bugün
- şeriatı savunan begüm polat'ın şaplak şovu50
- edirne'ye gidip muslettin amca'nın elini öpmek5
- fatma betülüm yapmaz10
- sinirlenen dilenci kadın6
- türkiye azerbaycan ilişkileri3
- abd de bıçaklar çekildi iddiası3
- akp seçmeni3
- 6 kasım dünya galatasaraylılar günü6
- iyi menemenin sırrı22
- fatma betül sayan kaya18
- götü yere yakın olandan korkacaksın2
- klodyan klod duruşu2
- çok kaslı erkekleri beğenmiyorum diyen kezban3
- fatma betül sayan kaya'nın tutuklanması2
- sabahları nefret edilen şeyler6
- hayati yazıcı2
- senin manita evleniyormuş diye mesaj atan arkadaş3
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı88
- sevgilinin mantarlı ayak parmak arası3
- insanlık nasıl geliştirilebilir13
- ayakla üzüm ezen kızlar3
- dizilerde herkesin holding patronu olması2
- boğaz ağrısı5
- bu yazar sadece kadın yazarlardan mesaj alıyor3
- fon krizi kimin üstüne yıkılacak22
- yorik'in kafatasına mum dikmek4
- 5 kasım 2026 celtic beşiktaş maçı11
- flavio bolsonaro'nun brezilya'dan kaçışı3
- misafir terliği kokusu2
- bitlis'te oğluna filistin ismini koyan adam28
- beşiktaş6
- nasıl hissettiğimi kimse anlamıyor3
- sözlüğün yeni tasarımı14
- her sorunun çözümü2
- haram para2
- fon vurgunu4
- muslettin amca23
- yüz gerdirme ameliyatı olan doktorun ölmesi2
- kötüye bir şey olmaz5
- murat ünalmış2
- beyaz ekmek yemenin varoşluk olması11
- gece gelen açlık7
- aşk11
- uyudunuz mu4
- hayatın anlamı ne7
- işe gitmeye üşenmek2
- alexander nübel7
- fenerbahçe liverpool'u yensin sakso çekeceğim31
- gülşen in memeleri14
- yemek yapmayı bilmeyen kızı istemem diyen erkek9
"iyiyim" demek adetten olmuş. içinin sıkkınlığını belli etmemek, üzüntüyü bastırmak mertlik, yücelik. çok konuşmamak erdem olmuş, sevdiğini belli etmemek onur. yangınlarda yanan yüreğe su vermek zayıflık olmuş.
odasının rengi belli değilmiş, hep siyah görmüş gözleri. perdeleri, gündüz sarıya çalarmış güneşten; geceleri siyaha yakınmış karanlıktan. ay bazen değermiş odasına aydınlanır gibi olurmuş odası. yatağından kalktığı en uzak mesafe mutfakmış bir de tuvalet. karnı acıktığından kullanmazmış mutfağı, tuvalletten aldığı tuvalet kağıdıyla gözünün yaşını silermiş de kalkıp çöpe atarmış mutfakta. etrafına da bırakabilirdi gözyaşını sileni ama "ona" benzetiyordu mendilleri. çevresinde olsun istemiyordu. çöpe atmak iyi geliyordu. hem ayakları açılıyordu o kısacık mesafeyi yürürken. sonra minderine oturuyor, dizlerini kendine çekip, başını- yaslayacak omuzu olmadığından- dizlerine koyup ağlıyordu. elinde küçük bir taşla... "ne o" diye sormayın!
aynaya baktığında şişmiş gözlerine acıyor, kendini seviyordu üzülmesin diye. bir kendine kıyamıyordu. o yüzdendi çökmüş midesine bakarken ki ağlayışı. kuru bir ekmeği bölerken yere dökülen kırıkları eğilip almaya hali yoktu ama korkuyordu üstlerine basıp gece uyuyamamaktan. yeri temizledikten sonra ekmeği ağzına götürüyordu hem ağlıyor hem midesiyle kouşuyordu. karnı her guruldadığında onu elleriye seviyordu. sessiz odasında bir karnıydı onunla konuşan ya da ona öyle geliyordu , öyle olmasını ümit ediyordu. kendi sesini duymayı özlemişti işte şimdi bağıra bağıra şarkı söylüyordu.
renkler ne de güzel, renkler deli eder....
odasının rengi belli değilmiş, hep siyah görmüş gözleri. perdeleri, gündüz sarıya çalarmış güneşten; geceleri siyaha yakınmış karanlıktan. ay bazen değermiş odasına aydınlanır gibi olurmuş odası. yatağından kalktığı en uzak mesafe mutfakmış bir de tuvalet. karnı acıktığından kullanmazmış mutfağı, tuvalletten aldığı tuvalet kağıdıyla gözünün yaşını silermiş de kalkıp çöpe atarmış mutfakta. etrafına da bırakabilirdi gözyaşını sileni ama "ona" benzetiyordu mendilleri. çevresinde olsun istemiyordu. çöpe atmak iyi geliyordu. hem ayakları açılıyordu o kısacık mesafeyi yürürken. sonra minderine oturuyor, dizlerini kendine çekip, başını- yaslayacak omuzu olmadığından- dizlerine koyup ağlıyordu. elinde küçük bir taşla... "ne o" diye sormayın!
aynaya baktığında şişmiş gözlerine acıyor, kendini seviyordu üzülmesin diye. bir kendine kıyamıyordu. o yüzdendi çökmüş midesine bakarken ki ağlayışı. kuru bir ekmeği bölerken yere dökülen kırıkları eğilip almaya hali yoktu ama korkuyordu üstlerine basıp gece uyuyamamaktan. yeri temizledikten sonra ekmeği ağzına götürüyordu hem ağlıyor hem midesiyle kouşuyordu. karnı her guruldadığında onu elleriye seviyordu. sessiz odasında bir karnıydı onunla konuşan ya da ona öyle geliyordu , öyle olmasını ümit ediyordu. kendi sesini duymayı özlemişti işte şimdi bağıra bağıra şarkı söylüyordu.
renkler ne de güzel, renkler deli eder....
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar