bugün
- sözlükte altın günü yapmak7
- şu anda ne yapıyorsun8
- ben aşık yorguni sorularınızı cevaplıyorum15
- yalnızlıktan kafayı yiyen insan5
- üşenirken yapılan saçmalıklar7
- dünyanın en güzel omleti5
- uludağ sözlüğün cenaze namazı7
- eşek sucuğu16
- bir kezonun elinden zehir olsa yemek2
- aile hekimi4
- aleyna tilki4
- 30 lu yaşlar7
- üstteki yazar ne yapıyor5
- ankastre bozukluğu2
- beyler kabağı kollayın3
- konuşmaya konuşmaya konuşmayı unutmak2
- maldivler4
- 24 yaşında erkek 18 yaşında kız ilişkisi2
- karateci mi döver kung fucu mu yoksa aikidocu mu3
- allah4
- şirinevler8
- çocuğunu kocasından daha çok seven kadın2
- eşe mi pahalı hediye alınır metrese mi sorunsalı6
- egay sucukcu5
- flört edinmek7
- aşık yorguni10
- işi gücü borsa siyaset olan insan4
- biraderleri üst üste koymak7
- kimseyi memnun edememek13
- kızartma yağından sabun yapmak8
- insanın bu hayattaki amacı17
- üstteki yazar hakkında fikrini söyle9
- metrobüste yer bulmak4
- normal sözlükten uluya gelmek4
- sedat pekmez bey reyizin dönmüş olması6
- güne iyi başlatan şeyler3
- sözlük yazarlarından arabesk denemeler2
- sevgili yazarlar biz burada ne yapıyoruz amk3
- chp içindeki alevi sünni kamplaşması12
- ayakların geriye gitmesi4
- tartıştığı sürücüye iftira atan kadın3
- 54 ilde tetikçi övücü paylaşımlara operasyon3
- yabani olmakla cool olmayı karıştıran tip4
- enayimiknatisii10
- saxo bank'tan altın yükseliş yorumu5
- bok emojili isme özel çorap2
- devlet bahçeli7
- yabancı yatırımcı neden türkiyeye yatırım yapsın8
- flörtlerin ilişkiye dönmeme sebebi10
- a milli takıma 15 milyon euro prim verilmesi10
benim sözlüge üye olmamı saglayan dostum diyebilecegim tek insan.*
çok güzel asık olan ama bir hafta sonra o büyük askı gecen ask insanı.
(bkz: fener oy oy oy)
lise hayatıma damgasını vurmus adamdır. ilerde lise deyince aklıma gelecek ilk kişidir.*
sen bi gel gel, kırmızı olur, sarı olur, kel kafalısı olur, hepsinden var.
sen demiri getir yeter, anladın sen !
sen demiri getir yeter, anladın sen !
başkalarının nicki altında terminoloji dersi vermeye başlamış yazar.
her tarafta şirinler görmekten bunalmış yazar, uyumadan önce odasındaki prize raid sinekkovar gibi bir şirinkovar taktığını görür gibiyim.*
(bkz: çamur atmak)
(bkz: türkçe öğretmek)
ikisi arasındaki ince(!) çizgide çamur atmaya kayan insandır. arada sıçızlar kaçının.
(bkz: türkçe öğretmek)
ikisi arasındaki ince(!) çizgide çamur atmaya kayan insandır. arada sıçızlar kaçının.
akıl dolu, müthiş kavrama kabiliyetine sahip uuser. 23 ekim'de bakalım ne kadar geçecek göreceğimiz insandır. (bkz: pollyanna) ha bu arada küfür edip hemen offline olmaktan zevk alıyor sanırım.
Giritli filozofun birine göre "bütün giritliler yalancı" imiş. (bkz: #4125482)
sıcakkanlı ve hemşerim olduğunu öğrendiğim uuser. kan çekiyor be. *
eski yazar. sözlük e devamsızlıktan çakacak gibi. swh
bağrından kopup geldiği toprakları göz önüne alırsak kendisinin gerizekalı olduğu alenen ortaya çıkar. nitekim yetiştiği topraklarda akıllı çocuklar ticarete yönlendirilir, geriye kalan umutsuz vakalar okutulur.
tipindede meymenet yoktur söylemesi ayıp. hayatın sillesini yiyip, ayyaş ayyaş gezenlere benzer. ömer çelakılvari saçları ve uzun,kıvırcık!! sakallarıyla yüzüne bakasın gelmez. işte tam bu noktada size sesleniyorum kızlar;
kendisinin ikinci nesil olduğuna aldanmayın sakın, beşinci nesilim ama daha yakışıklı ve karizmatik olmakla beraber zeki, çevik, ahlaklı triosuna sahibim..
madem nickaltını ziyaret ettim ve o değerli zamanımı sana ayırdım, son sözümde sana gelsin kerata;
mucckkk!!
tipindede meymenet yoktur söylemesi ayıp. hayatın sillesini yiyip, ayyaş ayyaş gezenlere benzer. ömer çelakılvari saçları ve uzun,kıvırcık!! sakallarıyla yüzüne bakasın gelmez. işte tam bu noktada size sesleniyorum kızlar;
kendisinin ikinci nesil olduğuna aldanmayın sakın, beşinci nesilim ama daha yakışıklı ve karizmatik olmakla beraber zeki, çevik, ahlaklı triosuna sahibim..
madem nickaltını ziyaret ettim ve o değerli zamanımı sana ayırdım, son sözümde sana gelsin kerata;
mucckkk!!
bir karga sevdası tutturmuş gidiyor yazarı. söylemedi deme o adam sakat bak.
--spoiler--
Bayım,
Tanınmış birisiniz, kitaplarınız otuz bin basılıyor. Bunun nedenini size söyleyeyim:
insanları seviyorsunuz da ondan. insancıllık kanınızda var: Talihin işi. Topluluk içinde
olduğunuzda çiçek gibi açıyorsunuz. Hemcinslerinizden birini görür görmez, tanımasanız
bile, ona karşı kanınızın kaynadığını hissediyorsunuz. Bedenine, konuşma biçimine,
istenildiği zaman açılıp kapanan bacaklarına ve özellikle ellerine bayılıyorsunuz, ellerine:
Her elde beş parmak olması ve başparmağın öteki parmakların karşısına çıkartılabilmesi
hoşunuza gidiyor. Yanınızdaki komşunuz masanın üstünden bir fincan aldığı zaman haz
duyuyorsunuz, çünkü insana özgü ve kitaplarınızda sık sık betimlediğiniz, maymunun
hareketinden daha az yumuşak ve daha az hızlı bir fincanı tutma biçimi var, ama daha zekice,
değil mi? insanın etini, yeniden hareket etmeye alışan bir ağır yaralının yürüyüşünü, her
adımda yeniden icat eder gibi olan görünüşünü ve yırtıcı hayvanların bile dayanamayacağı
eşsiz bakışını da seviyorsunuz. insana kendi kendinden söz etmek için uygun olan söyleyiş
biçimini bulmak da kolaydı sizin için: Edepli, ama çılgın bir biçim. insanlar kitaplarınızın
üstüne iştahla atılıyorlar, onları rahat bir koltukta okuyorlar, sizin onlara ulaştırdığınız bahtsız
ve ölçülü büyük aşkı düşünüyorlar ve bu birçok şeyin avuntusu demek oluyor onlar için;
çirkin olmanın, kötü olmanın, aldatılmış koca olmanın, yılbaşında aylıklarının artmamış
olmasının.
Son romanınız övülerek dillerde dolaşıyor: iyi bir çalışma.
insanları sevmeyen bir insanın olabileceğini bilmek sizi meraklandıracaktır sanıyorum. işte
ben, hem de öylesine az seviyorum ki onları, yarım düzinesini hemen şimdi öldürebilirim.
Belki kendi kendinize sorarsınız: Neden sadece yarım düzine diye? Çünkü tabancam altı
mermi alıyor. işte bir canavarlık, değil mi? Üstelik de tam anlamıyla siyaset dışı bir davranış.
Ama size diyorum ki: ben onları sevemem. Ne hissettiğinizi çok iyi anlıyorum. Ama onlarda
sizi çeken şey beni tiksindiriyor. Bir iktisat dergisini sol eliyle karıştırarak edepli edepli
yemek yiyen adamlar gördüm ben de sizin gibi. Fokların sofrasında olmayı yeğlemem benim
hatam mı? Yüz çizgilerini bir yana bırakırsanız, insan yüzüyle hiçbir şey yapamaz.
Ağzını kapalı tutarak bir şey gevelediği zaman ağzının kenarları iner ve kalkar, sanki
durmaksızın dinginlikten ağlamaklı bir şaşkınlığa geçer gibidir. Siz bunu seversiniz,
biliyorum, siz buna Zekâ'nın uyanıklığı diyorsunuz. Ama bu benim midemi bulandırıyor,
nedendir bilmiyorum, ben doğuştan böyleyim.
Aramızda ancak bir beğeni ayrımı olsaydı tedirgin etmeyecektim sizi. Ama her şey sizin
yeteneğiniz varmış da benim yokmuş gibisine akıp gidiyor. Amerikanvari hazırlanmış
ıstakozu sevip sevmemekte özgürüm, ama insanları sevmiyorsam bir zavallıyım ve
günışığında bana yer yok. Onlar hayatın anlamını kendi tekellerine aldılar. Umarım ki
söylemek istediğimi anlıyorsunuz. Üstünde: insancıl olmayan buraya giremez yazılı kapıları
otuz üç yıldır zorluyorum işte. Giriştiğim her şeyi bırakmak zorunda kaldım. Seçmek
gerekiyordu: Ya uyumsuz ve mahkûm edilmiş bir girişimi, ya da ergeç onların çıkarına
yönelmesi gereken bir girişimi. insanlara kesin olarak aktarmadığım düşünceler; onları
kendimden ayırmayı başaramıyordum, düzene koymayı başaramıyordum. Düşünceler,
hafif organik devinimler olarak içimde kalıyorlardı. Kullandığım aygıtlar da öyle, başkalarına
ait olduklarını hissediyordum. Sözgelişi sözcükler; Bana ait sözcükler olsun isterdim. Ama
kullandığım bu sözcükler, bilmiyorum kaç bilinçte sürüklendi. Sözcükler, başkalarında
kazandıkları alışkanlık gereğince benim kafamda kendi kendilerine düzene giriyorlar ve size
yazarken bu sözcükleri kullanırken tiksinti duyuyorum. Ama bu sondur artık. Size söyledim:
insanları sevmek gerekiyor ya da ufak tefek işlerle uğraşmanıza izin verilirse bu yeter.
iyi, ama ben ufak tefek işlerle uğraşmak istemiyorum. Şimdi tabancamı kaptığım gibi sokağa
ineceğim ve onlara karşı bakalım ne yapılabilirmiş göreceğiz. Hoşça kalın bayım,
karşılaşacağım insan siz de olabilirsiniz.
Kafanızı patlatacağım zaman duyacağım zevki siz
hiç bilemeyeceksiniz.
--spoiler--
*
Bayım,
Tanınmış birisiniz, kitaplarınız otuz bin basılıyor. Bunun nedenini size söyleyeyim:
insanları seviyorsunuz da ondan. insancıllık kanınızda var: Talihin işi. Topluluk içinde
olduğunuzda çiçek gibi açıyorsunuz. Hemcinslerinizden birini görür görmez, tanımasanız
bile, ona karşı kanınızın kaynadığını hissediyorsunuz. Bedenine, konuşma biçimine,
istenildiği zaman açılıp kapanan bacaklarına ve özellikle ellerine bayılıyorsunuz, ellerine:
Her elde beş parmak olması ve başparmağın öteki parmakların karşısına çıkartılabilmesi
hoşunuza gidiyor. Yanınızdaki komşunuz masanın üstünden bir fincan aldığı zaman haz
duyuyorsunuz, çünkü insana özgü ve kitaplarınızda sık sık betimlediğiniz, maymunun
hareketinden daha az yumuşak ve daha az hızlı bir fincanı tutma biçimi var, ama daha zekice,
değil mi? insanın etini, yeniden hareket etmeye alışan bir ağır yaralının yürüyüşünü, her
adımda yeniden icat eder gibi olan görünüşünü ve yırtıcı hayvanların bile dayanamayacağı
eşsiz bakışını da seviyorsunuz. insana kendi kendinden söz etmek için uygun olan söyleyiş
biçimini bulmak da kolaydı sizin için: Edepli, ama çılgın bir biçim. insanlar kitaplarınızın
üstüne iştahla atılıyorlar, onları rahat bir koltukta okuyorlar, sizin onlara ulaştırdığınız bahtsız
ve ölçülü büyük aşkı düşünüyorlar ve bu birçok şeyin avuntusu demek oluyor onlar için;
çirkin olmanın, kötü olmanın, aldatılmış koca olmanın, yılbaşında aylıklarının artmamış
olmasının.
Son romanınız övülerek dillerde dolaşıyor: iyi bir çalışma.
insanları sevmeyen bir insanın olabileceğini bilmek sizi meraklandıracaktır sanıyorum. işte
ben, hem de öylesine az seviyorum ki onları, yarım düzinesini hemen şimdi öldürebilirim.
Belki kendi kendinize sorarsınız: Neden sadece yarım düzine diye? Çünkü tabancam altı
mermi alıyor. işte bir canavarlık, değil mi? Üstelik de tam anlamıyla siyaset dışı bir davranış.
Ama size diyorum ki: ben onları sevemem. Ne hissettiğinizi çok iyi anlıyorum. Ama onlarda
sizi çeken şey beni tiksindiriyor. Bir iktisat dergisini sol eliyle karıştırarak edepli edepli
yemek yiyen adamlar gördüm ben de sizin gibi. Fokların sofrasında olmayı yeğlemem benim
hatam mı? Yüz çizgilerini bir yana bırakırsanız, insan yüzüyle hiçbir şey yapamaz.
Ağzını kapalı tutarak bir şey gevelediği zaman ağzının kenarları iner ve kalkar, sanki
durmaksızın dinginlikten ağlamaklı bir şaşkınlığa geçer gibidir. Siz bunu seversiniz,
biliyorum, siz buna Zekâ'nın uyanıklığı diyorsunuz. Ama bu benim midemi bulandırıyor,
nedendir bilmiyorum, ben doğuştan böyleyim.
Aramızda ancak bir beğeni ayrımı olsaydı tedirgin etmeyecektim sizi. Ama her şey sizin
yeteneğiniz varmış da benim yokmuş gibisine akıp gidiyor. Amerikanvari hazırlanmış
ıstakozu sevip sevmemekte özgürüm, ama insanları sevmiyorsam bir zavallıyım ve
günışığında bana yer yok. Onlar hayatın anlamını kendi tekellerine aldılar. Umarım ki
söylemek istediğimi anlıyorsunuz. Üstünde: insancıl olmayan buraya giremez yazılı kapıları
otuz üç yıldır zorluyorum işte. Giriştiğim her şeyi bırakmak zorunda kaldım. Seçmek
gerekiyordu: Ya uyumsuz ve mahkûm edilmiş bir girişimi, ya da ergeç onların çıkarına
yönelmesi gereken bir girişimi. insanlara kesin olarak aktarmadığım düşünceler; onları
kendimden ayırmayı başaramıyordum, düzene koymayı başaramıyordum. Düşünceler,
hafif organik devinimler olarak içimde kalıyorlardı. Kullandığım aygıtlar da öyle, başkalarına
ait olduklarını hissediyordum. Sözgelişi sözcükler; Bana ait sözcükler olsun isterdim. Ama
kullandığım bu sözcükler, bilmiyorum kaç bilinçte sürüklendi. Sözcükler, başkalarında
kazandıkları alışkanlık gereğince benim kafamda kendi kendilerine düzene giriyorlar ve size
yazarken bu sözcükleri kullanırken tiksinti duyuyorum. Ama bu sondur artık. Size söyledim:
insanları sevmek gerekiyor ya da ufak tefek işlerle uğraşmanıza izin verilirse bu yeter.
iyi, ama ben ufak tefek işlerle uğraşmak istemiyorum. Şimdi tabancamı kaptığım gibi sokağa
ineceğim ve onlara karşı bakalım ne yapılabilirmiş göreceğiz. Hoşça kalın bayım,
karşılaşacağım insan siz de olabilirsiniz.
Kafanızı patlatacağım zaman duyacağım zevki siz
hiç bilemeyeceksiniz.
--spoiler--
*
unutulmamak için artemis tapınağını yakmış kişi. *
ephesos artemis tapınağını yakması sonrasında öldürülmüş ve adına damnatio memoriae uygulanmıştır. ancak tarihçi Theopompos herostratos ve tapınağı yakmasını hellenics adlı 12 ciltlik kitabında yazmıştır.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar