bugün
- silvermist'in mutfağına konuk olmak10
- mansur yavaş'ın akp'ye geçmesi7
- 9 eylül 2026 sporting lizbon galatasaray maçı33
- bakarız diyen erkek18
- ne kadar paranız var5
- manisa daki gizli kamera skandalında 1 tutuklama3
- 0 0 78
- gta 76
- cübbeli ahmet hoca6
- semicenk vs blok33
- alkol içmek yasak mıdır4
- kiraz cicegi kolonyasi7
- semicenk şarkıları3
- yeni şafak4
- zengin erkeğin metresi olmayı kabul eden kadın3
- insanoğlu çalışmak ile lanetlenmiştir9
- mehmet ağar2
- iphone duo2
- iş görüşmesine çağrılınca telefonda maaş soran tip12
- sözlükten hatun indirmek4
- 6 saattir mesaj atmayan sevgili8
- geceye bir söz bırak11
- sonra konuşuruz diyen sevgili14
- uykusuz kedi ile soba çayı içip dedikodu yapmak8
- kendinle alakalı ilginç bir bilgi ver2
- kadınların evli erkeklere zaafı5
- sözlüğün sarması13
- kızlar kendinden büyük erkekleri sevseydi5
- dünyada en güzel kadınların yaşadığı ülke9
- victor osimhen10
- oğlak burcu kadını7
- afd'nin lideri alice weidel5
- maaş yüz yüze görüşülecektir12
- sırlar denizi2
- çok eşliliğin iğrenç bir şey olması3
- bir zihinden diğer zihne geçen memler9
- kıymalı kaşarlı pide6
- sözlüğün en kültürlü yazarı14
- taze fasulye yiyen erkek8
- nervio25
- erzurum gece hayatı5
- vexillarius the slayer12
- renault fluence5
- koreli erkek seven muhafazakar kız8
- espri yapmaya çalışmak3
- nasıl bir işe bulaştığının farkında olmamak5
- 100 yıl içinde ai bağımsız hareket edecek6
- çindistan4
- aleksey batrakov7
- şeriatı savunan seküler3
Özellikle fransız yeni dalgası tarafından yere göğe sığdırılamayan 1953 yapımı bir Hitchcock filmidir. Gerçi ne Vertigo kadar iyi bilinir ne deNorth by northwestkadar sürüekleyicidir bana göre. ama Hitchcock'un hayatı gözler önüne getirildiğinde bu açıdan dikkat çekici bir film ve otobiyografik etkilerin dikkate değer bir yer işgal ettiği bir resim olarak göze çarpar. ki bilindiği gibi, Hitchcock da ailesi tarafından bir cizvit olarak yetiştirilmiş ve gene ignasiyan bir okula gönderilmiştir-bu okul şuanda da hizmet vermekte olup, ingiltere de ünlü bir okuldur.
Fimin konusunda bakıldığında ise Hitchcock'un klasik filmlerindeki gibi ''wrong man'' konusu etrafında gelişir-bu arada belirtmeden edemeyeceğim yüksek eve dikey merdivenlerden geçen Hitchcock'un canoesi ile başlar film. böyle başlangıçlardaki kanoe(herneyse işte)'ye bir de ''rope'' da rastlamışızdır. Wrong man bir çok filmde olduğu gibi Hitchcock'un vazgeçilmez konularından birisidir. ''the 39 steps''de olduğu gibi. film bir rahip cübbesi içersindeki bir bahçıvanın bir cinayet işlemesi ile başlar ve bu cinayetini papaza anlatması ile devam eder. ne kadar da zorluklarla karşılaşsa içini yakıp kül eden gerçeği anlatmaz papaz. hatta onun bu durumu bazı sahnelerde romalı askelrer tarafından götürülen isa heykeliyle betimlenmiştir.
otobiyografik etkiler açısındansa, din ile yakından ilgili olarak büyüyen bir insan olarak Hitchcock için önemli bir film oluştur. film asıl olarak Paul anthelme'nin bir oynundan esinlenmiştir. ''Nos Deux Consciences'' isimli oyunundan. Fransadaki ''a man of letters'' 19.yy sonu ve 20.yy başında Hitchcock'u sanatsal anlamda ağırlıklı olarak etkilemiştir.
Filmdeki ana karakterimiz Montgomery Cliff'dir, bu film onun ilk dönemlerine rast gelir ki filmdeki performansı da dikkat çekicidir ki bana en güzel gerçekeleştirdiği şey bir papazın nasıl yürüyeceğini göstermiş olmasıdır. bunun yanında ruhsal durumunu ifade eden gözleri de filmde önemli bir yer işgal eder ki içindeki durumu ifşa etmesi açısından belki de bu filmdeki en önemli noktalardan birisidir.
bir eleştirmenin Hitchcock dan yaptığı şu alıntılar da bu gözlerin hakkını verird:
''bad movies are a photograph of people talking, A hitchcock movie is a potograph of people thinking''
belki de Montgomery Cliff'in gözlerinin anlamı budur.
Film prototip olarak genelde polisiye ağırlıklıdır ve romantizm de işin içindedir ama bu filmde tam anlamıyla-özellikle belirli bir noktada-romantizmin içinde kayboluruz, diğer Hitchcock filmlerine göre bu noktada biraz daha romantik ağırlıktadır.
Filmde bazı noktalarda kişiler arasındaki farklar ortaya çıkar, birisi nedenlere önem verirken-kraliyet savcısı buna güzel bir emsaldir- Logan(rahip) ise inançların adamıdır, yani yemini hayatından daha önemlidir. Ve müfettiş için en önemli nokta cinayeti aydınlatmaktır ona göre, inanç, aşk ve başka değerler her zaman ikinci plandadır. gerçek hayatı dikkate alındığında ise Hitchcock hayatındna etkiler taşısa da bana göre bir hitchcock filminden ziyade bir Montgomery clift'n hayatının filmi gibi durur.(bu noktada aklıma Bergman'ın Wild strawberries geliyor ki, Bergman bu hakkı Victor Sjöstrom(onun da(isaak Borg) yüz ifadeleri çok önemli ve etkileyiciydi) 'a vermiştir)
Filmde bulduğm önemli ve dikkat çekici karakterlerden birisi de Dooly Haas(katleden adamın karısı)'dır ki, New York Times için karikatürler çizen bir karikatüristle evlenmiş ve Almanya'daki kariyerieni yarım bırakıp amerika'ya kocasının peşine düşmüştür. Almanya'daki kariyeri de rol aldığı filmler cihetinde oldukça önemlidir. ve ismi ise şu noktada dikkat çekicidir ki, bu isim Hitchcock'un karısıın ismi olmakla bilrlikte. Papaz Logan'ı kurtaran da odur.
Gerçek anlamda ise çok fazla Ticai başarı elde etmese de Hitchcock'un karakteristik bazı yönlerini gösterir. bulutlara dair yapılan çekimler, papazın mahkeme salonundan indiği sahne ve Kanada'nın mimarisi ile biçimlenmiş bu çekimler ise Hitchcock gibi bir dehayı gösterebilecek en büyük araçtır. özünde güzel bir film olmakla birlikte, benim açımdan diğer flmlerine göre daha pek bir önceliği yoktur.
Fimin konusunda bakıldığında ise Hitchcock'un klasik filmlerindeki gibi ''wrong man'' konusu etrafında gelişir-bu arada belirtmeden edemeyeceğim yüksek eve dikey merdivenlerden geçen Hitchcock'un canoesi ile başlar film. böyle başlangıçlardaki kanoe(herneyse işte)'ye bir de ''rope'' da rastlamışızdır. Wrong man bir çok filmde olduğu gibi Hitchcock'un vazgeçilmez konularından birisidir. ''the 39 steps''de olduğu gibi. film bir rahip cübbesi içersindeki bir bahçıvanın bir cinayet işlemesi ile başlar ve bu cinayetini papaza anlatması ile devam eder. ne kadar da zorluklarla karşılaşsa içini yakıp kül eden gerçeği anlatmaz papaz. hatta onun bu durumu bazı sahnelerde romalı askelrer tarafından götürülen isa heykeliyle betimlenmiştir.
otobiyografik etkiler açısındansa, din ile yakından ilgili olarak büyüyen bir insan olarak Hitchcock için önemli bir film oluştur. film asıl olarak Paul anthelme'nin bir oynundan esinlenmiştir. ''Nos Deux Consciences'' isimli oyunundan. Fransadaki ''a man of letters'' 19.yy sonu ve 20.yy başında Hitchcock'u sanatsal anlamda ağırlıklı olarak etkilemiştir.
Filmdeki ana karakterimiz Montgomery Cliff'dir, bu film onun ilk dönemlerine rast gelir ki filmdeki performansı da dikkat çekicidir ki bana en güzel gerçekeleştirdiği şey bir papazın nasıl yürüyeceğini göstermiş olmasıdır. bunun yanında ruhsal durumunu ifade eden gözleri de filmde önemli bir yer işgal eder ki içindeki durumu ifşa etmesi açısından belki de bu filmdeki en önemli noktalardan birisidir.
bir eleştirmenin Hitchcock dan yaptığı şu alıntılar da bu gözlerin hakkını verird:
''bad movies are a photograph of people talking, A hitchcock movie is a potograph of people thinking''
belki de Montgomery Cliff'in gözlerinin anlamı budur.
Film prototip olarak genelde polisiye ağırlıklıdır ve romantizm de işin içindedir ama bu filmde tam anlamıyla-özellikle belirli bir noktada-romantizmin içinde kayboluruz, diğer Hitchcock filmlerine göre bu noktada biraz daha romantik ağırlıktadır.
Filmde bazı noktalarda kişiler arasındaki farklar ortaya çıkar, birisi nedenlere önem verirken-kraliyet savcısı buna güzel bir emsaldir- Logan(rahip) ise inançların adamıdır, yani yemini hayatından daha önemlidir. Ve müfettiş için en önemli nokta cinayeti aydınlatmaktır ona göre, inanç, aşk ve başka değerler her zaman ikinci plandadır. gerçek hayatı dikkate alındığında ise Hitchcock hayatındna etkiler taşısa da bana göre bir hitchcock filminden ziyade bir Montgomery clift'n hayatının filmi gibi durur.(bu noktada aklıma Bergman'ın Wild strawberries geliyor ki, Bergman bu hakkı Victor Sjöstrom(onun da(isaak Borg) yüz ifadeleri çok önemli ve etkileyiciydi) 'a vermiştir)
Filmde bulduğm önemli ve dikkat çekici karakterlerden birisi de Dooly Haas(katleden adamın karısı)'dır ki, New York Times için karikatürler çizen bir karikatüristle evlenmiş ve Almanya'daki kariyerieni yarım bırakıp amerika'ya kocasının peşine düşmüştür. Almanya'daki kariyeri de rol aldığı filmler cihetinde oldukça önemlidir. ve ismi ise şu noktada dikkat çekicidir ki, bu isim Hitchcock'un karısıın ismi olmakla bilrlikte. Papaz Logan'ı kurtaran da odur.
Gerçek anlamda ise çok fazla Ticai başarı elde etmese de Hitchcock'un karakteristik bazı yönlerini gösterir. bulutlara dair yapılan çekimler, papazın mahkeme salonundan indiği sahne ve Kanada'nın mimarisi ile biçimlenmiş bu çekimler ise Hitchcock gibi bir dehayı gösterebilecek en büyük araçtır. özünde güzel bir film olmakla birlikte, benim açımdan diğer flmlerine göre daha pek bir önceliği yoktur.
cinayet işleyen bir adam ve günah çıkararak itiraf ettiği bir papaz.. papaz yeminine bağlı kalıp cinayeti saklayacak mıdır, yoksa..? hitchcock'un gerilime ağır basan aşk temalı 3-4 filminden biri. özellikle anne baxter, oyunculuğu ve güzelliğiyle ışıl ışıl parlar. filme dair bir ayrıntıyı hitchcock'tan dinleyelim:
''Ses düzeni başka birşey söylerken, görüntüler başka birşey söyleyebilir. Film yönetmenin temellerinden biri de budur.
I Confess'te kahvaltı masasındaki sahneyi ele alalım. Rahiplere kahve servisi yapan Otto Keller'in karısı, durmadan Montgomery Clift'in arkasından gidip geliyor. Bu arada Montgomery Clift'in ne yapmayı planladığını anlamaya çalışıyor. Rahipler arasındaki diyaloglar da tümüyle önemsiz.
Sadece görüntüler yoluyla insan, sahnenin esas olarak kadınla Montgomery Clift arasında döndüğünü anlıyor.
Gerçek yaşamda da hemen hemen böyle değil mi? insanlar, içlerindeki düşüncelerini başkalarına her zaman açıklamazlar. Konuşma oldukça önemsiz olabilirken gözler, bir insanın gerçekten ne düşündüğünü ya da hissettiğini iletecektir.''
http://www.imdb.com/title/tt0045897
''Ses düzeni başka birşey söylerken, görüntüler başka birşey söyleyebilir. Film yönetmenin temellerinden biri de budur.
I Confess'te kahvaltı masasındaki sahneyi ele alalım. Rahiplere kahve servisi yapan Otto Keller'in karısı, durmadan Montgomery Clift'in arkasından gidip geliyor. Bu arada Montgomery Clift'in ne yapmayı planladığını anlamaya çalışıyor. Rahipler arasındaki diyaloglar da tümüyle önemsiz.
Sadece görüntüler yoluyla insan, sahnenin esas olarak kadınla Montgomery Clift arasında döndüğünü anlıyor.
Gerçek yaşamda da hemen hemen böyle değil mi? insanlar, içlerindeki düşüncelerini başkalarına her zaman açıklamazlar. Konuşma oldukça önemsiz olabilirken gözler, bir insanın gerçekten ne düşündüğünü ya da hissettiğini iletecektir.''
http://www.imdb.com/title/tt0045897
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar