bugün
- kiraz cicegi kolonyasi24
- sözlük yazarlarının tatlıları13
- tek şarkı ile müzik zevkini anlat9
- her gün aynı yemeği bıkmadan yiyebilen insan10
- askerde günde iki kere duş alan erkek12
- corona bira içen erkek6
- koca istiyom gel beni al5
- velvet37
- bir ayet reddedince dinden çıkmak18
- karşı cinste çekici gelen şeyler4
- gandalf yüzüğü neden frodoya emanet etti sorunsalı3
- kuran da namazın olmaması21
- bik bik'in mutfağına konuk olmak10
- sözlük yazarlarını en etkileyen mesajlar6
- sözlük yazarları adam gibi durun3
- sözlüğün en popi erkeği5
- ctrlx10
- domalan kız7
- uzak dur benden sözlük4
- korkusuz korkak filmindeki kör dilenci2
- japon kızı3
- kendi kendini bıçaklayan adam7
- her şeye zam gelirken maaşın sabit kalması hissi4
- beybi leydi'nin ayakları5
- 2026 2027 sezonu trendyol süper lig fikstür çekimi2
- hoşlanılan kızın sizi ayaklarıyla tokatlaması7
- mason greenwood6
- bik bik'in mutfağı3
- seni öldürmeyen şey seni güçlendirir8
- istanbul da ev kiraları6
- bizi ne zaman sevecekler5
- yaşlılık kaç yaşında başlıyor sorunsalı4
- sevgiliyle ormanın derinliklerine gitmek3
- iş arkadaşlığı9
- 31 yaşında bakire olan kız9
- saraca finch house24
- sevgiliyi 10 seneden beri görmemek8
- cevabı bilinmeyen sorular6
- ilk defa arkadan verecek olan kız2
- eşitlik miti ve eşitsizliğin doğallığı2
- en tehlikeli kadın tipi7
- ehli sünnet hocalar11
- sabah gözünü kahve sigarayla açanlar13
- kırım kongo kanamalı ateşi4
- kedilerin evdeki boş duvara bakıp kitlenmesi3
- 9 temmuz 2026 fransa fas maçı13
- aldatırken kocasıyla telefonda konuşan kadın3
- arkadaşın karısının at gibi olması7
- atatürk'ün abartılmış bir lider olması11
- bir yazarı ensesinden tutup blowjob yaptırmak4
bugün keşfettiğim kalemi keskin ve güçlü yazar.*
yAlnızca kalemi değil maskesi de öpülmelidir. (bkz: ) http://www.hurriyet.com.t...p?yazarid=357&gid=140
okunması gereken köşe yazılarından bir tanesi;
http://hurarsiv.hurriyet....=357&tarih=2010-06-04
http://hurarsiv.hurriyet....=357&tarih=2010-06-04
pazartesi ve cuma günleri hürriyet gazetesinde yazan köşe yazarı.
http://hurarsiv.hurriyet....=357&tarih=2010-06-21.
ps:başlık bana nasıl kaldı anlamadım..
http://hurarsiv.hurriyet....=357&tarih=2010-06-21.
ps:başlık bana nasıl kaldı anlamadım..
Madlen kişisiyle birlikte keşfettiğimiz ve başkasının haberdar olmadığını sandığım yazar. Ankara ekinde yazıyor Hürriyet'in. Ya bizde bir tuhaflık var ya millette. Sistem eleştirisi bu kadar mı güzel yapılır.
http://www.hurriyet.com.t...p?yazarid=357&gid=140
http://www.hurriyet.com.t...p?yazarid=357&gid=140
nasıl keşfettiğimi hatırlamadığım (muhtmelen günesebakmak yazarının entry.siydi) ama o'nu takip etmekle bizde acayiplik olmadığına emin olduğum süper köşe yazarı.
belki bizim aracılığımızla varlığından haberdar sayısı çoğalır..
http://www.hurriyet.com.t.../15348416.asp?yazarid=357
belki bizim aracılığımızla varlığından haberdar sayısı çoğalır..
http://www.hurriyet.com.t.../15348416.asp?yazarid=357
maksat kafası karışsın..
http://www.hurriyet.com.t.../15412892.asp?yazarid=357
http://www.hurriyet.com.t.../15412892.asp?yazarid=357
Modern çağ dialogları
http://www.hurriyet.com.t.../15446609.asp?yazarid=357
http://www.hurriyet.com.t.../15446609.asp?yazarid=357
büyük düşünüyorum..
http://hurarsiv.hurriyet....=357&tarih=2010-08-02
http://hurarsiv.hurriyet....=357&tarih=2010-08-02
Yaptım ama niye bi sor
http://www.hurriyet.com.t.../15495261.asp?yazarid=357
http://www.hurriyet.com.t.../15495261.asp?yazarid=357
Eşcinsellerden ve ayrımcılıktan nefret ederim
http://hurarsiv.hurriyet....=357&tarih=2010-08-13
http://hurarsiv.hurriyet....=357&tarih=2010-08-13
ademin elması.
http://hurarsiv.hurriyet....=357&tarih=2010-08-20.
http://hurarsiv.hurriyet....=357&tarih=2010-08-20.
Hatalıysam linç et.
http://www.hurriyet.com.t...p?yazarid=357&gid=140
http://www.hurriyet.com.t...p?yazarid=357&gid=140
Mükemmel bir yazı. Din sürçmesi.
http://hurarsiv.hurriyet..../ShowNew.aspx?id=16276891
http://hurarsiv.hurriyet..../ShowNew.aspx?id=16276891
iki yüzlü ahlak. kimi sözlük yazarlarına cevap olabilir...
http://hurarsiv.hurriyet....=357&tarih=2011-02-07.
http://hurarsiv.hurriyet....=357&tarih=2011-02-07.
SAKAT
ilk sevgilimdi kendisi.
ilk sevgilim olmasa da en azından ilk aşk olduğuna eminim.
Onun haberi yoktu bundan.
ilk olarak, incir ağacına bizzat çıkarak, topladığı meyveleri yemem için bana ikram ettiğinde hissetmiştim bunu.
Ağacın tepesinden kafama doğru nişan alıp incirleri fırlatırken, kendine has tarzıyla benimle ilgilendiği için mutlu olmuştum.
Her gün yolunu gözlediğimiz dondurmacının, sokak sokak gezerek, tozlu külahlarda sattığı dünyanın en lezzetli dondurmasını düşürdüğümde, onu yerden alıp, tozlu kısımları yalayarak, aslında dondurmayı bu şekilde yemeyi sevdiğini söylemesi, tarihimin duygulandığımı hatırladığım ilk günüdür.
Bileklerinden dirseklere kadar akmış kendi dondurmasını bana verdiği sırada, ben onun ne güzel elleri olduğunu düşünüyordum.
Ardından üç tekerlekli bisikletinin arkasında beni küçük bir kedi yavrusu gibi sıkıştırıp bütün mahalleyi saatlerce gezdirmesi ve bana önümüze çıkan herkese çığlık atarak korna olma görevini vermesiyle o gün onunla evlenmeye karar verdim.
Bu kararımı ona açıkladığımda önce dudakları titredi, sonra büktü ve hırçın bir tavırla gelinliksiz gelin olmaz ki dedi.
Çok haklıydı
Bir gelinliğim olmazsa asla evlenemezdim
insanların iyi, evlerin kapılarının her daim açık olduğu zamanlardı.
Şiddetli rüzgarla çarpan kapıların, pencerelerin, evde kimsenin olmadığı anlamına geldiği iki katlı bahçeli evimize gittik.
Bahçeye bakan bir odanın açık penceresinden uçuşan perdeyi yakalamak için perdeye en yakın kanepenin üstüne çıktık.
Gelinliğime asıldı ve vargücüyle çekmeye başladı
Bir anda rüzgarla birlikte uçtuğunu gördüm
Muhtemelen gökyüzüne uçmuştu Gökyüzüne baktım& Gri yağmur dolu bulutlar, kuşlar, tuhaf hayvan şekilleri
Ama pekala aşağı da düşmüş olabilirdi, bahçeye doğru baktım
Yerde kanlar içinde
Kafasından sızan incecik kan, gözlerini kapatmış
El salladım ona El salladı
Kucakta çığlıklar içinde taşındığını hatırlıyorum, koşturan insanları.
Zamanın henüz ne demek olduğunu bilemediğim, anlam veremediğim bir süre geçti.
Bir gün en iyi arkadaşımı görebileceğimi söylediler.
Ama oyun oynamak yasaktı..
Emir sert ve net bir dille yapıldığından nedenini soramadım.
Elim annemin ellerinde, süt dökmüş kedi gibi yatağının ucuna oturdum
Suçlu, yüzüne baktım Donuk gözlerle bana baktı Hayatında hiç görmemiş ve ilk kez karşılaşıyor gibi Boş Birşeyler sordum. Bilmediğim bir dilde tuhaf kelimeler mırıldandı, güldü kendi kendine
Ne güzel gülümsüyor dedim içimden
Annesinin yedirmeye çalıştığı yemeği öfkeyle püskürttüğünde ise çaresizliğine öfkelendim ve kaçmak istedim birden
Birkaç yaş büyük ablası acıyarak, ama çok bilmiş bir edayla Korkma Sakat artık O, gerizekalı hem, anlamaz o seni, sen de gerizekalısın dedi
Hiç de değil. Ben kendi kaşığımı tutabiliyorum
Tek kanadı şiddetli rüzgarda kopmuş, ortalıkta şaşkın gezinen bir böceğin ne yapacağını bilememesi gibi huzursuz, sakat kelimesinin pek iyi bir şey olmadığını sezdim
sakat olmak için camdan düşmek yeterliydi ve camdan düşmemek gerekiyordu.
her sabah oyun oynamak hevesiyle kapısını çaldığım evde, annesinin ağlamamak için kendini zor tutarak, oyun arkadaşımın başka bir ülkeye gittiğine o küçük kızı ikna etmeye çalıştığını hatırlarım.
ikna olmadım.
O, bir türlü gelmeyen yaz gibi, hiç gelmedi.
Yıllar sonra, o ilk aşkın beyninde oluşan hasar nedeniyle bir süre engelli olarak yaşamına devam ettiğini ve bir iki ay içerisinde öldüğünü söylediler .
inanmadım.
Tek bir yaşam değildi bize sunulan.
O şimdi başka bir dünyada çok sağlıklıydı.
Bu dünyada ise sakat kalmak için camdan düşmek yeterliydi
ilk sevgilimdi kendisi.
ilk sevgilim olmasa da en azından ilk aşk olduğuna eminim.
Onun haberi yoktu bundan.
ilk olarak, incir ağacına bizzat çıkarak, topladığı meyveleri yemem için bana ikram ettiğinde hissetmiştim bunu.
Ağacın tepesinden kafama doğru nişan alıp incirleri fırlatırken, kendine has tarzıyla benimle ilgilendiği için mutlu olmuştum.
Her gün yolunu gözlediğimiz dondurmacının, sokak sokak gezerek, tozlu külahlarda sattığı dünyanın en lezzetli dondurmasını düşürdüğümde, onu yerden alıp, tozlu kısımları yalayarak, aslında dondurmayı bu şekilde yemeyi sevdiğini söylemesi, tarihimin duygulandığımı hatırladığım ilk günüdür.
Bileklerinden dirseklere kadar akmış kendi dondurmasını bana verdiği sırada, ben onun ne güzel elleri olduğunu düşünüyordum.
Ardından üç tekerlekli bisikletinin arkasında beni küçük bir kedi yavrusu gibi sıkıştırıp bütün mahalleyi saatlerce gezdirmesi ve bana önümüze çıkan herkese çığlık atarak korna olma görevini vermesiyle o gün onunla evlenmeye karar verdim.
Bu kararımı ona açıkladığımda önce dudakları titredi, sonra büktü ve hırçın bir tavırla gelinliksiz gelin olmaz ki dedi.
Çok haklıydı
Bir gelinliğim olmazsa asla evlenemezdim
insanların iyi, evlerin kapılarının her daim açık olduğu zamanlardı.
Şiddetli rüzgarla çarpan kapıların, pencerelerin, evde kimsenin olmadığı anlamına geldiği iki katlı bahçeli evimize gittik.
Bahçeye bakan bir odanın açık penceresinden uçuşan perdeyi yakalamak için perdeye en yakın kanepenin üstüne çıktık.
Gelinliğime asıldı ve vargücüyle çekmeye başladı
Bir anda rüzgarla birlikte uçtuğunu gördüm
Muhtemelen gökyüzüne uçmuştu Gökyüzüne baktım& Gri yağmur dolu bulutlar, kuşlar, tuhaf hayvan şekilleri
Ama pekala aşağı da düşmüş olabilirdi, bahçeye doğru baktım
Yerde kanlar içinde
Kafasından sızan incecik kan, gözlerini kapatmış
El salladım ona El salladı
Kucakta çığlıklar içinde taşındığını hatırlıyorum, koşturan insanları.
Zamanın henüz ne demek olduğunu bilemediğim, anlam veremediğim bir süre geçti.
Bir gün en iyi arkadaşımı görebileceğimi söylediler.
Ama oyun oynamak yasaktı..
Emir sert ve net bir dille yapıldığından nedenini soramadım.
Elim annemin ellerinde, süt dökmüş kedi gibi yatağının ucuna oturdum
Suçlu, yüzüne baktım Donuk gözlerle bana baktı Hayatında hiç görmemiş ve ilk kez karşılaşıyor gibi Boş Birşeyler sordum. Bilmediğim bir dilde tuhaf kelimeler mırıldandı, güldü kendi kendine
Ne güzel gülümsüyor dedim içimden
Annesinin yedirmeye çalıştığı yemeği öfkeyle püskürttüğünde ise çaresizliğine öfkelendim ve kaçmak istedim birden
Birkaç yaş büyük ablası acıyarak, ama çok bilmiş bir edayla Korkma Sakat artık O, gerizekalı hem, anlamaz o seni, sen de gerizekalısın dedi
Hiç de değil. Ben kendi kaşığımı tutabiliyorum
Tek kanadı şiddetli rüzgarda kopmuş, ortalıkta şaşkın gezinen bir böceğin ne yapacağını bilememesi gibi huzursuz, sakat kelimesinin pek iyi bir şey olmadığını sezdim
sakat olmak için camdan düşmek yeterliydi ve camdan düşmemek gerekiyordu.
her sabah oyun oynamak hevesiyle kapısını çaldığım evde, annesinin ağlamamak için kendini zor tutarak, oyun arkadaşımın başka bir ülkeye gittiğine o küçük kızı ikna etmeye çalıştığını hatırlarım.
ikna olmadım.
O, bir türlü gelmeyen yaz gibi, hiç gelmedi.
Yıllar sonra, o ilk aşkın beyninde oluşan hasar nedeniyle bir süre engelli olarak yaşamına devam ettiğini ve bir iki ay içerisinde öldüğünü söylediler .
inanmadım.
Tek bir yaşam değildi bize sunulan.
O şimdi başka bir dünyada çok sağlıklıydı.
Bu dünyada ise sakat kalmak için camdan düşmek yeterliydi
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar