bugün
- herkes eski nikini yazsın bitsin bu eziyet8
- true'nun çaylak olması15
- kadir inanır14
- arkadaşlar uyudunuz mu6
- velvet28
- hiçbir şey yapmadığınız halde aşık olan erkekler2
- israil5
- dinci insanlar efkarlandığında ne içiyor sorunsalı10
- kemalist dünya19
- sözlüğü bırakmak istemek8
- 2026 dünya kupası27
- 26 haziran 2026 türkiye abd maçı29
- yazarların iyi olduğu konular9
- aile evinde yaşamak13
- üniversitelerin gereksiz olması12
- salak erkek neden bu kadar çok8
- memesi güzel olan bir kadını alıp çıkacağım4
- arapça okuyabilen yazarlar3
- sedat pekmez21
- barda şişenin üstüne oturmuş kız görmek5
- futbol21
- bir şeyler söyle3
- türk soyu ve arap soyu birdir6
- tüm mahlukatın cenneti yaşayacak olması3
- kadir mısıroğlu'nun soyu18
- anın görüntüsü17
- kemalistlerin sanki biraz şey olması10
- pringles 12 tl oldu kimsenin umrunda değil4
- seri gizli artı oy veren melek7
- allah yoluna cenk edelim şan alalım şan2
- yapay zekanın her entrymi silmesi2
- birsin allahım2
- özlü sözler5
- galatasaray lobisi11
- yeni tanışılan kızdan istemek5
- 26 haziran 20266
- sözlük yazarlarının kombinleri9
- birader yazar olmak13
- erkeklerin her işi tek elle yapabilmesi11
- eski sevgilinin dolgun göğüslerini özlemek7
- türklere devşirme diye laf atan kürt5
- kürtçülerin algıları5
- kürtçülük5
- erleg han ile revani yemek3
- ayağımla nah çekebilme yeteneğim6
- aylık 317 bin lira iyi para mıdır sorunsalı5
- ana dilimiz kürtçe olsun kampanyası4
- ktç abinin çaylak olması5
- canımın sürekli hamburger çekmesi7
- ingiliz aksanı6
Diğer ismi de "The Passion of Anna" olan 1969 yılı filmi.
Film, sanki Skammen'in devamı gibi. Kadroya Bibi Andersson ile Erland Josephson eklenmiş o kadar, gerisi yine aynı, Bergman'ın bir dönem filmlerini çektiği adası da dahil.
Ayrıca müthiş bir gelişme var, siyah beyaz filmlerden "renki" aleme giriş yapıyoruz. Usta bir görüntü yönetmeninin (Sven Nykvist) elinde bu renklilik çok daha fazla önem arz ediyor.
Yalnız sadece görüntüler renkli, film diğer tüm Bergman filmleri gibi kasvetli ve hazmı oldukça zor. Liv Ullmann gibi mükemmel sevimli bir kadın (tabii gerektiğinde kasvetli rollere de muhteşem büründüğü bir gerçek) sanki harcanmış bu karamsarlıklar içinde.
Bir de, eklemek gerek ki -ilk kez şahit oldum- filmi kesip oynadığı karakter hakkında oyuncuların yorumlarını da bize izletiyor Bergman. Bu da başka bir yenilik olsa gerek.
Film, sanki Skammen'in devamı gibi. Kadroya Bibi Andersson ile Erland Josephson eklenmiş o kadar, gerisi yine aynı, Bergman'ın bir dönem filmlerini çektiği adası da dahil.
Ayrıca müthiş bir gelişme var, siyah beyaz filmlerden "renki" aleme giriş yapıyoruz. Usta bir görüntü yönetmeninin (Sven Nykvist) elinde bu renklilik çok daha fazla önem arz ediyor.
Yalnız sadece görüntüler renkli, film diğer tüm Bergman filmleri gibi kasvetli ve hazmı oldukça zor. Liv Ullmann gibi mükemmel sevimli bir kadın (tabii gerektiğinde kasvetli rollere de muhteşem büründüğü bir gerçek) sanki harcanmış bu karamsarlıklar içinde.
Bir de, eklemek gerek ki -ilk kez şahit oldum- filmi kesip oynadığı karakter hakkında oyuncuların yorumlarını da bize izletiyor Bergman. Bu da başka bir yenilik olsa gerek.
türkçe altyazısı yeni çıkmış film. altyazı divxplanet'te bulunabilir.
http://www.divxplanet.com...b/s/87274/Passion-En.html
http://www.divxplanet.com...b/s/87274/Passion-En.html
yıkıcı bir bergman filmi. oyuncuların, canlandırdığı karakterlerle ilgili düşüncelerinin yer aldığı kesitler vardır ara ara. film sanki durur, oyuncular canlandırdığı karakterle ilgili düşüncelerini anlatır, sonra kaldığı yerden devam eder. ki bu, harikuladedir.
görsel
"ama bilmen gerekir ki, benim bir duvarım var etrafıma ördüğüm. mutlu olsam bile bunu sana anlatamam veya gösteremem. gözlerinin içine bakabilirim ama senin derinliklerine ulaşamam. beni anlıyor musun? ben o duvarın gerisindeyim. o duvarla kapattım kendimi, her şeye. o kadar uzağım ki her şeye. sıcak, neşeli, hayat dolu olmak istiyorum. küçük düşürülmekten çok korkuyorum. yerin dibine geçmişim gibi oluyor. ama o rezilliği ve onunla birlikte yerin dibine batmayı da kabul ettim. beni anlıyor musun?
kendini bir düş kırıklığı olarak görmek ne acı. bazı insanlar, iyi niyet kisvesi altında aşağılayarak sana ne yapman gerektiğini söylerler. yaşayan bir canlıyı ezip geçme isteğiyle yaparlar bunu.
ben bir ölüyüm. hayır, bu fazla duygusal oldu. ölü değilim. ama haysiyetim olmadan yaşıyorum.
kulağa saçma ve yapmacık geliyor, biliyorum. birçok insan kendine saygısı kalmamış bir hâlde yaşar.
kalpten yaralanmış, ve üstüne tükürülüp aşağılanmış bir şekilde. onlar, yalnızca yaşıyorlardır. başka hiçbir şey bilmezler. hem bilseler bile, ona hiçbir zaman ulaşamazlar da.
insan hiç, aşağılanmak yüzünden hasta olabilir mi? bu, onunla yaşamak zorunda olduğumuz bir illet mi?
özgürlük hakkında pek çok konuşuruz. özgürlük, aşağılanmış olan için sadece bir zindan değil midir?
yoksa o sadece aşağılanmışların tahammül edebilmeleri için kullandığı bir ilaç mı?
bu hayatı sürdüremem artık. pes ettim. artık direnmeyeceğim.
günler geçip gidiyor.
yediğim yemekten çıkardığım dışkıdan ve hatta konuştuğum kelimelerden bile zehirleniyorum.
güneş, uyanayım diye çığlık atar gibi yolluyor ışığını. uyku ise sadece beni kovalayan kabuslardan ibaret.
karanlık; hayaletleri ve anılarımla kulaklarımı tırmalıyor.
daha kötü durumda olan insanların diğerlerinden daha az şikayet ettiklerini fark ettin mi?
en sonunda kabullenip susmuşlar. oysa onların da diğerleri gibi gözleri, elleri ve hisleri var.
hem cellatları hem de kurbanları barındıran ne geniş bir ordu.
güneş yavaşça doğuyor ve batıyor. soğuklar yaklaşıyor.
karanlık. sıcaklık. koku. her şey sessiz.
kaçıp kurtulamayız. artık çok geç.
her şey için çok geç."
görsel
"ama bilmen gerekir ki, benim bir duvarım var etrafıma ördüğüm. mutlu olsam bile bunu sana anlatamam veya gösteremem. gözlerinin içine bakabilirim ama senin derinliklerine ulaşamam. beni anlıyor musun? ben o duvarın gerisindeyim. o duvarla kapattım kendimi, her şeye. o kadar uzağım ki her şeye. sıcak, neşeli, hayat dolu olmak istiyorum. küçük düşürülmekten çok korkuyorum. yerin dibine geçmişim gibi oluyor. ama o rezilliği ve onunla birlikte yerin dibine batmayı da kabul ettim. beni anlıyor musun?
kendini bir düş kırıklığı olarak görmek ne acı. bazı insanlar, iyi niyet kisvesi altında aşağılayarak sana ne yapman gerektiğini söylerler. yaşayan bir canlıyı ezip geçme isteğiyle yaparlar bunu.
ben bir ölüyüm. hayır, bu fazla duygusal oldu. ölü değilim. ama haysiyetim olmadan yaşıyorum.
kulağa saçma ve yapmacık geliyor, biliyorum. birçok insan kendine saygısı kalmamış bir hâlde yaşar.
kalpten yaralanmış, ve üstüne tükürülüp aşağılanmış bir şekilde. onlar, yalnızca yaşıyorlardır. başka hiçbir şey bilmezler. hem bilseler bile, ona hiçbir zaman ulaşamazlar da.
insan hiç, aşağılanmak yüzünden hasta olabilir mi? bu, onunla yaşamak zorunda olduğumuz bir illet mi?
özgürlük hakkında pek çok konuşuruz. özgürlük, aşağılanmış olan için sadece bir zindan değil midir?
yoksa o sadece aşağılanmışların tahammül edebilmeleri için kullandığı bir ilaç mı?
bu hayatı sürdüremem artık. pes ettim. artık direnmeyeceğim.
günler geçip gidiyor.
yediğim yemekten çıkardığım dışkıdan ve hatta konuştuğum kelimelerden bile zehirleniyorum.
güneş, uyanayım diye çığlık atar gibi yolluyor ışığını. uyku ise sadece beni kovalayan kabuslardan ibaret.
karanlık; hayaletleri ve anılarımla kulaklarımı tırmalıyor.
daha kötü durumda olan insanların diğerlerinden daha az şikayet ettiklerini fark ettin mi?
en sonunda kabullenip susmuşlar. oysa onların da diğerleri gibi gözleri, elleri ve hisleri var.
hem cellatları hem de kurbanları barındıran ne geniş bir ordu.
güneş yavaşça doğuyor ve batıyor. soğuklar yaklaşıyor.
karanlık. sıcaklık. koku. her şey sessiz.
kaçıp kurtulamayız. artık çok geç.
her şey için çok geç."
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar