bugün
- sivilce için deneyimli yazar tavsiyeleri47
- 19 eylül 2026 trabzonspor galatasaray maçı29
- yaşanmamışların yası5
- buzdolabının kapağını açıp boş boş bakmak4
- gece sokak kedileri tarafından saldırılmak4
- claudian clouds33
- cok da abartmaya gerek uok6
- insan ne ister4
- arkadaşlar ben olmasam ne yaparsınız7
- anın görüntüsü25
- günlük2
- yazarların akşam yemekleri5
- fusya semsiyeli yabanci'nın gerçek kimliği7
- ankara da yeni nesil suç örgütleri operasyonu2
- başkalarının istediği gibi yaşamak4
- sözlük kızlarının kekleri24
- kadınlar6
- önyargı2
- true'nun engelli olması6
- true ile tatlı sert3
- gocu'nun tınlamıyorım deyip yan hesaba geçmesi7
- okan buruk9
- allah11
- morkstar2
- meriç dükalığı8
- sarapci koala hatayi33
- sevdiğiniz yazarlar8
- gücünden sıkılıp kendini yok eden tanrı2
- sevgilisi yüzünden engelli kardeşini öldüren kız7
- islamda namaz yoktur30
- seni tanıyorum4
- true ve g'i l d'e d l'i l y birlikteliği4
- sözlükte kimin idamına evet dersiniz6
- tai lung8
- amedspor maçından korkmak3
- fusya semsiyeli yabanci22
- alışkanlığı karakter sanmak2
- kürdistan10
- victor osimhen2
- özürlü diyerek hakaret ettiğini sanmak4
- dantelli sütyen takan erkek12
- ak partililerin apoya villa yaptırması36
- seri eksicinin iq düzeyi4
- true'nun idrak yolları enfeksiyonu sorunu4
- kendini yok etmek istemek2
- cumartesi gecesi sıkıcılığı2
- sapık başlık açarken sapıklığa uğramak2
- gözünde büyüttüğün insanın çok da şey olmaması4
- sözlüğün ölü gibi olması5
- remote çalışırken slack te flört etmek2
Buradaki en büyük yanlış bu tipler karşısında alttan alır tavırlar sergileyip sakinleştirmeye çalışmaktır
Yapmayın siz daha da gergin olun tabii belirli bir konu veya olaysa sizi o halde görünce kendisini sizin gözlerinizde görecektir
Not:yatırım tavsiyesi değildir.
Yapmayın siz daha da gergin olun tabii belirli bir konu veya olaysa sizi o halde görünce kendisini sizin gözlerinizde görecektir
Not:yatırım tavsiyesi değildir.
ergen sinirini yenememiş tipler.
kendini tüketirken çevresini yoran gerilim kaynağıdır.
doğrudan ilgili değil benzer, belki eşdeğer yapıda olup çözümü ortak olabilecek bir yazı okuduğum an gördüğüm başlık.
şu an okuduğum yazı;
......
RUHLARIMIZI ZEHiRLEYENLER
Bazı insanlar ruhumuzu zehirler.
Onlarlayken kendimizi kötü, rahatsız, yetersiz, küçük, tuhaf, kusurlu ve değersiz hissederiz.
Böyleleri ancak, karşılarındakinin enerjisini emerek hayatta kalabilirler. Çünkü kendi yaşam enerjileri zayıftır.
Onlar ebeveynlerimiz, sevgili ya da eşlerimiz, akrabalarımız, arkadaşlarımız, patronlarımız olabildiklerinden, kolaylıkla yaşantımızdan çekip çıkaramayız.
Dayanmaya çalışsak da, giderek kendimizi tükenmiş hisseder; rahatsızlanırız. Yıllar içinde sayısız hastamda, böylesi bir ruh zehirlenmesi sonucu ortaya çıkan, migrenden panik atağa, mide-barsak sorunlarından kansere uzanan sayısız fiziksel hastalık gözledim.
Başa çıkmada kendimizi korumanın yollarını öğrenmek, gerektiğinde çekip gidecek cesareti geliştirmek elbette çok önemlidir.
Ama bu durumda bir şeyin daha çok önemli olduğu ve çoğu kez gözümüzden kaçtığı kanısındayım.
Gönül gözüyle yakından bakmayı başarabilirsek, bize böyle hissettiren insanların yüreklerinde geçmişten, çocuklularından kalan derin yaralar taşıdıklarını, sevmeyi ve sevilmeyi hiçbir zaman öğrenemediklerini, kendilerini değersiz hissettikleri için başkalarına da değer veremediklerini görürüz.
Aslında acı vererek belki de, içlerindeki acılarını paylaşmaya ve azaltmaya çalışırlar; yanlış bir yolla olsa da!
Elbette bu durum, onlara acıyarak ruhlarımızı zehirlemelerine izin vermemiz gerektiği anlamına gelmez.
Ama görünenin arkasında yatan gerçeği fark etmemiz bizi kurban rolünden çıkarır; yüreğimizi yumuşatıp kendimizi suçlamayı durdurmamıza ve daha az acı çekmemize yardım eder.
Ve hatta bazen, onlara yardımcı olmamıza bile vesile olabilir.
Yaşantınızdaki böylesi insanlara, bir de bu gözle bakın.
doç. dr. safak nakajima
doğrudan ilgili değil benzer, belki eşdeğer yapıda olup çözümü ortak olabilecek bir yazı okuduğum an gördüğüm başlık.
şu an okuduğum yazı;
......
RUHLARIMIZI ZEHiRLEYENLER
Bazı insanlar ruhumuzu zehirler.
Onlarlayken kendimizi kötü, rahatsız, yetersiz, küçük, tuhaf, kusurlu ve değersiz hissederiz.
Böyleleri ancak, karşılarındakinin enerjisini emerek hayatta kalabilirler. Çünkü kendi yaşam enerjileri zayıftır.
Onlar ebeveynlerimiz, sevgili ya da eşlerimiz, akrabalarımız, arkadaşlarımız, patronlarımız olabildiklerinden, kolaylıkla yaşantımızdan çekip çıkaramayız.
Dayanmaya çalışsak da, giderek kendimizi tükenmiş hisseder; rahatsızlanırız. Yıllar içinde sayısız hastamda, böylesi bir ruh zehirlenmesi sonucu ortaya çıkan, migrenden panik atağa, mide-barsak sorunlarından kansere uzanan sayısız fiziksel hastalık gözledim.
Başa çıkmada kendimizi korumanın yollarını öğrenmek, gerektiğinde çekip gidecek cesareti geliştirmek elbette çok önemlidir.
Ama bu durumda bir şeyin daha çok önemli olduğu ve çoğu kez gözümüzden kaçtığı kanısındayım.
Gönül gözüyle yakından bakmayı başarabilirsek, bize böyle hissettiren insanların yüreklerinde geçmişten, çocuklularından kalan derin yaralar taşıdıklarını, sevmeyi ve sevilmeyi hiçbir zaman öğrenemediklerini, kendilerini değersiz hissettikleri için başkalarına da değer veremediklerini görürüz.
Aslında acı vererek belki de, içlerindeki acılarını paylaşmaya ve azaltmaya çalışırlar; yanlış bir yolla olsa da!
Elbette bu durum, onlara acıyarak ruhlarımızı zehirlemelerine izin vermemiz gerektiği anlamına gelmez.
Ama görünenin arkasında yatan gerçeği fark etmemiz bizi kurban rolünden çıkarır; yüreğimizi yumuşatıp kendimizi suçlamayı durdurmamıza ve daha az acı çekmemize yardım eder.
Ve hatta bazen, onlara yardımcı olmamıza bile vesile olabilir.
Yaşantınızdaki böylesi insanlara, bir de bu gözle bakın.
doç. dr. safak nakajima
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar