bugün
- laik ülkeyi dinciler yönetirse11
- türk düşmanı piçler6
- evrene enerji gönderen müslüman6
- sivilce için deneyimli yazar tavsiyeleri53
- trakya'dan slovakya'ya gitmek4
- keşke yunan galip gelseydi diyen adamı savunmak4
- camilerin propaganda üssüne dönüşmesi3
- dualarımız bu akşam beşiktaş ile6
- koca koca adamların stanley termosla gezmesi3
- barça bu galatasaray'a kaç atar4
- fener şampihahahaha3
- 19 eylül 2026 trabzonspor galatasaray maçı31
- futbolun barbarca bir oyun olması4
- müslüman vikingler2
- 0 0 713
- osimhensiz galatasaray5
- ceketimizi koysak kazanırız zaten2
- istanbul'dan izmit'e yürümek3
- islami nato2
- claudian clouds33
- atatürk diyor ki2
- iltica16
- çöpe atılan erik2
- turkanime tv2
- gece sokak kedileri tarafından saldırılmak5
- anneanne4
- 2026 2027 sezonu süper lig şampiyonluk yarışı4
- sözlük kızlarının kekleri24
- yüz milyonluk ülke on milyona karşı3
- 19 eylül 2026 başakşehir gençlerbirliği maçı2
- ankara da yeni nesil suç örgütleri operasyonu3
- sanat2
- rafael leao4
- 20 eylül 2026 fenerbahçe eyüpspor maçı2
- enerji bakanı alparslan bayraktar portresi3
- okan buruk8
- pazar sabahı 08 00 da uyanmak2
- insan ne ister6
- 20 eylül 20262
- salah ne koydu ama2
- kadınlar8
- kuçukuçuokanınçükü2
- yaşanmamışların yası6
- mazotun yarım litresi 50 tl28
- ilkay ve goollllll ts 4 gs 52
- anın görüntüsü25
- islamda namaz yoktur29
- arkadaşlar ben olmasam ne yaparsınız7
- ak partililerin apoya villa yaptırması36
- cok da abartmaya gerek uok6
antik yunan ve iyon uygarlığında retorik, felsefenin dile getirilişinde kullanılan bir silah olmuştur.
yazılı tartışma ortamının pek işlevsel olmadığı o dönemlerde, filozoflar belirli okul çevrelerinde, talebelerine sözlü hitap etmişlerdir. kimi filozoflar, halka konuşmalar yapmış, bu konuşmaları retorik sanatının incelikleri ile döşemişlerdir.
pre-sokratik dönemde dahi, birçok filozof dünya görüşlerini ve felsefelerini şiirle dile getirmiştir.
edebiyatın, nazım formunun nesir formundan önce geldiğine dair bilindik söylem, her ne kadar irdelenebilecek de olsa, doğru gibi gözükmektedir.
hiç kuşku yok ki, edebi üsluba sahip bir filozof, felsefi önem olarak artı bir değer kazanmaz. ne felsefe yoksunluğu edebi eseri, edebi olmaktan çıkarır ne de edebi üslup olmaksızın felsefe, felsefelikten çıkar. bu ikisi arasındaki ilişki kati surette değildir ve çoğu zaman keyfiyete bağlıdır. ancak unutulmamalıdır ki, söz gelimi ‘’edip-filozof’’ olarak geçen, dostoyevski’nin eserlerine bakılacak olursa, romanın altında yatan felsefi fikriyat, romanın içini doldurmuş, onu olgunlaştırmıştır. ve yine unutulmamalıdır ki, felsefenin içine serpilecek bir edebi üslup, okuyucuyu hareketlendirecek ve okuduğu analitik metnin yorucu havasına bir serinlik katacaktır. -şahsi kanaatim şudur ki; edebiyat içerisindeki felsefenin önem merhalesi, felsefe içerisindeki edebiyat esintisinden daha ağır basan bir yer teşkil eder.
yeni çağ ve 19-20. yüzyıla geldiğimizde kimi filozoflar, felsefeleri ile edebiyatı bir arada yürütmüşlerdir. ingiliz ampirist david hume, felsefenin üslup bağlamında ikiye ayrıldığını söylerken, bir gerçekten bahsetmiş bulunuyordu. o, felsefeyi ‘’rahat ve açık felsefe’’ ile ‘’derin ve soyut felsefe’’ olarak ikiye ayırıyordu. hiç kuşkusuz hume’un fikrini doğrulayan sürü ile örnek, felsefe ve edebiyat dünyasında mevcuttur. kant’ın üç büyük kritiği edebi bir yan taşımamakla birlikte daha derin ve akıl yorucu iken, söz gelimi, schopenhauer, nietzsche gibi filozoflar, böylesi analitik, hume’un deyimi ile, ‘’derin’’ felsefeden kimi eserlerinde uzak durmuşlardır. sonra, 20.yüzyıla gelindiğinde, bu filozofların fikriyat düzleminde her zaman olmasa bile, tarihsel ardılları olan, camus, sartre gibi isimler, bu meseleyi bir ileri aşamaya taşımış, ‘’felsefi roman’’ türünde büyük eserler vermişlerdir.
filhakika, felsefe camiasındaki, ‘’kıtacı’’ ve ‘’analitikçi’’ profillerinin birbirleri ile uyuşmazlığının sebebi , felsefi fikirlerinin uyuşmamasıdır. fakat bu ayrımda, üslubun küçük bir rol oynadığını söylemek de, pek doğru bir hareket olmuş olmaz. fakat uzatmamak için, ayrıntılara girmeden lafı böylece bitirmiş oluyorum.
yazılı tartışma ortamının pek işlevsel olmadığı o dönemlerde, filozoflar belirli okul çevrelerinde, talebelerine sözlü hitap etmişlerdir. kimi filozoflar, halka konuşmalar yapmış, bu konuşmaları retorik sanatının incelikleri ile döşemişlerdir.
pre-sokratik dönemde dahi, birçok filozof dünya görüşlerini ve felsefelerini şiirle dile getirmiştir.
edebiyatın, nazım formunun nesir formundan önce geldiğine dair bilindik söylem, her ne kadar irdelenebilecek de olsa, doğru gibi gözükmektedir.
hiç kuşku yok ki, edebi üsluba sahip bir filozof, felsefi önem olarak artı bir değer kazanmaz. ne felsefe yoksunluğu edebi eseri, edebi olmaktan çıkarır ne de edebi üslup olmaksızın felsefe, felsefelikten çıkar. bu ikisi arasındaki ilişki kati surette değildir ve çoğu zaman keyfiyete bağlıdır. ancak unutulmamalıdır ki, söz gelimi ‘’edip-filozof’’ olarak geçen, dostoyevski’nin eserlerine bakılacak olursa, romanın altında yatan felsefi fikriyat, romanın içini doldurmuş, onu olgunlaştırmıştır. ve yine unutulmamalıdır ki, felsefenin içine serpilecek bir edebi üslup, okuyucuyu hareketlendirecek ve okuduğu analitik metnin yorucu havasına bir serinlik katacaktır. -şahsi kanaatim şudur ki; edebiyat içerisindeki felsefenin önem merhalesi, felsefe içerisindeki edebiyat esintisinden daha ağır basan bir yer teşkil eder.
yeni çağ ve 19-20. yüzyıla geldiğimizde kimi filozoflar, felsefeleri ile edebiyatı bir arada yürütmüşlerdir. ingiliz ampirist david hume, felsefenin üslup bağlamında ikiye ayrıldığını söylerken, bir gerçekten bahsetmiş bulunuyordu. o, felsefeyi ‘’rahat ve açık felsefe’’ ile ‘’derin ve soyut felsefe’’ olarak ikiye ayırıyordu. hiç kuşkusuz hume’un fikrini doğrulayan sürü ile örnek, felsefe ve edebiyat dünyasında mevcuttur. kant’ın üç büyük kritiği edebi bir yan taşımamakla birlikte daha derin ve akıl yorucu iken, söz gelimi, schopenhauer, nietzsche gibi filozoflar, böylesi analitik, hume’un deyimi ile, ‘’derin’’ felsefeden kimi eserlerinde uzak durmuşlardır. sonra, 20.yüzyıla gelindiğinde, bu filozofların fikriyat düzleminde her zaman olmasa bile, tarihsel ardılları olan, camus, sartre gibi isimler, bu meseleyi bir ileri aşamaya taşımış, ‘’felsefi roman’’ türünde büyük eserler vermişlerdir.
filhakika, felsefe camiasındaki, ‘’kıtacı’’ ve ‘’analitikçi’’ profillerinin birbirleri ile uyuşmazlığının sebebi , felsefi fikirlerinin uyuşmamasıdır. fakat bu ayrımda, üslubun küçük bir rol oynadığını söylemek de, pek doğru bir hareket olmuş olmaz. fakat uzatmamak için, ayrıntılara girmeden lafı böylece bitirmiş oluyorum.
Geçen yıla kadar ne felsefe ne de edebiyat bölümünde, ikisi de birbirinden beslenmesine karşın, böyle içerikte bir ders yoktu gelişigüzel bahsedilir ve geçilirdi fakat bu yıl görüyorum ki bazı okullar felsefe ve edebiyat adında derslikler açmaya başlamış. Biliyorsunuz, tarihte edebiyat ile felsefeyi aynı anda çok iyi kullanan isimler olmuştur.
Sözelin tıbbı edebiyat. Mantığın da tıbbı felsefedir. Sayısalın tıbbı tıptır. Tşk.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar