bugün
- 26 ağustos 2026 olympique lyon fenerbahçe maçı42
- hiç bitmeyecekmiş gibi gelen şeyler15
- fenerbahçe17
- fenerbahçe lyon maçında atıp tutan yazarlar4
- üstteki yazar hakkında fikrini söyle8
- ne kadar mutlusun5
- bir sözlük kızıyla şapır şupur öpüşmek13
- kapadokya20
- fenerin şl de ziki tutacak olması2
- üstteki yazar gözünde nasıl canlanıyor5
- ne okudunuz7
- islam barış dinidir43
- yeni partili sözlük yazarları26
- escort kadınla kondomsuz ilişkiye girmek4
- boş yapasınız gelince ne yapıyorsunuz14
- sarapci koala51
- fener lyon'u yener mi4
- pizza2
- sözlüğe fotoğraf atmak6
- sözlüğün açık ara en sevilmeyen yazarı seçilmek18
- sözlüğe veda edecek yazarların son konuşmaları6
- geleceğe bir not bırak4
- tamircisi ölünce satılan araba3
- arkadaşlar çok acil bi baksanıza10
- türk vatandaşı olmak istemeyni vatandaşlktan atmak3
- anın görüntüsü20
- mason greenwood7
- cingan kasa transit4
- günlük dua zikir tesbih ve ibadetler3
- güç ellerinde olsa halkın içinden geçecek kitle5
- friedrich hegel la bi cay icek12
- fenerbahçe'ye bir cisim yaklaşması2
- ankete gelin beyler31
- ne kadar yaşlısın22
- tai lung47
- fenerbahçe siker adamı2
- recep tayyip erdoğan25
- iyilik vs dürüstlük5
- balık3
- dünyanın en yaşlı insanı2
- velvet45
- akp bitince troller nolacak4
- hintli kadınların aslında güzel olması7
- birader yazarlar bay beydirler2
- sabahlara kadar cips kolayla bilgisayarda oturmak5
- su içmek2
- zeki insanların sevilmemesi5
- sözlüğe küsmek9
- öbür sözlükte yazmanın ayıp karşılanması3
- duştayken gelen varoluşsal sancılar3
norveçli oyun yazarı henrik ibsen tarafından, ilk kez 1890 yılında yayımlanan bir oyundur. 1891 yılında almanya'da gösterilmiştir. hedda gabler, dönemin ahlâk yapısına uymadığından, olumsuz eleştiriler almıştır. hedda karakteri, tiyatrodaki en önemli dramatik rollerden biridir.
Çevirisini Emre Koyuncuoğlu ve Başak Erzi'nin, dramaturgluğunu Dilek Tekintaş'ın, Müziğini Çiğdem Borucu Erdoğan'ın, sahne ve kostüm tasarımını Gamze Kuş'un, ışık tasarımını Cem Yılmazer'in yaptığı oyunda; Alev Oraloğlu, Elçin Atamgüç, Ertuğrul Postoğlu, Şebnem Köstem, Meriç Benlioğlu, Eraslan Sağlam, Mert Tanık rol alıyor.
Henrik Ibsen'in yazdığı Emre Koyuncuoğlu'nun yönettiği oyun, 18-29 Nisan 2012 tarihleri arasında Üsküdar Musahipzade Celâl Sahnesinde sahnelenecek.
Konusu:Burjuva hayatının garantilerine sığınarak yaşayan Hedda Gabler, bu nedenle hayatında çok büyük ödünler vermiş, istikrarı seçmiş, aşkı yaşamayı ve üretkenliği reddetmiştir. Sevgiden değil sıkıntıdan evlenmiştir. Kocası güvenilir bir insandır ama bir bilgin olarak parlak değildir. Bir gün ortaya büyük bir tutku yaşadığı ve risklerle dolu hayatı olduğu için reddettiği eski sevgilisi çıkar. Hem de lisede saçlarını çekip durduğu, basit bulduğu bir kız arkadaşının desteğiyle kocasını yerinden sarsacak müthiş bir kitap yayınlamak üzeredir...
Henrik Ibsen'in yazdığı Emre Koyuncuoğlu'nun yönettiği oyun, 18-29 Nisan 2012 tarihleri arasında Üsküdar Musahipzade Celâl Sahnesinde sahnelenecek.
Konusu:Burjuva hayatının garantilerine sığınarak yaşayan Hedda Gabler, bu nedenle hayatında çok büyük ödünler vermiş, istikrarı seçmiş, aşkı yaşamayı ve üretkenliği reddetmiştir. Sevgiden değil sıkıntıdan evlenmiştir. Kocası güvenilir bir insandır ama bir bilgin olarak parlak değildir. Bir gün ortaya büyük bir tutku yaşadığı ve risklerle dolu hayatı olduğu için reddettiği eski sevgilisi çıkar. Hem de lisede saçlarını çekip durduğu, basit bulduğu bir kız arkadaşının desteğiyle kocasını yerinden sarsacak müthiş bir kitap yayınlamak üzeredir...
Bu sezon istanbul Şehir Tiyatrosunda izlenmesi gereken bir Emre Koyuncuoğlu rejisi.
musahipzade celal sahnesinde sergilenen bu oyunu mutlaka seyretmenizi isterdim.
öncelikle, sahne ve kostüm tasarımını yapan gamze kuş'u yürekten kutlamak istiyorum zira, hareketli sahne ögesini, tek mekanı değişik açılardan farklı mekanlar haline getirerek kullanmadaki yaratıcı başarısı ile gerçekten övgüye değer bir iş çıkarmış.
alev oraloğlu... dilin nasıl konuşulması gerektiğini gösteren, diksiyonu ile büyüleyen kadın. rol seçimi mükemmel, karakteri betimleme nasıl da gerçekçi! böylesi bir hala dostlar başına.
elçin atamgüç... bir burjuva hizmetçisi. tepkilerinde ölçülü, konuşmalarında dikkatli ve özenli, yerinde samimi-yerinde mesafeli, ailenin bir ferdi olmuş adeta. hep var fakat hiç yokmuş gibi, kısacası olması gerektiği gibi.
ertuğrul postoğlu... kifayetsiz bir muhteris lakin asla itici değil, hatta zaman zaman saflığıyla yanağından makas alası geliyor insanın. kimi anlar, acınası halleriyle rolünün tam hakkını veriyor.
şebnem köstem... namı diğer hedda gabler; bir bedende gizli ve açık iki farklı kişiliği üstün başarıyla canlandırıyor. baskın kişiliğin öne geçişlerini, farklılaşma anlarını canlandırma becerisi takdire değer. en riskli ve zor rol onun ve bunun bilinciyle tüm hünerlerini sergiliyor. bir tik olarak kahkülünü çekiştirmesi ve bakışlarına yansıyan derinlikle çok etkileyici. hele! o verandaya roman eskizlerini gömme sahnesi...
meriç benlioğlu... saflığın, kadınsı hırsla birleşmesinin verdiği içtenlikle sıcak, sımsıcak bir kadın. tam da olması gerektiği gibi.
eraslan sağlam... bir erkek için eğriti duran kibarlık ile erkekliğin kırılma noktasını zorlayan, buna mukabil kentin horozu olarak anılmaktan haz alan piç bir yargıç. çok başarılı.
mert tanık... kimi zaman melankolik görüntüsü, kimi zaman da kendi kendisi ile savaş verir tavırları ile rolünü oynuyor, iyi oynuyor.
henrik ibsen'in, oyununu bu kadrodan ve bu sahnede izlemesini yürekten isterdim.
- kim bilir! izlemiştir belki de.
öncelikle, sahne ve kostüm tasarımını yapan gamze kuş'u yürekten kutlamak istiyorum zira, hareketli sahne ögesini, tek mekanı değişik açılardan farklı mekanlar haline getirerek kullanmadaki yaratıcı başarısı ile gerçekten övgüye değer bir iş çıkarmış.
alev oraloğlu... dilin nasıl konuşulması gerektiğini gösteren, diksiyonu ile büyüleyen kadın. rol seçimi mükemmel, karakteri betimleme nasıl da gerçekçi! böylesi bir hala dostlar başına.
elçin atamgüç... bir burjuva hizmetçisi. tepkilerinde ölçülü, konuşmalarında dikkatli ve özenli, yerinde samimi-yerinde mesafeli, ailenin bir ferdi olmuş adeta. hep var fakat hiç yokmuş gibi, kısacası olması gerektiği gibi.
ertuğrul postoğlu... kifayetsiz bir muhteris lakin asla itici değil, hatta zaman zaman saflığıyla yanağından makas alası geliyor insanın. kimi anlar, acınası halleriyle rolünün tam hakkını veriyor.
şebnem köstem... namı diğer hedda gabler; bir bedende gizli ve açık iki farklı kişiliği üstün başarıyla canlandırıyor. baskın kişiliğin öne geçişlerini, farklılaşma anlarını canlandırma becerisi takdire değer. en riskli ve zor rol onun ve bunun bilinciyle tüm hünerlerini sergiliyor. bir tik olarak kahkülünü çekiştirmesi ve bakışlarına yansıyan derinlikle çok etkileyici. hele! o verandaya roman eskizlerini gömme sahnesi...
meriç benlioğlu... saflığın, kadınsı hırsla birleşmesinin verdiği içtenlikle sıcak, sımsıcak bir kadın. tam da olması gerektiği gibi.
eraslan sağlam... bir erkek için eğriti duran kibarlık ile erkekliğin kırılma noktasını zorlayan, buna mukabil kentin horozu olarak anılmaktan haz alan piç bir yargıç. çok başarılı.
mert tanık... kimi zaman melankolik görüntüsü, kimi zaman da kendi kendisi ile savaş verir tavırları ile rolünü oynuyor, iyi oynuyor.
henrik ibsen'in, oyununu bu kadrodan ve bu sahnede izlemesini yürekten isterdim.
- kim bilir! izlemiştir belki de.
ankara devlet tiyatrosu tarafından temsilini dün izlediğim 2,5 saatlik çok etkileyici olmayan bir oyun. oyunculuklar, kostüm ve dekor muhteşem fakat konu çok arkada ve gizli. hiç anlamadığınız bir anda da bitiveriyor bir final edası yok oyunda.
Henrik ibsen'in 19. yüzyılda yazmış olduğu oyundur. Oyuna ismini, oyunun baş karakteri hedda gabler verir. Hedda'nın genel ahlak dışı, kural tanımaz, asi ve hırçın kimliği dönemin insanlarınca tepkiyle karşılanmıştır. ibsen'in, oluşturduğu karakterin toplumsal koşullara uyum sağlamaması için sınırları özellikle zorladığını düşünüyorum ben. Öyle ki Hedda, bugünün toplumsal koşullarına ve cinsiyet rollerine dahi zıt noktada duran bir kadındır.
Yazar, tek bir sırrının bile bir başkasında saklanmasını kaldıramayacak denli güçlü ve gururlu bu kadını yazarken muhakkak tepki çekeceğini biliyordu. Eserin yazılmasından 130 yıl sonra da hedda gabler'in bu derece aykırı bir karakter olacağını tahmin edebilir miydi, ben bunu merak ediyorum.
Yazar, tek bir sırrının bile bir başkasında saklanmasını kaldıramayacak denli güçlü ve gururlu bu kadını yazarken muhakkak tepki çekeceğini biliyordu. Eserin yazılmasından 130 yıl sonra da hedda gabler'in bu derece aykırı bir karakter olacağını tahmin edebilir miydi, ben bunu merak ediyorum.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar