bugün
- 14 ekim 2026 aston villa fenerbahçe maçı70
- hayatı kolaylaştıran joker kelimeler10
- ayrıldık36
- üzülmeyin seneye tekrar gidersiniz15
- mel mel bakan 6ibson12
- istanbul mahvoldu14
- kalbi kırılmış bir adamın gidebileceği yer6
- başkanı hapise atıp belediye çalışmıyor demek3
- cuhape bu ülkeye ne kattı9
- istanbulda memurlara tatil verilmesi3
- dinden nefret etme nedenleri6
- pavyonda bir hanıma bira söylemek6
- avukat tutmak5
- sigara7
- palamut7
- cimri insanların ortak özellikleri4
- barselona'dan 4 yemek vs aston villa'dan 6 yemek5
- bugün tüm fenerbahçeli yazarların hasta olması8
- bahçeli'nin arabistan'a askeri destek çağrısı8
- pıttık fırlatma akımı12
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı3
- 14 ekim 2026 istanbul yağmuru14
- satın aldığınız anda değersizleşen şeyler3
- ismail kartal10
- eve gitme isteği6
- hep tematikten yazmak4
- istanbul sel felaketinin sözlükte yer almaması7
- istanbul15
- fenerbahçe8
- fon vurgunu13
- fenerbahçeli yazarlar16
- dop depicilerin bizi yine rezil etmesi2
- ulaştırma ve altyapı bakanlığı'nın işi nedir7
- kılıçdaroğlu'nun başörtü konuşması2
- reklam göstermek için uygulama yapmak2
- 13 ekim 2026 galatasaray barcelona maçı86
- aston villa fc7
- iş yerinde ağlayarak sinir krizi geçirmek2
- chery marka aracın yolda giderken aksının kopması3
- eve gitmek için polisten yardım istemek2
- sizce hangisi2
- iltica bey4
- dua6
- yüksek enflasyon17
- kaloriferci3
- 18 yaşına gelmek2
- önce fenere sonra fenere koyana koymak3
- ebu muhammed el culani2
- sözlük profiline vesikalık fotoğraf koymak5
- arkadaşlar size bi soru sorucam56
Türk Tarihi'nde Türk;ün Türk&#e yaptığı büyük ihanetlerden biri, Azerbaycanlı soydaşlarımızın Boraltan Köprüsünü geçerek Türkiyeye sığınma isteklerini, Türk hükümetinin geri çevirip Ruslara teslim edilmesi olayıdır. Bu olay, tarihin ve Türklüğün bir yüz karası olarak hatıralarda kalmıştır. Çanakkalede düşman askerinin bile yarasını sarmayı şeref bilen, destanlar yazan, çağ açıp çağ kapatan Türk ulusunun vicdanı, şerefi ve soydaşlık bağı, diplomasiye ve bürokrasiye yenik düşmüştür!
1944 yılında Orta Asya, Sovyet Rusya;sı tarafından işgal edilmiş ve komünist sisteme karşı koymak için atılan en ufak adımın bile önüne geçilmek istenmiştir. Bu baskıdan kaçarak kendileri için ;anayurt olarak gördükleri Türkiye’ye sığınmak isteyen 146 tane Azerbaycan Türkü soydaşımız, Iğdır;daki sınır kapısına yakın yerdeki Aras Nehri üzerindeki Boraltan Köprüsü;nü geçmiş ve hürriyete kavuşmanın sevinciyle Türk sınır karakoluna sığınmışlardır.
Bu yıllar Türkiyede ;Milli Şef; * döneminin yaşandığı, ;Türk yurdunda TÜRK;üm demenin suç olduğu; bir dönemdir. 146 tutsak Azerbaycanlı soydaşımızın Türkiye;ye sığındığını duyan Sovyetler hükümeti, bu kişilerin derhal SSCB;ye iadesini istemişlerdir. Türkiye;ye sığınan soydaşlarımız, kuşkusuz kendilerinin azılı Rus askerlerine geri verileceğine olasılık bile vermemektedirler. Çünkü kardeşlerinin, anayurttaki soydaşlarının yanına gelmişler ve kendilerini hiç olmadığı kadar güvende hissetmişlerdir. Fakat Milli Şefin Türklüğe ve Türk;e olan düşmanlığı, burada da devreye girerek akıllarda olmayan olasılığın Türk’ü adeta bir soykırıma sürüklemeye yetmiştir.
Sovyetlerü;den gelen istek üzerine karakoldaki askerler panik içinde Ankara ile temasa geçiyor ve Türkiye
;ye sığınan soydaşlarımızın geri verilip verilmeyeceği ile ilgili bilgi almak istiyor. Hem Türk askerleri hem de sığınan kandaşlarımız öz yurtlarının böyle vatan sevdalısı kardeşlerimize kucak açacağından emin bir şekilde Ankara
;dan gelecek yanıtı bekliyorlar. Ankara&#
;dan gelen yanıt, herkesin tüylerini ürpertiyor:
-
;Esirleri derhal iade edin
;
Bu korkunç yanıt, herkeste bir korku ve şaşkınlık uyandırıyor ve Ankara
nın cevabı tekrar isteniyor. Fakat sonuç aynı: Ülkelerine iade edin
Azerbaycanlı kandaşlarımız bu yanıt karşısında ;Lütfen bizi o azılı düşmanlara teslim etmeyin, bizi siz öldürün. Kendi vatanımızda, kendi bayrağımızın altında ölmüş oluruz deseler de, karakol komutanı içini kan ağlaya ağlaya 146 esir TÜRK’ü yeniden Sovyet Rusya
;sına, Türk&#ün bağımsızlığa hasret kaldığı soysuz yere, teslim etmek zorunda kalıyor. Ruslara zorlukla teslim olan 146 Türk evladı, hemen elleri ayakları bağlanarak oracıkta, Türk askerlerinin gözleri önünde kurşuna dizilerek öldürülüyor!
Tutsak Türklerin kurşuna dizilmeden önce söyledikleri bir ağıt şöyle:
Boraltan bir köprü, aşar geçer Aras
Yuğsan Aras suyuyla, çıkmaz yüzün karası.
Karası, karası, merhamet fukarası,
Karası, karası, merhamet fukarası,
Düşman bekler karşıda, önüne kattı beni,
Can alınan çarşıda, kardeşim sattı beni.
Dönüp seslendim geri, merhametsiz birine,
Beni siz vursaydınız, şu gavurun yerine.
(bkz: #16574554)
1944 yılında Orta Asya, Sovyet Rusya;sı tarafından işgal edilmiş ve komünist sisteme karşı koymak için atılan en ufak adımın bile önüne geçilmek istenmiştir. Bu baskıdan kaçarak kendileri için ;anayurt olarak gördükleri Türkiye’ye sığınmak isteyen 146 tane Azerbaycan Türkü soydaşımız, Iğdır;daki sınır kapısına yakın yerdeki Aras Nehri üzerindeki Boraltan Köprüsü;nü geçmiş ve hürriyete kavuşmanın sevinciyle Türk sınır karakoluna sığınmışlardır.
Bu yıllar Türkiyede ;Milli Şef; * döneminin yaşandığı, ;Türk yurdunda TÜRK;üm demenin suç olduğu; bir dönemdir. 146 tutsak Azerbaycanlı soydaşımızın Türkiye;ye sığındığını duyan Sovyetler hükümeti, bu kişilerin derhal SSCB;ye iadesini istemişlerdir. Türkiye;ye sığınan soydaşlarımız, kuşkusuz kendilerinin azılı Rus askerlerine geri verileceğine olasılık bile vermemektedirler. Çünkü kardeşlerinin, anayurttaki soydaşlarının yanına gelmişler ve kendilerini hiç olmadığı kadar güvende hissetmişlerdir. Fakat Milli Şefin Türklüğe ve Türk;e olan düşmanlığı, burada da devreye girerek akıllarda olmayan olasılığın Türk’ü adeta bir soykırıma sürüklemeye yetmiştir.
Sovyetlerü;den gelen istek üzerine karakoldaki askerler panik içinde Ankara ile temasa geçiyor ve Türkiye
;ye sığınan soydaşlarımızın geri verilip verilmeyeceği ile ilgili bilgi almak istiyor. Hem Türk askerleri hem de sığınan kandaşlarımız öz yurtlarının böyle vatan sevdalısı kardeşlerimize kucak açacağından emin bir şekilde Ankara
;dan gelecek yanıtı bekliyorlar. Ankara&#
;dan gelen yanıt, herkesin tüylerini ürpertiyor:
-
;Esirleri derhal iade edin
;
Bu korkunç yanıt, herkeste bir korku ve şaşkınlık uyandırıyor ve Ankara
nın cevabı tekrar isteniyor. Fakat sonuç aynı: Ülkelerine iade edin
Azerbaycanlı kandaşlarımız bu yanıt karşısında ;Lütfen bizi o azılı düşmanlara teslim etmeyin, bizi siz öldürün. Kendi vatanımızda, kendi bayrağımızın altında ölmüş oluruz deseler de, karakol komutanı içini kan ağlaya ağlaya 146 esir TÜRK’ü yeniden Sovyet Rusya
;sına, Türk&#ün bağımsızlığa hasret kaldığı soysuz yere, teslim etmek zorunda kalıyor. Ruslara zorlukla teslim olan 146 Türk evladı, hemen elleri ayakları bağlanarak oracıkta, Türk askerlerinin gözleri önünde kurşuna dizilerek öldürülüyor!
Tutsak Türklerin kurşuna dizilmeden önce söyledikleri bir ağıt şöyle:
Boraltan bir köprü, aşar geçer Aras
Yuğsan Aras suyuyla, çıkmaz yüzün karası.
Karası, karası, merhamet fukarası,
Karası, karası, merhamet fukarası,
Düşman bekler karşıda, önüne kattı beni,
Can alınan çarşıda, kardeşim sattı beni.
Dönüp seslendim geri, merhametsiz birine,
Beni siz vursaydınız, şu gavurun yerine.
(bkz: #16574554)
almas yıldırım'ın bize, Türkiye'ye, Türklere yazdığı ve
Kaçtır, eli kanlı çıktı oyundan,
Ne bilem, kahpelik varmış soyunda
diyerek haklı ithamlarda bulunduğu şiiridir.
nitekim başlığındaki o dönek kardeş dedikleri de bizleriz.
dönemin iktidarı, devleti, devletin yönettiği milleti.
https://www.youtube.com/watch?v=hWU5UsESaLc
Türk denince özü, sözü mert olur,
Dost deyince ayrılmaz bir fert olur,
Kardeş deyip dara düşsem, sığınsam,
Şimden geru bu bana bir dert olur.
Ben ne diyem bu vefasız dağlara,
Öz kardaşı dönek olan ağlara!
Türk; o Altayların dünkü eri mi?
Yolunda can koydum, verdim serimi,
Düştüğü ağlardan kurtulsun diye,
Serdim ayağına doğma yerimi…
Kardaş armağanı, dökülen kanlar,
Bana mükâfat mı giden kurbanlar?
Ben diyorum, Kayıhan’dır soyumuz,
Bir kaynaktan varlığımız, boyumuz,
Dilim dili, yolum yolu, emel bir,
Bir bayrakta, yıldız’ımız, ay’ımız.
Azerî, Türk, Türkmen; var mı ayrılık,
Nerden doğdu bu imansız gayrılık?
Alnımın yazısı, karadır kara,
Karadan bir mendil yolladım yara,
Yol uzun, el uzak, yetişmez eller,
Türklüğün kanayan kalbini sara.
Felek kıymış beslenen bu dileğe,
Lânet Türk’ü hançerleyen bileğe.
Bir suç mu düşmana göğüs gerdiğim?
Günah mı Türklüğe gönül verdiğim?
Rusların açtığı yaradan derin,
Anayurtta öz kardaştan gördüğüm.
Seslenseydim, ses çıkardı her taştan,
Ne beklersin sağırlaşan bir baştan.
Kaçtır, eli kanlı çıktı oyundan,
Ne bilem, kahpelik varmış soyunda,
Girdiğim öz yurttan döndürülürken,
Kanımın aktığı sınır boyunda
Açan lâlelerden bir çelenk örsem,
Türklük dünyasına armağan versem.
haksızdık.
yapılması gereken oydu belki, bir savaşı daha kaldıramazdık ama ne olursa olsun tarihimizde kara bir leke bu.
Kaçtır, eli kanlı çıktı oyundan,
Ne bilem, kahpelik varmış soyunda
diyerek haklı ithamlarda bulunduğu şiiridir.
nitekim başlığındaki o dönek kardeş dedikleri de bizleriz.
dönemin iktidarı, devleti, devletin yönettiği milleti.
https://www.youtube.com/watch?v=hWU5UsESaLc
Türk denince özü, sözü mert olur,
Dost deyince ayrılmaz bir fert olur,
Kardeş deyip dara düşsem, sığınsam,
Şimden geru bu bana bir dert olur.
Ben ne diyem bu vefasız dağlara,
Öz kardaşı dönek olan ağlara!
Türk; o Altayların dünkü eri mi?
Yolunda can koydum, verdim serimi,
Düştüğü ağlardan kurtulsun diye,
Serdim ayağına doğma yerimi…
Kardaş armağanı, dökülen kanlar,
Bana mükâfat mı giden kurbanlar?
Ben diyorum, Kayıhan’dır soyumuz,
Bir kaynaktan varlığımız, boyumuz,
Dilim dili, yolum yolu, emel bir,
Bir bayrakta, yıldız’ımız, ay’ımız.
Azerî, Türk, Türkmen; var mı ayrılık,
Nerden doğdu bu imansız gayrılık?
Alnımın yazısı, karadır kara,
Karadan bir mendil yolladım yara,
Yol uzun, el uzak, yetişmez eller,
Türklüğün kanayan kalbini sara.
Felek kıymış beslenen bu dileğe,
Lânet Türk’ü hançerleyen bileğe.
Bir suç mu düşmana göğüs gerdiğim?
Günah mı Türklüğe gönül verdiğim?
Rusların açtığı yaradan derin,
Anayurtta öz kardaştan gördüğüm.
Seslenseydim, ses çıkardı her taştan,
Ne beklersin sağırlaşan bir baştan.
Kaçtır, eli kanlı çıktı oyundan,
Ne bilem, kahpelik varmış soyunda,
Girdiğim öz yurttan döndürülürken,
Kanımın aktığı sınır boyunda
Açan lâlelerden bir çelenk örsem,
Türklük dünyasına armağan versem.
haksızdık.
yapılması gereken oydu belki, bir savaşı daha kaldıramazdık ama ne olursa olsun tarihimizde kara bir leke bu.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar