gezgin, sadık yalsızuçanlar tarafından kalem alınan mağribli bilge ibn arabi'nin kendi ruhunda yaptığı ve bereketli bir ömre yayılan manevi gezisinin öyküsü. kartallar gibi kimsenin uçamadığı sarp kayalıklarda gezinen, hiçbir faninin kanat çırpamadığı göklerde uçan bir arifin serüveni. bu öykü kâmil insanın hikayesidir. macera, büyük âlemin minyatür hali olan kâmil velinin macerasıdır.
bir ilhan irem parçasıdır ;

ipi boşalmış bir sandalım, salınırım mavilerde
hem yorganım hem yastığım, sarınırım maviliklere
hem yorganım hem yatağım, sarınırım maviliklere

kendi gözyaşlarımın denizinde yüzerim
dar gelir her yer bana, gezerim de gezerim

bir çift kanat üzerinde, senle dolu yüreğimle
nerde akşam orda sabah, yolcusuyum sevginin
nerde akşam orda sabah, bir gün yetişeceğim

gerçek sanıp sevdiklerim, gerçeklerin gölgesi
sığındığım her liman yalancılar bölgesi
sığındığım her liman yalancılar bölgesi

yoruldun. dur desede, gönlümün kırlangıcı
her bitiş getiriyor, yeni bir başlangıcı
sabit bir yeri olmayan,o yer senin, bu yer benim gezinen, hayatını gezip dolaşmaya adamış kişi.
progressive bir ilhan irem parçasıdır.
fazla "gevezelik" yapmadan felsefe yapabilen ender filozoflardan halil cibran'nın kısa hikayelerinde derin anlamlar barındıran ve bir solukta okunan müthiş kitabı.

--spoiler--
Bin yıl önce Lübnan'ın yamaçlarından birinde iki filozof karşılaştı ve biri öbürüne dedi, "Nereye gidiyorsun?" Ve öbürü yanıtladı. "Bu tepelerin ardında bulunduğunu bildiğim sonsuz gençlik çeşmesini arıyorum. Çeşmenin güneşe yöneldiğini söyleyen bazı yazılar buldum. Ya sen, ne arıyorsun?" ilk adam yanıtladı,"Ben ölümün gizemini arıyorum." Ondan sonra iki filozof da diğerini kendi ilminden yoksun olduğunu söyleyerek tartışmaya, birbirlerini tinsel körlükle suçlamaya koyuldular... Bir yabancı yanlarına yaklaştı ve dedi, "Efendiler; sanırım ikiniz de gerçekte aynı felsefe okuluna bağlısınız ve aynı şeyden sözediyorsunuz. yalnız farklı sözcükler kullanıyorsunuz..."
--spoiler--
Abdullah Türksoy'un kanal a'da sunduğu program.
gezgin tüm olumsuzlukların içinde bir yolunu bulup keşfeden, yeniliğe karşı vucut tarafından salgılanan adrenaline bağımlı hale gelmiş kişidir. tüm planlarını bunun üzerine yapar. hayatı pratiktir. zevk almasını bilir hayattan. maceracıdır, duygusaldır kısaca gezdiği kadardır ve bunun farkındadır.

gezginin hayatı ikiye ayrılır. gittiği yerler ve gitmek istediği yerler. gittiği yerler ile ilgili anılarını düşünürken mutluluğu hisseder. gitmediği yerlerin planını yapar. şu boş dünyada yapılacak en güzel mübah işlerdendir gezginlik.

güzel bir örnek.http://www.gezenbilir.com/index.php?topic=58403.0
dün bana söylenendir.
son 6 ay içindeki gezilerimi anlattıktan sonra sen artık gezgin olmuşsun dedi arkadaşım. düşününce ben de öyle olduğuma karar verdim. bir yere gitmek için sadece 2 güne ihtiyacım var. pasaportum, sırt çantam 1-2 kıyafet, mataram, kahvem, kitabım, atıştırmalıklarım, kulaklığım, telefonum-yerine göre de çadırım.
bu kadar.
gezginlik gezilen ülke sayisiyla degil, doga sevgisyle, tarih merakiyla, ufuk genizligile olur. Gezligini bir sirtcantasina indirgeyip anlamsiz bir hale getirdiler
bazen bir sırt çantasıyla, bazen bir bavulla, bazen de sadece fikir ve düşünceleriyle mahalleleri, şehirleri, ülkeleri arşınlayan insanlardır.

bir insan, hayat ile çok fazla münakaşaya girmiş ise, kendi içinde de gezgin olabilir.
© copyright 2005 - 2026