bugün
- geceleri bir kadına sarılıp uyuyamamak10
- velvet55
- arabayla dağdan inerken dinlenecek şarkılar10
- yazarların favori giyim markası14
- kocaeli de 3 cesedin kıyıya vurması2
- yakışıklı erkek denince akla gelen isim10
- sözlüğün en harbi kızı8
- ölmedeyiz uludağ sözlük6
- inanılmaz sıkıcısınız ya6
- sözlük yazarlarının 2027 kararları6
- seninle sevişirken ölmek istiyorum7
- migros'a sorulacak tek soru24
- sözlüğün en harbi erkeği7
- israile atom bombası atmak8
- sözlüğün en cool erkek yazarı6
- osuruktan şiirler61
- 2026 ekonomik krizi17
- kadınların cinsel başlıkları eksilemesi7
- sözlük yazarlarının karşılaştığı garip olaylar9
- insan olmaya ceyrek kala15
- öz eleştiri yaparken dikkat edilmesi gerekenler4
- okul zorunluluğu2
- kendi klanına laf edilince hoplamak6
- hayattaki en değerli şeyler8
- sekiz aydır masturbasyon yapmıyor olmak7
- friedrich hegel la bi cay icek12
- spor ayakkabı5
- michel foucault3
- geceye bir şarkı bırak10
- kova burcunun su grubu yerine hava grubunda olması5
- yargıya güvenen varsa yazsın9
- aleksey batrakov28
- bir sözlük yazarını kıskanmak13
- sigara içmeyi bırakmak istememek8
- manyak olmaya karar verdim3
- tadej pogacar2
- dudaktan öpüşmek neden seksle bağlantılı5
- sözlükte güzel kız olmaması sorunsalı8
- victor osimhen20
- evde soğuk kahve yapımı7
- 20 ağustos 2026 trabzonspor ferencvaros maçı4
- zeka içerikli entry vs bilgi içerikli entry8
- kadınları aşağılamanın moda olması7
- kadın2
- migros'tan alışveriş yapınca elit olduğunu sanmak6
- alparslan kuytul15
- ırkçıların geri zekalı olduğu gerçeği11
- mutlu ama uzak olsun12
- arkadaşlar çok hastayım ya10
- tostumu yaptım11
SAKAT
ilk sevgilimdi kendisi.
ilk sevgilim olmasa da en azından ilk aşk olduğuna eminim.
Onun haberi yoktu bundan.
ilk olarak, incir ağacına bizzat çıkarak, topladığı meyveleri yemem için bana ikram ettiğinde hissetmiştim bunu.
Ağacın tepesinden kafama doğru nişan alıp incirleri fırlatırken, kendine has tarzıyla benimle ilgilendiği için mutlu olmuştum.
Her gün yolunu gözlediğimiz dondurmacının, sokak sokak gezerek, tozlu külahlarda sattığı dünyanın en lezzetli dondurmasını düşürdüğümde, onu yerden alıp, tozlu kısımları yalayarak, aslında dondurmayı bu şekilde yemeyi sevdiğini söylemesi, tarihimin duygulandığımı hatırladığım ilk günüdür.
Bileklerinden dirseklere kadar akmış kendi dondurmasını bana verdiği sırada, ben onun ne güzel elleri olduğunu düşünüyordum.
Ardından üç tekerlekli bisikletinin arkasında beni küçük bir kedi yavrusu gibi sıkıştırıp bütün mahalleyi saatlerce gezdirmesi ve bana önümüze çıkan herkese çığlık atarak korna olma görevini vermesiyle o gün onunla evlenmeye karar verdim.
Bu kararımı ona açıkladığımda önce dudakları titredi, sonra büktü ve hırçın bir tavırla gelinliksiz gelin olmaz ki dedi.
Çok haklıydı
Bir gelinliğim olmazsa asla evlenemezdim
insanların iyi, evlerin kapılarının her daim açık olduğu zamanlardı.
Şiddetli rüzgarla çarpan kapıların, pencerelerin, evde kimsenin olmadığı anlamına geldiği iki katlı bahçeli evimize gittik.
Bahçeye bakan bir odanın açık penceresinden uçuşan perdeyi yakalamak için perdeye en yakın kanepenin üstüne çıktık.
Gelinliğime asıldı ve vargücüyle çekmeye başladı
Bir anda rüzgarla birlikte uçtuğunu gördüm
Muhtemelen gökyüzüne uçmuştu Gökyüzüne baktım& Gri yağmur dolu bulutlar, kuşlar, tuhaf hayvan şekilleri
Ama pekala aşağı da düşmüş olabilirdi, bahçeye doğru baktım
Yerde kanlar içinde
Kafasından sızan incecik kan, gözlerini kapatmış
El salladım ona El salladı
Kucakta çığlıklar içinde taşındığını hatırlıyorum, koşturan insanları.
Zamanın henüz ne demek olduğunu bilemediğim, anlam veremediğim bir süre geçti.
Bir gün en iyi arkadaşımı görebileceğimi söylediler.
Ama oyun oynamak yasaktı..
Emir sert ve net bir dille yapıldığından nedenini soramadım.
Elim annemin ellerinde, süt dökmüş kedi gibi yatağının ucuna oturdum
Suçlu, yüzüne baktım Donuk gözlerle bana baktı Hayatında hiç görmemiş ve ilk kez karşılaşıyor gibi Boş Birşeyler sordum. Bilmediğim bir dilde tuhaf kelimeler mırıldandı, güldü kendi kendine
Ne güzel gülümsüyor dedim içimden
Annesinin yedirmeye çalıştığı yemeği öfkeyle püskürttüğünde ise çaresizliğine öfkelendim ve kaçmak istedim birden
Birkaç yaş büyük ablası acıyarak, ama çok bilmiş bir edayla Korkma Sakat artık O, gerizekalı hem, anlamaz o seni, sen de gerizekalısın dedi
Hiç de değil. Ben kendi kaşığımı tutabiliyorum
Tek kanadı şiddetli rüzgarda kopmuş, ortalıkta şaşkın gezinen bir böceğin ne yapacağını bilememesi gibi huzursuz, sakat kelimesinin pek iyi bir şey olmadığını sezdim
sakat olmak için camdan düşmek yeterliydi ve camdan düşmemek gerekiyordu.
her sabah oyun oynamak hevesiyle kapısını çaldığım evde, annesinin ağlamamak için kendini zor tutarak, oyun arkadaşımın başka bir ülkeye gittiğine o küçük kızı ikna etmeye çalıştığını hatırlarım.
ikna olmadım.
O, bir türlü gelmeyen yaz gibi, hiç gelmedi.
Yıllar sonra, o ilk aşkın beyninde oluşan hasar nedeniyle bir süre engelli olarak yaşamına devam ettiğini ve bir iki ay içerisinde öldüğünü söylediler .
inanmadım.
Tek bir yaşam değildi bize sunulan.
O şimdi başka bir dünyada çok sağlıklıydı.
Bu dünyada ise sakat kalmak için camdan düşmek yeterliydi
ilk sevgilimdi kendisi.
ilk sevgilim olmasa da en azından ilk aşk olduğuna eminim.
Onun haberi yoktu bundan.
ilk olarak, incir ağacına bizzat çıkarak, topladığı meyveleri yemem için bana ikram ettiğinde hissetmiştim bunu.
Ağacın tepesinden kafama doğru nişan alıp incirleri fırlatırken, kendine has tarzıyla benimle ilgilendiği için mutlu olmuştum.
Her gün yolunu gözlediğimiz dondurmacının, sokak sokak gezerek, tozlu külahlarda sattığı dünyanın en lezzetli dondurmasını düşürdüğümde, onu yerden alıp, tozlu kısımları yalayarak, aslında dondurmayı bu şekilde yemeyi sevdiğini söylemesi, tarihimin duygulandığımı hatırladığım ilk günüdür.
Bileklerinden dirseklere kadar akmış kendi dondurmasını bana verdiği sırada, ben onun ne güzel elleri olduğunu düşünüyordum.
Ardından üç tekerlekli bisikletinin arkasında beni küçük bir kedi yavrusu gibi sıkıştırıp bütün mahalleyi saatlerce gezdirmesi ve bana önümüze çıkan herkese çığlık atarak korna olma görevini vermesiyle o gün onunla evlenmeye karar verdim.
Bu kararımı ona açıkladığımda önce dudakları titredi, sonra büktü ve hırçın bir tavırla gelinliksiz gelin olmaz ki dedi.
Çok haklıydı
Bir gelinliğim olmazsa asla evlenemezdim
insanların iyi, evlerin kapılarının her daim açık olduğu zamanlardı.
Şiddetli rüzgarla çarpan kapıların, pencerelerin, evde kimsenin olmadığı anlamına geldiği iki katlı bahçeli evimize gittik.
Bahçeye bakan bir odanın açık penceresinden uçuşan perdeyi yakalamak için perdeye en yakın kanepenin üstüne çıktık.
Gelinliğime asıldı ve vargücüyle çekmeye başladı
Bir anda rüzgarla birlikte uçtuğunu gördüm
Muhtemelen gökyüzüne uçmuştu Gökyüzüne baktım& Gri yağmur dolu bulutlar, kuşlar, tuhaf hayvan şekilleri
Ama pekala aşağı da düşmüş olabilirdi, bahçeye doğru baktım
Yerde kanlar içinde
Kafasından sızan incecik kan, gözlerini kapatmış
El salladım ona El salladı
Kucakta çığlıklar içinde taşındığını hatırlıyorum, koşturan insanları.
Zamanın henüz ne demek olduğunu bilemediğim, anlam veremediğim bir süre geçti.
Bir gün en iyi arkadaşımı görebileceğimi söylediler.
Ama oyun oynamak yasaktı..
Emir sert ve net bir dille yapıldığından nedenini soramadım.
Elim annemin ellerinde, süt dökmüş kedi gibi yatağının ucuna oturdum
Suçlu, yüzüne baktım Donuk gözlerle bana baktı Hayatında hiç görmemiş ve ilk kez karşılaşıyor gibi Boş Birşeyler sordum. Bilmediğim bir dilde tuhaf kelimeler mırıldandı, güldü kendi kendine
Ne güzel gülümsüyor dedim içimden
Annesinin yedirmeye çalıştığı yemeği öfkeyle püskürttüğünde ise çaresizliğine öfkelendim ve kaçmak istedim birden
Birkaç yaş büyük ablası acıyarak, ama çok bilmiş bir edayla Korkma Sakat artık O, gerizekalı hem, anlamaz o seni, sen de gerizekalısın dedi
Hiç de değil. Ben kendi kaşığımı tutabiliyorum
Tek kanadı şiddetli rüzgarda kopmuş, ortalıkta şaşkın gezinen bir böceğin ne yapacağını bilememesi gibi huzursuz, sakat kelimesinin pek iyi bir şey olmadığını sezdim
sakat olmak için camdan düşmek yeterliydi ve camdan düşmemek gerekiyordu.
her sabah oyun oynamak hevesiyle kapısını çaldığım evde, annesinin ağlamamak için kendini zor tutarak, oyun arkadaşımın başka bir ülkeye gittiğine o küçük kızı ikna etmeye çalıştığını hatırlarım.
ikna olmadım.
O, bir türlü gelmeyen yaz gibi, hiç gelmedi.
Yıllar sonra, o ilk aşkın beyninde oluşan hasar nedeniyle bir süre engelli olarak yaşamına devam ettiğini ve bir iki ay içerisinde öldüğünü söylediler .
inanmadım.
Tek bir yaşam değildi bize sunulan.
O şimdi başka bir dünyada çok sağlıklıydı.
Bu dünyada ise sakat kalmak için camdan düşmek yeterliydi
Gündemdeki Haberler