bugün
- bik bik'in kraliçe olması8
- kolye142
- bik bik moderatör olmasın kampanyası4
- bik bik'in hacker'a yemek yapması20
- ıpkis'in bir işe yaramaması9
- hacker saldırısı gazileri7
- 18 ekim 2026 uludağ sözlüğün hacklenmesi19
- asla evlenilmeyecek kızlar9
- usualsuspects'e ödül ayağı atmak4
- sözlüğe yeni bir moderatör alınsın kampanyası4
- erzurum da 150 tl'ye satılan serpme kahvaltı3
- usualsuspectsin mod olması6
- cep telefonu22
- zall'ın makara yapması6
- nokia20
- usualsuspects'in ayağı3
- hitler dönemi fenerbahçe dominasyonu4
- bilim3
- uzay3
- ay3
- uludağ sözlüğün hacklenmesi14
- usualsuspects aslan parçası2
- bik bik'in hacker'a yalakalık yapması11
- semih kılıçsoy3
- uludağ sözlük'ü yıkamayacaksınız5
- jagermeister3
- ben yokken sözlükte neler oldu4
- abd de futbol sahasına kamyonet dalması3
- rus salatası yiyecek kadar midesiz olmak2
- fon vurgunu24
- esaretin bedeli5
- son parti4
- fenerbahçe organize troll örgütü2
- asansörde susma zorunluluğu3
- zall'ın otuz daireyle köşeyi dönmesi2
- mars2
- istersem sozlugu hacklerim5
- asla evlenilmeyecek erkekler10
- konya denilince akla gelenler7
- türkiye19
- hacker'ın hesabı mı kısıtlaması7
- tiyatroya gitmek3
- cimer'e yazılan öğretmen şikayetleri6
- fransa6
- sözlükte aynı anda iki hesap kullanan tip7
- türkiyede kürt olarak barınabilmek için gerekenler71
- kuzey kıbrıs türk cumhuriyeti2
- 20013
- iklim2
- fırtına2
yiğit özşener'in yine mükemmel bir oyunculuk sergilediği bir bölüm olmuştur 39.bölüm.
ezel'in babasını ömer olduğuna inandırmak için çabaladığı sahneler gerçekçilik ve samimiyet açısından gayet iyiydi.
yiğit özşener, mert ile olan kafedeki sahnesinde birkaç bölümdür özlediğimiz oyunculuğunu göstermiştir.
Azat'ın ramiz dayıya getirdiği ve onunda yatarken okuduğu kitap Emrah Serbes'in ''Erken Kaybedenler''adlı kitabıydı.Bu arada eski şaşırtmacalı bölümler geri geldi,mutluyuz, heyecanlıyız.
tefo'nun hain olduğunu düşündüğüm dizi.
barış falay diziyle ilgili gayet noktga atışları yapmış, yerli yerinde açıklamalarıyla.
misal:
muhabir: Türk seyircisinin böyle bir diziye ihtiyacı var mıydı?
Tabii ki var. Farklı olan her şeye izleyicinin ihtiyacı var. Global dünyada izleyiciler iyi işlerle daha kolay buluşuyor. insafsız bir durum da var. insanların iki yıl hazırlanarak yaptığı işleri biz altı günde, her hafta yeni bir sınavla yapıyoruz. Ara ara olan düşüşleri biraz sert eleştirebiliyorlar. Tabii ki istedikleri yorumları yapmak haklarıdır. Ama bu işte hikayeyi sürekli diri tutmak zor...
muhabir: "Ezel" yolu açtı mı? Arkasından farklı projeler gelecek mi?
barış falay: Ezel'den önce ve sonra bir durum oluşacak. Bu yolda ilerlemeye çalışan işleri görüyorum. Daha fazla geriye dönüş kullanımı, alt anlamlarla daha da derinleşen işleri görebiliyorum. Bu iş çok bıçaksırtı... Eğer kötü yapılsaydı çok kötü bir Amerikan taklidi olurdu. Senaryonun gücü iyi bir ekiple buluştuğu için izleyiciye çok keyif veriyor...
muhabir: Siz diziyi izleyebiliyor musunuz?
barış falay: Evet, izliyorum. izleyici gözüyle bakamayız ama "Ezel" kendisini izletiyor. Bu diziyi izlerken çok keyif alıyorum. Oyuncular kendi rol aldıkları işleri izlerken çok sıkıntı duyarlar ama eezel'de başka bir durum var. işin içinde olmama rağmen empati kurabiliyorum.
muhabir: diğer işleri takip edebiliyor musunuz?
barış falay: Başka işleri de bazen takip edebiliyorum. Türkiye'de dizi sektörünün çok geliştiğine inanıyorum. "Bir dünya dizi niye yapılıyor" diyorlar ama ben sektörü geliştirmesi açısından iyi olduğunu düşünüyorum. Türkiye'de dizilerin ortaya çıkışının kaç yıllık geçmişi var ki? Şu anda bakıyoruz tek rakibimiz Amerika... Çok başarılı işler çıkıyor. Öyle duruma gelindi ki arada iyi olan bazı işler harcanabiliyor.
muhabir: "Ezel" sizin çıtanızı yükselti mi? Bundan sonra "Bu kadar iyi bir iş gelir mi" diye bir korkunuz oluştu mu?
barış falay: Bilmiyorum, inşallah iyi işler olur. Aliye'den sonra da bu sorulmuştu. "10 yılda bir gelir bir oyuncuya böyle işler" derlerdi. Şanslıyım sanırım, birkaç yıl sonra Ezel'den teklif geldi.
muhabir: Yıllardır tiyatro oyunculuğu yapıyorsunuz ama "Ezel" ile isminiz ön plana çıktı. Bu sizi rahatsız ediyor mu?
barış falay: Aliye'ye kadar televizyona iş yapmıyordum. Tiyatroya da tanınmak gibi bir düşle girmezsiniz. Aliye de ses getirmişti. Ali'den ufak bir karakterdi ama beğenilmişti. Ezel2de bana biraz daha fazla fırsat tanındı.
muhabir: Oyuncular diziyle tiyatroyu birlikte yürütemediklerinden yakınıyorlar. Bu denge kurulabiliyor mu?
barış falay: Bir tarafıyla çok zor bir iş. Ama istenirse olur. Yeter ki dizi ve tiyatro patronları sizden yeterince faydalanmak istesinler
misal:
muhabir: Türk seyircisinin böyle bir diziye ihtiyacı var mıydı?
Tabii ki var. Farklı olan her şeye izleyicinin ihtiyacı var. Global dünyada izleyiciler iyi işlerle daha kolay buluşuyor. insafsız bir durum da var. insanların iki yıl hazırlanarak yaptığı işleri biz altı günde, her hafta yeni bir sınavla yapıyoruz. Ara ara olan düşüşleri biraz sert eleştirebiliyorlar. Tabii ki istedikleri yorumları yapmak haklarıdır. Ama bu işte hikayeyi sürekli diri tutmak zor...
muhabir: "Ezel" yolu açtı mı? Arkasından farklı projeler gelecek mi?
barış falay: Ezel'den önce ve sonra bir durum oluşacak. Bu yolda ilerlemeye çalışan işleri görüyorum. Daha fazla geriye dönüş kullanımı, alt anlamlarla daha da derinleşen işleri görebiliyorum. Bu iş çok bıçaksırtı... Eğer kötü yapılsaydı çok kötü bir Amerikan taklidi olurdu. Senaryonun gücü iyi bir ekiple buluştuğu için izleyiciye çok keyif veriyor...
muhabir: Siz diziyi izleyebiliyor musunuz?
barış falay: Evet, izliyorum. izleyici gözüyle bakamayız ama "Ezel" kendisini izletiyor. Bu diziyi izlerken çok keyif alıyorum. Oyuncular kendi rol aldıkları işleri izlerken çok sıkıntı duyarlar ama eezel'de başka bir durum var. işin içinde olmama rağmen empati kurabiliyorum.
muhabir: diğer işleri takip edebiliyor musunuz?
barış falay: Başka işleri de bazen takip edebiliyorum. Türkiye'de dizi sektörünün çok geliştiğine inanıyorum. "Bir dünya dizi niye yapılıyor" diyorlar ama ben sektörü geliştirmesi açısından iyi olduğunu düşünüyorum. Türkiye'de dizilerin ortaya çıkışının kaç yıllık geçmişi var ki? Şu anda bakıyoruz tek rakibimiz Amerika... Çok başarılı işler çıkıyor. Öyle duruma gelindi ki arada iyi olan bazı işler harcanabiliyor.
muhabir: "Ezel" sizin çıtanızı yükselti mi? Bundan sonra "Bu kadar iyi bir iş gelir mi" diye bir korkunuz oluştu mu?
barış falay: Bilmiyorum, inşallah iyi işler olur. Aliye'den sonra da bu sorulmuştu. "10 yılda bir gelir bir oyuncuya böyle işler" derlerdi. Şanslıyım sanırım, birkaç yıl sonra Ezel'den teklif geldi.
muhabir: Yıllardır tiyatro oyunculuğu yapıyorsunuz ama "Ezel" ile isminiz ön plana çıktı. Bu sizi rahatsız ediyor mu?
barış falay: Aliye'ye kadar televizyona iş yapmıyordum. Tiyatroya da tanınmak gibi bir düşle girmezsiniz. Aliye de ses getirmişti. Ali'den ufak bir karakterdi ama beğenilmişti. Ezel2de bana biraz daha fazla fırsat tanındı.
muhabir: Oyuncular diziyle tiyatroyu birlikte yürütemediklerinden yakınıyorlar. Bu denge kurulabiliyor mu?
barış falay: Bir tarafıyla çok zor bir iş. Ama istenirse olur. Yeter ki dizi ve tiyatro patronları sizden yeterince faydalanmak istesinler
aga hala şu diziyi heycanla izleyen insanlar var. allah akıl fikir versin ne diyim.
bizim sözlükte olduğu yetmiyormuş gibi bölüm başına girilen entry sayısına baklınca ekşi sözlükte de şu an üzerine ölü toprağı serpilmiş vaziyette olan dizi.
ama bir ekşi sözlük yazarı ayarı vermiş bu kadir bilmez tosbağalara, eline sağlık, aynen alıntıdır:
"ezel gibi bir diziyi haketmeyen izleyici kitlesine sahip dizi.
aynı izleyici kitlesi izdüşümü alındığında rijkaard'ı da haketmemektedir, en azından galatasaray'lı olanları.
sebebi basit.
bunun bir dizi olduğunu ve bu diziyi de sizin benim gibi normal insanların yaptığını unutuyorlar. her allah'ın günü ayıla bayıla içtiği kahvenin şekeri biraz fazla kaçsa, çaycıyı işten kovar böyle tipler.
bütün gün yemek yapan anneleri, bir gün yemeği yapmasa, annelerine darılırlar.
her hafta yüksek tempoda giden dizi, bir hafta tempoyu düşürse, dizinin yapımcılarını, senaristlerini falan suçlarlar.
çünkü kendilerini mükemmel zannediyorlar. bu yüzden mükemmeli hakettiklerini düşünüyorlar.
bir dizinin kalitesini ekşi sözlük'ün sol frame'i ile belirleyebileceğinizi mi zannediyordunuz?
hayır bir de mantıklı gerekçeler sunduklarını düşünüyorlar, yok ilk sezon şöyleydi, ikinci sezon böyle oldu diye."biz bu diziyi klişeleri yıktığı için seviyorduk" her beğendiğiniz dizinin ilk sezonunu klişeleri yıktığı için sevmek, diğer sezonlarını da klişelerle dolu olduğu için eleştirmek sizce de yeterince "klişe" değil mi?
(ölümsüz gerçek)
ama bir ekşi sözlük yazarı ayarı vermiş bu kadir bilmez tosbağalara, eline sağlık, aynen alıntıdır:
"ezel gibi bir diziyi haketmeyen izleyici kitlesine sahip dizi.
aynı izleyici kitlesi izdüşümü alındığında rijkaard'ı da haketmemektedir, en azından galatasaray'lı olanları.
sebebi basit.
bunun bir dizi olduğunu ve bu diziyi de sizin benim gibi normal insanların yaptığını unutuyorlar. her allah'ın günü ayıla bayıla içtiği kahvenin şekeri biraz fazla kaçsa, çaycıyı işten kovar böyle tipler.
bütün gün yemek yapan anneleri, bir gün yemeği yapmasa, annelerine darılırlar.
her hafta yüksek tempoda giden dizi, bir hafta tempoyu düşürse, dizinin yapımcılarını, senaristlerini falan suçlarlar.
çünkü kendilerini mükemmel zannediyorlar. bu yüzden mükemmeli hakettiklerini düşünüyorlar.
bir dizinin kalitesini ekşi sözlük'ün sol frame'i ile belirleyebileceğinizi mi zannediyordunuz?
hayır bir de mantıklı gerekçeler sunduklarını düşünüyorlar, yok ilk sezon şöyleydi, ikinci sezon böyle oldu diye."biz bu diziyi klişeleri yıktığı için seviyorduk" her beğendiğiniz dizinin ilk sezonunu klişeleri yıktığı için sevmek, diğer sezonlarını da klişelerle dolu olduğu için eleştirmek sizce de yeterince "klişe" değil mi?
(ölümsüz gerçek)
ali'nin dayıya sarfettiği 'ne bok yemeye gönderdin afedersin?' cümlesi yarmıştır resmen.*
--spoiler--
39.bölüm ile ilgili söylenebilecek en doğru söz şu olur herhalde ; efsane geri döndü hocu!
--spoiler--
ha bir de ;
-- spoiler --
dayı: yeğen ben seni oraya yenmeye göndermedim ki!
ali: ne bok yemeye gönderdin çok afedersin?*
dayı: nasıl bir adamla nasıl bir düşmanla karşı karışya olduğunu öğrenesin diye gönderdim.
-- spoiler ---
39.bölüm ile ilgili söylenebilecek en doğru söz şu olur herhalde ; efsane geri döndü hocu!
--spoiler--
ha bir de ;
-- spoiler --
dayı: yeğen ben seni oraya yenmeye göndermedim ki!
ali: ne bok yemeye gönderdin çok afedersin?*
dayı: nasıl bir adamla nasıl bir düşmanla karşı karışya olduğunu öğrenesin diye gönderdim.
-- spoiler ---
şimdilerde aşk ve intikamın başarılı bir şekilde anlatıldığı televizyon dizisidir.başrollerini kenan imirzalıoğlu ve cansu dere oynamaktadır.
son bölümüyle yine türkiye'nin gelmiş geçmiş en iyi dizisi olduğunu gösteren yapımdır. ayrıca ters köşeleriyle, flashback'leriyle, yine birkaç bölümdür alamadığımız o tadı vermiştir.
ezel ile cengiz'e bakınca "düşman kardeşler" kavramı beliriyor gözümde.
tabi ezel'de bir düşmanlık yok cengiz'e, çünkü iyi kalpli insanlar ne olursa olsun arkadaşına kıyamazlar, kin tutamazlar. ama cengiz gibi ruhunu şeytana teslim etmiş ibnelerin "satmayacağı" kişi yoktur yeryüzünde.
düşmanlıkta sınır tanımazlar. ara ara insanlık belirtileri gösterseler de bu geçicidir elbet.
tabi ezel'de bir düşmanlık yok cengiz'e, çünkü iyi kalpli insanlar ne olursa olsun arkadaşına kıyamazlar, kin tutamazlar. ama cengiz gibi ruhunu şeytana teslim etmiş ibnelerin "satmayacağı" kişi yoktur yeryüzünde.
düşmanlıkta sınır tanımazlar. ara ara insanlık belirtileri gösterseler de bu geçicidir elbet.
atv'nin yavaştan yavaştan bazen sinir bozucu reklamlara içine edip reklam gelirleriyle ekmeğini yemeğe devam ettiği dizidir.
ali nin kerpeteniyle bol bol oynayıp gözümüze soktuğu bölüm olmuştır. güzeldir, ali ile daha güzeldir.
cannes'dan 'en iyi senaryo' ödülünü almıştır.
2 haftadır takip etmeyi kestiğim dizidir.
meersem tüm olay 8 de imiş.
o gidince mantık hatalarını yakalayıp, bilinçsiz izleyicilere kapak dağıtmak gelmiyor içimden.
meersem tüm olay 8 de imiş.
o gidince mantık hatalarını yakalayıp, bilinçsiz izleyicilere kapak dağıtmak gelmiyor içimden.
"behzat ç" ve "öyle bir geçer zaman ki" gibi enfes lezzetlerin de mevcut bulunduğu "tadına doyulmaz sofrada" her hafta bizlere "dizi ziyafeti" çeken efsane tad.
39.bölümünü, total izleyici kitlesinden kasıt "necip" türk milletinin, yandan yemiş polisiye arka sokaklar'ın özeti kadar izlemeyip 3.lüğe düşürdüğü dizi.
(bkz: aziz nesin haklıymış yeğen)
(bkz: aziz nesin haklıymış yeğen)
sevdiğiniz bir kitabın, ya da çok sevdiğiniz yabancı bir filmin dizisini yapmaya kalkarlar, hatta türkiye'de yapmaya kalkarlar, huzursuz olursunuz, olmamış işte dersiniz. ben ilk kez bu diziyle diyemedim. *
edit: tabi ikinci sezonun kitaplarla falan alakası yok kendine özgün bir sezonla aynı kalitede ve ilk sezonun havasını tamamen değiştirip aynı güzellikte devam etmesi dizinin her yönünün kalite koktuğuna büyük işaret.
edit: tabi ikinci sezonun kitaplarla falan alakası yok kendine özgün bir sezonla aynı kalitede ve ilk sezonun havasını tamamen değiştirip aynı güzellikte devam etmesi dizinin her yönünün kalite koktuğuna büyük işaret.
40.bölüm fragmanı : http://www.youtube.com/wa...4z8tj7nm&translated=1
40.bölüm fragmanına göre dayı iyice soğumuş ezel'den, yazık!
ah be dayı, seni öldürmeye kalkacak kadar senden nefret eden bir psikopatı, sırf aranızda kan bağı olduğundan,"bi tanecik torunuuumm" diye bağrına basışın ve "sen benim öz oğlumsun" dediğin ezel'e böyle dirsek atışın yakışıyor mu hiç?
ah be dayı, seni öldürmeye kalkacak kadar senden nefret eden bir psikopatı, sırf aranızda kan bağı olduğundan,"bi tanecik torunuuumm" diye bağrına basışın ve "sen benim öz oğlumsun" dediğin ezel'e böyle dirsek atışın yakışıyor mu hiç?
--spoiler--
sen yukarlardasın ama sandığın kadar özgür değilsin.
biz dışardayız, sen içerdesin.
çünkü biz çokuz, sen azsın.
--spoiler--
ezel'in bu sözlerle kenan'a ayar vermeye çalıştığı dizi. sözlük gibi ortamlarda deli yürek tarzı dizileri çok eleştiriyorlar kabul eleştirilmesi gerekiyor ama dizi biraz o tarafa kayınca daha zevk alıyoruz işte. gene akıl oyunları flashbackler gayet güzel insanı büyülüyor ama bu toplumun kanından savaş sevgisini silemezsiniz. *
sen yukarlardasın ama sandığın kadar özgür değilsin.
biz dışardayız, sen içerdesin.
çünkü biz çokuz, sen azsın.
--spoiler--
ezel'in bu sözlerle kenan'a ayar vermeye çalıştığı dizi. sözlük gibi ortamlarda deli yürek tarzı dizileri çok eleştiriyorlar kabul eleştirilmesi gerekiyor ama dizi biraz o tarafa kayınca daha zevk alıyoruz işte. gene akıl oyunları flashbackler gayet güzel insanı büyülüyor ama bu toplumun kanından savaş sevgisini silemezsiniz. *
bir emre aydin gordum sanki! evet evet 11.saniyeye dikkat. bu 40.bolum baya ilginc olacaga benzer.
http://www.youtube.com/watch?v=qoSkbgnhyrM
Alternatif link: http://www.haberciniz.biz...-bolum-fragmani-4506.html
http://www.youtube.com/watch?v=qoSkbgnhyrM
Alternatif link: http://www.haberciniz.biz...-bolum-fragmani-4506.html
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar