bugün
- karışık kızartma5
- ispanya daki hızlı tren kazasında 30 ölü7
- anın turşusu5
- dom dom kurşunu4
- pastayı varoş gösteren detaylar4
- 9 mayıs 2027 trabzonspor fenerbahçe maçı7
- halloween kutlayan dejenere tip5
- fatih terim'in fenerbahçe'nin başına geçmesi8
- cumhuriyetten rahatsız olan insan19
- fuck taliban tişörtü6
- amedspor4
- trabzonspor17
- görükle den moskova'ya yürümek10
- fenerbahçe'yi şampiyon yapacak teknik direktör3
- yallah arabistan a diyen tip8
- kadın şoför9
- 29 ekim cumhuriyet bayramı5
- eyyy aliyev2
- yerde para bulmak11
- 28 ekim 2026 kars 36 spor antalyaspor maçı4
- asperger sendromu6
- true'nun çaylak olması12
- turşu yemeye ıspartaya gitmek2
- fenerbahçe yi ayağa kaldıracak teknik direktör7
- giresunlu olmanın zorlukları4
- kedi sevmeyen insan5
- milli bayramların kutlanmaması3
- kars 36 spor4
- japonya5
- para kazanmak9
- gençlik ve güzellik bitince kızlar ne yapıyor2
- insanın kendiyle geçireceği zamana ihtiyacı olması9
- son aylarda tipimin iyice kaymış olması10
- 26 ekim 2026 galatasaray fenerbahçe maçı78
- uzun yol otobüsleri3
- bu kedi sevgisi nedir yahu5
- 28 ekim 20273
- modern türbanlı kadın vs mini etekli kadın4
- okula verilen çocuktan netice alamamak5
- engineer2821
- nervio abla20
- bütün sözlük kızlarının gocu'nun peşinden koşması5
- binyamin netanyahu12
- kadın ayağı öpmek güzeldir4
- gadi eizenkot5
- nervio'ya evlenme teklif etmek29
- yeni evli çift aktiviteleri16
- sözlük kızlarıyla pijama partisi yapmak17
- ismail kartal23
- ispanya3
Bundan 60 yıl önce yazdığı yazıları hem geçmişi hem de geleceği yansıtan , efsanevi yazardır. 1984 kitabı vazgeçilmezimdir. Defalarca okusam bıkmayacağım , aksine zevk alacağım kitaptır 84 . Fena noktalara değinen , insanı bildiğin uçuran bir yazardır Orwell abimiz.
erdoğan'ı alkışlamaz, alev alatlı'ya söverdi.
yazdığı distopyasıyla milyonları etkilemiş efsane yazar.
düşünce suçlusu lafını dilime dolamama neden olmuş yazar.
kendimi dusunce suclusu hissettiren yazar.
(bkz: big brother is watching)
(bkz: big brother is watching)
1984'ü yazarak iyi bok yemiş , bazı tas kafalı cumhur-u reislere yol göstermiştir.
Alev Alatlı Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri, töreninde konuştu: Bugün George Orwell olsa sizi ayakta alkışlardı. dediği yazar.
tüm türkiyenin tanıdığı adam.
(bkz: tariz sanatının incelikleri)
(bkz: Eric Arthur Blair)
Hayvan Çiftliği kitabına birazdan başlayacağım yazar.
George Orwell ın 1984 ünden alıntılar:
--spoiler--
Gelecekle nasıl iletişim kurulabilirdi ki?Doğası gereği olanaksızdı.Gelecek ya şimdiye benzeyecekti,ki o zaman ondan haberi bile olmayacaktı ya da şimdiden farklı olacaktı,ki o zaman da içinde bulunduğu durumun hiçbir anlamı kalmayacaktı. (sf.31)
Ses hiç kesilmeden sürüyordu.Winston bir an kendine geldi ve ötekilerle birlikte bağırıdığını,topuklarını var gücüyle iskemlenin basamağına vurduğunu fark etti.iki Dakika Nefret'in en korkunç yanı,insanın katılmak zorunda olması değil,katılmaktan kendini alamamasıydı.Otuz saniye sonra en küçük bir zorlamaya gerek kalmıyordu.Tüm topluluk,elektrik akımına kapılmışçasına,ürkünç bir kin ve nefretle azgınlaşıyor,öldürme,işkence yapma,yüzleri bir balyozla yamyassı etme isteğine kapılıyor,insanlar ellerinde olmadan yüzleri kaskatı kesilerek çılgınlar gibi bağırıp çağırıyorlardı.Ama yine de,duyulan öfke,bir pürmüzün alevi gibi bir nesneden öbürüne yöneltilebilen,soyut,kimseyi hedef almayan bir duyguydu. (sf.38)
Kimi zaman,insanın birine duyduğu nefreti bile isteye bir başkasına yöneltmesi de olasıydı. (sf.39)
Duygularını gizlemek,aklından geçenlerin yüzüne yansımasını önlemek,herkes ne yapıyorsa onu yapmak,içgüdüsel bir tepkiydi. (sf.41)
"Bir gün karanlığın olmadığı bir yerde buluşacağız." (sf.49)
Kafatasınızın içindeki birkaç santimetreküp dışında,hiçbir şey sizin değildi. (sf.51)
Her davranışın sonuçlarını,o davranışın kendisi doğurur.(sf.52)
Parti geçmişe el koyabiliyor ve şu ya da bu olayın hiçbir zaman olmadığını söyleyebiliyorsa,bu hiç kuşkusuz işkenceden de,ölümden de beter bir şeydi.(sf.58)
"Geçmişi denetim altında tutan,geleceği de denetim altında tutar;şimdiyi denetim altında tutan,geçmişi de denetim altında tutar." (sf.59)
Yaşayanların değil de ölülerin yaratılabilmesinin ne kadar tuhaf olduğunu geçirdi aklından. (sf.72)
"Bağlılık,düşünmemek demektir,düşünmeye gerek duymamak demektir.Bağlılık bilinçsizliktir." (sf.78)
insan bu durumun dayanılmaz olduğunu düşünüyorsa,bir zamanlar düzenin şimdikinden çok farklı olduğuna ilişkin anlıları olması gerekmez miydi? (sf.85)
Oysa çok kısa bir süre önce yalnızca birkaç yüz gırtlaktan yükselen çığlıkta yüreklere korku salan bir güç yatıyordu!Neden gerçekten önemli sorunlar söz konusu olduğunda böyle haykıramıyorlardı? (sf.95)
Bilinçleninceye kadar asla başkaldırmayacaklar,ama başkaldırmadıkça da bilinçlenemezler. (sf.95)
Winston birden,çağdaş yaşamın asıl özelliğinin acımasızlığı ve güvensizliği değil,yavanlığı,donukluğu ve kayıtsızlığı olduğunu fark etti. (sf.98)
NASIL'ını anlıyorum:NEDEN'ini anlamıyorum. (sf.105)
Belki de,deli dedikleri tek kişilik bir azınlıktı. (sf.105)
Özgürlük,iki kere iki dört eder diyebilmektir.Buna izin verilirse,arkası gelir. (sf.106)
Gerilimli anlarda insanın bir dış düşmana karşı değil de,hep kendi bedenine karşı savaştığını fark ediyordu. (sf.128)
Seni seviyorum. (sf.135)
"Aslında hiçbir şey farketmezdi," dedi.
"Öyleyse neden pişmansın itmediğine?"
"Sırf,bir şey yapmayı hiçbir şey yapmamaya yeğlediğim için.Şu oynadığımız oyundan kazançlı çıkmamız olanaksız.Kimi yenilgiler kimilerinden daha iyi olabilir,o kadar." (sf.164)
Her gün,her saat hayata dört elle sarılmak,gelecekten yoksun olduğunu bile bile günübirlik yaşamayı sürdürmek,tıpkı hava olduğu sürece nefes almayı bırakamamak gibi karşı konulmaz bir içgüdüydü. (sf.182)
Onları çekip çeviren,sorgulamayı akıllarından geçirmedikleri özel bağlılıklardı.Asıl önemli olan,kişisel ilişkilerdi;hiçbir işe yaramayacak bir hareketin,birini kollarına almanın,dökülen bir gözyaşının,ölmekte olan birine söylenen bir sözün bir değeri olabiliyordu. (sf.195)
"itiraf etmekten söz etmiyorum.itiraf,ihanet değildir.Ne söylediğin ya da ne yaptığın önemli değil;yalnızca duygulardır önemli olan.Beni seni sevmekten caydırırlarsa,işte o zaman gerçekten ihanet etmiş olurum." (sf.196)
Gerçekler,ne yaparsanız yapın,gizlenemezdi.Araştırıp kovuşturarak ortaya çıkarılabilir,işkence yaparak sizden sökülüp alınabilirdi.Ama amacınız hayatta kalmak değil de insan kalmaksa,sonuç ne fark ederdi ki? (sf.197)
Savaşın asıl yaptığı,yok etmektir;ama ille de insanları yok etmesi gerekmez,insan emeğinin ürünlerini de yok eder. (sf.221)
Uygarlığın bedeli eşitsizlikle ödenmişti. (sf.235)
Toplumumuzda,olup bitenleri en iyi bilenler,aynı zamanda dünyayı olduğu gibi görmekten en uzak olanlardır. (sf.247)
Genellikle,kavrayış ne denli fazlaysa,yanılma da o ölçüde fazladır: Zekâ ne denli fazlaysa,akıl o ölçüde azdır. (sf.247)
"Akıllılık,çoğunluğa bakılarak ölçülmez." (sf.249)
insan sevilmekten çok anlaşılmayı istiyordu belki de. (sf.286)
insanlar özgürlük ile mutluluk arasında seçim yapmak zorundaydı ve büyük çoğunluk mutluluğu seçiyordu. (sf.297)
Bir kez teslim olmayagör,gerisi kendiliğinden geliyordu. (sf.313)
Onlardan nefret ederek ölmek,özgürlük buna denirdi işte. (sf.317)
Farkında olmadan,masanın üstündeki toz tabakasında parmağını gezdirdi:
2x2=5 (sf.327)
--spoiler--
--spoiler--
Gelecekle nasıl iletişim kurulabilirdi ki?Doğası gereği olanaksızdı.Gelecek ya şimdiye benzeyecekti,ki o zaman ondan haberi bile olmayacaktı ya da şimdiden farklı olacaktı,ki o zaman da içinde bulunduğu durumun hiçbir anlamı kalmayacaktı. (sf.31)
Ses hiç kesilmeden sürüyordu.Winston bir an kendine geldi ve ötekilerle birlikte bağırıdığını,topuklarını var gücüyle iskemlenin basamağına vurduğunu fark etti.iki Dakika Nefret'in en korkunç yanı,insanın katılmak zorunda olması değil,katılmaktan kendini alamamasıydı.Otuz saniye sonra en küçük bir zorlamaya gerek kalmıyordu.Tüm topluluk,elektrik akımına kapılmışçasına,ürkünç bir kin ve nefretle azgınlaşıyor,öldürme,işkence yapma,yüzleri bir balyozla yamyassı etme isteğine kapılıyor,insanlar ellerinde olmadan yüzleri kaskatı kesilerek çılgınlar gibi bağırıp çağırıyorlardı.Ama yine de,duyulan öfke,bir pürmüzün alevi gibi bir nesneden öbürüne yöneltilebilen,soyut,kimseyi hedef almayan bir duyguydu. (sf.38)
Kimi zaman,insanın birine duyduğu nefreti bile isteye bir başkasına yöneltmesi de olasıydı. (sf.39)
Duygularını gizlemek,aklından geçenlerin yüzüne yansımasını önlemek,herkes ne yapıyorsa onu yapmak,içgüdüsel bir tepkiydi. (sf.41)
"Bir gün karanlığın olmadığı bir yerde buluşacağız." (sf.49)
Kafatasınızın içindeki birkaç santimetreküp dışında,hiçbir şey sizin değildi. (sf.51)
Her davranışın sonuçlarını,o davranışın kendisi doğurur.(sf.52)
Parti geçmişe el koyabiliyor ve şu ya da bu olayın hiçbir zaman olmadığını söyleyebiliyorsa,bu hiç kuşkusuz işkenceden de,ölümden de beter bir şeydi.(sf.58)
"Geçmişi denetim altında tutan,geleceği de denetim altında tutar;şimdiyi denetim altında tutan,geçmişi de denetim altında tutar." (sf.59)
Yaşayanların değil de ölülerin yaratılabilmesinin ne kadar tuhaf olduğunu geçirdi aklından. (sf.72)
"Bağlılık,düşünmemek demektir,düşünmeye gerek duymamak demektir.Bağlılık bilinçsizliktir." (sf.78)
insan bu durumun dayanılmaz olduğunu düşünüyorsa,bir zamanlar düzenin şimdikinden çok farklı olduğuna ilişkin anlıları olması gerekmez miydi? (sf.85)
Oysa çok kısa bir süre önce yalnızca birkaç yüz gırtlaktan yükselen çığlıkta yüreklere korku salan bir güç yatıyordu!Neden gerçekten önemli sorunlar söz konusu olduğunda böyle haykıramıyorlardı? (sf.95)
Bilinçleninceye kadar asla başkaldırmayacaklar,ama başkaldırmadıkça da bilinçlenemezler. (sf.95)
Winston birden,çağdaş yaşamın asıl özelliğinin acımasızlığı ve güvensizliği değil,yavanlığı,donukluğu ve kayıtsızlığı olduğunu fark etti. (sf.98)
NASIL'ını anlıyorum:NEDEN'ini anlamıyorum. (sf.105)
Belki de,deli dedikleri tek kişilik bir azınlıktı. (sf.105)
Özgürlük,iki kere iki dört eder diyebilmektir.Buna izin verilirse,arkası gelir. (sf.106)
Gerilimli anlarda insanın bir dış düşmana karşı değil de,hep kendi bedenine karşı savaştığını fark ediyordu. (sf.128)
Seni seviyorum. (sf.135)
"Aslında hiçbir şey farketmezdi," dedi.
"Öyleyse neden pişmansın itmediğine?"
"Sırf,bir şey yapmayı hiçbir şey yapmamaya yeğlediğim için.Şu oynadığımız oyundan kazançlı çıkmamız olanaksız.Kimi yenilgiler kimilerinden daha iyi olabilir,o kadar." (sf.164)
Her gün,her saat hayata dört elle sarılmak,gelecekten yoksun olduğunu bile bile günübirlik yaşamayı sürdürmek,tıpkı hava olduğu sürece nefes almayı bırakamamak gibi karşı konulmaz bir içgüdüydü. (sf.182)
Onları çekip çeviren,sorgulamayı akıllarından geçirmedikleri özel bağlılıklardı.Asıl önemli olan,kişisel ilişkilerdi;hiçbir işe yaramayacak bir hareketin,birini kollarına almanın,dökülen bir gözyaşının,ölmekte olan birine söylenen bir sözün bir değeri olabiliyordu. (sf.195)
"itiraf etmekten söz etmiyorum.itiraf,ihanet değildir.Ne söylediğin ya da ne yaptığın önemli değil;yalnızca duygulardır önemli olan.Beni seni sevmekten caydırırlarsa,işte o zaman gerçekten ihanet etmiş olurum." (sf.196)
Gerçekler,ne yaparsanız yapın,gizlenemezdi.Araştırıp kovuşturarak ortaya çıkarılabilir,işkence yaparak sizden sökülüp alınabilirdi.Ama amacınız hayatta kalmak değil de insan kalmaksa,sonuç ne fark ederdi ki? (sf.197)
Savaşın asıl yaptığı,yok etmektir;ama ille de insanları yok etmesi gerekmez,insan emeğinin ürünlerini de yok eder. (sf.221)
Uygarlığın bedeli eşitsizlikle ödenmişti. (sf.235)
Toplumumuzda,olup bitenleri en iyi bilenler,aynı zamanda dünyayı olduğu gibi görmekten en uzak olanlardır. (sf.247)
Genellikle,kavrayış ne denli fazlaysa,yanılma da o ölçüde fazladır: Zekâ ne denli fazlaysa,akıl o ölçüde azdır. (sf.247)
"Akıllılık,çoğunluğa bakılarak ölçülmez." (sf.249)
insan sevilmekten çok anlaşılmayı istiyordu belki de. (sf.286)
insanlar özgürlük ile mutluluk arasında seçim yapmak zorundaydı ve büyük çoğunluk mutluluğu seçiyordu. (sf.297)
Bir kez teslim olmayagör,gerisi kendiliğinden geliyordu. (sf.313)
Onlardan nefret ederek ölmek,özgürlük buna denirdi işte. (sf.317)
Farkında olmadan,masanın üstündeki toz tabakasında parmağını gezdirdi:
2x2=5 (sf.327)
--spoiler--
okuyun, ama bokunu da çıkarmayın.
ergen çok ülkede.
ergen çok ülkede.
okunması gereken aydın bir yazardır, 1984, hayvan çiftliği, insan kimyasının özel mülkiyet, özgürlük karşıtlığına tahammül edemediğini anlatır kısaca. kömünal hayat hayat değildir demektedir.
"evrensel dolandırıcılığın hüküm sürdüğü zamanda gerçeği söylemek devriciliktir" demiş george orwell..
alev alatlı Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi toplantısında "dünya 5'ten büyüktür" diyen tayyip Erdoğan'a bu sözü ithaf etmiştir..
alev alatlı Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi toplantısında "dünya 5'ten büyüktür" diyen tayyip Erdoğan'a bu sözü ithaf etmiştir..
eserleri ve sözleri, alev alatlı nam yalaka tarafından, eserlerinde geçen diktatör büyük birader'e çok benzeyen bir kişiyi yağlamak için kullanılan büyük yazardır.
george orwell okumaya hangi kitabıyla başlayalım diye sorarlar? ben derim ki, eğer gülerek, alegorik bir roman okumak istersen, aynı zamanda komünizmin bir eleştirisi bâbında hayvan çiftliği ile başlayabilirsin. eğitim üzerine kafa yormak istiyorsan papazın kızı kitabı seni bekliyor. parayla başın dertte ise paraya, ekonomik sisteme savaş açan bir şairin romanı seni bekliyor. adı: aspidistra! yoksulları, sefilleri,evsizleri, açlıktan nefesi kokanları tanımak anlamak istersen, o zamanda paris'te ve londra'da beş parasız kitabını okumalısın, derim.
ama ütopik bir dünyada yaşayacağını sana çok önceden haber vermiş bir yazar okumak istersen, ille orwell ve 1984 kitabını okumalısın!
ama ütopik bir dünyada yaşayacağını sana çok önceden haber vermiş bir yazar okumak istersen, ille orwell ve 1984 kitabını okumalısın!
ortaokulda okutulan animal farm ile komünizmi simgelerle anlatan yazar.
1984'ün yazarı. Sosyal yapıya tersten bakmamı sağlamıştır. Kapitalizm ve Sosyalizm'in sonunda aynı şeye dönüştüğü algısını uyandırmıştır.
Şuanda okul kütüphanesinde bulup hemen kaptığım '' Burma günleri'' kitabını okumaktayım. Kitap yabancı olduğum bir sürü bilgiye rağmen fazlasıyla akıcı ve zevkli. Öte yandan son okuduğum sayfalarda Dr. Weraswami'yi tam akplilere benzettiğimi söyleyebilirim. koyun bildiğin. çoğu kitabı başyapıttır demek istiyorum fakat daha hiç birini bitirmediğim için öyle birşey diyemiyorum. sadece kitaplarının çoğu kişi tarafından değerli olduğunu bilerek okuyorum. buda büyük bir avantaj.
Adamdır. Kıymeti bilinmelidir. Bir daha böyle kurgu ve derinlik sahibi yazarlar zor gelir. (bkz: kitap okuyun lan)
Böyük adam! Okuyun, okutturun.
(bkz: boğulmamak için)
Biraz karamsar olduğunu anlamak için burma günleri romanını kısa süre önce bitirmem yetti. Tarzını çok beğendiğim, usta bulduğum, 1984 romanınıda en kısa sürede okuyacağım yazardır. Burma günlerindeki kurgusu, açıklamaları, verdiği dersler, bir çok farklı duyguyu kolayca harmanlaması, çıkarcı ve ırkçı aşağılık insanları tüm çıplaklığıyla gözler önüne koyması mükemmelliğini kanıtlamıştım gözümde. tecrübe ve gözlemleri aktarmada level atlamış yazarda denebilir.
Hayvanlar Çiftliği'ni herkes okumali. Minyatür hayat.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar