bugün
- fusya semsiyeli yabanci'nın gerçek kimliği38
- tai lung vs gocu22
- true nickli yazar18
- teslimiyet4
- asrın soygunu5
- sözlüktekiler kaç yaşında10
- kürtler asimile edilmelidir11
- habire1227
- analı avratlı sözlük kavgaları8
- sözlüğe renk katan yazarlar hangi rengi katıyor20
- sözlükte kavga olacak hissi4
- bu ne soğuk amk5
- 1 gocu'ya 4 kişi dalması7
- karılı kızlı tiktok yerine sözlükte takılan tip4
- tuvaletin evin dışında olması6
- kadınların reddedemediği teklifler6
- gocusuz bir sözlük5
- özel den turgutlu saldırısı öğrencilerine telefon2
- manisada okul saldırısı17
- et döner dürüm9
- yanlışlıkla plaj şemsiyesine diklemesine oturmak6
- sarı poşet kudurtması13
- şemsiyeli olayının gerçek yüzünü açıklıyorum8
- türkiye medeni bi ülkeyse neden hristiyan yok28
- bir erkek ile yanlışlıkla göz göze gelmek5
- krt tv4
- evliliği ayakta tutan güçler13
- allah'ın yasakladığı cinsel ilişkiler10
- ecevit döneminin kepazeliği5
- afrikalılar gariban avrupa emperyalist yalanı17
- uludağ sözlük adalet sistemi5
- sözlükten soğumak için fırsat gözleyen yazarlar3
- erkek kavgasının çok sıkıcı olması5
- seviyenin bugün yükselmesi için ne yaptın5
- sözlüğün embesillerle dolu olması4
- 22 eylül istanbul gecesi2
- botswana2
- sürekli birilerine cevap yetiştirmek9
- kadir inanır'ın kendi ailesine miras birakmaması6
- kendinden bile sakladığın şey5
- ikizler burcu kadını olmak7
- türkiye de muhalefet var mı9
- gocu'nun çaylak olması3
- tas kafa traşlı hırt sorunu12
- varlık sebebimiz3
- introsuyla bizi bizden alan şarkılar5
- götünden tanırım seni7
- sözlüğe renk katan yazarlar7
- çok hastayım sözlük6
- erkeklerin bir kızda aradığı kriterler7
*. Göklerin ve yerin mülkü O'nundur; çocuk edinmemiştir. O'na mülkünde ortak yoktur, herşeyi yaratmış, ona bir düzen vermiş, belli bir ölçüyle takdir etmiştir.
Mekke döneminde inmiştir. 68-70. âyetlerin Medine döneminde indiği konusunda bir rivayet de vardır. 77 âyettir. Sûre adını, ilk âyette geçen el-Furkân; kelimesinden almaktadır. Furkân, ;hak ile batılı birbirinden ayıran; demek olup Kuran8217;ın isimlerinden biridir. Sûrede temel konular olarak Hz. Peygamber;in tüm insanlığa gönderildiği, onun, tebliğ sırasında karşılaştığı zorluklar ve şirkin kökünün kazınacağı, geçmiş ümmetlerin hayatlarından bazı örnekler de verilerek ele alınmaktadır.
kuran-ı kerim'in 25. suresi'dir. diğer bütün sureler gibi nur'dur. allah'ın ismi'dir.
ozellikle son sayfasi ideal insan tipini anlatmaktadir.
ilk 32 ayeti aşağıdaki gibidir diyanet çevirisine göre:
(http://www.diyanet.gov.tr/kuran/meal.asp?page_id=361)
bismillahirrahmânirrahîm
1.
âlemlere bir uyarıcı olsun diye kuluna furkânı indiren allahın şanı yücedir.
2.
o, göklerin ve yeryüzünün mülkü (hükümranlığı) kendisine ait olandır. çocuk edinmemiştir. mülkünde hiçbir ortağı da yoktur. o her şeyi yaratmış ve yarattığı o şeyleri bir ölçüye göre takdir etmiştir.
3.
(inkar edenler), allahı bırakıp hiçbir şey yaratmayan ve zaten kendileri yaratılmış olan, üstelik kendilerine fayda ve zararları dokunmayan, öldürmeye, yaşatmaya ve ölüleri diriltip kabirden çıkarmaya güçleri yetmeyen ilahlar edindiler.
4.
inkar edenler, bu kuran, muhammedin uydurduğu bir yalandan başka bir şey değildir. başka bir topluluk da bu konuda ona yardım etmiştir dediler. böylece onlar haksız ve asılsız bir söz uydurdular.
5.
(bu kuran, başkalarından) yazıp aldığı öncekilere ait efsanelerdir. bunlar ona sabah akşam okunmaktadır dediler.
6.
(ey muhammed!), de ki: o kitabı göklerin ve yerin sırrını bilen indirmiştir. şüphesiz o, bağışlayandır, çok merhamet edendir.
7.
dediler ki: bu ne biçim peygamber ki yemek yer, çarşıda, pazarda dolaşır. ona bir melek indirilseydi de bu onunla beraber bir uyarıcı olsaydı ya!
8.
yahut kendisine bir hazine verilseydi veya ürününden yiyeceği bir bahçesi olsaydı ya! zalimler (inananlara): siz ancak büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz dediler.
9.
(ey muhammed!) senin hakkında bak nasıl da temsiller getirdiler de (haktan) saptılar. artık onlar doğru yolu bulamazlar.
10.
dilerse sana bundan daha güzelini, içinden ırmaklar akan cennetleri verebilecek olan, sana saraylar kurabilecek olan allahın şanı yücedir.
11.
hayır, onlar kıyameti de yalanladılar. biz ise o kıyameti yalanlayanlara çılgın bir cehennem ateşi hazırlamışızdır.
12.
bu ateş onları uzak bir mesafeden görünce onun müthiş kaynamasını ve uğultusunu işitirler.
13.
elleri boyunlarına bağlanmış, çatılmış olarak cehennemin daracık bir yerine atıldıkları zaman orada, yok olup gitmeyi isterler
14.
(kendilerine) bugün bir kere yok olmayı istemeyin, bir çok kere yok olmayı isteyin! (denir.)
15.
de ki: bu mu daha hayırlıdır, yoksa allaha karşı gelmekten sakınanlara vadedilen ebedilik cenneti mi? orası onlar için bir mükafaat ve varılacak bir yerdir.
16.
ebedi olarak kalacakları orada onlar için diledikleri her şey vardır. bu rabbinin uhdesine aldığı, (yerine getirilmesi) istenen bir vadidir.
17.
rabbinin, onları ve allahı bırakıp da taptıkları şeyleri bir araya getireceği ve (taptıklarına), siz mi saptırdınız benim şu kullarımı, yoksa onlar kendileri mi yoldan saptılar diyeceği günü hatırla.
18.
onlar, seni eksikliklerden uzak tutarız. seni bırakıp da başka dostlar edinmek bize yaraşmaz. fakat sen onlara ve atalarına o kadar bol nimet verdin ki, sonunda seni anmayı unuttular ve helâke giden bir toplum oldular derler.
19.
(ilah edindikleriniz) söyledikleriniz konusunda sizi yalancı çıkardılar. artık kendinizden azabı savmaya gücünüz yetmeyecek ve kendinize yardım da edemeyeceksiniz. sizden kim de zulüm ve haksızlık ederse ona büyük bir azap tattırırız.
20.
senden önce gönderdiğimiz bütün peygamberler de şüphesiz yemek yerler, çarşıda pazarda gezerlerdi. (ey insanlar!) sizi birbiriniz için imtihan aracı kıldık. (bakalım) sabredecek misiniz? rabbin hakkıyla görendir.
21.
bize kavuşacaklarını ummayanlar, bize melekler indirilseydi, yahut rabbimizi görseydik ya! dediler. andolsun, onlar kendi benliklerinde büyüklük tasladılar ve büyük bir taşkınlık gösterdiler.
22.
fakat melekleri görecekleri gün, işte o gün suçlulara hiçbir müjde yoktur. eyvah! biz allahın rahmetinden tamamen uzaklaştırılmışız diyecekler.
23.
onların yaptıkları bütün amellerine yöneldik ve onları dağılmış zerreciklere çevirdik.
24.
o gün cennetliklerin kalacakları yer daha hayırlı, dinlenecekleri yer daha güzeldir.
25.
o gün gök bulutlarla yarılıp parçalanacak ve melekler bölük bölük indirilecektir.
26.
o gün gerçek hükümranlık rahmânındır ve kafirlere zorlu bir gün olacaktır.
27.
o gün zalim kimse, (çaresizlik içinde) ellerini ısırıp şöyle diyecektir: ne olurdu ben de peygamberle beraber aynı yolu tutsaydım!
28.
yazıklar olsun bana, keşke falanı dost edinmeseydim!
29.
andolsun, kuran bana geldikten sonra beni ondan o saptırdı. zaten şeytan insanı yardımcısız bırakıverir.
30.
peygamber, ey rabbim! kavmim şu kuranı terkedilmiş bir şey haline getirdi dedi.
31.
biz, işte böyle, her peygamber için suçlulardan bir düşman yarattık. yol gösterici ve yardım edici olarak rabbin yeter.
32.
inkar edenler, kuran ona bir defada toptan indirilseydi ya! dediler. biz kuranla senin kalbini pekiştirmek için onu böyle kısım kısım indirdik ve onu ağır ağır okuduk.
(http://www.diyanet.gov.tr/kuran/meal.asp?page_id=361)
bismillahirrahmânirrahîm
1.
âlemlere bir uyarıcı olsun diye kuluna furkânı indiren allahın şanı yücedir.
2.
o, göklerin ve yeryüzünün mülkü (hükümranlığı) kendisine ait olandır. çocuk edinmemiştir. mülkünde hiçbir ortağı da yoktur. o her şeyi yaratmış ve yarattığı o şeyleri bir ölçüye göre takdir etmiştir.
3.
(inkar edenler), allahı bırakıp hiçbir şey yaratmayan ve zaten kendileri yaratılmış olan, üstelik kendilerine fayda ve zararları dokunmayan, öldürmeye, yaşatmaya ve ölüleri diriltip kabirden çıkarmaya güçleri yetmeyen ilahlar edindiler.
4.
inkar edenler, bu kuran, muhammedin uydurduğu bir yalandan başka bir şey değildir. başka bir topluluk da bu konuda ona yardım etmiştir dediler. böylece onlar haksız ve asılsız bir söz uydurdular.
5.
(bu kuran, başkalarından) yazıp aldığı öncekilere ait efsanelerdir. bunlar ona sabah akşam okunmaktadır dediler.
6.
(ey muhammed!), de ki: o kitabı göklerin ve yerin sırrını bilen indirmiştir. şüphesiz o, bağışlayandır, çok merhamet edendir.
7.
dediler ki: bu ne biçim peygamber ki yemek yer, çarşıda, pazarda dolaşır. ona bir melek indirilseydi de bu onunla beraber bir uyarıcı olsaydı ya!
8.
yahut kendisine bir hazine verilseydi veya ürününden yiyeceği bir bahçesi olsaydı ya! zalimler (inananlara): siz ancak büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz dediler.
9.
(ey muhammed!) senin hakkında bak nasıl da temsiller getirdiler de (haktan) saptılar. artık onlar doğru yolu bulamazlar.
10.
dilerse sana bundan daha güzelini, içinden ırmaklar akan cennetleri verebilecek olan, sana saraylar kurabilecek olan allahın şanı yücedir.
11.
hayır, onlar kıyameti de yalanladılar. biz ise o kıyameti yalanlayanlara çılgın bir cehennem ateşi hazırlamışızdır.
12.
bu ateş onları uzak bir mesafeden görünce onun müthiş kaynamasını ve uğultusunu işitirler.
13.
elleri boyunlarına bağlanmış, çatılmış olarak cehennemin daracık bir yerine atıldıkları zaman orada, yok olup gitmeyi isterler
14.
(kendilerine) bugün bir kere yok olmayı istemeyin, bir çok kere yok olmayı isteyin! (denir.)
15.
de ki: bu mu daha hayırlıdır, yoksa allaha karşı gelmekten sakınanlara vadedilen ebedilik cenneti mi? orası onlar için bir mükafaat ve varılacak bir yerdir.
16.
ebedi olarak kalacakları orada onlar için diledikleri her şey vardır. bu rabbinin uhdesine aldığı, (yerine getirilmesi) istenen bir vadidir.
17.
rabbinin, onları ve allahı bırakıp da taptıkları şeyleri bir araya getireceği ve (taptıklarına), siz mi saptırdınız benim şu kullarımı, yoksa onlar kendileri mi yoldan saptılar diyeceği günü hatırla.
18.
onlar, seni eksikliklerden uzak tutarız. seni bırakıp da başka dostlar edinmek bize yaraşmaz. fakat sen onlara ve atalarına o kadar bol nimet verdin ki, sonunda seni anmayı unuttular ve helâke giden bir toplum oldular derler.
19.
(ilah edindikleriniz) söyledikleriniz konusunda sizi yalancı çıkardılar. artık kendinizden azabı savmaya gücünüz yetmeyecek ve kendinize yardım da edemeyeceksiniz. sizden kim de zulüm ve haksızlık ederse ona büyük bir azap tattırırız.
20.
senden önce gönderdiğimiz bütün peygamberler de şüphesiz yemek yerler, çarşıda pazarda gezerlerdi. (ey insanlar!) sizi birbiriniz için imtihan aracı kıldık. (bakalım) sabredecek misiniz? rabbin hakkıyla görendir.
21.
bize kavuşacaklarını ummayanlar, bize melekler indirilseydi, yahut rabbimizi görseydik ya! dediler. andolsun, onlar kendi benliklerinde büyüklük tasladılar ve büyük bir taşkınlık gösterdiler.
22.
fakat melekleri görecekleri gün, işte o gün suçlulara hiçbir müjde yoktur. eyvah! biz allahın rahmetinden tamamen uzaklaştırılmışız diyecekler.
23.
onların yaptıkları bütün amellerine yöneldik ve onları dağılmış zerreciklere çevirdik.
24.
o gün cennetliklerin kalacakları yer daha hayırlı, dinlenecekleri yer daha güzeldir.
25.
o gün gök bulutlarla yarılıp parçalanacak ve melekler bölük bölük indirilecektir.
26.
o gün gerçek hükümranlık rahmânındır ve kafirlere zorlu bir gün olacaktır.
27.
o gün zalim kimse, (çaresizlik içinde) ellerini ısırıp şöyle diyecektir: ne olurdu ben de peygamberle beraber aynı yolu tutsaydım!
28.
yazıklar olsun bana, keşke falanı dost edinmeseydim!
29.
andolsun, kuran bana geldikten sonra beni ondan o saptırdı. zaten şeytan insanı yardımcısız bırakıverir.
30.
peygamber, ey rabbim! kavmim şu kuranı terkedilmiş bir şey haline getirdi dedi.
31.
biz, işte böyle, her peygamber için suçlulardan bir düşman yarattık. yol gösterici ve yardım edici olarak rabbin yeter.
32.
inkar edenler, kuran ona bir defada toptan indirilseydi ya! dediler. biz kuranla senin kalbini pekiştirmek için onu böyle kısım kısım indirdik ve onu ağır ağır okuduk.
32-58. ayetler arası:
33.
onlar sana hiçbir misal getirmezler ki (buna karşılık) sana gerçeği ve en güzel açıklamayı getirmiş olmayalım.
34.
yüzüstü cehenneme sürüklenecek olanlar var ya; işte onlar konumları itibariyle daha kötü, tuttukları yol itibariyle daha sapıktırlar.
35.
andolsun, biz, mûsâya kitabı (tevratı) verdik ve kardeşi hârûnu da ona yardımcı kıldık.
36.
onlara, âyetlerimizi yalanlayan topluluğa gidin dedik. nihayet o kavmi yerle bir ettik.
37.
nûh kavmini de, peygamberleri yalanladıkları vakit suda boğduk. onları insanlara bir ibret yaptık ve zalimlere elem dolu bir azap hazırladık.
38.
âd ve semûd kavimlerini, ress halkını3 ve bunların arasında pek çok nesilleri de helak ettik.
39.
bunların herbirine misaller getirdik, (öğüt almadıkları için) hepsini kırıp geçirdik.
40.
andolsun, senin kavmin, bela yağmuruna tutularak yok edilen kente uğramışlardır. yoksa onu görmüyorlar mıydı (ki ibret almadılar)? hayır! (görüyorlardı fakat) tekrar dirilmeyi ummuyorlardı.
41,42.
onlar seni görünce ancak eğlenceye alırlar. allahın peygamber olarak gönderdiği adam bu mu? biz, ilahlarımıza sımsıkı sarılmasaydık neredeyse bizi ilahlarımızdan uzaklaştıracaktı (derler.) onlar yakında azabı gördükleri zaman yolca kimin daha sapık olduğunu görecekler.
43.
kendi nefsinin arzusunu kendisine ilah edineni gördün mü? ona sen mi vekil olacaksın?
44.
yoksa sen onların çoğunun (söz) dinleyeceklerini yahut akıllarını kullanacaklarını mı sanıyorsun? onlar hayvanlar gibidirler, belki yolca onlardan daha da şaşkındırlar.
45.
rabbinin gölgeyi nasıl uzattığını görmez misin? isteseydi onu sabit kılardı. sonra biz güneşi gölgeye delil kıldık.
46.
sonra onu kendimize yavaş yavaş çektik.
47.
o, geceyi size bir örtü, uykuyu istirahat zamanı ve gündüzü de hareket ve çalışma vakti yapandır.
48,49.
o, rahmetinin önünde rüzgarları müjdeci olarak gönderendir. ölü toprağı canlandıralım, yarattıklarımızdan bir çok hayvanları ve insanları sulayalım diye gökten tertemiz bir su indirdik.
50.
andolsun, biz bunu insanlar arasında, düşünüp ibret alsınlar diye tekrar tekrar açıkladık. fakat insanların çoğu nankörlükte direttiler.
51.
dileseydik her memlekete bir uyarıcı gönderirdik.
52.
öyle ise kafirlere itaat etme, onlara karşı bu kuranla büyük bir mücadele ver.
53.
o, birinin suyu lezzetli ve tatlı, diğerininki tuzlu ve acı olan iki denizi salıverip aralarına da görünmez bir perde ve karışmalarını önleyici bir engel koyandır.
54.
o, sudan bir insan yaratıp ondan soy sop ve hısımlık meydana getirendir. rabbin her şeye hakkıyla gücü yetendir.
55.
onlar, allahı bırakıp, kendilerine ne faydası ne de zararı dokunan şeylere kulluk ederler. kâfir, rabbine karşı (şeytana) arka çıkandır
56.
biz seni ancak bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak gönderdik.
57.
de ki: ben buna karşılık sizden dileyen kimsenin, rabbine giden yolu tutmasından başka herhangi bir ücret istemiyorum.
58.
sen, o ölümsüz ve daima diri olana (allaha) tevekkül et. onu her türlü övgüyle yücelterek tesbih et. kullarının günahlarından hakkıyla haberdar olarak o yeter!
33.
onlar sana hiçbir misal getirmezler ki (buna karşılık) sana gerçeği ve en güzel açıklamayı getirmiş olmayalım.
34.
yüzüstü cehenneme sürüklenecek olanlar var ya; işte onlar konumları itibariyle daha kötü, tuttukları yol itibariyle daha sapıktırlar.
35.
andolsun, biz, mûsâya kitabı (tevratı) verdik ve kardeşi hârûnu da ona yardımcı kıldık.
36.
onlara, âyetlerimizi yalanlayan topluluğa gidin dedik. nihayet o kavmi yerle bir ettik.
37.
nûh kavmini de, peygamberleri yalanladıkları vakit suda boğduk. onları insanlara bir ibret yaptık ve zalimlere elem dolu bir azap hazırladık.
38.
âd ve semûd kavimlerini, ress halkını3 ve bunların arasında pek çok nesilleri de helak ettik.
39.
bunların herbirine misaller getirdik, (öğüt almadıkları için) hepsini kırıp geçirdik.
40.
andolsun, senin kavmin, bela yağmuruna tutularak yok edilen kente uğramışlardır. yoksa onu görmüyorlar mıydı (ki ibret almadılar)? hayır! (görüyorlardı fakat) tekrar dirilmeyi ummuyorlardı.
41,42.
onlar seni görünce ancak eğlenceye alırlar. allahın peygamber olarak gönderdiği adam bu mu? biz, ilahlarımıza sımsıkı sarılmasaydık neredeyse bizi ilahlarımızdan uzaklaştıracaktı (derler.) onlar yakında azabı gördükleri zaman yolca kimin daha sapık olduğunu görecekler.
43.
kendi nefsinin arzusunu kendisine ilah edineni gördün mü? ona sen mi vekil olacaksın?
44.
yoksa sen onların çoğunun (söz) dinleyeceklerini yahut akıllarını kullanacaklarını mı sanıyorsun? onlar hayvanlar gibidirler, belki yolca onlardan daha da şaşkındırlar.
45.
rabbinin gölgeyi nasıl uzattığını görmez misin? isteseydi onu sabit kılardı. sonra biz güneşi gölgeye delil kıldık.
46.
sonra onu kendimize yavaş yavaş çektik.
47.
o, geceyi size bir örtü, uykuyu istirahat zamanı ve gündüzü de hareket ve çalışma vakti yapandır.
48,49.
o, rahmetinin önünde rüzgarları müjdeci olarak gönderendir. ölü toprağı canlandıralım, yarattıklarımızdan bir çok hayvanları ve insanları sulayalım diye gökten tertemiz bir su indirdik.
50.
andolsun, biz bunu insanlar arasında, düşünüp ibret alsınlar diye tekrar tekrar açıkladık. fakat insanların çoğu nankörlükte direttiler.
51.
dileseydik her memlekete bir uyarıcı gönderirdik.
52.
öyle ise kafirlere itaat etme, onlara karşı bu kuranla büyük bir mücadele ver.
53.
o, birinin suyu lezzetli ve tatlı, diğerininki tuzlu ve acı olan iki denizi salıverip aralarına da görünmez bir perde ve karışmalarını önleyici bir engel koyandır.
54.
o, sudan bir insan yaratıp ondan soy sop ve hısımlık meydana getirendir. rabbin her şeye hakkıyla gücü yetendir.
55.
onlar, allahı bırakıp, kendilerine ne faydası ne de zararı dokunan şeylere kulluk ederler. kâfir, rabbine karşı (şeytana) arka çıkandır
56.
biz seni ancak bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak gönderdik.
57.
de ki: ben buna karşılık sizden dileyen kimsenin, rabbine giden yolu tutmasından başka herhangi bir ücret istemiyorum.
58.
sen, o ölümsüz ve daima diri olana (allaha) tevekkül et. onu her türlü övgüyle yücelterek tesbih et. kullarının günahlarından hakkıyla haberdar olarak o yeter!
59-77 ayetler
59.
gökleri ve yeryüzünü ve ikisi arasındakileri altı gün içinde (altı evrede) yaratan sonra da arşa kurulan rahmândır. sen bunu haberdar olana sor!
60.
onlara, rahmâna secdeye kapanın denildiğinde rahmân da nedir? senin bize emrettiğine mi secde edeceğiz? derler ve bu onların nefretini artırır.
61.
göğe burçlar yerleştiren, orada bir ışık kaynağı (güneş) ve aydınlatıcı bir ay yaratanın şanı çok yücedir.
62.
o, öğüt almak isteyen ve çok şükredici olmayı dileyen kimseler için geceyi ve gündüzü birbiri ardınca getirendir.
63.
rahmânın kulları, yeryüzünde vakar ve tevazu ile yürüyen kimselerdir. cahiller onlara laf attıkları zaman, selâm! der (geçer)ler.
64.
onlar, rabblerine secde ederek ve kıyamda durarak geceleyenlerdir.
65.
onlar, şöyle diyenlerdir: ey rabbimiz! bizden cehennem azabını uzaklaştır, gerçekten onun azabı sürekli bir helaktir!
66.
şüphesiz, ne kötü bir durak ve ne kötü bir konaktır orası.
67.
onlar, harcadıklarında ne israf ne de cimrilik edenlerdir. onların harcamaları, bu ikisi arası dengeli bir harcamadır.
68.
onlar, allah ile beraber başka bir ilaha kulluk etmeyen, haksız yere, allahın haram kıldığı cana kıymayan ve zina etmeyen kimselerdir. kim bunları yaparsa ağır azaba uğrar.
69.
kıyamet günü onun azabı kat kat artırılır ve horlanmış olarak orada ebedi kalır.
70.
ancak tövbe edip de inanan ve salih amel işleyenler başka. allah işte onların kötülüklerini iyiliklere çevirir. allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
71.
kim de tövbe eder ve salih amel işlerse işte o, allaha, tövbesi kabul edilmiş olarak döner.
72.
onlar, yalana şahitlik etmeyen, faydasız boş bir şeyle karşılaştıkları zaman, vakar ve hoşgörü ile geçip gidenlerdir.
73.
onlar, kendilerine rabblerinin âyetleri hatırlatıldığı zaman, onlara kör ve sağır kesilmezler.
74.
onlar, ey rabbimiz! eşlerimizi ve çocuklarımızı bize göz aydınlığı kıl ve bizi allaha karşı gelmekten sakınanlara önder eyle diyenlerdir.
75.
işte onlar, sabretmelerine karşılık cennetin yüksek makamlarıyla mükafatlandırılacaklar ve orada esenlik dileği ve selamla karşılanacaklardır.
76.
orada ebedi kalırlar. orası ne güzel bir durak ve ne güzel bir konaktır!
77.
(ey muhammed!) de ki: duanız olmasa rabbim size ne diye değer versin! siz yalanladınız. öyle ise azap yakanızı bırakmayacak.
59.
gökleri ve yeryüzünü ve ikisi arasındakileri altı gün içinde (altı evrede) yaratan sonra da arşa kurulan rahmândır. sen bunu haberdar olana sor!
60.
onlara, rahmâna secdeye kapanın denildiğinde rahmân da nedir? senin bize emrettiğine mi secde edeceğiz? derler ve bu onların nefretini artırır.
61.
göğe burçlar yerleştiren, orada bir ışık kaynağı (güneş) ve aydınlatıcı bir ay yaratanın şanı çok yücedir.
62.
o, öğüt almak isteyen ve çok şükredici olmayı dileyen kimseler için geceyi ve gündüzü birbiri ardınca getirendir.
63.
rahmânın kulları, yeryüzünde vakar ve tevazu ile yürüyen kimselerdir. cahiller onlara laf attıkları zaman, selâm! der (geçer)ler.
64.
onlar, rabblerine secde ederek ve kıyamda durarak geceleyenlerdir.
65.
onlar, şöyle diyenlerdir: ey rabbimiz! bizden cehennem azabını uzaklaştır, gerçekten onun azabı sürekli bir helaktir!
66.
şüphesiz, ne kötü bir durak ve ne kötü bir konaktır orası.
67.
onlar, harcadıklarında ne israf ne de cimrilik edenlerdir. onların harcamaları, bu ikisi arası dengeli bir harcamadır.
68.
onlar, allah ile beraber başka bir ilaha kulluk etmeyen, haksız yere, allahın haram kıldığı cana kıymayan ve zina etmeyen kimselerdir. kim bunları yaparsa ağır azaba uğrar.
69.
kıyamet günü onun azabı kat kat artırılır ve horlanmış olarak orada ebedi kalır.
70.
ancak tövbe edip de inanan ve salih amel işleyenler başka. allah işte onların kötülüklerini iyiliklere çevirir. allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
71.
kim de tövbe eder ve salih amel işlerse işte o, allaha, tövbesi kabul edilmiş olarak döner.
72.
onlar, yalana şahitlik etmeyen, faydasız boş bir şeyle karşılaştıkları zaman, vakar ve hoşgörü ile geçip gidenlerdir.
73.
onlar, kendilerine rabblerinin âyetleri hatırlatıldığı zaman, onlara kör ve sağır kesilmezler.
74.
onlar, ey rabbimiz! eşlerimizi ve çocuklarımızı bize göz aydınlığı kıl ve bizi allaha karşı gelmekten sakınanlara önder eyle diyenlerdir.
75.
işte onlar, sabretmelerine karşılık cennetin yüksek makamlarıyla mükafatlandırılacaklar ve orada esenlik dileği ve selamla karşılanacaklardır.
76.
orada ebedi kalırlar. orası ne güzel bir durak ve ne güzel bir konaktır!
77.
(ey muhammed!) de ki: duanız olmasa rabbim size ne diye değer versin! siz yalanladınız. öyle ise azap yakanızı bırakmayacak.
de ki: duanız olmasa rabbim ne diye size değer versin?
"o çok merhametli allah'ın (has) kulları onlardır ki, yeryüzünde tevazu ile yürürler ve cahil kimseler kendilerine laf attığı zaman (incitmeksizin) "selam" derler (geçerler)."
Gibi mükemmel bir ayeti barındıran, özellikle sözlükteki bazı "muhafazakar"ların açıp da okuması gereken mükemmel sure. Son sayfası ise her müminin olmak istediği profili anlatır.
Gibi mükemmel bir ayeti barındıran, özellikle sözlükteki bazı "muhafazakar"ların açıp da okuması gereken mükemmel sure. Son sayfası ise her müminin olmak istediği profili anlatır.
Mekke döneminde inmiştir. 68-70. âyetlerin Medine döneminde indiği konusunda bir rivayet de vardır. 77 âyettir. Sûre adını, ilk âyette geçen el-Furkân; kelimesinden almaktadır. zaman zaman namazlarda imamların sesli okuduğu suredir.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar