bugün
- şeriatı savunan begüm polat'ın şaplak şovu32
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı88
- bitlis'te oğluna filistin ismini koyan adam25
- tuborg ice7
- toplumsal çürüme7
- kızıl saçlılar6
- gülşen in memeleri14
- yol vermek4
- perla harb2
- galatasaraylıya sormuşlar3
- pideler olmuş2
- jason voorhees vs michael myers3
- mika raun vardı nerede şimdi7
- erdoğan'ın fon krizi açıklaması8
- yeşil göz4
- ese dezze11
- gençlere tavsiyeler3
- afyonkarahisar da iki araçta 5 kişinin öldürülmesi3
- aşk10
- hamas denince akla gelenler11
- sudekiray silik yesin kampanyası6
- angel bhathal2
- fenerbahçe liverpool'u yensin sakso çekeceğim31
- isabel mbomio2
- diziler toplumu etkiliyor2
- hamileyken başka erkekle birlikte olan evli kadın8
- cimri erkeklerden kadınların nefret ettiği gerçeği10
- caitlin worthington3
- iyi parti2
- fatma betül sayan kaya'nın 25 bin liralık gözlüğü4
- müslüman5
- 20 yaşındaki gence 250 yıl hapis cezası verilmesi8
- hızlı ve çok okumak4
- sarı çıyan denince akla gelenler2
- keçi sakallı ispanyol asilzadesini oynamak4
- ben geldim naneler5
- kuzey tekinoğlu2
- fatma betül sayan kaya'nın ifadeye çağrılması7
- örümcek adam2
- ağlayarak muhallebi yemek3
- günah şehrine giderken dinlenecek şarkılar2
- michael myers in kız kardeşi2
- fie rose lindegaard2
- sosyal medya2
- fon soruşturmasında fatma betül sayan kaya3
- almanyada gaz çıkarmanın serbest olması2
- erlik5
- tinto brass7
- terapi niteliğindeki şeyler13
- tanga üstüne dar kot pantolon giyen kadın5
ecclesiastes kral Süleyman'ın yazdığına inanılan eski ahit kitabıdır.
1:9
"önce ne olduysa, yine olacak.
önce ne yapıldıysa, yine yapılacak.
güneşin altında yeni bir şey yok."
1:18
… “çünkü çok bilgelik çok keder doğurur, bilgi arttıkça acı da artar.”
1:14
"güneş altında yapılan her işi gördüm, işte, hepsi boş, rüzgârı kovalamaktan farksız."
2:14-16
"hikmetli kişi nereye gittiğini görür; akılsız ise kör karanlıkta yürür. ve ben şunu anladım: hepsini bekleyen son aynı. ve kendi kendime dedim ki, “akılsızın başına gelen son benim de başıma gelecek.” peki o zaman ben neden bu kadar hikmetli oldum? kendi kendime, “bu da boş” dedim. çünkü hikmetli kişi de, akılsız da çağlar boyu anılmayacak. gelecek günlerde her biri unutulacak. hikmetli nasıl ölür? akılsızın öldüğü gibi."
2:24-25
"insan için yiyip içmekten ve emeğinin keyfini çıkarmaktan daha güzel bir şey yok. bu tanrı’dandır, bunu da gördüm. çünkü kim benden iyi yiyip içebilir?"
3:19-22
"çünkü insan için de hayvan için de bir son var, ikisinin de sonu aynı. biri nasıl ölüyorsa, öbürü de öyle ölüyor; hepsinde aynı ruh var, dolayısıyla insanın hayvana üstünlüğü yok, her şey boş. hepsi aynı yere gidiyor. hepsi topraktan geldi ve toprağa dönüyor. insanın ruhunun yukarıya çıktığını, hayvanın ruhunun aşağıya, yere indiğini kim biliyor? gördüm ki, insanın yaptığı işten sevinç duymasından daha güzel bir şey yok, onun payı budur; çünkü kendisinden sonra olacakları görmesi için kim onu geri getirebilir?"
4:2-3
"ve şu anda hayatta olanlardansa, ölmüş olanlara ne mutlu, dedim. hiç doğmamış, güneş altında yapılan korkunç işleri hiç görmemiş olanlar ise her ikisinden de iyi durumdadır."
4:6
" biraz dinlenmek, çok emek harcayıp rüzgârı kovalamaktan iyidir."
5:15
"insan annesinin karnından nasıl çıktıysa öyle, tıpkı geldiği gibi çıplak gider; uğrunda emek çektiği hiçbir şeyi yanında götürmez."
6:11-12
" boşluğa yol açan onca şey varken insana neyin yararı olur? çünkü gölge gibi geçen boş yaşamının sayılı günlerinde nasıl bir mutluluk tadacak, kim bilebilir? insana kendisinden sonra güneş altında neler olacağını kim söyleyebilir?"
7:10
" neden eski günler daha iyiydi?” deme; çünkü böyle bir soru akıllıca değil."
7:16-17
" ne çok fazla doğruluk peşine düş, ne de aşırı hikmetli görün. neden kendi yıkımına yol açasın? ne çok kötü ol, ne de akılsız. neden vakitsiz ölesin?"
7:24
"geçmişte olanlar çok uzak ve çok derin. kim onları öğrenebilir?"
8:11
"kötü işin cezası hemen verilmiyor, bu yüzden de insanların yüreği kötülük yapmaya daha da kararlı oluyor."
9:12
"insan da başına ne zaman ne geleceğini bilmez. balıklar amansız bir ağa nasıl yakalanırsa, kuşlar tuzağa nasıl yakalanırsa, insanoğlu da felaket günü gelip çatınca öyle yakalanır."
"güneşin altında bir şey daha gördüm:
yarışı hızlı koşanlar,
savaşı yiğitler,
ekmeği bilgeler,
serveti akıllılar,
beğeniyi bilgililer kazanmaz.
zaman ve şans hepsinin önüne geçer.
dahası insan kendi vaktini bilmez:
balığın acımasız ağa, kuşun kapana düştüğü gibi,
insanlar da üzerlerine ansızın çöken kötü zamana yakalanırlar.."
1:9
"önce ne olduysa, yine olacak.
önce ne yapıldıysa, yine yapılacak.
güneşin altında yeni bir şey yok."
1:18
… “çünkü çok bilgelik çok keder doğurur, bilgi arttıkça acı da artar.”
1:14
"güneş altında yapılan her işi gördüm, işte, hepsi boş, rüzgârı kovalamaktan farksız."
2:14-16
"hikmetli kişi nereye gittiğini görür; akılsız ise kör karanlıkta yürür. ve ben şunu anladım: hepsini bekleyen son aynı. ve kendi kendime dedim ki, “akılsızın başına gelen son benim de başıma gelecek.” peki o zaman ben neden bu kadar hikmetli oldum? kendi kendime, “bu da boş” dedim. çünkü hikmetli kişi de, akılsız da çağlar boyu anılmayacak. gelecek günlerde her biri unutulacak. hikmetli nasıl ölür? akılsızın öldüğü gibi."
2:24-25
"insan için yiyip içmekten ve emeğinin keyfini çıkarmaktan daha güzel bir şey yok. bu tanrı’dandır, bunu da gördüm. çünkü kim benden iyi yiyip içebilir?"
3:19-22
"çünkü insan için de hayvan için de bir son var, ikisinin de sonu aynı. biri nasıl ölüyorsa, öbürü de öyle ölüyor; hepsinde aynı ruh var, dolayısıyla insanın hayvana üstünlüğü yok, her şey boş. hepsi aynı yere gidiyor. hepsi topraktan geldi ve toprağa dönüyor. insanın ruhunun yukarıya çıktığını, hayvanın ruhunun aşağıya, yere indiğini kim biliyor? gördüm ki, insanın yaptığı işten sevinç duymasından daha güzel bir şey yok, onun payı budur; çünkü kendisinden sonra olacakları görmesi için kim onu geri getirebilir?"
4:2-3
"ve şu anda hayatta olanlardansa, ölmüş olanlara ne mutlu, dedim. hiç doğmamış, güneş altında yapılan korkunç işleri hiç görmemiş olanlar ise her ikisinden de iyi durumdadır."
4:6
" biraz dinlenmek, çok emek harcayıp rüzgârı kovalamaktan iyidir."
5:15
"insan annesinin karnından nasıl çıktıysa öyle, tıpkı geldiği gibi çıplak gider; uğrunda emek çektiği hiçbir şeyi yanında götürmez."
6:11-12
" boşluğa yol açan onca şey varken insana neyin yararı olur? çünkü gölge gibi geçen boş yaşamının sayılı günlerinde nasıl bir mutluluk tadacak, kim bilebilir? insana kendisinden sonra güneş altında neler olacağını kim söyleyebilir?"
7:10
" neden eski günler daha iyiydi?” deme; çünkü böyle bir soru akıllıca değil."
7:16-17
" ne çok fazla doğruluk peşine düş, ne de aşırı hikmetli görün. neden kendi yıkımına yol açasın? ne çok kötü ol, ne de akılsız. neden vakitsiz ölesin?"
7:24
"geçmişte olanlar çok uzak ve çok derin. kim onları öğrenebilir?"
8:11
"kötü işin cezası hemen verilmiyor, bu yüzden de insanların yüreği kötülük yapmaya daha da kararlı oluyor."
9:12
"insan da başına ne zaman ne geleceğini bilmez. balıklar amansız bir ağa nasıl yakalanırsa, kuşlar tuzağa nasıl yakalanırsa, insanoğlu da felaket günü gelip çatınca öyle yakalanır."
"güneşin altında bir şey daha gördüm:
yarışı hızlı koşanlar,
savaşı yiğitler,
ekmeği bilgeler,
serveti akıllılar,
beğeniyi bilgililer kazanmaz.
zaman ve şans hepsinin önüne geçer.
dahası insan kendi vaktini bilmez:
balığın acımasız ağa, kuşun kapana düştüğü gibi,
insanlar da üzerlerine ansızın çöken kötü zamana yakalanırlar.."
"her şey boş, bomboş, bomboş!
ne kazancı var insanın
güneşin altında harcadığı onca emekten?
kuşaklar gelir, kuşaklar geçer,
ama dünya sonsuza dek kalır.
güneş doğar, güneş batar,
hep doğduğu yere koşar.
rüzgar güneye gider, kuzeye döner,
döne döne eserek
hep aynı yolu izler.
bütün ırmaklar denize akar,
yine de deniz dolmaz.
ırmaklar hep çıktıkları yere döner.
her şey yorucu,
sözcüklerle anlatılamayacak kadar.
göz görmekle doymuyor,
kulak işitmekle dolmuyor.
önce ne olduysa, yine olacak.
önce ne yapıldıysa, yine yapılacak.
güneşin altında yeni bir şey yok.
var mı kimsenin, bak bu yeni! diyebileceği bir şey?"
ne kazancı var insanın
güneşin altında harcadığı onca emekten?
kuşaklar gelir, kuşaklar geçer,
ama dünya sonsuza dek kalır.
güneş doğar, güneş batar,
hep doğduğu yere koşar.
rüzgar güneye gider, kuzeye döner,
döne döne eserek
hep aynı yolu izler.
bütün ırmaklar denize akar,
yine de deniz dolmaz.
ırmaklar hep çıktıkları yere döner.
her şey yorucu,
sözcüklerle anlatılamayacak kadar.
göz görmekle doymuyor,
kulak işitmekle dolmuyor.
önce ne olduysa, yine olacak.
önce ne yapıldıysa, yine yapılacak.
güneşin altında yeni bir şey yok.
var mı kimsenin, bak bu yeni! diyebileceği bir şey?"
"bütün nehirler denize dökülür,
yine de denizler dolmaz."
4:12
"yalnız biri, yenik düşer.
ama iki kişi direnebilir.
üç kat iplik, kolay kolay kopmaz."
yine de denizler dolmaz."
4:12
"yalnız biri, yenik düşer.
ama iki kişi direnebilir.
üç kat iplik, kolay kolay kopmaz."
Kur'an-ı Kerim dışında okumaktan zevk aldığım tek dini motifli kitap olabilir.
Eski ahit içerisinde adeta çöldeki vaha gibi yer alır.
Tanrıdan gelen sözleri emir ve yasakları anlatmaz.
Süleyman'ın ağzından, Süleyman'ın hayatı sorgulamasını ele alır.
Güneş altında yeni bir şey yok diyerek; binlerce senedir insanların fıtratının, hayatın düzeninin aynı olduğundan bahseder.
Eski ahit içerisinde adeta çöldeki vaha gibi yer alır.
Tanrıdan gelen sözleri emir ve yasakları anlatmaz.
Süleyman'ın ağzından, Süleyman'ın hayatı sorgulamasını ele alır.
Güneş altında yeni bir şey yok diyerek; binlerce senedir insanların fıtratının, hayatın düzeninin aynı olduğundan bahseder.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar