bugün
- 5 eylül 2026 köprülerin özelleştirilmesi13
- hukukçu arkadaşlara sorular6
- sözlükte temizlik zamanı5
- berhan şimşek5
- sözlük yazarlarına hayvan muamelesi yapmak10
- şairlerin genç yaşta ölmesi3
- morkstar10
- uludağ ın altındaki gizli uludağ sözlük merkezi3
- özet geçin3
- queen feristah3
- berhan şimşek'in kadına şiddet görüntüsü6
- kedi kavgası arasında kalmak5
- 5 eylül 2026 fenerbahçe beşiktaş maçı14
- sapığın serbest bırakılması3
- çocuklara verilen farklı isimler10
- hayvan sevgisi3
- sözlükteki kardeşlik ortamı6
- ali koç'un asker arkadaşı3
- hayvanlarla muhabbet etmek8
- sözlüğün sapığı2
- 4 eylül 2026 başakşehir galatasaray maçı31
- çelik tencere3
- emekli polisin ceza yazan polisi vurması6
- sözlüğü çamaşır suyu ile temizlemek2
- kendine bir not bırak4
- tai lung50
- paris saint germain6
- ağzıyla içemeyen insan3
- delileri sevmeli miyiz3
- bakırköy de otelde çıkan yangın4
- ipkis3
- gocu39
- lamba2
- en son ne aldınız2
- sözlükte en az sevdiğiniz yazar16
- masklavinin akepeyi hiç eleştirmemesi28
- başakşehir'in galatasaray'a hep yatması14
- gününüz nasıl geçiyor2
- tebliğciler4
- en fazla cinsel suçun işlendiği ülkeler18
- nilüfer2
- 2026 2027 sezonu süper lig şampiyonluk yarışı2
- zorunlu eğitim11
- claudian clouds15
- herkes eski nikini yazsın bitsin bu eziyet11
- gece gelen makarna yeme isteği10
- türk kızları keko erkek mi seviyor12
- sarapci koala55
- enayimiknatisii21
- büyü yapan sözlük yazarları10
bugün keşfettiğim kalemi keskin ve güçlü yazar.*
yAlnızca kalemi değil maskesi de öpülmelidir. (bkz: ) http://www.hurriyet.com.t...p?yazarid=357&gid=140
okunması gereken köşe yazılarından bir tanesi;
http://hurarsiv.hurriyet....=357&tarih=2010-06-04
http://hurarsiv.hurriyet....=357&tarih=2010-06-04
pazartesi ve cuma günleri hürriyet gazetesinde yazan köşe yazarı.
http://hurarsiv.hurriyet....=357&tarih=2010-06-21.
ps:başlık bana nasıl kaldı anlamadım..
http://hurarsiv.hurriyet....=357&tarih=2010-06-21.
ps:başlık bana nasıl kaldı anlamadım..
Madlen kişisiyle birlikte keşfettiğimiz ve başkasının haberdar olmadığını sandığım yazar. Ankara ekinde yazıyor Hürriyet'in. Ya bizde bir tuhaflık var ya millette. Sistem eleştirisi bu kadar mı güzel yapılır.
http://www.hurriyet.com.t...p?yazarid=357&gid=140
http://www.hurriyet.com.t...p?yazarid=357&gid=140
nasıl keşfettiğimi hatırlamadığım (muhtmelen günesebakmak yazarının entry.siydi) ama o'nu takip etmekle bizde acayiplik olmadığına emin olduğum süper köşe yazarı.
belki bizim aracılığımızla varlığından haberdar sayısı çoğalır..
http://www.hurriyet.com.t.../15348416.asp?yazarid=357
belki bizim aracılığımızla varlığından haberdar sayısı çoğalır..
http://www.hurriyet.com.t.../15348416.asp?yazarid=357
maksat kafası karışsın..
http://www.hurriyet.com.t.../15412892.asp?yazarid=357
http://www.hurriyet.com.t.../15412892.asp?yazarid=357
Modern çağ dialogları
http://www.hurriyet.com.t.../15446609.asp?yazarid=357
http://www.hurriyet.com.t.../15446609.asp?yazarid=357
büyük düşünüyorum..
http://hurarsiv.hurriyet....=357&tarih=2010-08-02
http://hurarsiv.hurriyet....=357&tarih=2010-08-02
Yaptım ama niye bi sor
http://www.hurriyet.com.t.../15495261.asp?yazarid=357
http://www.hurriyet.com.t.../15495261.asp?yazarid=357
Eşcinsellerden ve ayrımcılıktan nefret ederim
http://hurarsiv.hurriyet....=357&tarih=2010-08-13
http://hurarsiv.hurriyet....=357&tarih=2010-08-13
ademin elması.
http://hurarsiv.hurriyet....=357&tarih=2010-08-20.
http://hurarsiv.hurriyet....=357&tarih=2010-08-20.
Hatalıysam linç et.
http://www.hurriyet.com.t...p?yazarid=357&gid=140
http://www.hurriyet.com.t...p?yazarid=357&gid=140
Mükemmel bir yazı. Din sürçmesi.
http://hurarsiv.hurriyet..../ShowNew.aspx?id=16276891
http://hurarsiv.hurriyet..../ShowNew.aspx?id=16276891
iki yüzlü ahlak. kimi sözlük yazarlarına cevap olabilir...
http://hurarsiv.hurriyet....=357&tarih=2011-02-07.
http://hurarsiv.hurriyet....=357&tarih=2011-02-07.
SAKAT
ilk sevgilimdi kendisi.
ilk sevgilim olmasa da en azından ilk aşk olduğuna eminim.
Onun haberi yoktu bundan.
ilk olarak, incir ağacına bizzat çıkarak, topladığı meyveleri yemem için bana ikram ettiğinde hissetmiştim bunu.
Ağacın tepesinden kafama doğru nişan alıp incirleri fırlatırken, kendine has tarzıyla benimle ilgilendiği için mutlu olmuştum.
Her gün yolunu gözlediğimiz dondurmacının, sokak sokak gezerek, tozlu külahlarda sattığı dünyanın en lezzetli dondurmasını düşürdüğümde, onu yerden alıp, tozlu kısımları yalayarak, aslında dondurmayı bu şekilde yemeyi sevdiğini söylemesi, tarihimin duygulandığımı hatırladığım ilk günüdür.
Bileklerinden dirseklere kadar akmış kendi dondurmasını bana verdiği sırada, ben onun ne güzel elleri olduğunu düşünüyordum.
Ardından üç tekerlekli bisikletinin arkasında beni küçük bir kedi yavrusu gibi sıkıştırıp bütün mahalleyi saatlerce gezdirmesi ve bana önümüze çıkan herkese çığlık atarak korna olma görevini vermesiyle o gün onunla evlenmeye karar verdim.
Bu kararımı ona açıkladığımda önce dudakları titredi, sonra büktü ve hırçın bir tavırla gelinliksiz gelin olmaz ki dedi.
Çok haklıydı
Bir gelinliğim olmazsa asla evlenemezdim
insanların iyi, evlerin kapılarının her daim açık olduğu zamanlardı.
Şiddetli rüzgarla çarpan kapıların, pencerelerin, evde kimsenin olmadığı anlamına geldiği iki katlı bahçeli evimize gittik.
Bahçeye bakan bir odanın açık penceresinden uçuşan perdeyi yakalamak için perdeye en yakın kanepenin üstüne çıktık.
Gelinliğime asıldı ve vargücüyle çekmeye başladı
Bir anda rüzgarla birlikte uçtuğunu gördüm
Muhtemelen gökyüzüne uçmuştu Gökyüzüne baktım& Gri yağmur dolu bulutlar, kuşlar, tuhaf hayvan şekilleri
Ama pekala aşağı da düşmüş olabilirdi, bahçeye doğru baktım
Yerde kanlar içinde
Kafasından sızan incecik kan, gözlerini kapatmış
El salladım ona El salladı
Kucakta çığlıklar içinde taşındığını hatırlıyorum, koşturan insanları.
Zamanın henüz ne demek olduğunu bilemediğim, anlam veremediğim bir süre geçti.
Bir gün en iyi arkadaşımı görebileceğimi söylediler.
Ama oyun oynamak yasaktı..
Emir sert ve net bir dille yapıldığından nedenini soramadım.
Elim annemin ellerinde, süt dökmüş kedi gibi yatağının ucuna oturdum
Suçlu, yüzüne baktım Donuk gözlerle bana baktı Hayatında hiç görmemiş ve ilk kez karşılaşıyor gibi Boş Birşeyler sordum. Bilmediğim bir dilde tuhaf kelimeler mırıldandı, güldü kendi kendine
Ne güzel gülümsüyor dedim içimden
Annesinin yedirmeye çalıştığı yemeği öfkeyle püskürttüğünde ise çaresizliğine öfkelendim ve kaçmak istedim birden
Birkaç yaş büyük ablası acıyarak, ama çok bilmiş bir edayla Korkma Sakat artık O, gerizekalı hem, anlamaz o seni, sen de gerizekalısın dedi
Hiç de değil. Ben kendi kaşığımı tutabiliyorum
Tek kanadı şiddetli rüzgarda kopmuş, ortalıkta şaşkın gezinen bir böceğin ne yapacağını bilememesi gibi huzursuz, sakat kelimesinin pek iyi bir şey olmadığını sezdim
sakat olmak için camdan düşmek yeterliydi ve camdan düşmemek gerekiyordu.
her sabah oyun oynamak hevesiyle kapısını çaldığım evde, annesinin ağlamamak için kendini zor tutarak, oyun arkadaşımın başka bir ülkeye gittiğine o küçük kızı ikna etmeye çalıştığını hatırlarım.
ikna olmadım.
O, bir türlü gelmeyen yaz gibi, hiç gelmedi.
Yıllar sonra, o ilk aşkın beyninde oluşan hasar nedeniyle bir süre engelli olarak yaşamına devam ettiğini ve bir iki ay içerisinde öldüğünü söylediler .
inanmadım.
Tek bir yaşam değildi bize sunulan.
O şimdi başka bir dünyada çok sağlıklıydı.
Bu dünyada ise sakat kalmak için camdan düşmek yeterliydi
ilk sevgilimdi kendisi.
ilk sevgilim olmasa da en azından ilk aşk olduğuna eminim.
Onun haberi yoktu bundan.
ilk olarak, incir ağacına bizzat çıkarak, topladığı meyveleri yemem için bana ikram ettiğinde hissetmiştim bunu.
Ağacın tepesinden kafama doğru nişan alıp incirleri fırlatırken, kendine has tarzıyla benimle ilgilendiği için mutlu olmuştum.
Her gün yolunu gözlediğimiz dondurmacının, sokak sokak gezerek, tozlu külahlarda sattığı dünyanın en lezzetli dondurmasını düşürdüğümde, onu yerden alıp, tozlu kısımları yalayarak, aslında dondurmayı bu şekilde yemeyi sevdiğini söylemesi, tarihimin duygulandığımı hatırladığım ilk günüdür.
Bileklerinden dirseklere kadar akmış kendi dondurmasını bana verdiği sırada, ben onun ne güzel elleri olduğunu düşünüyordum.
Ardından üç tekerlekli bisikletinin arkasında beni küçük bir kedi yavrusu gibi sıkıştırıp bütün mahalleyi saatlerce gezdirmesi ve bana önümüze çıkan herkese çığlık atarak korna olma görevini vermesiyle o gün onunla evlenmeye karar verdim.
Bu kararımı ona açıkladığımda önce dudakları titredi, sonra büktü ve hırçın bir tavırla gelinliksiz gelin olmaz ki dedi.
Çok haklıydı
Bir gelinliğim olmazsa asla evlenemezdim
insanların iyi, evlerin kapılarının her daim açık olduğu zamanlardı.
Şiddetli rüzgarla çarpan kapıların, pencerelerin, evde kimsenin olmadığı anlamına geldiği iki katlı bahçeli evimize gittik.
Bahçeye bakan bir odanın açık penceresinden uçuşan perdeyi yakalamak için perdeye en yakın kanepenin üstüne çıktık.
Gelinliğime asıldı ve vargücüyle çekmeye başladı
Bir anda rüzgarla birlikte uçtuğunu gördüm
Muhtemelen gökyüzüne uçmuştu Gökyüzüne baktım& Gri yağmur dolu bulutlar, kuşlar, tuhaf hayvan şekilleri
Ama pekala aşağı da düşmüş olabilirdi, bahçeye doğru baktım
Yerde kanlar içinde
Kafasından sızan incecik kan, gözlerini kapatmış
El salladım ona El salladı
Kucakta çığlıklar içinde taşındığını hatırlıyorum, koşturan insanları.
Zamanın henüz ne demek olduğunu bilemediğim, anlam veremediğim bir süre geçti.
Bir gün en iyi arkadaşımı görebileceğimi söylediler.
Ama oyun oynamak yasaktı..
Emir sert ve net bir dille yapıldığından nedenini soramadım.
Elim annemin ellerinde, süt dökmüş kedi gibi yatağının ucuna oturdum
Suçlu, yüzüne baktım Donuk gözlerle bana baktı Hayatında hiç görmemiş ve ilk kez karşılaşıyor gibi Boş Birşeyler sordum. Bilmediğim bir dilde tuhaf kelimeler mırıldandı, güldü kendi kendine
Ne güzel gülümsüyor dedim içimden
Annesinin yedirmeye çalıştığı yemeği öfkeyle püskürttüğünde ise çaresizliğine öfkelendim ve kaçmak istedim birden
Birkaç yaş büyük ablası acıyarak, ama çok bilmiş bir edayla Korkma Sakat artık O, gerizekalı hem, anlamaz o seni, sen de gerizekalısın dedi
Hiç de değil. Ben kendi kaşığımı tutabiliyorum
Tek kanadı şiddetli rüzgarda kopmuş, ortalıkta şaşkın gezinen bir böceğin ne yapacağını bilememesi gibi huzursuz, sakat kelimesinin pek iyi bir şey olmadığını sezdim
sakat olmak için camdan düşmek yeterliydi ve camdan düşmemek gerekiyordu.
her sabah oyun oynamak hevesiyle kapısını çaldığım evde, annesinin ağlamamak için kendini zor tutarak, oyun arkadaşımın başka bir ülkeye gittiğine o küçük kızı ikna etmeye çalıştığını hatırlarım.
ikna olmadım.
O, bir türlü gelmeyen yaz gibi, hiç gelmedi.
Yıllar sonra, o ilk aşkın beyninde oluşan hasar nedeniyle bir süre engelli olarak yaşamına devam ettiğini ve bir iki ay içerisinde öldüğünü söylediler .
inanmadım.
Tek bir yaşam değildi bize sunulan.
O şimdi başka bir dünyada çok sağlıklıydı.
Bu dünyada ise sakat kalmak için camdan düşmek yeterliydi
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar