bugün
- 26 ağustos 2026 olympique lyon fenerbahçe maçı28
- bir sözlük kızıyla şapır şupur öpüşmek12
- hiç bitmeyecekmiş gibi gelen şeyler8
- kapadokya20
- geleceğe bir not bırak4
- sözlüğe fotoğraf atmak6
- sözlüğe veda edecek yazarların son konuşmaları7
- balık3
- cingan kasa transit4
- mason greenwood6
- duştayken gelen varoluşsal sancılar3
- friedrich hegel la bi cay icek12
- islam barış dinidir43
- boş yapasınız gelince ne yapıyorsunuz14
- görgüsüzlük belirtileri2
- yeni partili sözlük yazarları26
- escort kadınla kondomsuz ilişkiye girmek2
- öbür sözlükte yazmanın ayıp karşılanması3
- güç ellerinde olsa halkın içinden geçecek kitle5
- denizatı2
- karıma seve seve köle olurum3
- türbanlıların beni hiç sevmemesi2
- marcus aurelius3
- rafael leao3
- gemi2
- sarapci koala52
- akp bitince troller nolacak4
- sözlüğün açık ara en sevilmeyen yazarı seçilmek18
- arkadaşlar çok acil bi baksanıza10
- iyilik vs dürüstlük5
- recep tayyip erdoğan25
- gülhane'deki hijyen iddiaları2
- nerede çoluk çocuk var hep uludağ sözlük te olması3
- akchpliler3
- filenin sultanları ndan almanya zaferi2
- bik bik bırakırsa ben de giderim3
- gilded ve diğerleri2
- karısına köle olmak isteyen erkek4
- zeki insanların sevilmemesi5
- sabahlara kadar cips kolayla bilgisayarda oturmak5
- bizimkiler4
- hayırlı bir iş için yarasa yakalamak3
- ne okudunuz3
- dolly parton4
- göz2
- at2
- sarı torba satışının yasaklanması3
- hintli kadınların aslında güzel olması7
- ne kadar yaşlısın22
- balon5
norveçli oyun yazarı henrik ibsen tarafından, ilk kez 1890 yılında yayımlanan bir oyundur. 1891 yılında almanya'da gösterilmiştir. hedda gabler, dönemin ahlâk yapısına uymadığından, olumsuz eleştiriler almıştır. hedda karakteri, tiyatrodaki en önemli dramatik rollerden biridir.
Çevirisini Emre Koyuncuoğlu ve Başak Erzi'nin, dramaturgluğunu Dilek Tekintaş'ın, Müziğini Çiğdem Borucu Erdoğan'ın, sahne ve kostüm tasarımını Gamze Kuş'un, ışık tasarımını Cem Yılmazer'in yaptığı oyunda; Alev Oraloğlu, Elçin Atamgüç, Ertuğrul Postoğlu, Şebnem Köstem, Meriç Benlioğlu, Eraslan Sağlam, Mert Tanık rol alıyor.
Henrik Ibsen'in yazdığı Emre Koyuncuoğlu'nun yönettiği oyun, 18-29 Nisan 2012 tarihleri arasında Üsküdar Musahipzade Celâl Sahnesinde sahnelenecek.
Konusu:Burjuva hayatının garantilerine sığınarak yaşayan Hedda Gabler, bu nedenle hayatında çok büyük ödünler vermiş, istikrarı seçmiş, aşkı yaşamayı ve üretkenliği reddetmiştir. Sevgiden değil sıkıntıdan evlenmiştir. Kocası güvenilir bir insandır ama bir bilgin olarak parlak değildir. Bir gün ortaya büyük bir tutku yaşadığı ve risklerle dolu hayatı olduğu için reddettiği eski sevgilisi çıkar. Hem de lisede saçlarını çekip durduğu, basit bulduğu bir kız arkadaşının desteğiyle kocasını yerinden sarsacak müthiş bir kitap yayınlamak üzeredir...
Henrik Ibsen'in yazdığı Emre Koyuncuoğlu'nun yönettiği oyun, 18-29 Nisan 2012 tarihleri arasında Üsküdar Musahipzade Celâl Sahnesinde sahnelenecek.
Konusu:Burjuva hayatının garantilerine sığınarak yaşayan Hedda Gabler, bu nedenle hayatında çok büyük ödünler vermiş, istikrarı seçmiş, aşkı yaşamayı ve üretkenliği reddetmiştir. Sevgiden değil sıkıntıdan evlenmiştir. Kocası güvenilir bir insandır ama bir bilgin olarak parlak değildir. Bir gün ortaya büyük bir tutku yaşadığı ve risklerle dolu hayatı olduğu için reddettiği eski sevgilisi çıkar. Hem de lisede saçlarını çekip durduğu, basit bulduğu bir kız arkadaşının desteğiyle kocasını yerinden sarsacak müthiş bir kitap yayınlamak üzeredir...
Bu sezon istanbul Şehir Tiyatrosunda izlenmesi gereken bir Emre Koyuncuoğlu rejisi.
musahipzade celal sahnesinde sergilenen bu oyunu mutlaka seyretmenizi isterdim.
öncelikle, sahne ve kostüm tasarımını yapan gamze kuş'u yürekten kutlamak istiyorum zira, hareketli sahne ögesini, tek mekanı değişik açılardan farklı mekanlar haline getirerek kullanmadaki yaratıcı başarısı ile gerçekten övgüye değer bir iş çıkarmış.
alev oraloğlu... dilin nasıl konuşulması gerektiğini gösteren, diksiyonu ile büyüleyen kadın. rol seçimi mükemmel, karakteri betimleme nasıl da gerçekçi! böylesi bir hala dostlar başına.
elçin atamgüç... bir burjuva hizmetçisi. tepkilerinde ölçülü, konuşmalarında dikkatli ve özenli, yerinde samimi-yerinde mesafeli, ailenin bir ferdi olmuş adeta. hep var fakat hiç yokmuş gibi, kısacası olması gerektiği gibi.
ertuğrul postoğlu... kifayetsiz bir muhteris lakin asla itici değil, hatta zaman zaman saflığıyla yanağından makas alası geliyor insanın. kimi anlar, acınası halleriyle rolünün tam hakkını veriyor.
şebnem köstem... namı diğer hedda gabler; bir bedende gizli ve açık iki farklı kişiliği üstün başarıyla canlandırıyor. baskın kişiliğin öne geçişlerini, farklılaşma anlarını canlandırma becerisi takdire değer. en riskli ve zor rol onun ve bunun bilinciyle tüm hünerlerini sergiliyor. bir tik olarak kahkülünü çekiştirmesi ve bakışlarına yansıyan derinlikle çok etkileyici. hele! o verandaya roman eskizlerini gömme sahnesi...
meriç benlioğlu... saflığın, kadınsı hırsla birleşmesinin verdiği içtenlikle sıcak, sımsıcak bir kadın. tam da olması gerektiği gibi.
eraslan sağlam... bir erkek için eğriti duran kibarlık ile erkekliğin kırılma noktasını zorlayan, buna mukabil kentin horozu olarak anılmaktan haz alan piç bir yargıç. çok başarılı.
mert tanık... kimi zaman melankolik görüntüsü, kimi zaman da kendi kendisi ile savaş verir tavırları ile rolünü oynuyor, iyi oynuyor.
henrik ibsen'in, oyununu bu kadrodan ve bu sahnede izlemesini yürekten isterdim.
- kim bilir! izlemiştir belki de.
öncelikle, sahne ve kostüm tasarımını yapan gamze kuş'u yürekten kutlamak istiyorum zira, hareketli sahne ögesini, tek mekanı değişik açılardan farklı mekanlar haline getirerek kullanmadaki yaratıcı başarısı ile gerçekten övgüye değer bir iş çıkarmış.
alev oraloğlu... dilin nasıl konuşulması gerektiğini gösteren, diksiyonu ile büyüleyen kadın. rol seçimi mükemmel, karakteri betimleme nasıl da gerçekçi! böylesi bir hala dostlar başına.
elçin atamgüç... bir burjuva hizmetçisi. tepkilerinde ölçülü, konuşmalarında dikkatli ve özenli, yerinde samimi-yerinde mesafeli, ailenin bir ferdi olmuş adeta. hep var fakat hiç yokmuş gibi, kısacası olması gerektiği gibi.
ertuğrul postoğlu... kifayetsiz bir muhteris lakin asla itici değil, hatta zaman zaman saflığıyla yanağından makas alası geliyor insanın. kimi anlar, acınası halleriyle rolünün tam hakkını veriyor.
şebnem köstem... namı diğer hedda gabler; bir bedende gizli ve açık iki farklı kişiliği üstün başarıyla canlandırıyor. baskın kişiliğin öne geçişlerini, farklılaşma anlarını canlandırma becerisi takdire değer. en riskli ve zor rol onun ve bunun bilinciyle tüm hünerlerini sergiliyor. bir tik olarak kahkülünü çekiştirmesi ve bakışlarına yansıyan derinlikle çok etkileyici. hele! o verandaya roman eskizlerini gömme sahnesi...
meriç benlioğlu... saflığın, kadınsı hırsla birleşmesinin verdiği içtenlikle sıcak, sımsıcak bir kadın. tam da olması gerektiği gibi.
eraslan sağlam... bir erkek için eğriti duran kibarlık ile erkekliğin kırılma noktasını zorlayan, buna mukabil kentin horozu olarak anılmaktan haz alan piç bir yargıç. çok başarılı.
mert tanık... kimi zaman melankolik görüntüsü, kimi zaman da kendi kendisi ile savaş verir tavırları ile rolünü oynuyor, iyi oynuyor.
henrik ibsen'in, oyununu bu kadrodan ve bu sahnede izlemesini yürekten isterdim.
- kim bilir! izlemiştir belki de.
ankara devlet tiyatrosu tarafından temsilini dün izlediğim 2,5 saatlik çok etkileyici olmayan bir oyun. oyunculuklar, kostüm ve dekor muhteşem fakat konu çok arkada ve gizli. hiç anlamadığınız bir anda da bitiveriyor bir final edası yok oyunda.
Henrik ibsen'in 19. yüzyılda yazmış olduğu oyundur. Oyuna ismini, oyunun baş karakteri hedda gabler verir. Hedda'nın genel ahlak dışı, kural tanımaz, asi ve hırçın kimliği dönemin insanlarınca tepkiyle karşılanmıştır. ibsen'in, oluşturduğu karakterin toplumsal koşullara uyum sağlamaması için sınırları özellikle zorladığını düşünüyorum ben. Öyle ki Hedda, bugünün toplumsal koşullarına ve cinsiyet rollerine dahi zıt noktada duran bir kadındır.
Yazar, tek bir sırrının bile bir başkasında saklanmasını kaldıramayacak denli güçlü ve gururlu bu kadını yazarken muhakkak tepki çekeceğini biliyordu. Eserin yazılmasından 130 yıl sonra da hedda gabler'in bu derece aykırı bir karakter olacağını tahmin edebilir miydi, ben bunu merak ediyorum.
Yazar, tek bir sırrının bile bir başkasında saklanmasını kaldıramayacak denli güçlü ve gururlu bu kadını yazarken muhakkak tepki çekeceğini biliyordu. Eserin yazılmasından 130 yıl sonra da hedda gabler'in bu derece aykırı bir karakter olacağını tahmin edebilir miydi, ben bunu merak ediyorum.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar