bugün
- arkadaşlar ben birinden fena halde hoslanıyorum12
- çamaşır makinesinde yorgan yıkamak6
- kedilerin yedigi ilginc seyler16
- şeker hastalığı8
- özel sektör de çalışmak11
- kova ve oğlak burçlarını sözlükten atmak5
- sözlükte devamlı eksileyeceğiniz yazar18
- en ılık burç4
- ruh hastası aktiviteleri6
- yazarların anlık durumları3
- arapçayı kutsal sanan gerzek4
- söğüşçü aco6
- pul biberli pilav3
- ellerim bos gonlum hos14
- 29 yaşında erkek 41 yaşında kadın ilişkisi9
- tekerlek toplayan cocuk3
- genelevim4
- yaşlılık2
- osmanlı mali açıdan zordayken saray yaptırması12
- kartoncuya zeytin dalı uzatmak2
- galatasaray büyüklüğü14
- vincenzo montella8
- arkadaşlar bakar mısınız14
- rainmaker2
- spk başkanı ve üyelerinin görevden alınması2
- aklınıza gelen şarkı sözü7
- lukaku vs abdülkerim6
- ermenice6
- kızlar buraya bakar mısınız6
- bahçeli den fon krizi açıklaması2
- beyaz yaka yazilimci3
- ben geldim naneler6
- kız tavladığım için içerlenen sözlük geyi15
- 31 mart ayaklanması2
- tırnak kırılması2
- evli bir adama aşık oldum sözlük25
- 3 ekim 2026 finlandiya arnavutluk maçı4
- migros ta şarap seçen kaslı ve hüzünlü erkekler6
- açık oylayamamak6
- kıbrısı ingilize veren padişah6
- bik bik'in mutfağına konuk olan yazar5
- kes artık konuşmak istemiyorum2
- aşk5
- sosyoloji vs antropoloji3
- arjantin4
- şanlıurfa şehir hastanesi5
- anın görüntüsü17
- devlet bahçeli'nin öcalan'a selam göndermesi47
- memesiz kızlardaki özgüvenin kaynağı18
- ispanya'nin terör bitirme formülü41
platon'un, en üst düzey gerçekliğin evrensel "form"lar ya da "idea"lardan oluştuğunu iddia ettiği teori. jeff hawkins ise "zeka üzerine" de, söz konusu ideaları fazla uzakta aramamak gerektiğini söylüyor.
şurdan başlayayım; bilgisayar, bilgileri bire bir doğrulukta saklayıp işliyor. hafızamız ise duyduğunu, gördüğünü, hissettiğini aslına uygun saklamıyor. aralarındaki önemli ilişkileri hatırlıyor sadece, anıları çağrışım yoluyla hatırlıyoruz.
bi arkadaşımızın yüzünü görünce, korteksimizde görsel verileri alan v1 denen bölgedeki hareketlilik; gelen veriler değiştikçe, farklı açılardan baktıkça filan değişiyor. fakat yüz tanıma bölgesindeki hareketlilikte bir değişiklik olmuyor. yani arkadaşımızın yüzü görüş alanımızda kaldığı sürece, o bölgedeki belli hücreler sürekli aktif oluyor; ateşleniyor. hatta, o yüzü sadece hayal ettiğimizde bile devam ediyor bu. yüz tanıma gibi işlemlerde pek başarılı olamayan bilgisayarların yapamadığı da bu. sabit temsil* deniyor buna da.
yani formlar, idealar varsa bile fiziksel dünyanın dışında değil "kafamızın içinde" diyor.
yine de, plato nun "sezdiği" şey bana dilin evrenselliğiyle de alakalıymış gibi geliyor. şeylerin zihinde doğuştan önce var olması 'evrensel olması', sonradan insanın aklına gelmesi filan derken, çocukların dili ne kolay öğrendiğini, grameri öğrenmek için ayrıca yardıma ihtiyaçları olmadığını chomsky den önce farketti belki de... ama "konuşamayacağımız konularda susmalıyız" diyebilmek için de, erkendi henüz.
felsefe diye bildiğim şey; bir "hayatı anlama çabası" ve bunun için de günümüzde, felsefe tarihinden çok nöroloji, evrimsel psikoloji gibi, alanlara bakmalı; antikacılığa düşmemeli diye düşünüyorum.
.
skopofil - (togasını omzuna savurarak) şimdi zeus hakkı için söyleyin dostlarım; öylece oturup sırf düşünmekle, gerçekliğe mi ışık tutulabiliyor; yoksa dildeki açıklar veya primatlardan insan türünün iç dünyası, düşünme yöntemleri üzerine mi?
platon - evet haklısın, bu açıkça ortada. bunları bilemezdim elbette, yine de...
skopofil - o haldee... (ona, "seni severim, ama gerçekleri daha çok severim" anlamında bakarak) insani zaafların, mantık hatalarının ayırdında olmak, insan beyninin nasıl çalıştığını bilmek; yani psikoloji, felsefe yapmanın ön şartı olmalı.
consensus - evet, evet pek tabii.
vaginismus - benim içime tam sinmedi... nası yani, hayatı anlamaya çalışmayıp, insanla mı uğraşacağız?
skopofil - ilkin, evet. çünkü hayatı anlamada kullandığımız araç, insan. ayrıca, ben de sanrıladım o zili.
vaginismus - ne zili?
skopofil - size demedim.
platon - ohoo, muhayyel diyalog dediğinin de bir adabı vardır. niye verildiği, alınıp alınmadığı bile belli olmayan referanslar, saçmasapan isimler... koca platon bunlara alet edilmemeliydi. ayrıca çok yavaşsın.
skopofil - acil bi durum yok zaten. belki de hiç bişi yok, olamıyor. oyuna benziyor.
vaginismus - peki, bu uyduruk isimlerimize uygun mu davranmamız gerekiyor şimdi? biraz daha beklersek, celsius gelip havadan söz edecek. bu ne ucuzluk.
consensus - evet, aynen katılı... demm!
skopofil - pink floyd - hey you
vaginismus - hah, tam dağıldık.
platon - is there anybody out there?
şurdan başlayayım; bilgisayar, bilgileri bire bir doğrulukta saklayıp işliyor. hafızamız ise duyduğunu, gördüğünü, hissettiğini aslına uygun saklamıyor. aralarındaki önemli ilişkileri hatırlıyor sadece, anıları çağrışım yoluyla hatırlıyoruz.
bi arkadaşımızın yüzünü görünce, korteksimizde görsel verileri alan v1 denen bölgedeki hareketlilik; gelen veriler değiştikçe, farklı açılardan baktıkça filan değişiyor. fakat yüz tanıma bölgesindeki hareketlilikte bir değişiklik olmuyor. yani arkadaşımızın yüzü görüş alanımızda kaldığı sürece, o bölgedeki belli hücreler sürekli aktif oluyor; ateşleniyor. hatta, o yüzü sadece hayal ettiğimizde bile devam ediyor bu. yüz tanıma gibi işlemlerde pek başarılı olamayan bilgisayarların yapamadığı da bu. sabit temsil* deniyor buna da.
yani formlar, idealar varsa bile fiziksel dünyanın dışında değil "kafamızın içinde" diyor.
yine de, plato nun "sezdiği" şey bana dilin evrenselliğiyle de alakalıymış gibi geliyor. şeylerin zihinde doğuştan önce var olması 'evrensel olması', sonradan insanın aklına gelmesi filan derken, çocukların dili ne kolay öğrendiğini, grameri öğrenmek için ayrıca yardıma ihtiyaçları olmadığını chomsky den önce farketti belki de... ama "konuşamayacağımız konularda susmalıyız" diyebilmek için de, erkendi henüz.
felsefe diye bildiğim şey; bir "hayatı anlama çabası" ve bunun için de günümüzde, felsefe tarihinden çok nöroloji, evrimsel psikoloji gibi, alanlara bakmalı; antikacılığa düşmemeli diye düşünüyorum.
.
skopofil - (togasını omzuna savurarak) şimdi zeus hakkı için söyleyin dostlarım; öylece oturup sırf düşünmekle, gerçekliğe mi ışık tutulabiliyor; yoksa dildeki açıklar veya primatlardan insan türünün iç dünyası, düşünme yöntemleri üzerine mi?
platon - evet haklısın, bu açıkça ortada. bunları bilemezdim elbette, yine de...
skopofil - o haldee... (ona, "seni severim, ama gerçekleri daha çok severim" anlamında bakarak) insani zaafların, mantık hatalarının ayırdında olmak, insan beyninin nasıl çalıştığını bilmek; yani psikoloji, felsefe yapmanın ön şartı olmalı.
consensus - evet, evet pek tabii.
vaginismus - benim içime tam sinmedi... nası yani, hayatı anlamaya çalışmayıp, insanla mı uğraşacağız?
skopofil - ilkin, evet. çünkü hayatı anlamada kullandığımız araç, insan. ayrıca, ben de sanrıladım o zili.
vaginismus - ne zili?
skopofil - size demedim.
platon - ohoo, muhayyel diyalog dediğinin de bir adabı vardır. niye verildiği, alınıp alınmadığı bile belli olmayan referanslar, saçmasapan isimler... koca platon bunlara alet edilmemeliydi. ayrıca çok yavaşsın.
skopofil - acil bi durum yok zaten. belki de hiç bişi yok, olamıyor. oyuna benziyor.
vaginismus - peki, bu uyduruk isimlerimize uygun mu davranmamız gerekiyor şimdi? biraz daha beklersek, celsius gelip havadan söz edecek. bu ne ucuzluk.
consensus - evet, aynen katılı... demm!
skopofil - pink floyd - hey you
vaginismus - hah, tam dağıldık.
platon - is there anybody out there?
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar