bugün
- deniz şortunun içine boxer giyilir mi sorunsalı15
- üniversite mezunu olmak için üniversite okumak5
- hayatında bir kere bile sigara içmemiş yazarlar4
- sana vurana sen de vur diyen ebeveyn5
- diyanetin abd'deki villaları11
- başkanlık sisteminden beri her şeyin kötü gitmesi4
- zamandışı düşkünlüğü2
- yan gelip yatan yuzır2
- motorsiklet süren kızın namusu2
- kötü biri olduğunu bilmek6
- zaman baba12
- abd milli futbol takımı2
- 95b vs 85d2
- çocuk parklarındaki yalnız yetişkin yasağı3
- seçmeninin ak parti den kopma koşulu3
- kadınların sürekli sorun çıkarması2
- iç sıkıntısından intihar etmek17
- kilo vermenin çok zor olması2
- ona bir şey söyle13
- true denilen yazar10
- o kadar zengin olmak ki ölümü yenememek11
- en iyi antidepresan7
- iyi öpüşmek için yapılması gerekenler14
- cyle larin'in gol sevinci açıklaması2
- erkeğin evlenince eşine it gibi davranması2
- 12 haziran 2026 kanada bosna hersek maçı7
- geleyim beş dakika göreyim seviyesinde sevmek13
- psikologa para vermemek için en iyi aktivite6
- arkadaşlar nasılsınız6
- chp'nin hali ne olacak49
- zall sözlüğü bizzat takip ediyor18
- cilgincapkin221
- milli takım şarkısının akp tarafından üretilmesi12
- acıkmamak için öneriler5
- deli olduğunun farkına varmak5
- borçlarınızın ne zaman biteceğini biliyor musunuz2
- rahmi koç3
- ümmetçiler neden filistin'i kurtarmıyor10
- en çok kullandığınız ağrı kesici9
- gammazlar çetesi17
- birader beylerin birader beyler olmaları7
- kontrat fosfor karburator5
- sarı yeleli aslan trump8
- airfryer alanlar şimdi ne yapıyor4
- ben bu dünyada hangi boşluğu dolduruyorum15
- ben bu yazıyı oğluma yazdım2
- elon muskın ilk dolar trilyoneri olması5
- anın görüntüsü18
- mor semsiyeli yabanci14
- gocu26
yenisi gelen, zamanı geçen veya kullanılmayacak duruma gelen şeyin durumu.
kendini yaşlanmış hisseden insanların söyledikleri kelime.
- eskidim abi, bu hatun yordu beni.
- yok be paşa ne eskimesi, hala benim gibileri cebinden çıkarırsın.
- ciddi mi?
- tabi be, yürü koçum benim.
- eskidim abi, bu hatun yordu beni.
- yok be paşa ne eskimesi, hala benim gibileri cebinden çıkarırsın.
- ciddi mi?
- tabi be, yürü koçum benim.
bazen insanın da başına gelebilendir, yaşlanmak değil eskimek. aynen eşyalar misali tel tel ayrılıp dökülür insan. boyaları solan sıvaları parça parça çatlayıp dökülen ev gibi, kumaşları gitgide incelip yıpranan koltuklar gibi, paraziti artan, neredeyse susacak hale gelen radyo gibi eskimek. durduğu yerde gedikler açan taş gibi ağırlaştırır insanı, yaşlanmak değildir bu.
eskiyen bir arkadaşlıksa eğer zamanla dostluğa dönüşebilir. kaliteli bir eskimeden bahsediyorum yalnız. özensiz bir eskimede unutulur ya da düşman olunabilir.
"ayin gibi, ibadet gibi, kavramsız yaşamak, zamansız ölmek gibi."
eskimeyen bir şeyler arıyorum hala. oysa kaldı mı şimdiki zamanlarda yıpranmayan bir şey? aitlik bile eskimişken, sadakat kelimesi bir şey ifade etmezken, vefa'nın hakikaten de sadece bir semt olduğu zamanlarda, "aşk"ı dillendirmek bile büyük bir suç olmalı bu dünyada. gizli saklı yaşanmalı, şüphe duyulan her sesten saklanmalı. sonsuza kadar...
***
bu kadar çok acı varken ve bu kadar çok insanlar acı çektirirken, neden kimse ağlamıyor? tanrım, göz pınarlarımı al bu bedenden. al ki milyonlarca insanın yerine ağlamaktan azad et beni.
***
eskimek diyordum.. hani o çok sevdiğimiz metaforlardaki gibi. "kapağı paslanmış bir kavanoz"a koyduğumuz hayaller. sahi kaldı mı o hayallerden? biraz biz de tadına baksak. elimizde kırılıp dökülen umutlarımız bizi üzdü çok. sıkıldık da. o kadar çok sıkıldık ki bu oyun/lardan. bize de bir parça huzur veremez misin? anladım. paylaşmak istemiyorsun. sen de haklısın. bazı şeyler paylaşılınca anlamını kaybeder. gizli saklı kalması gerekir. hani aşk da böyleydi ya. hah işte. onu diyorum. bize biraz huzur ver be kadın. boğulduk burada. bir parça aşk da olur. yeter ki bir şey hissedelim. yeter ki hissizleşmiş parmaklarımız bir başka tene dokununca heyecanlanalım. yeter ki başımızı koymak istediğimiz omuzların hayallerini kuralım gece uyumadan önce. çok mu?
sesini duyuyorum. meçhullük nasıl bir şey? anlatsana biraz. süpriz yapmayı sever gibisin. biz ise süprizleri hiç sevmeyiz. her şeyi kontrol etme alışkanlığımız anneden gelir. kaçamıyoruz yani. şaşırmak insan oğluna yakışan bir hareket değil. bırakalım doğa istediği gibi kontrol etsin onu. sen bizi kontrol etme.
***
merhaba. ben tanis. henüz 22 yaşındayım. saatlerce boş boş televizyona bakmayı severim. elimde olsa aylarca odamdan dışarı çıkmam. biraz sigara, biraz çay bana yeter. artık yalnızım demek bile istemiyorum. o artık bir meziyet değil benim için. derimin üzerine işlenmiş bir dövme. hem de sol göğsümde. o kadar güzel, o kadar karanlık ki. hem çıkmıyor da!
***
"zor sevgilim. çok zor. gözlerini gözlerimle barıştırmak çok zor. sen asık yüzüme bakma. artık hep öyle. yok yok senin suçun değil. artık mizacım böyle. insanlar değişiyormuş demek ki. elbette, tamamiyle değişmedim. hala bir yanım tanis. hani o senin sevdiğin. ama çok muhalefet, çok eksik. diğer yanım karanlık. karanlığına çekildim. elimde değildi. ağladım. sigara içtim. ağladıkça daha çok sigara içesim geldi. sonunda kanser oldum. geçen ay öldüm. farketmedin mi? koca koca adamlar arkamdan ağladı. annemse o günden beri hiç konuşmadı. sen asık yüzüme bakma. insan her daim gülümseyecek diye bir kural yok ya! olsun. gün olur, yine gözlerin gözlerime değer, ben seni yine severim, sen sevmezken. olsun, canın sağolsun."
***
eskimek diyordum.. eskimek, zamanın kaçınılmaz kurallarından. eskimek de güzel de..
bu oyun çok zor sevgilim!
eskimeyen bir şeyler arıyorum hala. oysa kaldı mı şimdiki zamanlarda yıpranmayan bir şey? aitlik bile eskimişken, sadakat kelimesi bir şey ifade etmezken, vefa'nın hakikaten de sadece bir semt olduğu zamanlarda, "aşk"ı dillendirmek bile büyük bir suç olmalı bu dünyada. gizli saklı yaşanmalı, şüphe duyulan her sesten saklanmalı. sonsuza kadar...
***
bu kadar çok acı varken ve bu kadar çok insanlar acı çektirirken, neden kimse ağlamıyor? tanrım, göz pınarlarımı al bu bedenden. al ki milyonlarca insanın yerine ağlamaktan azad et beni.
***
eskimek diyordum.. hani o çok sevdiğimiz metaforlardaki gibi. "kapağı paslanmış bir kavanoz"a koyduğumuz hayaller. sahi kaldı mı o hayallerden? biraz biz de tadına baksak. elimizde kırılıp dökülen umutlarımız bizi üzdü çok. sıkıldık da. o kadar çok sıkıldık ki bu oyun/lardan. bize de bir parça huzur veremez misin? anladım. paylaşmak istemiyorsun. sen de haklısın. bazı şeyler paylaşılınca anlamını kaybeder. gizli saklı kalması gerekir. hani aşk da böyleydi ya. hah işte. onu diyorum. bize biraz huzur ver be kadın. boğulduk burada. bir parça aşk da olur. yeter ki bir şey hissedelim. yeter ki hissizleşmiş parmaklarımız bir başka tene dokununca heyecanlanalım. yeter ki başımızı koymak istediğimiz omuzların hayallerini kuralım gece uyumadan önce. çok mu?
sesini duyuyorum. meçhullük nasıl bir şey? anlatsana biraz. süpriz yapmayı sever gibisin. biz ise süprizleri hiç sevmeyiz. her şeyi kontrol etme alışkanlığımız anneden gelir. kaçamıyoruz yani. şaşırmak insan oğluna yakışan bir hareket değil. bırakalım doğa istediği gibi kontrol etsin onu. sen bizi kontrol etme.
***
merhaba. ben tanis. henüz 22 yaşındayım. saatlerce boş boş televizyona bakmayı severim. elimde olsa aylarca odamdan dışarı çıkmam. biraz sigara, biraz çay bana yeter. artık yalnızım demek bile istemiyorum. o artık bir meziyet değil benim için. derimin üzerine işlenmiş bir dövme. hem de sol göğsümde. o kadar güzel, o kadar karanlık ki. hem çıkmıyor da!
***
"zor sevgilim. çok zor. gözlerini gözlerimle barıştırmak çok zor. sen asık yüzüme bakma. artık hep öyle. yok yok senin suçun değil. artık mizacım böyle. insanlar değişiyormuş demek ki. elbette, tamamiyle değişmedim. hala bir yanım tanis. hani o senin sevdiğin. ama çok muhalefet, çok eksik. diğer yanım karanlık. karanlığına çekildim. elimde değildi. ağladım. sigara içtim. ağladıkça daha çok sigara içesim geldi. sonunda kanser oldum. geçen ay öldüm. farketmedin mi? koca koca adamlar arkamdan ağladı. annemse o günden beri hiç konuşmadı. sen asık yüzüme bakma. insan her daim gülümseyecek diye bir kural yok ya! olsun. gün olur, yine gözlerin gözlerime değer, ben seni yine severim, sen sevmezken. olsun, canın sağolsun."
***
eskimek diyordum.. eskimek, zamanın kaçınılmaz kurallarından. eskimek de güzel de..
bu oyun çok zor sevgilim!
biz yola çıktığımızda gençtik.. neşelerimiz vardı, umutlarımız, isteklerimiz.. en önemlisi kendimize olan inancımız vardı, insanlara olan güvenimiz.. sonra ne oldu, önce hangimiz kırdı diğerini, kimin eli kimde kaldı, kim nerde yara aldı bilemeden bu hale geldik.. dönüp baktık şöyle bir, hiç anlam veremedik.. kurduğumuz her cümle boğazımıza düğüm oldu yapıştı, idrak edemedik. ellerimiz kirlendi her yeni tende, silemedik.. eskidik, çürüdük, yontulduk, değiştik.. biz aynaya baktık.. artık genç değildik..
Dünya üzerindeki canlı cansız ne varsa zamana yenik düşmesidir. Metal yorulur, taş ufalanır, canlı yaşlanır.
Son 4 yılı bu nickle olmak üzere 9. Senemi geçirdiğim sözlükte yaşamaya başladığım hatta yaşadığım durumdur...
Artık eski tadı yok ama naparsın, alışkanlıklar alışkanlıklar.
Artık eski tadı yok ama naparsın, alışkanlıklar alışkanlıklar.
eski bir kütüphane kadar güzel ne var ?
Gündemdeki Haberler
güncel Önemli Başlıklar