bugün
- ellerim bos gonlum hos31
- 11 aydır yazmayan flört ne yapıyordur sorunsalı8
- bir bela geliyor6
- trakyalı yazarlar6
- boşnak olmak ister miydiniz5
- lahmacun9
- hayatında hiç deri ceket giymemiş kız3
- habire1219
- kaan sezyum7
- masklavi ile yeni parti mitingine gitmek38
- hoşlandığın kızın komünist çıkması9
- ay diyen erkek9
- basmane tren garı7
- arif kocabıyık14
- sözlükte en çok kıskandığınız yazar10
- seri eksiciyi tenhada yakalamak4
- mladiç piçtir piç kalacaktır3
- sözlük yazarlarının kudurtan kombinleri23
- tekerlek toplayan cocuk4
- istanbul ve bütün türkiye ev kiraları ne olacak3
- apo yu eleştirmek vs apo'ya küfretmek4
- biraderin koşturması3
- silvermist9
- köylü kızın size aşık olması2
- ateist ve deist arkadaşları olan müslüman2
- hz isa'nın fiziksel annesi ve babası yoktu11
- sobadan kurtulmak5
- sırta zincir vurarak zikir etmek3
- trakyadan adam çıkmaz diyen insan4
- sarapci koala63
- gocu37
- hiç kimse fikirleri yüzünden hapis yatmasın8
- vexillarius the slayer8
- raikagetokatlayan4
- ben evlendiğimde 51 kiloydum3
- renkli rüyalar oteli5
- türkiye solunun en büyük sorunu6
- ben geldim naneler15
- atatürk düşmanlarının ortak özellikleri2
- dororo2
- ben sizin anonim11
- habire12nin çaylak olması5
- aşk3
- gocu bey bay reyiz2
- atatürk'ün papanın iznik ziyaretine izin vermemesi2
- sersem herif5
- mantı8
- dinler tarihi5
- günün tweeti2
- torpille bir yerlere gelenler4
Diğer ismi de "The Passion of Anna" olan 1969 yılı filmi.
Film, sanki Skammen'in devamı gibi. Kadroya Bibi Andersson ile Erland Josephson eklenmiş o kadar, gerisi yine aynı, Bergman'ın bir dönem filmlerini çektiği adası da dahil.
Ayrıca müthiş bir gelişme var, siyah beyaz filmlerden "renki" aleme giriş yapıyoruz. Usta bir görüntü yönetmeninin (Sven Nykvist) elinde bu renklilik çok daha fazla önem arz ediyor.
Yalnız sadece görüntüler renkli, film diğer tüm Bergman filmleri gibi kasvetli ve hazmı oldukça zor. Liv Ullmann gibi mükemmel sevimli bir kadın (tabii gerektiğinde kasvetli rollere de muhteşem büründüğü bir gerçek) sanki harcanmış bu karamsarlıklar içinde.
Bir de, eklemek gerek ki -ilk kez şahit oldum- filmi kesip oynadığı karakter hakkında oyuncuların yorumlarını da bize izletiyor Bergman. Bu da başka bir yenilik olsa gerek.
Film, sanki Skammen'in devamı gibi. Kadroya Bibi Andersson ile Erland Josephson eklenmiş o kadar, gerisi yine aynı, Bergman'ın bir dönem filmlerini çektiği adası da dahil.
Ayrıca müthiş bir gelişme var, siyah beyaz filmlerden "renki" aleme giriş yapıyoruz. Usta bir görüntü yönetmeninin (Sven Nykvist) elinde bu renklilik çok daha fazla önem arz ediyor.
Yalnız sadece görüntüler renkli, film diğer tüm Bergman filmleri gibi kasvetli ve hazmı oldukça zor. Liv Ullmann gibi mükemmel sevimli bir kadın (tabii gerektiğinde kasvetli rollere de muhteşem büründüğü bir gerçek) sanki harcanmış bu karamsarlıklar içinde.
Bir de, eklemek gerek ki -ilk kez şahit oldum- filmi kesip oynadığı karakter hakkında oyuncuların yorumlarını da bize izletiyor Bergman. Bu da başka bir yenilik olsa gerek.
türkçe altyazısı yeni çıkmış film. altyazı divxplanet'te bulunabilir.
http://www.divxplanet.com...b/s/87274/Passion-En.html
http://www.divxplanet.com...b/s/87274/Passion-En.html
yıkıcı bir bergman filmi. oyuncuların, canlandırdığı karakterlerle ilgili düşüncelerinin yer aldığı kesitler vardır ara ara. film sanki durur, oyuncular canlandırdığı karakterle ilgili düşüncelerini anlatır, sonra kaldığı yerden devam eder. ki bu, harikuladedir.
görsel
"ama bilmen gerekir ki, benim bir duvarım var etrafıma ördüğüm. mutlu olsam bile bunu sana anlatamam veya gösteremem. gözlerinin içine bakabilirim ama senin derinliklerine ulaşamam. beni anlıyor musun? ben o duvarın gerisindeyim. o duvarla kapattım kendimi, her şeye. o kadar uzağım ki her şeye. sıcak, neşeli, hayat dolu olmak istiyorum. küçük düşürülmekten çok korkuyorum. yerin dibine geçmişim gibi oluyor. ama o rezilliği ve onunla birlikte yerin dibine batmayı da kabul ettim. beni anlıyor musun?
kendini bir düş kırıklığı olarak görmek ne acı. bazı insanlar, iyi niyet kisvesi altında aşağılayarak sana ne yapman gerektiğini söylerler. yaşayan bir canlıyı ezip geçme isteğiyle yaparlar bunu.
ben bir ölüyüm. hayır, bu fazla duygusal oldu. ölü değilim. ama haysiyetim olmadan yaşıyorum.
kulağa saçma ve yapmacık geliyor, biliyorum. birçok insan kendine saygısı kalmamış bir hâlde yaşar.
kalpten yaralanmış, ve üstüne tükürülüp aşağılanmış bir şekilde. onlar, yalnızca yaşıyorlardır. başka hiçbir şey bilmezler. hem bilseler bile, ona hiçbir zaman ulaşamazlar da.
insan hiç, aşağılanmak yüzünden hasta olabilir mi? bu, onunla yaşamak zorunda olduğumuz bir illet mi?
özgürlük hakkında pek çok konuşuruz. özgürlük, aşağılanmış olan için sadece bir zindan değil midir?
yoksa o sadece aşağılanmışların tahammül edebilmeleri için kullandığı bir ilaç mı?
bu hayatı sürdüremem artık. pes ettim. artık direnmeyeceğim.
günler geçip gidiyor.
yediğim yemekten çıkardığım dışkıdan ve hatta konuştuğum kelimelerden bile zehirleniyorum.
güneş, uyanayım diye çığlık atar gibi yolluyor ışığını. uyku ise sadece beni kovalayan kabuslardan ibaret.
karanlık; hayaletleri ve anılarımla kulaklarımı tırmalıyor.
daha kötü durumda olan insanların diğerlerinden daha az şikayet ettiklerini fark ettin mi?
en sonunda kabullenip susmuşlar. oysa onların da diğerleri gibi gözleri, elleri ve hisleri var.
hem cellatları hem de kurbanları barındıran ne geniş bir ordu.
güneş yavaşça doğuyor ve batıyor. soğuklar yaklaşıyor.
karanlık. sıcaklık. koku. her şey sessiz.
kaçıp kurtulamayız. artık çok geç.
her şey için çok geç."
görsel
"ama bilmen gerekir ki, benim bir duvarım var etrafıma ördüğüm. mutlu olsam bile bunu sana anlatamam veya gösteremem. gözlerinin içine bakabilirim ama senin derinliklerine ulaşamam. beni anlıyor musun? ben o duvarın gerisindeyim. o duvarla kapattım kendimi, her şeye. o kadar uzağım ki her şeye. sıcak, neşeli, hayat dolu olmak istiyorum. küçük düşürülmekten çok korkuyorum. yerin dibine geçmişim gibi oluyor. ama o rezilliği ve onunla birlikte yerin dibine batmayı da kabul ettim. beni anlıyor musun?
kendini bir düş kırıklığı olarak görmek ne acı. bazı insanlar, iyi niyet kisvesi altında aşağılayarak sana ne yapman gerektiğini söylerler. yaşayan bir canlıyı ezip geçme isteğiyle yaparlar bunu.
ben bir ölüyüm. hayır, bu fazla duygusal oldu. ölü değilim. ama haysiyetim olmadan yaşıyorum.
kulağa saçma ve yapmacık geliyor, biliyorum. birçok insan kendine saygısı kalmamış bir hâlde yaşar.
kalpten yaralanmış, ve üstüne tükürülüp aşağılanmış bir şekilde. onlar, yalnızca yaşıyorlardır. başka hiçbir şey bilmezler. hem bilseler bile, ona hiçbir zaman ulaşamazlar da.
insan hiç, aşağılanmak yüzünden hasta olabilir mi? bu, onunla yaşamak zorunda olduğumuz bir illet mi?
özgürlük hakkında pek çok konuşuruz. özgürlük, aşağılanmış olan için sadece bir zindan değil midir?
yoksa o sadece aşağılanmışların tahammül edebilmeleri için kullandığı bir ilaç mı?
bu hayatı sürdüremem artık. pes ettim. artık direnmeyeceğim.
günler geçip gidiyor.
yediğim yemekten çıkardığım dışkıdan ve hatta konuştuğum kelimelerden bile zehirleniyorum.
güneş, uyanayım diye çığlık atar gibi yolluyor ışığını. uyku ise sadece beni kovalayan kabuslardan ibaret.
karanlık; hayaletleri ve anılarımla kulaklarımı tırmalıyor.
daha kötü durumda olan insanların diğerlerinden daha az şikayet ettiklerini fark ettin mi?
en sonunda kabullenip susmuşlar. oysa onların da diğerleri gibi gözleri, elleri ve hisleri var.
hem cellatları hem de kurbanları barındıran ne geniş bir ordu.
güneş yavaşça doğuyor ve batıyor. soğuklar yaklaşıyor.
karanlık. sıcaklık. koku. her şey sessiz.
kaçıp kurtulamayız. artık çok geç.
her şey için çok geç."
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar