bugün
- ragnar rockefeller34
- ilk buluşmada evden kek getiren kız9
- evli olduğunu saklayan kişi6
- ayak fetişi erkek popüler kültürün köpeğidir5
- kadın poposunun müthiş hipnoz etkisi3
- ilk buluşmada masa altından aleti yoklayan kız10
- ayak fetişistiyim ve bununla gurur duyuyorum3
- evde kalmış 30 yaş üstü kadın yazarlar18
- akrep soksa hangi yazarın emmesini istersin8
- sözlük yazarlarının trileçeleri7
- ispanya4
- türkiyede konuşma dilinin bozulma sebebi6
- babalarımız gibi erkeklerin yetişmemesi13
- ayak fetişinin başlangıcı2
- tarihteki ilk ayak fetişisti2
- lahmacunun yanında ne içilir5
- bu saatte uyanan insanın amacı3
- anlık sinir patlamaları3
- totosu yağ bağlamak2
- erkeklerin meme sevdası2
- pkklıların anası ve babasının türü nedir2
- buna da kalkma be2
- yazarların spor programları3
- küçük kadınlar3
- kızların yakışıklı ve zengin erkeklere güvenmemesi5
- tommen baratheon2
- bir ilişkiyi kim yönetir22
- sinema tarihinde ayak fantazisi sahneleri5
- fondöten sürmek10
- fransa'nın türkiye ile ittifak arayışı2
- almanya5
- hot girl summer6
- küllü koyu kumral2
- nihat genç5
- ciddi ciddi aşure seven insan30
- marilyn manson un kaburgalarını aldırdığı efsanesi3
- favori sözlük deliniz3
- yalnız hissetmek2
- kuran kursları3
- rtük duyurusu4
- 15 mayıs 2026 uludağ sözlüğün huzura ermesi6
- mackolik2
- sözlükten bir kıza basmak5
- velvet36
- kadının azgını4
- 4 temmuz 2026 kanada fas maçı17
- en gıcık olunan insan davranışı8
- sıcak hava ve kedi2
- pandela 319
- true ile sevişmek7
norveçli oyun yazarı henrik ibsen tarafından, ilk kez 1890 yılında yayımlanan bir oyundur. 1891 yılında almanya'da gösterilmiştir. hedda gabler, dönemin ahlâk yapısına uymadığından, olumsuz eleştiriler almıştır. hedda karakteri, tiyatrodaki en önemli dramatik rollerden biridir.
Çevirisini Emre Koyuncuoğlu ve Başak Erzi'nin, dramaturgluğunu Dilek Tekintaş'ın, Müziğini Çiğdem Borucu Erdoğan'ın, sahne ve kostüm tasarımını Gamze Kuş'un, ışık tasarımını Cem Yılmazer'in yaptığı oyunda; Alev Oraloğlu, Elçin Atamgüç, Ertuğrul Postoğlu, Şebnem Köstem, Meriç Benlioğlu, Eraslan Sağlam, Mert Tanık rol alıyor.
Henrik Ibsen'in yazdığı Emre Koyuncuoğlu'nun yönettiği oyun, 18-29 Nisan 2012 tarihleri arasında Üsküdar Musahipzade Celâl Sahnesinde sahnelenecek.
Konusu:Burjuva hayatının garantilerine sığınarak yaşayan Hedda Gabler, bu nedenle hayatında çok büyük ödünler vermiş, istikrarı seçmiş, aşkı yaşamayı ve üretkenliği reddetmiştir. Sevgiden değil sıkıntıdan evlenmiştir. Kocası güvenilir bir insandır ama bir bilgin olarak parlak değildir. Bir gün ortaya büyük bir tutku yaşadığı ve risklerle dolu hayatı olduğu için reddettiği eski sevgilisi çıkar. Hem de lisede saçlarını çekip durduğu, basit bulduğu bir kız arkadaşının desteğiyle kocasını yerinden sarsacak müthiş bir kitap yayınlamak üzeredir...
Henrik Ibsen'in yazdığı Emre Koyuncuoğlu'nun yönettiği oyun, 18-29 Nisan 2012 tarihleri arasında Üsküdar Musahipzade Celâl Sahnesinde sahnelenecek.
Konusu:Burjuva hayatının garantilerine sığınarak yaşayan Hedda Gabler, bu nedenle hayatında çok büyük ödünler vermiş, istikrarı seçmiş, aşkı yaşamayı ve üretkenliği reddetmiştir. Sevgiden değil sıkıntıdan evlenmiştir. Kocası güvenilir bir insandır ama bir bilgin olarak parlak değildir. Bir gün ortaya büyük bir tutku yaşadığı ve risklerle dolu hayatı olduğu için reddettiği eski sevgilisi çıkar. Hem de lisede saçlarını çekip durduğu, basit bulduğu bir kız arkadaşının desteğiyle kocasını yerinden sarsacak müthiş bir kitap yayınlamak üzeredir...
Bu sezon istanbul Şehir Tiyatrosunda izlenmesi gereken bir Emre Koyuncuoğlu rejisi.
musahipzade celal sahnesinde sergilenen bu oyunu mutlaka seyretmenizi isterdim.
öncelikle, sahne ve kostüm tasarımını yapan gamze kuş'u yürekten kutlamak istiyorum zira, hareketli sahne ögesini, tek mekanı değişik açılardan farklı mekanlar haline getirerek kullanmadaki yaratıcı başarısı ile gerçekten övgüye değer bir iş çıkarmış.
alev oraloğlu... dilin nasıl konuşulması gerektiğini gösteren, diksiyonu ile büyüleyen kadın. rol seçimi mükemmel, karakteri betimleme nasıl da gerçekçi! böylesi bir hala dostlar başına.
elçin atamgüç... bir burjuva hizmetçisi. tepkilerinde ölçülü, konuşmalarında dikkatli ve özenli, yerinde samimi-yerinde mesafeli, ailenin bir ferdi olmuş adeta. hep var fakat hiç yokmuş gibi, kısacası olması gerektiği gibi.
ertuğrul postoğlu... kifayetsiz bir muhteris lakin asla itici değil, hatta zaman zaman saflığıyla yanağından makas alası geliyor insanın. kimi anlar, acınası halleriyle rolünün tam hakkını veriyor.
şebnem köstem... namı diğer hedda gabler; bir bedende gizli ve açık iki farklı kişiliği üstün başarıyla canlandırıyor. baskın kişiliğin öne geçişlerini, farklılaşma anlarını canlandırma becerisi takdire değer. en riskli ve zor rol onun ve bunun bilinciyle tüm hünerlerini sergiliyor. bir tik olarak kahkülünü çekiştirmesi ve bakışlarına yansıyan derinlikle çok etkileyici. hele! o verandaya roman eskizlerini gömme sahnesi...
meriç benlioğlu... saflığın, kadınsı hırsla birleşmesinin verdiği içtenlikle sıcak, sımsıcak bir kadın. tam da olması gerektiği gibi.
eraslan sağlam... bir erkek için eğriti duran kibarlık ile erkekliğin kırılma noktasını zorlayan, buna mukabil kentin horozu olarak anılmaktan haz alan piç bir yargıç. çok başarılı.
mert tanık... kimi zaman melankolik görüntüsü, kimi zaman da kendi kendisi ile savaş verir tavırları ile rolünü oynuyor, iyi oynuyor.
henrik ibsen'in, oyununu bu kadrodan ve bu sahnede izlemesini yürekten isterdim.
- kim bilir! izlemiştir belki de.
öncelikle, sahne ve kostüm tasarımını yapan gamze kuş'u yürekten kutlamak istiyorum zira, hareketli sahne ögesini, tek mekanı değişik açılardan farklı mekanlar haline getirerek kullanmadaki yaratıcı başarısı ile gerçekten övgüye değer bir iş çıkarmış.
alev oraloğlu... dilin nasıl konuşulması gerektiğini gösteren, diksiyonu ile büyüleyen kadın. rol seçimi mükemmel, karakteri betimleme nasıl da gerçekçi! böylesi bir hala dostlar başına.
elçin atamgüç... bir burjuva hizmetçisi. tepkilerinde ölçülü, konuşmalarında dikkatli ve özenli, yerinde samimi-yerinde mesafeli, ailenin bir ferdi olmuş adeta. hep var fakat hiç yokmuş gibi, kısacası olması gerektiği gibi.
ertuğrul postoğlu... kifayetsiz bir muhteris lakin asla itici değil, hatta zaman zaman saflığıyla yanağından makas alası geliyor insanın. kimi anlar, acınası halleriyle rolünün tam hakkını veriyor.
şebnem köstem... namı diğer hedda gabler; bir bedende gizli ve açık iki farklı kişiliği üstün başarıyla canlandırıyor. baskın kişiliğin öne geçişlerini, farklılaşma anlarını canlandırma becerisi takdire değer. en riskli ve zor rol onun ve bunun bilinciyle tüm hünerlerini sergiliyor. bir tik olarak kahkülünü çekiştirmesi ve bakışlarına yansıyan derinlikle çok etkileyici. hele! o verandaya roman eskizlerini gömme sahnesi...
meriç benlioğlu... saflığın, kadınsı hırsla birleşmesinin verdiği içtenlikle sıcak, sımsıcak bir kadın. tam da olması gerektiği gibi.
eraslan sağlam... bir erkek için eğriti duran kibarlık ile erkekliğin kırılma noktasını zorlayan, buna mukabil kentin horozu olarak anılmaktan haz alan piç bir yargıç. çok başarılı.
mert tanık... kimi zaman melankolik görüntüsü, kimi zaman da kendi kendisi ile savaş verir tavırları ile rolünü oynuyor, iyi oynuyor.
henrik ibsen'in, oyununu bu kadrodan ve bu sahnede izlemesini yürekten isterdim.
- kim bilir! izlemiştir belki de.
ankara devlet tiyatrosu tarafından temsilini dün izlediğim 2,5 saatlik çok etkileyici olmayan bir oyun. oyunculuklar, kostüm ve dekor muhteşem fakat konu çok arkada ve gizli. hiç anlamadığınız bir anda da bitiveriyor bir final edası yok oyunda.
Henrik ibsen'in 19. yüzyılda yazmış olduğu oyundur. Oyuna ismini, oyunun baş karakteri hedda gabler verir. Hedda'nın genel ahlak dışı, kural tanımaz, asi ve hırçın kimliği dönemin insanlarınca tepkiyle karşılanmıştır. ibsen'in, oluşturduğu karakterin toplumsal koşullara uyum sağlamaması için sınırları özellikle zorladığını düşünüyorum ben. Öyle ki Hedda, bugünün toplumsal koşullarına ve cinsiyet rollerine dahi zıt noktada duran bir kadındır.
Yazar, tek bir sırrının bile bir başkasında saklanmasını kaldıramayacak denli güçlü ve gururlu bu kadını yazarken muhakkak tepki çekeceğini biliyordu. Eserin yazılmasından 130 yıl sonra da hedda gabler'in bu derece aykırı bir karakter olacağını tahmin edebilir miydi, ben bunu merak ediyorum.
Yazar, tek bir sırrının bile bir başkasında saklanmasını kaldıramayacak denli güçlü ve gururlu bu kadını yazarken muhakkak tepki çekeceğini biliyordu. Eserin yazılmasından 130 yıl sonra da hedda gabler'in bu derece aykırı bir karakter olacağını tahmin edebilir miydi, ben bunu merak ediyorum.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar