bugün
- sözlükler arası savaş çıksa11
- ütü13
- taşaklardan birinin kayıp olması4
- çay içen kız9
- cedidacer bey ne yapıyor sorusu7
- sözlük yazarlarının akşam yemekleri9
- evde yapılabilecek aktiviteler4
- duyulan en ilginç isim5
- anın fotoğrafı14
- mutsuz olmak3
- oralet içen erkek5
- uludağ sözlük çeteleri9
- evleneceğiniz yazarı neye göre seçersiniz9
- galatasaray6
- aklınıza gelen şarkı sözü4
- çaya şeker atan erkek5
- galatasaray 3 rennes 33
- 2 ağustos 2026 galatasaray rennes maçı3
- atatürk düşmanlarının ortak özellikleri2
- en tehlikeli insan tipleri2
- kız arkadaşına mini etek giydiren erkek3
- kalem4
- en boktan on yıl7
- yıkık yazarlar4
- latte içen erkek4
- rennes2
- yerinde dur3
- patates kızartması4
- veda mesajları hep yanlış yazılır2
- 2036 da paranın bir önemi kalmayacak7
- 45 defa kürtaj oldum bebek öldürmeyi seviyorum2
- erdal beşikçioğlu8
- yelpaze3
- smallville'deki konuk oyuncular3
- dolma kalem3
- ona bir şey söyle13
- doa otomatı3
- gocu bak bi5
- eğleniyormuş gibi yapan kadın2
- arkadaşlar ne yapıyorsunuz9
- telefona cevap vermeyen kız3
- ayrılık8
- red flag erkek listesi9
- gece ormanda birisi tarafından takip edilmek3
- oturunca göbeği kat kat olan kız3
- menemen9
- mehdi nereye inecek sorunsalı3
- mcdonalds nasıl okunur sorunsalı9
- en gey özelliğiniz3
- borç ve kira olupta iyi olan para7
gecenin bu saatinde sihir etkisi yapıyo. nerde sevdiğin sen de işte ordasın.
taksim, asmalı mescitte bir mekanın adı. alt katında canlı müzik, üst katında başarılı bir playlisti mevcut.
sabahat akkiraz'dan dinleyince hepten çarpan ezginin günlüğü şarkısı.
gece gece, hediyem olsun size.
http://www.dailymotion.co...-gemi-vokal-sabahat_music
gece gece, hediyem olsun size.
http://www.dailymotion.co...-gemi-vokal-sabahat_music
ezginin günlüğü'nün beni durduk yerde de değil aslında ama ertelediğim birtakım ruh hallerine soktuğu güzide şarkısı. bir süre daha devam ederim diyordum , en azından temmuz'a kadar. bilmiyorum, çok mu güçsüz, iradesiz bi insanım. ama yorgun olduğumu biliyorum. çok yoruldum. çok.
http://www.youtube.com/wa...lsstdGc&feature=share
http://www.youtube.com/wa...lsstdGc&feature=share
(bkz: titanic)
haykırarak söylenesi, tam zamanında biten ezginin günlüğü eseri, devam etse iki dakika daha ne olurdu halimiz kimbilir.
ezginin günlüğü şaheserlerinden birisi,çok farklı duygular oluşturur insanda,hem iyi hissettirir hem de hafif hüzünlendirir..
yüzer hapishanemiz.
gemiciğin büyüğüdür.
küreksiz yola çıkabilen deniz araçlarının genel adı.
(bkz: gemide)
normal bir kafayla yazılamayacak ve bestelenemeyecek, en sağlam ezginin günlüğü parçası. umarım bir gün kendimi sulara atacak kadar delirmem.
mavi suların efendisi, özgürlüğün tadıdır.
aman ne güzel güzel süzülen bir şarkıdır bu denizler üzerinden nazlı nazlı.
https://www.youtube.com/watch?v=gCk_9GqPYeE&feature=related
https://www.youtube.com/watch?v=gCk_9GqPYeE&feature=related
bazen çile bazen huzurdur.
Kırışık denizleri ütülemek için kullanılan, ağırlığına göre ütünün kalitesinin değiştiği arşiment'in kurallarına harfiyen uyan icat.
bir ezginin günlüğü şarkısı.
içe doğru yolculuk eden bir gemiyi anlatır.
içe doğru yolculuk eden bir gemiyi anlatır.
ismail abi'yi bekletendir lakin gelmemiştir. ismail abi de gelmeyeceğini biliyordu zaten.
Okuduğum bölümde uzmanı olduğum suda hareket eden motorlu taşıt. ( Deniz ve liman işletmeciliği )
ezginin günlüğü şarkısı ama bi sabahat akkiraz versiyonunu dinleyin. ben böyle yanmak görmedim.
sıkışmış bir ruhun haykırışı gibi.
Kime sorsam dönüşüm yok
Nereye gitsem mavi
Yelkenimde deli rüzgâr
Her yanım tuz, deliyim
introsu güzel bir ezginin günlüğü şarkısı.
Kime sorsam dönüşüm yok
Nereye gitsem mavi
Yelkenimde deli rüzgâr
Her yanım tuz, deliyim
introsu güzel bir ezginin günlüğü şarkısı.
Sabahat akkiraz versiyonu Efkarın şarkısıdır.
ezgi'nin günlüğü'nün, dinlerken yutkunmakta zorlatan şarkısıdır.
https://www.youtube.com/watch?v=u7maOTaI5vI
https://www.youtube.com/watch?v=u7maOTaI5vI
çatlamış bir alın kemiği
gibi duruyor limanda gri gemi,
yağmur, hüviyetini kaybetmiş potansiyel suçlu
rüzgarın kimsesi yok tabiattan başka
zanlıyım, kendimce haklıyım, bu kış ellerime
eksi sonsuz uçlu
upuzun kapalı müzelerin
hep bir çığlıkla hareketlenecek heykellerinin
mermer bronz karışımı
soğuk beyaz karışımı
aldatıcı, gözbebeksiz bakışları bulaştı, evet, harika,
sis çoktan ulaştı denizin sinirlerini bozan
geç dalgasının korku tabirlerine,
baudelaire aldım yanıma okurum diye
felsefe ağaç olsaydı hangi meyveyi verirdi ve
onu anlarım belki, onunla avunurum, hevesiyle;
şimdilik
gecenin esrara
sevgilinin ihanete aç teşekkül mertebesinde
belki gemide, belki sessizliğin güvertesinde
bir takım adamlar gülüşüyor
bir takım adamlar yalan yanlış örgütleniyor
halka ait bir manayı hayasızca aralarında bölüşüyor
hayır, yere düşmüş yalnız bir biletin önünde;
aslında tedirgin ve sıkılganlar
aslında cahil ve saldırganlar
herkes kadar bir gemiye binip gitmekle
şiddetin kendisiyle uzlaşmakla
uzaklaşmakla
uzaklaşmanın hayat paydasıyla çatışmaktalar
evet,
çocukken aynı sınavda çözemedikleri tek soruyla
o tek sorunun cevabıyla boğuşmaktaklar: onca
ağırlığına rağmen neden batmaz bir gemi
her gemi batmak için son bir yolcu mu bekler
son yolcunun darmadağın beyni, kalbi mi
indirecektir şalteri; gemi
öyle mi çekilecektir içeri, hayır, örneğin, gerisin geri,
toprağın da olsa kaldırma kuvveti
öyle kolay gömülemezdi hiçbir ölü, hiçbir hüzün neferi;
toprak
iterdi, tutardı, çırpınırdı
istemezdi gövdesine bir şeyin ansızın girmesini;
gemi
çatlamış bir alın kemiği
gibi duruyor limanda gri;
toprak da duruyor
zaman da, adamlar da. önemli bir aşk şahaseri
edasıyla çözülüyorum iskeletimden
etlerimle uçuşuyoruz yapışmak üzere
bir başka iskeletten ufka açılan
yeni
varoluştan oluşmuş hallerden hallere seviyeli;
belki de çok oldu gemi limandan ayrılalı ve gideli;
başlamış bir yolculuğun arkasından karada yazılan seyir defteri
tarih mi demeli buna, günce mi daha doğru, bellek mi,
hoş, ben ellerimi hep yıpranmış çımalara benzetirim
parmaklarım salkım salkım çımadan sarkar sarkar sarkar
kaç gemiyi bağlamak için limana fırlatılmış ellerim
çımacılar mı hain, eldivenler mi kaygan, deneyler mi uğultulu,
ufukta kaybolmaya yüz tutmuş bu büyük yüzen sedyeye
kimi zaman mabet de demeli, nazar da demeli, büyü de demeli
çatlamış bir alın kemiği
gibi kafatasında beyne doğru ilerliyor gemi;
ya çok bildik aynı bir sima var dümende, kazan dairesinde, radarda
ya da
kıyıdayız, hayallar kurarken ölüme dair, erdeme dair; anlıyoruz:
terk edildik,
diğerlerini kurtarırken telaşla o,
tufanda biz geride bırakılanlar, anlıyoruz,
meğer nuh, asla sevmemiş hiçbirimizi.
gibi duruyor limanda gri gemi,
yağmur, hüviyetini kaybetmiş potansiyel suçlu
rüzgarın kimsesi yok tabiattan başka
zanlıyım, kendimce haklıyım, bu kış ellerime
eksi sonsuz uçlu
upuzun kapalı müzelerin
hep bir çığlıkla hareketlenecek heykellerinin
mermer bronz karışımı
soğuk beyaz karışımı
aldatıcı, gözbebeksiz bakışları bulaştı, evet, harika,
sis çoktan ulaştı denizin sinirlerini bozan
geç dalgasının korku tabirlerine,
baudelaire aldım yanıma okurum diye
felsefe ağaç olsaydı hangi meyveyi verirdi ve
onu anlarım belki, onunla avunurum, hevesiyle;
şimdilik
gecenin esrara
sevgilinin ihanete aç teşekkül mertebesinde
belki gemide, belki sessizliğin güvertesinde
bir takım adamlar gülüşüyor
bir takım adamlar yalan yanlış örgütleniyor
halka ait bir manayı hayasızca aralarında bölüşüyor
hayır, yere düşmüş yalnız bir biletin önünde;
aslında tedirgin ve sıkılganlar
aslında cahil ve saldırganlar
herkes kadar bir gemiye binip gitmekle
şiddetin kendisiyle uzlaşmakla
uzaklaşmakla
uzaklaşmanın hayat paydasıyla çatışmaktalar
evet,
çocukken aynı sınavda çözemedikleri tek soruyla
o tek sorunun cevabıyla boğuşmaktaklar: onca
ağırlığına rağmen neden batmaz bir gemi
her gemi batmak için son bir yolcu mu bekler
son yolcunun darmadağın beyni, kalbi mi
indirecektir şalteri; gemi
öyle mi çekilecektir içeri, hayır, örneğin, gerisin geri,
toprağın da olsa kaldırma kuvveti
öyle kolay gömülemezdi hiçbir ölü, hiçbir hüzün neferi;
toprak
iterdi, tutardı, çırpınırdı
istemezdi gövdesine bir şeyin ansızın girmesini;
gemi
çatlamış bir alın kemiği
gibi duruyor limanda gri;
toprak da duruyor
zaman da, adamlar da. önemli bir aşk şahaseri
edasıyla çözülüyorum iskeletimden
etlerimle uçuşuyoruz yapışmak üzere
bir başka iskeletten ufka açılan
yeni
varoluştan oluşmuş hallerden hallere seviyeli;
belki de çok oldu gemi limandan ayrılalı ve gideli;
başlamış bir yolculuğun arkasından karada yazılan seyir defteri
tarih mi demeli buna, günce mi daha doğru, bellek mi,
hoş, ben ellerimi hep yıpranmış çımalara benzetirim
parmaklarım salkım salkım çımadan sarkar sarkar sarkar
kaç gemiyi bağlamak için limana fırlatılmış ellerim
çımacılar mı hain, eldivenler mi kaygan, deneyler mi uğultulu,
ufukta kaybolmaya yüz tutmuş bu büyük yüzen sedyeye
kimi zaman mabet de demeli, nazar da demeli, büyü de demeli
çatlamış bir alın kemiği
gibi kafatasında beyne doğru ilerliyor gemi;
ya çok bildik aynı bir sima var dümende, kazan dairesinde, radarda
ya da
kıyıdayız, hayallar kurarken ölüme dair, erdeme dair; anlıyoruz:
terk edildik,
diğerlerini kurtarırken telaşla o,
tufanda biz geride bırakılanlar, anlıyoruz,
meğer nuh, asla sevmemiş hiçbirimizi.
Hayatımı adamak zorunda kaldığım deniz taşıtıdır. 14 yaşındaydım bir okul hatta bir meslek seçmek zorundaydım ve seçtim denizci oldum. iyi ki olmuşum diye bir kere bile düşünmedim sevmedim sevemedim bu mesleği.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar