bugün
- kuran da namazın olmaması14
- ehli sünnet hocalar10
- kavanoz kapağını açamamak4
- atatürk'ün abartılmış bir lider olması11
- deniz göktaş'ın gösterisine erişim engeli5
- iç güveysi gidecek kadar aşağılık bir erkek olmak5
- arabesk7
- sabah gözünü kahve sigarayla açanlar13
- huzur islamda9
- yanlışlıkla döl fışkırtmak4
- uff diye üzülen erkek6
- sözlükteki teyzeler defolsun lütfen12
- götü güzel olan kız6
- hep sinirli yazarlar6
- limon2
- ayet indirilen dönem5
- giorgia meloni2
- iş arkadaşlığı3
- trump'ın f35 hakkında henüz karar vermedim demesi5
- 31 yaşında bakire olan kız2
- sözlüğe bedenini atan kadın güzelliği2
- closer3
- gurbetçilerin dövizle askerlik fiyatına isyanı4
- öbür sözlük7
- alkolsüz bira içen müslüman6
- macron koşacak diye park kapatan akepe35
- metrobüse binecek kızlara tavsiyeler4
- göbekli tepe6
- kadın patron erkek sekreter3
- konuşurken sakız çiğneyen kızlar2
- muslettin amca3
- ona bir şey söyle18
- düz sigarayı ters yak2
- bu kadar seksi olduğumu bilmiyordum diyen sevgili3
- gaspar noe2
- avrupa'yı abd den uzaklaştıran kilit isim2
- gey biraderler bey gibi gey biraderlerdir12
- sydney sweeney'in memeleri2
- oy benim canım2
- hayat bir oyundur2
- atatürk'ü küçümseyip sabah akşam ona sallamak2
- delirium tremens kozmogonisi2
- are you iran5
- çiftleşmenin büyüleyici kirlenmesi2
- inanmayabilirsin ama saygı duymak zorundasın6
- nasıl birisiniz13
- ehl i sünnet3
- kadın ürolog olmaması4
- yapay zeka bizi domaltabilir mi2
- aşırı çıplaklığın rahatsız edici olması34
platon'un, en üst düzey gerçekliğin evrensel "form"lar ya da "idea"lardan oluştuğunu iddia ettiği teori. jeff hawkins ise "zeka üzerine" de, söz konusu ideaları fazla uzakta aramamak gerektiğini söylüyor.
şurdan başlayayım; bilgisayar, bilgileri bire bir doğrulukta saklayıp işliyor. hafızamız ise duyduğunu, gördüğünü, hissettiğini aslına uygun saklamıyor. aralarındaki önemli ilişkileri hatırlıyor sadece, anıları çağrışım yoluyla hatırlıyoruz.
bi arkadaşımızın yüzünü görünce, korteksimizde görsel verileri alan v1 denen bölgedeki hareketlilik; gelen veriler değiştikçe, farklı açılardan baktıkça filan değişiyor. fakat yüz tanıma bölgesindeki hareketlilikte bir değişiklik olmuyor. yani arkadaşımızın yüzü görüş alanımızda kaldığı sürece, o bölgedeki belli hücreler sürekli aktif oluyor; ateşleniyor. hatta, o yüzü sadece hayal ettiğimizde bile devam ediyor bu. yüz tanıma gibi işlemlerde pek başarılı olamayan bilgisayarların yapamadığı da bu. sabit temsil* deniyor buna da.
yani formlar, idealar varsa bile fiziksel dünyanın dışında değil "kafamızın içinde" diyor.
yine de, plato nun "sezdiği" şey bana dilin evrenselliğiyle de alakalıymış gibi geliyor. şeylerin zihinde doğuştan önce var olması 'evrensel olması', sonradan insanın aklına gelmesi filan derken, çocukların dili ne kolay öğrendiğini, grameri öğrenmek için ayrıca yardıma ihtiyaçları olmadığını chomsky den önce farketti belki de... ama "konuşamayacağımız konularda susmalıyız" diyebilmek için de, erkendi henüz.
felsefe diye bildiğim şey; bir "hayatı anlama çabası" ve bunun için de günümüzde, felsefe tarihinden çok nöroloji, evrimsel psikoloji gibi, alanlara bakmalı; antikacılığa düşmemeli diye düşünüyorum.
.
skopofil - (togasını omzuna savurarak) şimdi zeus hakkı için söyleyin dostlarım; öylece oturup sırf düşünmekle, gerçekliğe mi ışık tutulabiliyor; yoksa dildeki açıklar veya primatlardan insan türünün iç dünyası, düşünme yöntemleri üzerine mi?
platon - evet haklısın, bu açıkça ortada. bunları bilemezdim elbette, yine de...
skopofil - o haldee... (ona, "seni severim, ama gerçekleri daha çok severim" anlamında bakarak) insani zaafların, mantık hatalarının ayırdında olmak, insan beyninin nasıl çalıştığını bilmek; yani psikoloji, felsefe yapmanın ön şartı olmalı.
consensus - evet, evet pek tabii.
vaginismus - benim içime tam sinmedi... nası yani, hayatı anlamaya çalışmayıp, insanla mı uğraşacağız?
skopofil - ilkin, evet. çünkü hayatı anlamada kullandığımız araç, insan. ayrıca, ben de sanrıladım o zili.
vaginismus - ne zili?
skopofil - size demedim.
platon - ohoo, muhayyel diyalog dediğinin de bir adabı vardır. niye verildiği, alınıp alınmadığı bile belli olmayan referanslar, saçmasapan isimler... koca platon bunlara alet edilmemeliydi. ayrıca çok yavaşsın.
skopofil - acil bi durum yok zaten. belki de hiç bişi yok, olamıyor. oyuna benziyor.
vaginismus - peki, bu uyduruk isimlerimize uygun mu davranmamız gerekiyor şimdi? biraz daha beklersek, celsius gelip havadan söz edecek. bu ne ucuzluk.
consensus - evet, aynen katılı... demm!
skopofil - pink floyd - hey you
vaginismus - hah, tam dağıldık.
platon - is there anybody out there?
şurdan başlayayım; bilgisayar, bilgileri bire bir doğrulukta saklayıp işliyor. hafızamız ise duyduğunu, gördüğünü, hissettiğini aslına uygun saklamıyor. aralarındaki önemli ilişkileri hatırlıyor sadece, anıları çağrışım yoluyla hatırlıyoruz.
bi arkadaşımızın yüzünü görünce, korteksimizde görsel verileri alan v1 denen bölgedeki hareketlilik; gelen veriler değiştikçe, farklı açılardan baktıkça filan değişiyor. fakat yüz tanıma bölgesindeki hareketlilikte bir değişiklik olmuyor. yani arkadaşımızın yüzü görüş alanımızda kaldığı sürece, o bölgedeki belli hücreler sürekli aktif oluyor; ateşleniyor. hatta, o yüzü sadece hayal ettiğimizde bile devam ediyor bu. yüz tanıma gibi işlemlerde pek başarılı olamayan bilgisayarların yapamadığı da bu. sabit temsil* deniyor buna da.
yani formlar, idealar varsa bile fiziksel dünyanın dışında değil "kafamızın içinde" diyor.
yine de, plato nun "sezdiği" şey bana dilin evrenselliğiyle de alakalıymış gibi geliyor. şeylerin zihinde doğuştan önce var olması 'evrensel olması', sonradan insanın aklına gelmesi filan derken, çocukların dili ne kolay öğrendiğini, grameri öğrenmek için ayrıca yardıma ihtiyaçları olmadığını chomsky den önce farketti belki de... ama "konuşamayacağımız konularda susmalıyız" diyebilmek için de, erkendi henüz.
felsefe diye bildiğim şey; bir "hayatı anlama çabası" ve bunun için de günümüzde, felsefe tarihinden çok nöroloji, evrimsel psikoloji gibi, alanlara bakmalı; antikacılığa düşmemeli diye düşünüyorum.
.
skopofil - (togasını omzuna savurarak) şimdi zeus hakkı için söyleyin dostlarım; öylece oturup sırf düşünmekle, gerçekliğe mi ışık tutulabiliyor; yoksa dildeki açıklar veya primatlardan insan türünün iç dünyası, düşünme yöntemleri üzerine mi?
platon - evet haklısın, bu açıkça ortada. bunları bilemezdim elbette, yine de...
skopofil - o haldee... (ona, "seni severim, ama gerçekleri daha çok severim" anlamında bakarak) insani zaafların, mantık hatalarının ayırdında olmak, insan beyninin nasıl çalıştığını bilmek; yani psikoloji, felsefe yapmanın ön şartı olmalı.
consensus - evet, evet pek tabii.
vaginismus - benim içime tam sinmedi... nası yani, hayatı anlamaya çalışmayıp, insanla mı uğraşacağız?
skopofil - ilkin, evet. çünkü hayatı anlamada kullandığımız araç, insan. ayrıca, ben de sanrıladım o zili.
vaginismus - ne zili?
skopofil - size demedim.
platon - ohoo, muhayyel diyalog dediğinin de bir adabı vardır. niye verildiği, alınıp alınmadığı bile belli olmayan referanslar, saçmasapan isimler... koca platon bunlara alet edilmemeliydi. ayrıca çok yavaşsın.
skopofil - acil bi durum yok zaten. belki de hiç bişi yok, olamıyor. oyuna benziyor.
vaginismus - peki, bu uyduruk isimlerimize uygun mu davranmamız gerekiyor şimdi? biraz daha beklersek, celsius gelip havadan söz edecek. bu ne ucuzluk.
consensus - evet, aynen katılı... demm!
skopofil - pink floyd - hey you
vaginismus - hah, tam dağıldık.
platon - is there anybody out there?
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar