhan müfit selim,ibn miskeveyh düşüncesinde tanrı ve alem,ankara,ilahiyat yayınları i.baskı,mart,2005,)ibn miskeveyh asıl ilgi alanı olan felsefenin dışında uzunca bir süre kimya ile de ilgilendi, çeşitli araştırmalar yaptı. kimya alanında yaptığı çalışmalardan hiçbiri bugüne ulaşmamıştır. ibn miskeveyh felsefe ve kimya dışında tıp, edebiyat, tarih, ahlak ve metafizik ile de ilgilenip, bu konularda birçok eser kaleme aldı. özellikle ahlak sistemi ile dikkat çeken ibn miskeveyh ahlak konusunda çok önemli bir yere sahip olmuştur. eserlerinde farâbi metodunu izlese de, genel olarak farâbinin aksine pratiğe nazariyeden önce yer verip, pragmatizme yaklaştı. kendisinden önceki meşşai ekolü filozofları gibi eflatun ile aristonun fikirleriyle islam dinini uzlaştırmaya çalıştı.
ibn miskeveyh dönemin önemli isimlerinin yanında katiplik ve kütüphanecilik yaptı. ilk önce vezir ebul-fadl ibnul amîdin kütüphane memurluğunu yapmış, ün ve itibar kazanmaya başlamıştı. daha sonra da sarayda katiplik, özel kütüphane memurluğu, hazinedarlık ve muallimlik gibi çeşitli görevler aldı.
ahlâk felsefesinde özellikle eflatun, aristo ve calinostan etkilenen ibn miskeveyh ahlâkın gayesinin üstün saadete erişmek olduğunu düşünmekteydi. ona göre ahlâkın dört temel fazileti hikmet, şecaat, rikkat ve adaletti. bu faziletlerin tek başına yaşayan bir insanda değil de toplumda oluşabileceğini öne sürdü. bu nedenle ona göre ahlâk, sosyal ahlâktı. miskeveyh daha çok etik alanındaki eserleriyle islam felsefe geleneğinde tanınmıştır. hatta etik konuları ilk ele alan islam filozofu olduğundan bazı kimselerce kendisine "muallim-i selase" (üçüncü öğretmen) -bu sıfat, aristo'nun "muallim-i evvel", farabi'nin "muallim-i sâni" oluşu gözönüne alınarak kendisine verilmiştir- unvanı verilmiştir. miskeveyh plato ve aristo'nun yanısıra, porfirius, pisagor, galen, afrodisyaslı iskender gibi yunanlı filozofların eserlerinden etkilenmiş ve yararlanmıştır. felsefe tarihçilerine göre ibn miskeveyh öldüğünde geride 20 cilt eser bıraktı. fakat bu eserlerin çoğu bugüne ulaşamamıştır.
ibn miskeveyh öğrenimini, doğduğu kent olan rey kentinde tamamladı, iyi bir eğitim gördü. ibn miskeveyh döneminin ünlü bilginlerinden ve hocalarından ders aldı. çağının önde gelen filozofları (ibn sinâ, ebu reyhan el-beyrûni ve ebu hayan et-tevhîdî gibi) ile bilgi alış-verişinde bulundu. ibn miskeveyh özellikle farabiden çok etkilenmiş ve meşşai ekolün önemli isimlerinden olmuştur.müslüman filozoflar evrimden bahsetmişlerdir.onların zihnindeki evrim tasarımı allah'ın iradesiyle olan akışla ilgilidir.bilimi yeterince anlamayan sözde dini kesimler ile,dini yeterince anlamayan sözde bilimsel çevreler birbiriyle ideolojik açıdan tartışa dursunlar,insanlığın bütün düşünsel ürünlerine saygı duymak gerekir.( mehmet bayraktar, "ibn miskeveyh", dia c.xx,bayrakdar,mehmet,islamda evrimci yaratılış teorileri,saruhan müfit selim,ibn miskeveyh düşüncesinde tanrı ve alem,ankara,ilahiyat yayınları i.baskı,mart,2005,)ibn miskeveyh asıl ilgi alanı olan felsefenin dışında uzunca bir süre kimya ile de ilgilendi, çeşitli araştırmalar yaptı. kimya alanında yaptığı çalışmalardan hiçbiri bugüne ulaşmamıştır. ibn miskeveyh felsefe ve kimya dışında tıp, edebiyat, tarih, ahlak ve metafizik ile de ilgilenip, bu konularda birçok eser kaleme aldı. özellikle ahlak sistemi ile dikkat çeken ibn miskeveyh ahlak konusunda çok önemli bir yere sahip olmuştur. eserlerinde farâbi metodunu izlese de, genel olarak farâbinin aksine pratiğe nazariyeden önce yer verip, pragmatizme yaklaştı. kendisinden önceki meşşai ekolü filozofları gibi eflatun ile aristonun fikirleriyle islam dinini uzlaştırmaya çalıştı.
ibn miskeveyh dönemin önemli isimlerinin yanında katiplik ve kütüphanecilik yaptı. ilk önce vezir ebul-fadl ibnul amîdin kütüphane memurluğunu yapmış, ün ve itibar kazanmaya başlamıştı. daha sonra da sarayda katiplik, özel kütüphane memurluğu, hazinedarlık ve muallimlik gibi çeşitli görevler aldı.
ahlâk felsefesinde özellikle eflatun, aristo ve calinostan etkilenen ibn miskeveyh ahlâkın gayesinin üstün saadete erişmek olduğunu düşünmekteydi. ona göre ahlâkın dört temel fazileti hikmet, şecaat, rikkat ve adaletti. bu faziletlerin tek başına yaşayan bir insanda değil de toplumda oluşabileceğini öne sürdü. bu nedenle ona göre ahlâk, sosyal ahlâktı. miskeveyh daha çok etik alanındaki eserleriyle islam felsefe geleneğinde tanınmıştır. hatta etik konuları ilk ele alan islam filozofu olduğundan bazı kimselerce kendisine "muallim-i selase" (üçüncü öğretmen) -bu sıfat, aristo'nun "muallim-i evvel", farabi'nin "muallim-i sâni" oluşu gözönüne alınarak kendisine verilmiştir- unvanı verilmiştir. miskeveyh plato ve aristo'nun yanısıra, porfirius, pisagor, galen, afrodisyaslı iskender gibi yunanlı filozofların eserlerinden etkilenmiş ve yararlanmıştır. felsefe tarihçilerine göre ibn miskeveyh öldüğünde geride 20 cilt eser bıraktı. fakat bu eserlerin çoğu bugüne ulaşamamıştır.
Bir dönem "müslüman" etiketini kullanmış şarlatan.
Günümüzün "müslüman" kimdir bilmeyen şarlatanlarının çürük teorilerine dibace yapmaya çalıştıkları ezik bünye!
Şöyle ki:
Son dönemlerde bazı sözde ilahiyatçılar, ibn Miskeveyh isimli bir zatın fikirlerini ön plana çıkararak evrim teorisinin savunuculuğunu yapmaktadırlar.
Türkleri aşağı ırk gören, "atalarımızın hurma olduğu"nu iddia eden ibn Miskeveyh'in fikirlerini, onun "büyük bir alim olduğu" iddiasıyla uzun uzadıya anlatmakta, farkında olmaksızın milletimizi büyük bir yanılgıya sürüklemektedirler.
Öncelikle ibn Miskeveyh isimli bu şahıstan alınarak aktarılan "atalarımız hurmaydı" iddiası büyük bir aldatmacadır.
Tüm diğer canlılar gibi, bitkiler de milyonlarca yıl boyunca değişmemiş, aynı kalmışlardır.
ilk bitki fosilleri Karbonifer dönemine yani günümüzden yaklaşık 350 milyon yıl öncesine aittir. Ve bu döneme ait bitkiler günümüzdekilerle AYNIDIR.
ibn Miskeveyh'in atamız olduğunu iddia ettiği HURMA YAPRAĞININ iSE, KRATESE DÖNEMiNE (14665 MiLYON YIL ÖNCE) AiT FOSiLi BULUNMAKTADIR. Bitki, yaklaşık 140 milyon yıl boyunca HiÇBiR DEĞiŞiME UĞRAMAMIŞTIR. Zamanla kolları bacakları gelişmemiş, insana dönüşmemiştir.
"Atalarımız mikroptu", "atalarımız solucandı", "atalarımız hurmaydı" şeklinde zaman zaman gündeme getirilen bu tip iddialar, bilimsel gelişmelerin ve delillerin artık çok iyi farkında olan insanlarımızı artık yalnızca güldürmektedir.
Tek bir tane bile ARA FOSiL OLMAMASINA ve canlıların DEĞiŞMEMiŞ oldukları tam 100 MiLYON FOSiL iLE KANITLANMIŞ olmasına rağmen böyle iddiaların çeşiti şekillerde gündeme getirilmesi Darwinistlerin 150 yıldır sürdürdükleri oyunun bir parçasıdır.
Ama artık insanlarımız BU OYUNA GELMEMEKTEDiRLER.
Evrim fikrinin Darwin'in öncesinden beri var olduğu doğrudur.
Ancak Darwinizm, ibn Miskeveyh denen şahsın yaşadığı dönemden çok daha eskilerden Sümer ve Mısır dönemlerinden kalma bir PAGAN DiNiDiR.
Firavun döneminden kalma bu sapkın inanç, çok eski bir örgüt olan masonluğun etkisi ile yaygınlaştırılmış ve insanlar, alim kılığında kişiler tarafından yönlendirilmişlerdir.
>>> Türklük alemine nefret besleyen pek çok ateist Siyonist, islam'ı kabul etmiş gibi gösterilmiş, "ünlü islam alimi" görüntüsünde tanıtılmış ve insanları Allah inancından saptırmak için yoğun Darwinizm propagandası yapmışlardır.
>>> ibn Miskeveyh de masonların idaresindeki bu sapkın zihniyetteki kişilerden biridir ve masondur.
Türkleri ve zencileri aşağı birer maymun ırkı olarak gören ve necip Türk milletinin asil üstünlüğünü ayaklar altına almaya çalışan bu kişi, milletimize nefretini şu sözlerle ifade etmektedir:
"...Nihayet nefsin onun uzerindeki etkisi güçlenince anlama ve ayırt etme güçleri sayesinde verilen eğitimi de alır. insanlık mertebesine oldukça yakın olan bu mertebe behimiyet (hayvan olma durumu) mertebesidir. Kuzey ve güneyde yeryüzünün en en uzak meskun bölgesinde ve onun civarında bulunan TÜRK ve ZENCiLER böyledir. ONLAR iLE ANLATTIĞIMIZ HAYVANLIĞIN SON MERTEBESi ARASINDA BÜYÜK BiR FARK YOKTUR. Onlar yararlarına olan pek çok şeyi ANLAYACAK DURUMDA DEĞiLLERDiR. Kendileri hikmet ortaya koyamadıkları gibi komşu milletlerdekini de kabul etmezler. Bu yüzden DURUMLARI ÇOK KÖTÜ VE YAŞAMA DÜZEYLERI DÜŞÜKTÜR. Gıpta edilecek bir şeyleri olmadığı gibi HAYVANLARIN KULLANILDIĞI iŞ ALANLARINDA KÖLE GiBi KULLANILMAKTAN BAŞKA BIR iŞE DE YARAMAZLAR..." *
Bu sözler, hamiyetperver ve asil Türk milletine yöneltilmiş son derece aşağılık sözlerdir.
Bazı ilahiyatçılarımızın övüp, fikirlerine değer verdiğini söyledikleri bu şahıs, necip Türk milletini hayvanlardan farksız görmektedir.
600 yıl boyunca 3 kıtaya hakim olmuş kadirşinas Türk milletini, "hayvanların kullanıldığı iş alanlarında kullanılacak birer köle" olarak nitelendirecek kadar ileri gitmektedir.
Türk milletinin asaleti ve üstünlüğü ortadadır.
Milletimize aşağılık ırk, köle diyen, zencileri insandan görmeyen bu zihniyet Firavun devrinin pagan inancından kalmadır.
Masonların etkisiyle gelişen bu alçak mantık, Darwinizm fikrinin temelini oluşturmuştur.
Nitekim aynı mantıktaki Darwin de, soylu Türk Milleti'ne "aşağı ırk" yakıştırması yapmaktan çekinmemiştir:
"Doğal seleksiyona dayalı kavganın, medeniyetin ilerleyişine sizin zannettiğinizden daha fazla yarar sağladığını ve sağlamakta olduğunu gösterebilirim. Düşünün ki, birkaç yüzyıl önce Avrupa, TÜRKLER TARAFINDAN iŞGAL EDiLDiĞiNDE, Avrupa milletleri nasıl risk altında kalmıştı, bugün Avrupa'nın TÜRKLER TARAFINDAN iŞGALi bize ne kadar gülünç geliyor.
Avrupa ırkları olarak bilinen medeni ırklar, yaşam mücadelesinde Türklere karşı kesin bir galibiyet elde etmişlerdir.
Dünyanın çok da uzak olmayan bir geleceğine baktığımda, çok sayıdakı AŞAĞI IRKLARIN medenileşmiş yüksek ırklar tarafından ELiMiNE EDiLECEĞiNi görüyorum." *
Darwin'in zencilere bakışı da, Firavun döneminin aynı mantığını sergilemektedir:
"Belki de yüzyıllar kadar sürmeyecek yakın bir gelecekte, medeni insan ırkları, vahşi ırkları tamamen yeryüzünden silecekler ve onların yerine geçecekler. Öte yandan insansı maymunlar da.
Günümüzün "müslüman" kimdir bilmeyen şarlatanlarının çürük teorilerine dibace yapmaya çalıştıkları ezik bünye!
Şöyle ki:
Son dönemlerde bazı sözde ilahiyatçılar, ibn Miskeveyh isimli bir zatın fikirlerini ön plana çıkararak evrim teorisinin savunuculuğunu yapmaktadırlar.
Türkleri aşağı ırk gören, "atalarımızın hurma olduğu"nu iddia eden ibn Miskeveyh'in fikirlerini, onun "büyük bir alim olduğu" iddiasıyla uzun uzadıya anlatmakta, farkında olmaksızın milletimizi büyük bir yanılgıya sürüklemektedirler.
Öncelikle ibn Miskeveyh isimli bu şahıstan alınarak aktarılan "atalarımız hurmaydı" iddiası büyük bir aldatmacadır.
Tüm diğer canlılar gibi, bitkiler de milyonlarca yıl boyunca değişmemiş, aynı kalmışlardır.
ilk bitki fosilleri Karbonifer dönemine yani günümüzden yaklaşık 350 milyon yıl öncesine aittir. Ve bu döneme ait bitkiler günümüzdekilerle AYNIDIR.
ibn Miskeveyh'in atamız olduğunu iddia ettiği HURMA YAPRAĞININ iSE, KRATESE DÖNEMiNE (14665 MiLYON YIL ÖNCE) AiT FOSiLi BULUNMAKTADIR. Bitki, yaklaşık 140 milyon yıl boyunca HiÇBiR DEĞiŞiME UĞRAMAMIŞTIR. Zamanla kolları bacakları gelişmemiş, insana dönüşmemiştir.
"Atalarımız mikroptu", "atalarımız solucandı", "atalarımız hurmaydı" şeklinde zaman zaman gündeme getirilen bu tip iddialar, bilimsel gelişmelerin ve delillerin artık çok iyi farkında olan insanlarımızı artık yalnızca güldürmektedir.
Tek bir tane bile ARA FOSiL OLMAMASINA ve canlıların DEĞiŞMEMiŞ oldukları tam 100 MiLYON FOSiL iLE KANITLANMIŞ olmasına rağmen böyle iddiaların çeşiti şekillerde gündeme getirilmesi Darwinistlerin 150 yıldır sürdürdükleri oyunun bir parçasıdır.
Ama artık insanlarımız BU OYUNA GELMEMEKTEDiRLER.
Evrim fikrinin Darwin'in öncesinden beri var olduğu doğrudur.
Ancak Darwinizm, ibn Miskeveyh denen şahsın yaşadığı dönemden çok daha eskilerden Sümer ve Mısır dönemlerinden kalma bir PAGAN DiNiDiR.
Firavun döneminden kalma bu sapkın inanç, çok eski bir örgüt olan masonluğun etkisi ile yaygınlaştırılmış ve insanlar, alim kılığında kişiler tarafından yönlendirilmişlerdir.
>>> Türklük alemine nefret besleyen pek çok ateist Siyonist, islam'ı kabul etmiş gibi gösterilmiş, "ünlü islam alimi" görüntüsünde tanıtılmış ve insanları Allah inancından saptırmak için yoğun Darwinizm propagandası yapmışlardır.
>>> ibn Miskeveyh de masonların idaresindeki bu sapkın zihniyetteki kişilerden biridir ve masondur.
Türkleri ve zencileri aşağı birer maymun ırkı olarak gören ve necip Türk milletinin asil üstünlüğünü ayaklar altına almaya çalışan bu kişi, milletimize nefretini şu sözlerle ifade etmektedir:
"...Nihayet nefsin onun uzerindeki etkisi güçlenince anlama ve ayırt etme güçleri sayesinde verilen eğitimi de alır. insanlık mertebesine oldukça yakın olan bu mertebe behimiyet (hayvan olma durumu) mertebesidir. Kuzey ve güneyde yeryüzünün en en uzak meskun bölgesinde ve onun civarında bulunan TÜRK ve ZENCiLER böyledir. ONLAR iLE ANLATTIĞIMIZ HAYVANLIĞIN SON MERTEBESi ARASINDA BÜYÜK BiR FARK YOKTUR. Onlar yararlarına olan pek çok şeyi ANLAYACAK DURUMDA DEĞiLLERDiR. Kendileri hikmet ortaya koyamadıkları gibi komşu milletlerdekini de kabul etmezler. Bu yüzden DURUMLARI ÇOK KÖTÜ VE YAŞAMA DÜZEYLERI DÜŞÜKTÜR. Gıpta edilecek bir şeyleri olmadığı gibi HAYVANLARIN KULLANILDIĞI iŞ ALANLARINDA KÖLE GiBi KULLANILMAKTAN BAŞKA BIR iŞE DE YARAMAZLAR..." *
Bu sözler, hamiyetperver ve asil Türk milletine yöneltilmiş son derece aşağılık sözlerdir.
Bazı ilahiyatçılarımızın övüp, fikirlerine değer verdiğini söyledikleri bu şahıs, necip Türk milletini hayvanlardan farksız görmektedir.
600 yıl boyunca 3 kıtaya hakim olmuş kadirşinas Türk milletini, "hayvanların kullanıldığı iş alanlarında kullanılacak birer köle" olarak nitelendirecek kadar ileri gitmektedir.
Türk milletinin asaleti ve üstünlüğü ortadadır.
Milletimize aşağılık ırk, köle diyen, zencileri insandan görmeyen bu zihniyet Firavun devrinin pagan inancından kalmadır.
Masonların etkisiyle gelişen bu alçak mantık, Darwinizm fikrinin temelini oluşturmuştur.
Nitekim aynı mantıktaki Darwin de, soylu Türk Milleti'ne "aşağı ırk" yakıştırması yapmaktan çekinmemiştir:
"Doğal seleksiyona dayalı kavganın, medeniyetin ilerleyişine sizin zannettiğinizden daha fazla yarar sağladığını ve sağlamakta olduğunu gösterebilirim. Düşünün ki, birkaç yüzyıl önce Avrupa, TÜRKLER TARAFINDAN iŞGAL EDiLDiĞiNDE, Avrupa milletleri nasıl risk altında kalmıştı, bugün Avrupa'nın TÜRKLER TARAFINDAN iŞGALi bize ne kadar gülünç geliyor.
Avrupa ırkları olarak bilinen medeni ırklar, yaşam mücadelesinde Türklere karşı kesin bir galibiyet elde etmişlerdir.
Dünyanın çok da uzak olmayan bir geleceğine baktığımda, çok sayıdakı AŞAĞI IRKLARIN medenileşmiş yüksek ırklar tarafından ELiMiNE EDiLECEĞiNi görüyorum." *
Darwin'in zencilere bakışı da, Firavun döneminin aynı mantığını sergilemektedir:
"Belki de yüzyıllar kadar sürmeyecek yakın bir gelecekte, medeni insan ırkları, vahşi ırkları tamamen yeryüzünden silecekler ve onların yerine geçecekler. Öte yandan insansı maymunlar da.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar