bugün
- akepelilerdeki imamoğlu korkusunun asıl nedeni3
- şarapçı koala niye kuzey kore'ye gitmiyor7
- bir otel odasında yalnızken duyulan hüzün4
- sözlük kızlarının kombinleri16
- tai lung52
- azerbaycan2
- ne kadar yaşlısın19
- ben gökten inen ekmeğim5
- ilk buluşmada hesabı kim öder2
- uludağ sözlük iç huzur ve aydınlanma derneği10
- ankete gelin beyler27
- terörsüz türkiye5
- sarapci koala40
- sdg ypg'nin kendini fesh etmesi3
- kızarmış ekmek10
- kendine yabancılaşmak10
- isa kendini tanrı'nın oğlu olarak görüyordu5
- ırkçıların hırt dediği insanlara sevgi göstermek21
- beypazarı2
- sözlükte yaratım sancısı çekmek5
- sözlük sosyalistlerinin fotoğrafları5
- sözlükte yükselen reis sevdası20
- rica ediyorum beni eksilemeyiniz6
- dem'in lenin che guevara ve deniz gezmişle alakası3
- çam kolonyası2
- narsist kişilik bozukluğu2
- 26 ağustos 20262
- gece gece bir sözlük kızıyla nutella kaşıklamak2
- yeni parti emekçilerin hakkını verecek mi3
- reis5
- 25 ağustos 2026 madencilerin gözaltına alınması3
- sevmediğiniz yazarlar14
- iskoçya4
- koala aniden 180 derece neden döndü sorunsalı6
- yasak elma2
- temu'dan giyinmek4
- mecburi eğitim meselesi3
- 25 ağustos 2026 ankara madenci eylemi6
- 26 ağustos 2026 madencilerin saray'a yürümesi2
- bir orduya karşı tek kişi olup doğruları savunmak8
- batının kktc'nin tanınmasına engel olması7
- bikini3
- allah belanı versin deyince keşke verse2
- aktrolleri çıldırtacak bir şey bırak9
- bir soru sor7
- her dönerin adamı5
- şarapçı koala'nın siyasi görüşü2
- persac ile tantuni yiyip sinema konuşmak6
- türkiye9
- türkiye rte sayesinde en özgür dönemini geçirmesi4
bu dumanların hepsi gibi varsın şimdi de
acele etme yoksun belki
ben her şeyin bir bir yok olmasına o kadar alıştım ki
ve her şeyin bir bir varolmasına o kadar alışacağım ki
bilirsin neler için çarpmıyor bir yürek.
acele etme yoksun belki
ben her şeyin bir bir yok olmasına o kadar alıştım ki
ve her şeyin bir bir varolmasına o kadar alışacağım ki
bilirsin neler için çarpmıyor bir yürek.
"...kim demiş tabiatta düzen var diye
aç bir kedi duvara sürtünüyor onu da görün."
dizelerinin sahibi şair.
"bir gelin böceği gibi sessizsem
ve eğilimliysem üstümdeki gökle oranlı
yemin ederim bir aşk kırgını değilim
yeni diller, yeni anlamlar öğrenmeye çıktım ben."
dörtlüğü de en sevdiğim dörtlüğüdür.
aç bir kedi duvara sürtünüyor onu da görün."
dizelerinin sahibi şair.
"bir gelin böceği gibi sessizsem
ve eğilimliysem üstümdeki gökle oranlı
yemin ederim bir aşk kırgını değilim
yeni diller, yeni anlamlar öğrenmeye çıktım ben."
dörtlüğü de en sevdiğim dörtlüğüdür.
"yaz geçti, sözgelimi midyelerden yorulduk
eni boyu belirsiz bir ıslaklıktan
upuzun gündüzlerden, sevimsiz otellerden
eylül ki, sorabilir mi
hüzünler iç kamaştırıyor, aşklarsa niye yoksul
bir asfaltın kuru sıcak soğuğundayız
oysa bir deniz feneri mevsimsiz ölür baylar."
eni boyu belirsiz bir ıslaklıktan
upuzun gündüzlerden, sevimsiz otellerden
eylül ki, sorabilir mi
hüzünler iç kamaştırıyor, aşklarsa niye yoksul
bir asfaltın kuru sıcak soğuğundayız
oysa bir deniz feneri mevsimsiz ölür baylar."
ne zaman okusan edip cansever'i toprak kokar.
"'Bir buluşma yeridir şimdi hüzünlerimiz"
"ben buyum, dersin, arkadaş
sevgilim ben buyum
yüreğim vurgun, dişlerim altın
ceketim sol omsuzumda
vakit vakit incelen vakit. "
sevgilim ben buyum
yüreğim vurgun, dişlerim altın
ceketim sol omsuzumda
vakit vakit incelen vakit. "
" Bateri çalıyor havuzun dibindeki kadın
Belirsiz bir güne yaslanmış
Mağaralarından geçiyor balık sürüleri
Yetmiyor mu ki
Düşlerine ödünç veriyor kendini üstelik."
Belirsiz bir güne yaslanmış
Mağaralarından geçiyor balık sürüleri
Yetmiyor mu ki
Düşlerine ödünç veriyor kendini üstelik."
"yüzüm dünyanın ilk şairinin yüzü gibi
ve hiç öfkelenmeden söylüyorum
arayan sularda arasın beni"
ve hiç öfkelenmeden söylüyorum
arayan sularda arasın beni"
"yok, sirasi degil daha
ogleye cok var, aksamin gozyasimsi bulanikligina da
simdi imgelerdir artik bulusup buyuten bizi.."
ogleye cok var, aksamin gozyasimsi bulanikligina da
simdi imgelerdir artik bulusup buyuten bizi.."
"gene soyluyorum, degilim 'bir ask kirgini' ben
yuzume sindi coktan gozlerinin rengi
bir gunes yanigi gibi yuzume
denizlerdir simdi gozyaslari, iccekmeleri de
saclari uzanip yattigim cimenlerdir.."
yuzume sindi coktan gozlerinin rengi
bir gunes yanigi gibi yuzume
denizlerdir simdi gozyaslari, iccekmeleri de
saclari uzanip yattigim cimenlerdir.."
o kadar çok şey yazmıştır ki anlamlı, derin... herkes bilsin de kirlensin istemem aslında. kıskanırım.
en iyi şairdir. fazla şiirden ölen adam en iyi şair olmayacak da kim olacak.
(bkz: yerçekimli karanfil)
(bkz: yerçekimli karanfil)
Adam yaşama sevinci içinde
Masaya anahtarlarını koydu
Bakır kaseye çiçekleri koydu
Sütünü yumurtasını koydu
Pencereden gelen ışığı koydu
Bisiklet sesini çıkrık sesini
Ekmeğin havanın yumuşaklığını koydu
Adam masaya
Aklında olup bitenleri koydu
Ne yapmak istiyordu hayatta
işte onu koydu
Kimi seviyordu kimi sevmiyordu
Adam masaya onları da koydu
Üç kere üç dokuz ederdi
Adam koydu masaya dokuzu
Pencere yanındaydı gökyüzü yanında
Uzandı masaya sonsuzu koydu
Bir bira içmek istiyordu kaç gündür
Masaya biranın dökülüşünü koydu
Uykusunu koydu uyanıklığını koydu
Tokluğunu açlığını koydu.
Masa da masaymış ha
Bana mısın demedi bu kadar yüke
Bir iki sallandı durdu
Adam ha babam koyuyordu.
Masaya anahtarlarını koydu
Bakır kaseye çiçekleri koydu
Sütünü yumurtasını koydu
Pencereden gelen ışığı koydu
Bisiklet sesini çıkrık sesini
Ekmeğin havanın yumuşaklığını koydu
Adam masaya
Aklında olup bitenleri koydu
Ne yapmak istiyordu hayatta
işte onu koydu
Kimi seviyordu kimi sevmiyordu
Adam masaya onları da koydu
Üç kere üç dokuz ederdi
Adam koydu masaya dokuzu
Pencere yanındaydı gökyüzü yanında
Uzandı masaya sonsuzu koydu
Bir bira içmek istiyordu kaç gündür
Masaya biranın dökülüşünü koydu
Uykusunu koydu uyanıklığını koydu
Tokluğunu açlığını koydu.
Masa da masaymış ha
Bana mısın demedi bu kadar yüke
Bir iki sallandı durdu
Adam ha babam koyuyordu.
"bazan da bir yerde kuşlar vardır
ne uçmak, ne görünmek için
bir karanfil pencereyi deler
bir kapı kendiliğinden kapanır
istesek sevişirdik, ama olmadı
biz değil yaşayan acılardır."
ne uçmak, ne görünmek için
bir karanfil pencereyi deler
bir kapı kendiliğinden kapanır
istesek sevişirdik, ama olmadı
biz değil yaşayan acılardır."
uzak yakinlik
soruyordun
ilkyaz işte...
uyanıp bir bahçeyi dinliyoruz,
tenhalık böyle.
dallar mı kırılmış, sarmaşıklar mı toz içinde
beklesem hemen gelecek olduğun,
tam öyle olduğun...
oysa hep yanımdasın, seninle her şey yanımda,
kırıp dökük de olsa, yanımda,
mesela çok sevdiğin bir deniz bile yanımda.
o deniz ki, aramızda hiç kımıldamadan
erkeğini iyi tanıyan bir kadın gibi yorgun.
yarısı yenmiş bir elmaydık bana sorarsan
ikimizdik, iki kişi değildik.
bakıyorsak birlikte bakıyorduk gözlerimin içine,
birlikte gözlerinin içine bakıyorduk senin.
yanlıştı, doğruydu, hiç bilmiyorum.
sanki bir bakıma ayrılık böyle...
karşılıklı otursak da ne zaman,
masa örtüsünü ikiye bölen ellerimizdi.
bir tırnak yeşilinden gerisin geriye
ayak bileklerimizden gerisin geriye
bütün bunlar gereksiz, bilmiyorum sanma
gereksiz ama yalnızlık böyle...
soruyordun
ilkyaz işte...
uyanıp bir bahçeyi dinliyoruz,
tenhalık böyle.
dallar mı kırılmış, sarmaşıklar mı toz içinde
beklesem hemen gelecek olduğun,
tam öyle olduğun...
oysa hep yanımdasın, seninle her şey yanımda,
kırıp dökük de olsa, yanımda,
mesela çok sevdiğin bir deniz bile yanımda.
o deniz ki, aramızda hiç kımıldamadan
erkeğini iyi tanıyan bir kadın gibi yorgun.
yarısı yenmiş bir elmaydık bana sorarsan
ikimizdik, iki kişi değildik.
bakıyorsak birlikte bakıyorduk gözlerimin içine,
birlikte gözlerinin içine bakıyorduk senin.
yanlıştı, doğruydu, hiç bilmiyorum.
sanki bir bakıma ayrılık böyle...
karşılıklı otursak da ne zaman,
masa örtüsünü ikiye bölen ellerimizdi.
bir tırnak yeşilinden gerisin geriye
ayak bileklerimizden gerisin geriye
bütün bunlar gereksiz, bilmiyorum sanma
gereksiz ama yalnızlık böyle...
"ve kenti bir ölüm derinliğine salan
yani bir gül solarken bir gülün açma korkusu."
yani bir gül solarken bir gülün açma korkusu."
"Gün günden odamın şeklini alıyorum.
işliyorum bu iniltili varlığı yeniden.
Kimbilir, duyuyorum yazgısını belki de.
Kuru bir dal parçasını içinden yiye yiye,
Dal olan bir böceğin
O garip yazgısını.
Ne ölüme benzer ne ölümsüzlüğe."
işliyorum bu iniltili varlığı yeniden.
Kimbilir, duyuyorum yazgısını belki de.
Kuru bir dal parçasını içinden yiye yiye,
Dal olan bir böceğin
O garip yazgısını.
Ne ölüme benzer ne ölümsüzlüğe."
"yorgundum uzakta güller vardı
yeni bir gül oluyordu bir gülün oynamasından"..
yeni bir gül oluyordu bir gülün oynamasından"..
"başlar yalnızlık ve gece
önce denizden.
ya parktayız, ya meyhanede,
bir parça daha harcarız gençliğimizden"
akşamları yalnızlıktan, sabahları işsizlikten canı sıkılan adam! zamanını parkta, meyhanede, sokakta geçiriyor bu yüzden.
"meyhanede, evde, sokakta
bizim derdimiz yalnızlık,
bizim derdimiz başka"
önce denizden.
ya parktayız, ya meyhanede,
bir parça daha harcarız gençliğimizden"
akşamları yalnızlıktan, sabahları işsizlikten canı sıkılan adam! zamanını parkta, meyhanede, sokakta geçiriyor bu yüzden.
"meyhanede, evde, sokakta
bizim derdimiz yalnızlık,
bizim derdimiz başka"
"Gelsem gelsem bir solgunluktan gelirim
Kızgın bir sardunyanın üstelik üvey çocuğu
Pembe pembe azarlanırım
O ölür ben azarlanırım
Kocaman bir konakta uzarım kısalırım
Ellerim tırnaklarım
Yeni kırpılmış bir koyun derisi gibi pespembe
Ve sıcak
Gözlerim, gözlerim benim
Denizi ilk defa gören bir çocuğun
Birdenbire yaşlanması neyse."
Kızgın bir sardunyanın üstelik üvey çocuğu
Pembe pembe azarlanırım
O ölür ben azarlanırım
Kocaman bir konakta uzarım kısalırım
Ellerim tırnaklarım
Yeni kırpılmış bir koyun derisi gibi pespembe
Ve sıcak
Gözlerim, gözlerim benim
Denizi ilk defa gören bir çocuğun
Birdenbire yaşlanması neyse."
Ben Ruhi Bey, nasıl olan Ruhi Bey
Nasılım
Bir yaz ikindisinden çıktım geldim
Diyelim bir pazartesiydi, biraz da şöyle geldim
Kapıyı iyice kapadım
- Kapadım mı, evet, kapadım -
Çitlenbik ağacının altından geçtim
Frenk üzümlerinden bir iki salkım kopardım
Dişlerimle sıyırdım
Sardunya renginde ve sardunya tadında idiler
Biri fotoğrafımı çekiyorkenki gibi durdum
Azıcık gülümsedim
Ve dünya bana gülümsedi
Çakılların üstünden yürüdüm
Yürüdüm ki, bir sese benziyordum sanki
Yüzyıllarca önce kırılmış bir kemik sesi
iyice duydum
Nasılım
Bir yaz ikindisinden çıktım geldim
Diyelim bir pazartesiydi, biraz da şöyle geldim
Kapıyı iyice kapadım
- Kapadım mı, evet, kapadım -
Çitlenbik ağacının altından geçtim
Frenk üzümlerinden bir iki salkım kopardım
Dişlerimle sıyırdım
Sardunya renginde ve sardunya tadında idiler
Biri fotoğrafımı çekiyorkenki gibi durdum
Azıcık gülümsedim
Ve dünya bana gülümsedi
Çakılların üstünden yürüdüm
Yürüdüm ki, bir sese benziyordum sanki
Yüzyıllarca önce kırılmış bir kemik sesi
iyice duydum
"gökyüzü gibi bir şey bu çocukluk
hiçbir yere gitmiyor."
hiçbir yere gitmiyor."
" adımı unutup
bir kaya gibi sert ve görkemli kalmayı bileyim
elbette umutsuzluğa düşerim bazan
elbette umutluyum her zaman
neden yazılır bir şiir
neden okunur bunca yazı
çünkü nasıl alışabilir başkaca
insanın karmaşıklığı." ..
bir kaya gibi sert ve görkemli kalmayı bileyim
elbette umutsuzluğa düşerim bazan
elbette umutluyum her zaman
neden yazılır bir şiir
neden okunur bunca yazı
çünkü nasıl alışabilir başkaca
insanın karmaşıklığı." ..
"çok rahat bir gökyüzü mü var sizinle?"
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar