bugün
- 20 eylül 2026 fenerbahçe eyüpspor maçı10
- askerde sahip olunan en büyük lüks17
- habire1217
- true ile sevişmek5
- hiç fuhuş yaptınız mı3
- mason greenwood3
- size göre akp'nin en büyük ihaneti hangisi14
- sözlüğün aptal kaynaması5
- izmir4
- kabe de filistin bayrağının yasaklanması11
- cinayeti siz mi işlediniz4
- sözlükteki sinsi köpekler8
- uludağ sözlük ölü yazarlar veritabanı2
- true ile tatlı sert6
- evli kadına kocan çok şanslı demek2
- camilerin propaganda üssüne dönüşmesi15
- 7 yaşındaki çocuğun joker gibi olması2
- kadir inanır'ın mirası8
- tek başına tatil yapmak2
- sivilce için deneyimli yazar tavsiyeleri52
- atatürk diyor ki6
- ben gidiyorum arkamdan ağlayın3
- rakı arasında çay içmek6
- yalnız yaşayan erkek özellikleri7
- ittihat ve terakki cemiyeti2
- sıfır atık vakfı11
- vedat muriqi2
- game of thrones taki kerhaneci3
- 19 eylül 2026 trabzonspor galatasaray maçı35
- kızların çok açık giyinmesi5
- 0 0 717
- fenerbahçe 8 eyüpspor 02
- of çok sıkıcı olmanız3
- laik ülkeyi dinciler yönetirse14
- arap gel oğlum kuçu kuçu5
- sözlükteki arap döven kızlar5
- koca koca adamların stanley termosla gezmesi9
- türk düşmanı piçler7
- kablolu kulaklık kullanan son insan olmak3
- bilerek ponziye dahil olmak7
- cop318
- sünni şii savaşı2
- evrene enerji gönderen müslüman9
- yapay zeka ile resim video içerik üretmek5
- romantizm2
- samed ağırbaş7
- era7capone4
- islam2
- haddini bil otur aşağıya frankyfourfingers2
- amedspor'un süper ligin lideri olması8
antik yunan ve iyon uygarlığında retorik, felsefenin dile getirilişinde kullanılan bir silah olmuştur.
yazılı tartışma ortamının pek işlevsel olmadığı o dönemlerde, filozoflar belirli okul çevrelerinde, talebelerine sözlü hitap etmişlerdir. kimi filozoflar, halka konuşmalar yapmış, bu konuşmaları retorik sanatının incelikleri ile döşemişlerdir.
pre-sokratik dönemde dahi, birçok filozof dünya görüşlerini ve felsefelerini şiirle dile getirmiştir.
edebiyatın, nazım formunun nesir formundan önce geldiğine dair bilindik söylem, her ne kadar irdelenebilecek de olsa, doğru gibi gözükmektedir.
hiç kuşku yok ki, edebi üsluba sahip bir filozof, felsefi önem olarak artı bir değer kazanmaz. ne felsefe yoksunluğu edebi eseri, edebi olmaktan çıkarır ne de edebi üslup olmaksızın felsefe, felsefelikten çıkar. bu ikisi arasındaki ilişki kati surette değildir ve çoğu zaman keyfiyete bağlıdır. ancak unutulmamalıdır ki, söz gelimi ‘’edip-filozof’’ olarak geçen, dostoyevski’nin eserlerine bakılacak olursa, romanın altında yatan felsefi fikriyat, romanın içini doldurmuş, onu olgunlaştırmıştır. ve yine unutulmamalıdır ki, felsefenin içine serpilecek bir edebi üslup, okuyucuyu hareketlendirecek ve okuduğu analitik metnin yorucu havasına bir serinlik katacaktır. -şahsi kanaatim şudur ki; edebiyat içerisindeki felsefenin önem merhalesi, felsefe içerisindeki edebiyat esintisinden daha ağır basan bir yer teşkil eder.
yeni çağ ve 19-20. yüzyıla geldiğimizde kimi filozoflar, felsefeleri ile edebiyatı bir arada yürütmüşlerdir. ingiliz ampirist david hume, felsefenin üslup bağlamında ikiye ayrıldığını söylerken, bir gerçekten bahsetmiş bulunuyordu. o, felsefeyi ‘’rahat ve açık felsefe’’ ile ‘’derin ve soyut felsefe’’ olarak ikiye ayırıyordu. hiç kuşkusuz hume’un fikrini doğrulayan sürü ile örnek, felsefe ve edebiyat dünyasında mevcuttur. kant’ın üç büyük kritiği edebi bir yan taşımamakla birlikte daha derin ve akıl yorucu iken, söz gelimi, schopenhauer, nietzsche gibi filozoflar, böylesi analitik, hume’un deyimi ile, ‘’derin’’ felsefeden kimi eserlerinde uzak durmuşlardır. sonra, 20.yüzyıla gelindiğinde, bu filozofların fikriyat düzleminde her zaman olmasa bile, tarihsel ardılları olan, camus, sartre gibi isimler, bu meseleyi bir ileri aşamaya taşımış, ‘’felsefi roman’’ türünde büyük eserler vermişlerdir.
filhakika, felsefe camiasındaki, ‘’kıtacı’’ ve ‘’analitikçi’’ profillerinin birbirleri ile uyuşmazlığının sebebi , felsefi fikirlerinin uyuşmamasıdır. fakat bu ayrımda, üslubun küçük bir rol oynadığını söylemek de, pek doğru bir hareket olmuş olmaz. fakat uzatmamak için, ayrıntılara girmeden lafı böylece bitirmiş oluyorum.
yazılı tartışma ortamının pek işlevsel olmadığı o dönemlerde, filozoflar belirli okul çevrelerinde, talebelerine sözlü hitap etmişlerdir. kimi filozoflar, halka konuşmalar yapmış, bu konuşmaları retorik sanatının incelikleri ile döşemişlerdir.
pre-sokratik dönemde dahi, birçok filozof dünya görüşlerini ve felsefelerini şiirle dile getirmiştir.
edebiyatın, nazım formunun nesir formundan önce geldiğine dair bilindik söylem, her ne kadar irdelenebilecek de olsa, doğru gibi gözükmektedir.
hiç kuşku yok ki, edebi üsluba sahip bir filozof, felsefi önem olarak artı bir değer kazanmaz. ne felsefe yoksunluğu edebi eseri, edebi olmaktan çıkarır ne de edebi üslup olmaksızın felsefe, felsefelikten çıkar. bu ikisi arasındaki ilişki kati surette değildir ve çoğu zaman keyfiyete bağlıdır. ancak unutulmamalıdır ki, söz gelimi ‘’edip-filozof’’ olarak geçen, dostoyevski’nin eserlerine bakılacak olursa, romanın altında yatan felsefi fikriyat, romanın içini doldurmuş, onu olgunlaştırmıştır. ve yine unutulmamalıdır ki, felsefenin içine serpilecek bir edebi üslup, okuyucuyu hareketlendirecek ve okuduğu analitik metnin yorucu havasına bir serinlik katacaktır. -şahsi kanaatim şudur ki; edebiyat içerisindeki felsefenin önem merhalesi, felsefe içerisindeki edebiyat esintisinden daha ağır basan bir yer teşkil eder.
yeni çağ ve 19-20. yüzyıla geldiğimizde kimi filozoflar, felsefeleri ile edebiyatı bir arada yürütmüşlerdir. ingiliz ampirist david hume, felsefenin üslup bağlamında ikiye ayrıldığını söylerken, bir gerçekten bahsetmiş bulunuyordu. o, felsefeyi ‘’rahat ve açık felsefe’’ ile ‘’derin ve soyut felsefe’’ olarak ikiye ayırıyordu. hiç kuşkusuz hume’un fikrini doğrulayan sürü ile örnek, felsefe ve edebiyat dünyasında mevcuttur. kant’ın üç büyük kritiği edebi bir yan taşımamakla birlikte daha derin ve akıl yorucu iken, söz gelimi, schopenhauer, nietzsche gibi filozoflar, böylesi analitik, hume’un deyimi ile, ‘’derin’’ felsefeden kimi eserlerinde uzak durmuşlardır. sonra, 20.yüzyıla gelindiğinde, bu filozofların fikriyat düzleminde her zaman olmasa bile, tarihsel ardılları olan, camus, sartre gibi isimler, bu meseleyi bir ileri aşamaya taşımış, ‘’felsefi roman’’ türünde büyük eserler vermişlerdir.
filhakika, felsefe camiasındaki, ‘’kıtacı’’ ve ‘’analitikçi’’ profillerinin birbirleri ile uyuşmazlığının sebebi , felsefi fikirlerinin uyuşmamasıdır. fakat bu ayrımda, üslubun küçük bir rol oynadığını söylemek de, pek doğru bir hareket olmuş olmaz. fakat uzatmamak için, ayrıntılara girmeden lafı böylece bitirmiş oluyorum.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar