bugün
- habire1215
- sözlükteki sinsi köpekler7
- size göre akp'nin en büyük ihaneti hangisi12
- habire'nin fendi kadını yendi4
- hesap ödemeyi teklif dahi etmeyen kız4
- çaylak olmadan önceki son kahve4
- yalnız yaşayan erkek özellikleri3
- 0 0 716
- sıfır atık vakfı11
- camilerin propaganda üssüne dönüşmesi14
- aleksey batrakov5
- kabe de filistin bayrağının yasaklanması8
- koca koca adamların stanley termosla gezmesi9
- evrene enerji gönderen müslüman9
- yahudi kürt ailenin çocuğu olmak4
- cop318
- era7capone2
- ilk buluşmada evden kek getiren kız5
- 19 eylül 2026 trabzonspor galatasaray maçı35
- bilerek ponziye dahil olmak6
- aslan dövmenin aslında zor olmaması5
- sivilce için deneyimli yazar tavsiyeleri53
- uluslararası ilişkiler bölümünün özeti3
- laik ülkeyi dinciler yönetirse14
- samed ağırbaş7
- karı koca sözlükte takılan yazarlar4
- sözlük erkeklerinin omuzları2
- ilk buluşmada erkek sevgiliyi evden tofaşla almak2
- arap gel oğlum kuçu kuçu2
- 1000 mbps internet3
- sözlükteki arap döven kızlar2
- katlanılabilir telefon2
- fusya semsiyeli yabanci25
- yoldan geçerken taciz eden yaşlı hanımefendi2
- pikapta müzik dinlemek2
- günbatımında eski dostunla konuşmak2
- ceketimizi koysak kazanırız zaten7
- illüminati filmleri3
- sözlükteki gay araplar2
- yapay zeka ile resim video içerik üretmek4
- galatasaray'ın osimhen başvurusunun reddedilmesi2
- tr dışında neden hiçbir devlet kktc'yi tanımıyor4
- ismail kartal8
- soğan çuvalını sırtlarken sevgiliye yakalanmak4
- saddam hüseyin ve ibrahim tatlıses benzerliği3
- alternatif türkçe rock müziğin iyice kaybolması3
- amedspor'un süper ligin lideri olması7
- saddam hüseyin12
- yazarların pazar günü planları5
- trakya'dan slovakya'ya gitmek6
"iyiyim" demek adetten olmuş. içinin sıkkınlığını belli etmemek, üzüntüyü bastırmak mertlik, yücelik. çok konuşmamak erdem olmuş, sevdiğini belli etmemek onur. yangınlarda yanan yüreğe su vermek zayıflık olmuş.
odasının rengi belli değilmiş, hep siyah görmüş gözleri. perdeleri, gündüz sarıya çalarmış güneşten; geceleri siyaha yakınmış karanlıktan. ay bazen değermiş odasına aydınlanır gibi olurmuş odası. yatağından kalktığı en uzak mesafe mutfakmış bir de tuvalet. karnı acıktığından kullanmazmış mutfağı, tuvalletten aldığı tuvalet kağıdıyla gözünün yaşını silermiş de kalkıp çöpe atarmış mutfakta. etrafına da bırakabilirdi gözyaşını sileni ama "ona" benzetiyordu mendilleri. çevresinde olsun istemiyordu. çöpe atmak iyi geliyordu. hem ayakları açılıyordu o kısacık mesafeyi yürürken. sonra minderine oturuyor, dizlerini kendine çekip, başını- yaslayacak omuzu olmadığından- dizlerine koyup ağlıyordu. elinde küçük bir taşla... "ne o" diye sormayın!
aynaya baktığında şişmiş gözlerine acıyor, kendini seviyordu üzülmesin diye. bir kendine kıyamıyordu. o yüzdendi çökmüş midesine bakarken ki ağlayışı. kuru bir ekmeği bölerken yere dökülen kırıkları eğilip almaya hali yoktu ama korkuyordu üstlerine basıp gece uyuyamamaktan. yeri temizledikten sonra ekmeği ağzına götürüyordu hem ağlıyor hem midesiyle kouşuyordu. karnı her guruldadığında onu elleriye seviyordu. sessiz odasında bir karnıydı onunla konuşan ya da ona öyle geliyordu , öyle olmasını ümit ediyordu. kendi sesini duymayı özlemişti işte şimdi bağıra bağıra şarkı söylüyordu.
renkler ne de güzel, renkler deli eder....
odasının rengi belli değilmiş, hep siyah görmüş gözleri. perdeleri, gündüz sarıya çalarmış güneşten; geceleri siyaha yakınmış karanlıktan. ay bazen değermiş odasına aydınlanır gibi olurmuş odası. yatağından kalktığı en uzak mesafe mutfakmış bir de tuvalet. karnı acıktığından kullanmazmış mutfağı, tuvalletten aldığı tuvalet kağıdıyla gözünün yaşını silermiş de kalkıp çöpe atarmış mutfakta. etrafına da bırakabilirdi gözyaşını sileni ama "ona" benzetiyordu mendilleri. çevresinde olsun istemiyordu. çöpe atmak iyi geliyordu. hem ayakları açılıyordu o kısacık mesafeyi yürürken. sonra minderine oturuyor, dizlerini kendine çekip, başını- yaslayacak omuzu olmadığından- dizlerine koyup ağlıyordu. elinde küçük bir taşla... "ne o" diye sormayın!
aynaya baktığında şişmiş gözlerine acıyor, kendini seviyordu üzülmesin diye. bir kendine kıyamıyordu. o yüzdendi çökmüş midesine bakarken ki ağlayışı. kuru bir ekmeği bölerken yere dökülen kırıkları eğilip almaya hali yoktu ama korkuyordu üstlerine basıp gece uyuyamamaktan. yeri temizledikten sonra ekmeği ağzına götürüyordu hem ağlıyor hem midesiyle kouşuyordu. karnı her guruldadığında onu elleriye seviyordu. sessiz odasında bir karnıydı onunla konuşan ya da ona öyle geliyordu , öyle olmasını ümit ediyordu. kendi sesini duymayı özlemişti işte şimdi bağıra bağıra şarkı söylüyordu.
renkler ne de güzel, renkler deli eder....
grinin ta kendisidir.
Gündemdeki Haberler