bugün
- kuran da namazın olmaması9
- ehli sünnet hocalar8
- sabah gözünü kahve sigarayla açanlar13
- huzur islamda9
- atatürk'ün abartılmış bir lider olması10
- arabesk6
- sözlükteki teyzeler defolsun lütfen12
- deniz göktaş'ın gösterisine erişim engeli3
- yanlışlıkla döl fışkırtmak3
- götü güzel olan kız6
- hep sinirli yazarlar6
- ayet indirilen dönem5
- closer3
- uff diye üzülen erkek5
- gurbetçilerin dövizle askerlik fiyatına isyanı4
- öbür sözlük7
- alkolsüz bira içen müslüman6
- metrobüse binecek kızlara tavsiyeler4
- kadın patron erkek sekreter3
- konuşurken sakız çiğneyen kızlar2
- iç güveysi gidecek kadar aşağılık bir erkek olmak2
- göbekli tepe6
- trump'ın f35 hakkında henüz karar vermedim demesi4
- düz sigarayı ters yak2
- macron koşacak diye park kapatan akepe35
- muslettin amca3
- iş arkadaşlığı2
- ona bir şey söyle18
- gaspar noe2
- bu kadar seksi olduğumu bilmiyordum diyen sevgili3
- avrupa'yı abd den uzaklaştıran kilit isim2
- sydney sweeney'in memeleri2
- oy benim canım2
- hayat bir oyundur2
- atatürk'ü küçümseyip sabah akşam ona sallamak2
- delirium tremens kozmogonisi2
- gey biraderler bey gibi gey biraderlerdir12
- çiftleşmenin büyüleyici kirlenmesi2
- yapay zeka bizi domaltabilir mi2
- are you iran5
- ehl i sünnet3
- inanmayabilirsin ama saygı duymak zorundasın6
- kadın ürolog olmaması4
- nasıl birisiniz13
- sözlük hatunlarının ısırılmalık tipler olması2
- tansiyon ilacını içmeme karizması2
- aşırı çıplaklığın rahatsız edici olması34
- deniz göktaş34
- magnezyum4
- istanbul da ev kiraları3
Yük taşıyıcı.
sırtında küfesi, çarşı pazar gezerek insanların yüklerini taşıyan kişi.
(bkz: öğrenci babası)
bilumum fıtık çeşitlerinden mustarip olan, olmasa bile yakın gelecekte tanışacak olan kişi.
(bkz: hasan telci)
Eski zamanlardı. Yolların olmadığı zamanlar... Demek ki fakirdi bizim gibi çoğunluk, bu nedenle taşınacak yüklere talip olacak hamallar bulmak zor olmuyordu...
Yanımdaki hamalla yola çıktık.
ihtiyardı. Kendinden büyük bir yük almıştı. Benim sırtımda ise birkaç bavul vardı sadece, onunkinin çeyreği...
Diyordum ki içimden 'Çok gitmeden kıvrılırsa titreyen bacakları, yüklenirim sırtındaki yükün yarısını!..' Nitekim çok geçmeden dedi ki:
'Mola vakti. Gel biraz dinlenelim!...
'Ne molası, dedim ona hayretle. Ben daha terlemedim!...' Sözüme aldırmadı. Durdu. Çöktü.
Salarken yükünün ipini 'Sen de dinlen hadi' dedi. Benim canım sıkılmıştı bu işe.
Genç olduğumu, ondan kuvvetli olduğumu, bunun gibi bir bunakla yola çıkmamın ne büyük hata olduğunu düşünüyordum.O ihtiyar, bir bacağını azıcık uzatmış halde sessizce dinleniyorken, ben huzursuz bir şekilde ayakta dolanıyordum.
Bir saat kadar sonra yine durdu, oturdu, dinlendi. Ben kızgınlıkla dolandım etrafında... 'Yükünü indirip sen de dinlen', demesine aldırmadım, ona daha çok kızdım...
Sonra yine durdu. Bana da 'dinlenmemi' söyledi yine ama dinlenmedim. Yarım saat sonra 'dinlenelim mi' diye sordu, aksi aksi başımı salladım...
Kaçıncı molasıydı hatırlamıyorum, birden bire dizlerimin bağı çözüldü. Kafamın içinde uçuşan kara kara sinekler sustu, çöküp kaldım. Kayış kolumdan çıktı, sırtımdaki bavullar kaydı.
Ne kadar zaman geçtiğini fark etmedim. Uyumuştum da uyandım mı, yoksa bayılmıştım da ayıldım mı anlamadım... Baktım kendi kocaman yükünün üzerine benim bavullarımı da bağlamıştı. Küçük tasına birazcık su koyup dudağıma dayadı, içtim. Sonra koluma girerek;'Hadi kalk, dedi. Bana yaslan.
Ağır ağır gider ve bir süre sonra gene dinleniriz.' Dediğini yaptım. Omzundan güç aldım, ama asıl anlattıkları iyi geldi bana. 'Ben yılların hamalıyım, dedi. Nice pehlivan yapılı adamlar gördüm. Çoğu, dinlenmek istemediklerinden yükleriyle birlikte kendilerini de toprağa serdi sonunda... Yolda gördüğümüz saçılmış kuru kemiklerin çoğu, anlattığım bu insanlara ait...
Halbuki bir yükü 'taşımak' bizim işimiz, 'altında ezilmek' değil!.. Unutma ki bir yük , taşıdıkça ağırlaşır. Dinlenerek sen yükünü hafifletiyorsun! Belki günün birinde hamallığın şekli değişir. Belki o günleri ben göremem. Ama sen kavuşursan o zamanlara, aman ha, kafanın içinde de sakın yük taşıma... Akşamları bırak ve hafifle...
Sabah dinlenmiş olarak yeniden tekrar taşırsın yükünü. Bizim işimiz, bugünü yarına taşımak, bugünün altında yok olmak değil.
Çünkü yarınlarda bizi bekleyenler var, taşıdıklarımızı bekleyenler... *
Yanımdaki hamalla yola çıktık.
ihtiyardı. Kendinden büyük bir yük almıştı. Benim sırtımda ise birkaç bavul vardı sadece, onunkinin çeyreği...
Diyordum ki içimden 'Çok gitmeden kıvrılırsa titreyen bacakları, yüklenirim sırtındaki yükün yarısını!..' Nitekim çok geçmeden dedi ki:
'Mola vakti. Gel biraz dinlenelim!...
'Ne molası, dedim ona hayretle. Ben daha terlemedim!...' Sözüme aldırmadı. Durdu. Çöktü.
Salarken yükünün ipini 'Sen de dinlen hadi' dedi. Benim canım sıkılmıştı bu işe.
Genç olduğumu, ondan kuvvetli olduğumu, bunun gibi bir bunakla yola çıkmamın ne büyük hata olduğunu düşünüyordum.O ihtiyar, bir bacağını azıcık uzatmış halde sessizce dinleniyorken, ben huzursuz bir şekilde ayakta dolanıyordum.
Bir saat kadar sonra yine durdu, oturdu, dinlendi. Ben kızgınlıkla dolandım etrafında... 'Yükünü indirip sen de dinlen', demesine aldırmadım, ona daha çok kızdım...
Sonra yine durdu. Bana da 'dinlenmemi' söyledi yine ama dinlenmedim. Yarım saat sonra 'dinlenelim mi' diye sordu, aksi aksi başımı salladım...
Kaçıncı molasıydı hatırlamıyorum, birden bire dizlerimin bağı çözüldü. Kafamın içinde uçuşan kara kara sinekler sustu, çöküp kaldım. Kayış kolumdan çıktı, sırtımdaki bavullar kaydı.
Ne kadar zaman geçtiğini fark etmedim. Uyumuştum da uyandım mı, yoksa bayılmıştım da ayıldım mı anlamadım... Baktım kendi kocaman yükünün üzerine benim bavullarımı da bağlamıştı. Küçük tasına birazcık su koyup dudağıma dayadı, içtim. Sonra koluma girerek;'Hadi kalk, dedi. Bana yaslan.
Ağır ağır gider ve bir süre sonra gene dinleniriz.' Dediğini yaptım. Omzundan güç aldım, ama asıl anlattıkları iyi geldi bana. 'Ben yılların hamalıyım, dedi. Nice pehlivan yapılı adamlar gördüm. Çoğu, dinlenmek istemediklerinden yükleriyle birlikte kendilerini de toprağa serdi sonunda... Yolda gördüğümüz saçılmış kuru kemiklerin çoğu, anlattığım bu insanlara ait...
Halbuki bir yükü 'taşımak' bizim işimiz, 'altında ezilmek' değil!.. Unutma ki bir yük , taşıdıkça ağırlaşır. Dinlenerek sen yükünü hafifletiyorsun! Belki günün birinde hamallığın şekli değişir. Belki o günleri ben göremem. Ama sen kavuşursan o zamanlara, aman ha, kafanın içinde de sakın yük taşıma... Akşamları bırak ve hafifle...
Sabah dinlenmiş olarak yeniden tekrar taşırsın yükünü. Bizim işimiz, bugünü yarına taşımak, bugünün altında yok olmak değil.
Çünkü yarınlarda bizi bekleyenler var, taşıdıklarımızı bekleyenler... *
bir yerde bir yazı okumuştum. orada bir hamala ait bir sözden alıntı vardı, cok hoşuma gitmişti. söz suydu:'içim düzgünse yüz kilo yük taşırım. değilse yirmi kilo bile ağır gelir!'
hamallık mesleğini icra eden kişi. zaman zaman türkiye'deki öğretmenlerin de yapmak zorunda olduğu iş.
bu ülke maaşı yetmediği için hamallık yapıp kalp krizi geçirerek hayatını kaybeden bir öğretmene tanık oldu bu gün. acı haberin linki aşağıda:
http://haber.gazetevatan....ogretmenim/321834/7/Yasam
sözün bittiği yeri çoktan geçtik artık. çünkü ne sözler ne de feryatlar bir işe yarıyor. elimizden gelen hiç birşey yok. çaresiz kaldık ve susuyoruz. tek yapabildiğimiz sessiz sessiz ağlamak ve göz yaşlarımızı içimize dökmek acımsı tuzlumsu. ama bu ağlamalar içimizi serinletmiyor. tersine daha da yakıyor bağrımızı. alev alev yanıyoruz ey devlet büyükleri. bu yangın orman yangınlarından da beter. acaba türkiye'den başka vatandaşını bu kadar çaresiz bırakan başka devlet var mı?
bu öğretmenin başına gelenler ilk değil, son da olmayacak. allah rahmet eylesin sevgili öğretmenim. mekanın cennet olsun, allah yakınlarına sabırlar versin.
bu ülke maaşı yetmediği için hamallık yapıp kalp krizi geçirerek hayatını kaybeden bir öğretmene tanık oldu bu gün. acı haberin linki aşağıda:
http://haber.gazetevatan....ogretmenim/321834/7/Yasam
sözün bittiği yeri çoktan geçtik artık. çünkü ne sözler ne de feryatlar bir işe yarıyor. elimizden gelen hiç birşey yok. çaresiz kaldık ve susuyoruz. tek yapabildiğimiz sessiz sessiz ağlamak ve göz yaşlarımızı içimize dökmek acımsı tuzlumsu. ama bu ağlamalar içimizi serinletmiyor. tersine daha da yakıyor bağrımızı. alev alev yanıyoruz ey devlet büyükleri. bu yangın orman yangınlarından da beter. acaba türkiye'den başka vatandaşını bu kadar çaresiz bırakan başka devlet var mı?
bu öğretmenin başına gelenler ilk değil, son da olmayacak. allah rahmet eylesin sevgili öğretmenim. mekanın cennet olsun, allah yakınlarına sabırlar versin.
Sivas'ın Kangal ilçesine bağlı bir köy.
sivas' ın kangal ilçesine bağlı, kangal termik santrali yakınında bulunan köy, güzel olmasa da canım köyüm.
Hamal, taşınabilir yükleri, omuzda veya sırtta bir arkalık üzerinde bir küfede, semerle, veya bir çekçekte, bir el arabasında bir ücret karşılığında taşıyan ve sadece bu iş ile geçinen kişi.
iş yerinde yapılması gereken angarya işe zoraki bir gönüllü aramak amacı ile söylenebilecek bir lakırtı.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar