bugün
- ilişkiye bir süre ara vermek7
- 19 yaşında kızla yatmak9
- unutulmayan sadakat örnekleri3
- deniz göktaş'ın 3 günde 4 milyon izlenmesi6
- ankara nın en güzel yanı4
- tamar tanrıyar'ın berat albayrak'ı tehdit etmesi6
- mola4
- fait bey birader diamond biraderdir hedesi3
- pazar günü sözlükte takılan asosyal ezik yazar2
- abd'nin iran'ı sıfırlaması2
- 1 temmuz kabotaj bayramı5
- genç olmanın en güzel yanı6
- dünyaya artık gök taşı çarpmaması4
- ilgi manyağı4
- tüm çıplaklığımla burdayım3
- akepe neden kültürel hegemonyayı ele geçiremedi19
- ona bir şey söyle11
- eski eşle tekrar evlenmek5
- herkes eski nikini yazsın bitsin bu eziyet19
- bir şeyler söyle4
- kadir inanır22
- 26 haziran 2026 türkiye abd maçı31
- 28 haziran 2026 hırvatistan gana maçı5
- genç görünmeye çalışmak7
- içtim şarabı13
- bisikletlilerin trafikteki meşruiyeti sorunsalı2
- 28 haziran 2026 demokratik kongo özbekistan maçı4
- anın görüntüsü22
- kemalist dünya24
- özgürlük ve zorunlu eğitim paradoksu5
- giresun da otobüs durağında bekleyen turist kız8
- sözlükteki gizli düşmanım10
- versuch2
- 28 haziran 2026 panama ingiltere maçı4
- insanın geçmişinin karanlık olması9
- bu saatte hala uyumama sebebi2
- gitme diye yalvarmak6
- demokratik kongo cumhuriyeti5
- sözlüğe kız girince telefona bildirim gelmesi5
- velvet28
- sözlük kızlarını harika yapan detaylar9
- eski işyerine tekrar başlamak4
- true'nun çaylak olması16
- sabaha kadar okunacak kitap4
- her insanın bir cini olması8
- üniversitelerin gereksiz olması16
- öldükten sonra bana ne olacak5
- dua edince iletildi mesajı gelmesi3
- bik bik'in mutfağına konuk olmak7
- rakı sevmemek7
Diğer ismi de "The Passion of Anna" olan 1969 yılı filmi.
Film, sanki Skammen'in devamı gibi. Kadroya Bibi Andersson ile Erland Josephson eklenmiş o kadar, gerisi yine aynı, Bergman'ın bir dönem filmlerini çektiği adası da dahil.
Ayrıca müthiş bir gelişme var, siyah beyaz filmlerden "renki" aleme giriş yapıyoruz. Usta bir görüntü yönetmeninin (Sven Nykvist) elinde bu renklilik çok daha fazla önem arz ediyor.
Yalnız sadece görüntüler renkli, film diğer tüm Bergman filmleri gibi kasvetli ve hazmı oldukça zor. Liv Ullmann gibi mükemmel sevimli bir kadın (tabii gerektiğinde kasvetli rollere de muhteşem büründüğü bir gerçek) sanki harcanmış bu karamsarlıklar içinde.
Bir de, eklemek gerek ki -ilk kez şahit oldum- filmi kesip oynadığı karakter hakkında oyuncuların yorumlarını da bize izletiyor Bergman. Bu da başka bir yenilik olsa gerek.
Film, sanki Skammen'in devamı gibi. Kadroya Bibi Andersson ile Erland Josephson eklenmiş o kadar, gerisi yine aynı, Bergman'ın bir dönem filmlerini çektiği adası da dahil.
Ayrıca müthiş bir gelişme var, siyah beyaz filmlerden "renki" aleme giriş yapıyoruz. Usta bir görüntü yönetmeninin (Sven Nykvist) elinde bu renklilik çok daha fazla önem arz ediyor.
Yalnız sadece görüntüler renkli, film diğer tüm Bergman filmleri gibi kasvetli ve hazmı oldukça zor. Liv Ullmann gibi mükemmel sevimli bir kadın (tabii gerektiğinde kasvetli rollere de muhteşem büründüğü bir gerçek) sanki harcanmış bu karamsarlıklar içinde.
Bir de, eklemek gerek ki -ilk kez şahit oldum- filmi kesip oynadığı karakter hakkında oyuncuların yorumlarını da bize izletiyor Bergman. Bu da başka bir yenilik olsa gerek.
türkçe altyazısı yeni çıkmış film. altyazı divxplanet'te bulunabilir.
http://www.divxplanet.com...b/s/87274/Passion-En.html
http://www.divxplanet.com...b/s/87274/Passion-En.html
yıkıcı bir bergman filmi. oyuncuların, canlandırdığı karakterlerle ilgili düşüncelerinin yer aldığı kesitler vardır ara ara. film sanki durur, oyuncular canlandırdığı karakterle ilgili düşüncelerini anlatır, sonra kaldığı yerden devam eder. ki bu, harikuladedir.
görsel
"ama bilmen gerekir ki, benim bir duvarım var etrafıma ördüğüm. mutlu olsam bile bunu sana anlatamam veya gösteremem. gözlerinin içine bakabilirim ama senin derinliklerine ulaşamam. beni anlıyor musun? ben o duvarın gerisindeyim. o duvarla kapattım kendimi, her şeye. o kadar uzağım ki her şeye. sıcak, neşeli, hayat dolu olmak istiyorum. küçük düşürülmekten çok korkuyorum. yerin dibine geçmişim gibi oluyor. ama o rezilliği ve onunla birlikte yerin dibine batmayı da kabul ettim. beni anlıyor musun?
kendini bir düş kırıklığı olarak görmek ne acı. bazı insanlar, iyi niyet kisvesi altında aşağılayarak sana ne yapman gerektiğini söylerler. yaşayan bir canlıyı ezip geçme isteğiyle yaparlar bunu.
ben bir ölüyüm. hayır, bu fazla duygusal oldu. ölü değilim. ama haysiyetim olmadan yaşıyorum.
kulağa saçma ve yapmacık geliyor, biliyorum. birçok insan kendine saygısı kalmamış bir hâlde yaşar.
kalpten yaralanmış, ve üstüne tükürülüp aşağılanmış bir şekilde. onlar, yalnızca yaşıyorlardır. başka hiçbir şey bilmezler. hem bilseler bile, ona hiçbir zaman ulaşamazlar da.
insan hiç, aşağılanmak yüzünden hasta olabilir mi? bu, onunla yaşamak zorunda olduğumuz bir illet mi?
özgürlük hakkında pek çok konuşuruz. özgürlük, aşağılanmış olan için sadece bir zindan değil midir?
yoksa o sadece aşağılanmışların tahammül edebilmeleri için kullandığı bir ilaç mı?
bu hayatı sürdüremem artık. pes ettim. artık direnmeyeceğim.
günler geçip gidiyor.
yediğim yemekten çıkardığım dışkıdan ve hatta konuştuğum kelimelerden bile zehirleniyorum.
güneş, uyanayım diye çığlık atar gibi yolluyor ışığını. uyku ise sadece beni kovalayan kabuslardan ibaret.
karanlık; hayaletleri ve anılarımla kulaklarımı tırmalıyor.
daha kötü durumda olan insanların diğerlerinden daha az şikayet ettiklerini fark ettin mi?
en sonunda kabullenip susmuşlar. oysa onların da diğerleri gibi gözleri, elleri ve hisleri var.
hem cellatları hem de kurbanları barındıran ne geniş bir ordu.
güneş yavaşça doğuyor ve batıyor. soğuklar yaklaşıyor.
karanlık. sıcaklık. koku. her şey sessiz.
kaçıp kurtulamayız. artık çok geç.
her şey için çok geç."
görsel
"ama bilmen gerekir ki, benim bir duvarım var etrafıma ördüğüm. mutlu olsam bile bunu sana anlatamam veya gösteremem. gözlerinin içine bakabilirim ama senin derinliklerine ulaşamam. beni anlıyor musun? ben o duvarın gerisindeyim. o duvarla kapattım kendimi, her şeye. o kadar uzağım ki her şeye. sıcak, neşeli, hayat dolu olmak istiyorum. küçük düşürülmekten çok korkuyorum. yerin dibine geçmişim gibi oluyor. ama o rezilliği ve onunla birlikte yerin dibine batmayı da kabul ettim. beni anlıyor musun?
kendini bir düş kırıklığı olarak görmek ne acı. bazı insanlar, iyi niyet kisvesi altında aşağılayarak sana ne yapman gerektiğini söylerler. yaşayan bir canlıyı ezip geçme isteğiyle yaparlar bunu.
ben bir ölüyüm. hayır, bu fazla duygusal oldu. ölü değilim. ama haysiyetim olmadan yaşıyorum.
kulağa saçma ve yapmacık geliyor, biliyorum. birçok insan kendine saygısı kalmamış bir hâlde yaşar.
kalpten yaralanmış, ve üstüne tükürülüp aşağılanmış bir şekilde. onlar, yalnızca yaşıyorlardır. başka hiçbir şey bilmezler. hem bilseler bile, ona hiçbir zaman ulaşamazlar da.
insan hiç, aşağılanmak yüzünden hasta olabilir mi? bu, onunla yaşamak zorunda olduğumuz bir illet mi?
özgürlük hakkında pek çok konuşuruz. özgürlük, aşağılanmış olan için sadece bir zindan değil midir?
yoksa o sadece aşağılanmışların tahammül edebilmeleri için kullandığı bir ilaç mı?
bu hayatı sürdüremem artık. pes ettim. artık direnmeyeceğim.
günler geçip gidiyor.
yediğim yemekten çıkardığım dışkıdan ve hatta konuştuğum kelimelerden bile zehirleniyorum.
güneş, uyanayım diye çığlık atar gibi yolluyor ışığını. uyku ise sadece beni kovalayan kabuslardan ibaret.
karanlık; hayaletleri ve anılarımla kulaklarımı tırmalıyor.
daha kötü durumda olan insanların diğerlerinden daha az şikayet ettiklerini fark ettin mi?
en sonunda kabullenip susmuşlar. oysa onların da diğerleri gibi gözleri, elleri ve hisleri var.
hem cellatları hem de kurbanları barındıran ne geniş bir ordu.
güneş yavaşça doğuyor ve batıyor. soğuklar yaklaşıyor.
karanlık. sıcaklık. koku. her şey sessiz.
kaçıp kurtulamayız. artık çok geç.
her şey için çok geç."
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar