bugün
- masada aniden ayağa kalkıp şiir okuyan erkek15
- 19 eylül 2026 trabzonspor galatasaray maçı4
- intihar düşüncesi6
- cumartesi günü sözlükte takılan asosyaller4
- cumartesi kahvaltısı5
- bara giden erkeğin asıl amacı9
- evliliği zorlaştırmak3
- sözlüğe resim yüklenememesi2
- sözlükte ne değişti5
- idealizm vs materyalizm2
- anneanne3
- at eti yiyen gay2
- insan olmaya ceyrek kala11
- arkadaşlar ben yine kilo aldım ya17
- bir kadından hoşlanmak4
- uludağ itiraf17
- zalbert ramstein6
- ölümden korkuyor musunuz12
- yahudi düşmanlığı2
- queen feristah15
- sevgiliyle kavga etmeyi özlemek2
- aşk4
- hafızayı sildirmek7
- seninleyken kendim olabiliyorum4
- mazotun yarım litresi 50 tl25
- bir bela geliyor28
- hava su ateş toprak2
- fusya semsiyeli yabanci20
- hiç bir diktatör iç savaş çıkarmadan gitmez11
- ayı dövmenin aslında zor olmaması10
- gocu41
- işiniz gücünüz yok mu11
- türkşad kunthan uçuk2
- hoşlanılan kızın küçük erkek kardeşi2
- karı diyen öküzleri gırtlaklama isteği10
- erkeklerin her konuşmayı flörte bağlaması6
- twitter hassasiyetçisi kadıköy feministi2
- gecenin şarkısı18
- sözlük yazarlarının gerçek adları41
- ayıyla güreşmek7
- melatonin3
- bir kadın uğruna hayatını değiştirmek5
- sözlükte en çok sevdiğiniz olay7
- erkekler neden evlenmek ister15
- ghost rider2
- apo'nun villası11
- kürdü sevin21
- fahiş fiyat soruşturmasında 40 tutuklama2
- sözlükten korkmak5
- açık oylayan favlayan msj atan nickaltı giren kız6
kendini tüketirken çevresini yoran gerilim kaynağıdır.
doğrudan ilgili değil benzer, belki eşdeğer yapıda olup çözümü ortak olabilecek bir yazı okuduğum an gördüğüm başlık.
şu an okuduğum yazı;
......
RUHLARIMIZI ZEHiRLEYENLER
Bazı insanlar ruhumuzu zehirler.
Onlarlayken kendimizi kötü, rahatsız, yetersiz, küçük, tuhaf, kusurlu ve değersiz hissederiz.
Böyleleri ancak, karşılarındakinin enerjisini emerek hayatta kalabilirler. Çünkü kendi yaşam enerjileri zayıftır.
Onlar ebeveynlerimiz, sevgili ya da eşlerimiz, akrabalarımız, arkadaşlarımız, patronlarımız olabildiklerinden, kolaylıkla yaşantımızdan çekip çıkaramayız.
Dayanmaya çalışsak da, giderek kendimizi tükenmiş hisseder; rahatsızlanırız. Yıllar içinde sayısız hastamda, böylesi bir ruh zehirlenmesi sonucu ortaya çıkan, migrenden panik atağa, mide-barsak sorunlarından kansere uzanan sayısız fiziksel hastalık gözledim.
Başa çıkmada kendimizi korumanın yollarını öğrenmek, gerektiğinde çekip gidecek cesareti geliştirmek elbette çok önemlidir.
Ama bu durumda bir şeyin daha çok önemli olduğu ve çoğu kez gözümüzden kaçtığı kanısındayım.
Gönül gözüyle yakından bakmayı başarabilirsek, bize böyle hissettiren insanların yüreklerinde geçmişten, çocuklularından kalan derin yaralar taşıdıklarını, sevmeyi ve sevilmeyi hiçbir zaman öğrenemediklerini, kendilerini değersiz hissettikleri için başkalarına da değer veremediklerini görürüz.
Aslında acı vererek belki de, içlerindeki acılarını paylaşmaya ve azaltmaya çalışırlar; yanlış bir yolla olsa da!
Elbette bu durum, onlara acıyarak ruhlarımızı zehirlemelerine izin vermemiz gerektiği anlamına gelmez.
Ama görünenin arkasında yatan gerçeği fark etmemiz bizi kurban rolünden çıkarır; yüreğimizi yumuşatıp kendimizi suçlamayı durdurmamıza ve daha az acı çekmemize yardım eder.
Ve hatta bazen, onlara yardımcı olmamıza bile vesile olabilir.
Yaşantınızdaki böylesi insanlara, bir de bu gözle bakın.
doç. dr. safak nakajima
doğrudan ilgili değil benzer, belki eşdeğer yapıda olup çözümü ortak olabilecek bir yazı okuduğum an gördüğüm başlık.
şu an okuduğum yazı;
......
RUHLARIMIZI ZEHiRLEYENLER
Bazı insanlar ruhumuzu zehirler.
Onlarlayken kendimizi kötü, rahatsız, yetersiz, küçük, tuhaf, kusurlu ve değersiz hissederiz.
Böyleleri ancak, karşılarındakinin enerjisini emerek hayatta kalabilirler. Çünkü kendi yaşam enerjileri zayıftır.
Onlar ebeveynlerimiz, sevgili ya da eşlerimiz, akrabalarımız, arkadaşlarımız, patronlarımız olabildiklerinden, kolaylıkla yaşantımızdan çekip çıkaramayız.
Dayanmaya çalışsak da, giderek kendimizi tükenmiş hisseder; rahatsızlanırız. Yıllar içinde sayısız hastamda, böylesi bir ruh zehirlenmesi sonucu ortaya çıkan, migrenden panik atağa, mide-barsak sorunlarından kansere uzanan sayısız fiziksel hastalık gözledim.
Başa çıkmada kendimizi korumanın yollarını öğrenmek, gerektiğinde çekip gidecek cesareti geliştirmek elbette çok önemlidir.
Ama bu durumda bir şeyin daha çok önemli olduğu ve çoğu kez gözümüzden kaçtığı kanısındayım.
Gönül gözüyle yakından bakmayı başarabilirsek, bize böyle hissettiren insanların yüreklerinde geçmişten, çocuklularından kalan derin yaralar taşıdıklarını, sevmeyi ve sevilmeyi hiçbir zaman öğrenemediklerini, kendilerini değersiz hissettikleri için başkalarına da değer veremediklerini görürüz.
Aslında acı vererek belki de, içlerindeki acılarını paylaşmaya ve azaltmaya çalışırlar; yanlış bir yolla olsa da!
Elbette bu durum, onlara acıyarak ruhlarımızı zehirlemelerine izin vermemiz gerektiği anlamına gelmez.
Ama görünenin arkasında yatan gerçeği fark etmemiz bizi kurban rolünden çıkarır; yüreğimizi yumuşatıp kendimizi suçlamayı durdurmamıza ve daha az acı çekmemize yardım eder.
Ve hatta bazen, onlara yardımcı olmamıza bile vesile olabilir.
Yaşantınızdaki böylesi insanlara, bir de bu gözle bakın.
doç. dr. safak nakajima
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar