bugün

kristalleri ile ünlü şehir...
tepeden bakıldığında insana legodan yapılmış hissi veren,festivallerinden ötürü ağustos ayında gidilmesi uygun olan şehir.okunuşu her zaman sorun teşkil etmiştir ki doğrusu "edinbrah" dır.bir de meşhur kalesine giriş ücreti 11 pound'dur.
gitmisken kesinlikle geleneksel yemeklerinin tadilmasi gereken insani kendisine gercekten asik eden buram buram tarih kokan bir sehir..

tadilasi seyler
Venison ( kirmizi geyik eti - yumusacik eti olan turk kazan yemegimsi super bisey)
Angus Beef (tamamen iskoc bifteginden yapilan kocaman eti olan leziz hamburger -wannaburger-)
Salmon (iskoc sularinda avlanan dogal iskoc somonu ki gayet lezzetli)
Haggis (patetes puresi ustune domuz etiyle servis edir)

Ayrica gitmisken Hard Rock Cafe Edinburgh da ziyaret edilmeli, muhtesem salmon`u ve california steak denenmelidir.

ayrica bir paragrafda Tennents` a acmak isterim ki UK de tattigim en lezzetli biradir kendileri.Kanimca
Iskocya disinda bulmak cok zor.
türkiye deki , ne alırsan 1 ytlciler gibi, ' ne alırsan 1 pound' tarzı alışveriş mekanları ile sıkça karşılaşabileceğiniz tarih kokan yer.
masallarda "uzak ulkelerin birinde bir kral yasarmis" sozunu gercek yapabilecek kadar masal bir sehirdir. trenden indiginiz anda zaman sizi iki yuzyil geriye atar ve hep o zamanda kalmak istersiniz. buyuk muzeleri, asirlik tren gari, sehrin tam tepesinde bulunan kalesiyle tam bir ortacag sehridir.
dr jekyll and mr hyde romanin yazari Robert Louis Stevenson icin yapilmis simsiyah bir anit bulunmaktadir, yazarin sanina yakisir sekilde gunduz bile urkutucudur.
gidildiginde, birkac kisiye sorarak yerel publarini ogrenebilir,yerel iskoc muziginin, iskoc viskisinin ve pub yemeklerinin tadini cok ucuza cikarabilirsiniz. sehrin her kosesinde ayri bir tarih vardir ve tum sehri yuruyerek gezebilirsiniz. sanildiginin aksine ingilizlerden hic hoslanmazlar, soguk cografyasina inat bir o kadar sicak sevimli insanlari vardir.
en buyuk sorunsa oldukca agir aksanlari yuzunden bildiginizi sandiginiz ingilizca pek ise yaramaz.
hosteller en cok ragbet edilen konaklama mekanlaridir ve cok renkli tiplerle tanismak icin bicilmis kaftandir. sezon disinda ozellikle ocak subat doneminde gidilirse her yer fazlasiyla ucuzdur, isinmak icinse cok zaman viskiyle isinmak gerekir.
gunluk turlar disinda, geceleri yapilan korku turlarinda sehrin altinda bulunan ve paranormal etkisi oldugu varsayilan tas tunelleri gezebilir, ortacaga ait iskence aletlerini gorebilirsiniz.

geri dondugunuzde zamana ve sehire alismak birkac gune malolabilir.

not.olmeden once gidilip gorulesidir.
sanırım kalbimin ucra bir köşesini artık geri vermesi gereken über ötesi ortaçağ şehri.

eski ve yeni şehir olarak ikiye ayrılan bu şehrin mimarisi, insanı tamamiyle ingilterenin skindirik kraliyet yaşayış tarzından sıyırarak, oğlum asalet burda doğmuş lan dedirttirir. soğuk nevale ingilizlerin aksine, yol sorduğunuzda patronundan izin alarak size eşlik edecek kadar düşünceli insanları mevcuttur. * *

okyanus seviyesinin altında olan bu şehrin eşsiz manzarasını seyretmek için gidilcek yer calton hill den başka bir yer değildir. zira kaleye 11 pound verdiğinize değmeyecektir. pound demişken, iskoçya para birimi gbp olmasına rağmen banknotları tamamiyle farklıdır ve genelde kendi banknotlarını kabul ederler.

yazın gitmiş olsanız bile yalancı bir güneşin tepede asılı olmasına rağmen içinize soğuğun geçme ihtimali yüksektir. festival dönemleri temmuz sonuna denk geldiğinden de olsa gerek, giydiğim kostümun içine pamuklu don giyesimin geldiği dönemlerim oldu. şu festivalden bahsedelim; edinburgh jazz & blues festivali, tigerfest indie müzik festivali, edinburgh uluslararası film festivali, edinburgh kitap festivali gibi çeşitli ilginç dalları olsa da festivalin dünya literatürüne en büyük katkısı tek bir aktiviteyle ortaya çıkmasıdır: the fringe. itinayla kafa sallanır efenim.

gothic mimarinin sizi tam bir harry potter manyağı yapması işten bile değildir. rowling'in hayal gücünü parçaladığı masaya iki saat bakarken, sherlock holmes ların, graham bell lerin "burada yaşadı" tabelalarıyla nirvanaya ulaşmanız çok yakındır. ayrıca türkiye deki 1 tl cilerin türevi mahiyetinde, 1 poundcular mevcuttur. her biri evanescence kılığında dehşetül vahşet hatunların yüzünden hissettiğiniz aşağılık psikolojisinden kurtulmanız için çok hain planlar geçebilir içinizden, ama sakin olun.

yaklaşık 40 pounda, edinburg'dan (hadi yazayım, edinburou telaffuzu bana göre en iyisi) başlayarak iskoçya nın o güzelim yemyeşil vadilerine, yüzüklerin efendisindeki hobbit diyarına ve harry potter daki bir çok sahnenin çekildiği yerlere götüren turlar mevcuttur. eski şehirdeki abbey in arka taraflarından başlar. burası aynı zamanda diğer küçük şehir turlarının da yapılabileceği yerdir.

hostellerin kalite/fiyat uyumu mevcuttur. londra dan gelecekler için kings cross tan trenle gelebilirler fakat uçaktan pahalı olması hasebiyle national expressveyahut megabus u tercih etmelerini öneririm. takriben 9 saat sürer. * * *
sıcak insanları, ketli yaşlı erkekleri, ortaçağ'dan kalma kalesi ve tonla tarihi mekanın görülmesi gereken aşık olunası şehir. Londra dan giderken easyjet tercih edilebilir oldukça uygun fiyatlı biletler bulunabiliyor. özellikle gatwick havalimanını kullanırsanız.
dük ve düşesleri ile ünlü kent.
hayatımda gördüğüm en güzel yer.

şehrin sokaklarında yürümek bile bu kadar mı keyifli olur? inanılmaz mimarisi, yardımsever insanı, harika doğası, yaz aylarında hem üşütmeyen hem terletmeyen güzel havası... daha ne olsun?

hele bir de özel bir güne denk gelirseniz kaleye giden cadde her zamankinden daha kalabalık ve eğlenceli oluyor. her adımda bir enstrüman çalan kız/erkek, okul koroları, tek kişilik şovlar görebilirsiniz.

sizin gibi buraya gezmeye gelen yoğun turist popülasyonunu da düşünürsek kesinlikle eğlenceli ve canlı bir şehir.

britanya'da görülmesi gereken ilk yer... (birleşik krallık bazında bilemiyorum çünkü kuzey irlanda'ya gitmedim. ama buradan daha güzel bir yer olabileceğini düşünmüyorum k.irlanda'da açıkçası...)
yağmur, sokaklarını bir başka ıslatır bu şehrin. her köşesinde sevgi dolu gülümsemelerle karşılaşırsınız, hep bir telaşı vardır. william wallace'dan mı kalma bilmiyorum; özgürlüğüne fazla düşkün insanları sizi sıkı sıkı sarar sevgi duvarlarıyla. sokaklarında takılıp düşen insanları boldur, herkesin birbirinin gözünün içine baktığından olsa gerek, tökezletir yolları.

festivalleri, kuzey yarım kürenin rio karnavalıdır adeta. buraya ait eğlence ritüelleri, kuzeylilerin anlayış şekilleriyle harmanlanmıştır. pubları bir ayrı hoştur bu gölgede kalmış şehrin. eski kale duvarları gibi desenlerinde görürsünüz aynadaki yansımanızı yandaki centilmen size bir bira ısmarlamayı teklif ettiğinde. reddetmek mümkün değil, hepsi tanımadığın en yakın dostun.

en çok da sonbahar yakışır. falkrik düzlüklerine saplanmış bir kılıcın parlaması misali aydınlatır güneş ona hasret özgürlük savaşçılarını. "r" leri baskın, ginger yurdudur. unutulmaz.
Olup bitenleri kaçırma

İlk öğrenen uludağ sözlük kullanıcıları olacak.