bugün
- korku filmi izlerken sarılacak birisinin olmaması6
- yazarların en son bitirdiği kitap5
- puantiye modasının bokunun çıkması4
- aylık 511 bin tl iyi para mıdır sorunsalı3
- arkadaşlar hangi diziye başlasam5
- yeni dünya düzeni4
- her gün alkol almak4
- ispanya daki göçmen krizi9
- sözlük yazarlarının akşam yemekleri8
- mutlu kalmak için öneriler6
- arabada yüksek sesle müzik dinlemek2
- protein ağırlıklı beslenince yaşanan kabızlık14
- sözlükteki derin yapılanma4
- çöp yanında poşette kitap bulmak3
- hırvatistan12
- selamün aleyküm beyler2
- 29 yaş altı sözlükten silinsin2
- aylık 509 bin tl iyi para mıdır sorunsalı3
- kadir mısıroğlu rum mu ermeni mi sorunsalı9
- beni özleyenler elime mum diksin15
- arkadaşlar bu ne kitabı yahu5
- yapay zekaya entry yazdırmak5
- rüyada nervio yu görmek5
- lunapark2
- uçurtma uçuran çocuk2
- solcuların faşistlerden beter olması2
- arkadaşlar bir şey dicem6
- kele şaplak atmanın hazzı ve dayanılmaz istek2
- yeni gelin adayının çıldırtan talepleri6
- milliyetçi chp li2
- anın görüntüsü15
- beyaz keten iç çamaşırı belli ediyor13
- tatile sivasa gitmek4
- ekşi sözlük2
- güzel cumartesiler3
- dolar 100 lira olsa olacaklar3
- stack overflow kopyala yapıştır4
- osmanlıcılar4
- yunanistan29
- kötülük2
- sözlük yazarlarının çok kültürlü olması8
- sümer dili6
- muşlettin bey birader erecto biraderdir3
- aylık 506 bin tl iyi para mıdır sorunsalı3
- o kaç gram3
- saç traşı olmuyorum hadi bakalım8
- italya'nın ispanya ile schengen'i askıya alması2
- forlove194
- ılımlı islam4
- ayak bileğine dövme yaptıran erkek4
Türk Tarihi'nde Türk;ün Türk&#e yaptığı büyük ihanetlerden biri, Azerbaycanlı soydaşlarımızın Boraltan Köprüsünü geçerek Türkiyeye sığınma isteklerini, Türk hükümetinin geri çevirip Ruslara teslim edilmesi olayıdır. Bu olay, tarihin ve Türklüğün bir yüz karası olarak hatıralarda kalmıştır. Çanakkalede düşman askerinin bile yarasını sarmayı şeref bilen, destanlar yazan, çağ açıp çağ kapatan Türk ulusunun vicdanı, şerefi ve soydaşlık bağı, diplomasiye ve bürokrasiye yenik düşmüştür!
1944 yılında Orta Asya, Sovyet Rusya;sı tarafından işgal edilmiş ve komünist sisteme karşı koymak için atılan en ufak adımın bile önüne geçilmek istenmiştir. Bu baskıdan kaçarak kendileri için ;anayurt olarak gördükleri Türkiye’ye sığınmak isteyen 146 tane Azerbaycan Türkü soydaşımız, Iğdır;daki sınır kapısına yakın yerdeki Aras Nehri üzerindeki Boraltan Köprüsü;nü geçmiş ve hürriyete kavuşmanın sevinciyle Türk sınır karakoluna sığınmışlardır.
Bu yıllar Türkiyede ;Milli Şef; * döneminin yaşandığı, ;Türk yurdunda TÜRK;üm demenin suç olduğu; bir dönemdir. 146 tutsak Azerbaycanlı soydaşımızın Türkiye;ye sığındığını duyan Sovyetler hükümeti, bu kişilerin derhal SSCB;ye iadesini istemişlerdir. Türkiye;ye sığınan soydaşlarımız, kuşkusuz kendilerinin azılı Rus askerlerine geri verileceğine olasılık bile vermemektedirler. Çünkü kardeşlerinin, anayurttaki soydaşlarının yanına gelmişler ve kendilerini hiç olmadığı kadar güvende hissetmişlerdir. Fakat Milli Şefin Türklüğe ve Türk;e olan düşmanlığı, burada da devreye girerek akıllarda olmayan olasılığın Türk’ü adeta bir soykırıma sürüklemeye yetmiştir.
Sovyetlerü;den gelen istek üzerine karakoldaki askerler panik içinde Ankara ile temasa geçiyor ve Türkiye
;ye sığınan soydaşlarımızın geri verilip verilmeyeceği ile ilgili bilgi almak istiyor. Hem Türk askerleri hem de sığınan kandaşlarımız öz yurtlarının böyle vatan sevdalısı kardeşlerimize kucak açacağından emin bir şekilde Ankara
;dan gelecek yanıtı bekliyorlar. Ankara&#
;dan gelen yanıt, herkesin tüylerini ürpertiyor:
-
;Esirleri derhal iade edin
;
Bu korkunç yanıt, herkeste bir korku ve şaşkınlık uyandırıyor ve Ankara
nın cevabı tekrar isteniyor. Fakat sonuç aynı: Ülkelerine iade edin
Azerbaycanlı kandaşlarımız bu yanıt karşısında ;Lütfen bizi o azılı düşmanlara teslim etmeyin, bizi siz öldürün. Kendi vatanımızda, kendi bayrağımızın altında ölmüş oluruz deseler de, karakol komutanı içini kan ağlaya ağlaya 146 esir TÜRK’ü yeniden Sovyet Rusya
;sına, Türk&#ün bağımsızlığa hasret kaldığı soysuz yere, teslim etmek zorunda kalıyor. Ruslara zorlukla teslim olan 146 Türk evladı, hemen elleri ayakları bağlanarak oracıkta, Türk askerlerinin gözleri önünde kurşuna dizilerek öldürülüyor!
Tutsak Türklerin kurşuna dizilmeden önce söyledikleri bir ağıt şöyle:
Boraltan bir köprü, aşar geçer Aras
Yuğsan Aras suyuyla, çıkmaz yüzün karası.
Karası, karası, merhamet fukarası,
Karası, karası, merhamet fukarası,
Düşman bekler karşıda, önüne kattı beni,
Can alınan çarşıda, kardeşim sattı beni.
Dönüp seslendim geri, merhametsiz birine,
Beni siz vursaydınız, şu gavurun yerine.
(bkz: #16574554)
1944 yılında Orta Asya, Sovyet Rusya;sı tarafından işgal edilmiş ve komünist sisteme karşı koymak için atılan en ufak adımın bile önüne geçilmek istenmiştir. Bu baskıdan kaçarak kendileri için ;anayurt olarak gördükleri Türkiye’ye sığınmak isteyen 146 tane Azerbaycan Türkü soydaşımız, Iğdır;daki sınır kapısına yakın yerdeki Aras Nehri üzerindeki Boraltan Köprüsü;nü geçmiş ve hürriyete kavuşmanın sevinciyle Türk sınır karakoluna sığınmışlardır.
Bu yıllar Türkiyede ;Milli Şef; * döneminin yaşandığı, ;Türk yurdunda TÜRK;üm demenin suç olduğu; bir dönemdir. 146 tutsak Azerbaycanlı soydaşımızın Türkiye;ye sığındığını duyan Sovyetler hükümeti, bu kişilerin derhal SSCB;ye iadesini istemişlerdir. Türkiye;ye sığınan soydaşlarımız, kuşkusuz kendilerinin azılı Rus askerlerine geri verileceğine olasılık bile vermemektedirler. Çünkü kardeşlerinin, anayurttaki soydaşlarının yanına gelmişler ve kendilerini hiç olmadığı kadar güvende hissetmişlerdir. Fakat Milli Şefin Türklüğe ve Türk;e olan düşmanlığı, burada da devreye girerek akıllarda olmayan olasılığın Türk’ü adeta bir soykırıma sürüklemeye yetmiştir.
Sovyetlerü;den gelen istek üzerine karakoldaki askerler panik içinde Ankara ile temasa geçiyor ve Türkiye
;ye sığınan soydaşlarımızın geri verilip verilmeyeceği ile ilgili bilgi almak istiyor. Hem Türk askerleri hem de sığınan kandaşlarımız öz yurtlarının böyle vatan sevdalısı kardeşlerimize kucak açacağından emin bir şekilde Ankara
;dan gelecek yanıtı bekliyorlar. Ankara&#
;dan gelen yanıt, herkesin tüylerini ürpertiyor:
-
;Esirleri derhal iade edin
;
Bu korkunç yanıt, herkeste bir korku ve şaşkınlık uyandırıyor ve Ankara
nın cevabı tekrar isteniyor. Fakat sonuç aynı: Ülkelerine iade edin
Azerbaycanlı kandaşlarımız bu yanıt karşısında ;Lütfen bizi o azılı düşmanlara teslim etmeyin, bizi siz öldürün. Kendi vatanımızda, kendi bayrağımızın altında ölmüş oluruz deseler de, karakol komutanı içini kan ağlaya ağlaya 146 esir TÜRK’ü yeniden Sovyet Rusya
;sına, Türk&#ün bağımsızlığa hasret kaldığı soysuz yere, teslim etmek zorunda kalıyor. Ruslara zorlukla teslim olan 146 Türk evladı, hemen elleri ayakları bağlanarak oracıkta, Türk askerlerinin gözleri önünde kurşuna dizilerek öldürülüyor!
Tutsak Türklerin kurşuna dizilmeden önce söyledikleri bir ağıt şöyle:
Boraltan bir köprü, aşar geçer Aras
Yuğsan Aras suyuyla, çıkmaz yüzün karası.
Karası, karası, merhamet fukarası,
Karası, karası, merhamet fukarası,
Düşman bekler karşıda, önüne kattı beni,
Can alınan çarşıda, kardeşim sattı beni.
Dönüp seslendim geri, merhametsiz birine,
Beni siz vursaydınız, şu gavurun yerine.
(bkz: #16574554)
almas yıldırım'ın bize, Türkiye'ye, Türklere yazdığı ve
Kaçtır, eli kanlı çıktı oyundan,
Ne bilem, kahpelik varmış soyunda
diyerek haklı ithamlarda bulunduğu şiiridir.
nitekim başlığındaki o dönek kardeş dedikleri de bizleriz.
dönemin iktidarı, devleti, devletin yönettiği milleti.
https://www.youtube.com/watch?v=hWU5UsESaLc
Türk denince özü, sözü mert olur,
Dost deyince ayrılmaz bir fert olur,
Kardeş deyip dara düşsem, sığınsam,
Şimden geru bu bana bir dert olur.
Ben ne diyem bu vefasız dağlara,
Öz kardaşı dönek olan ağlara!
Türk; o Altayların dünkü eri mi?
Yolunda can koydum, verdim serimi,
Düştüğü ağlardan kurtulsun diye,
Serdim ayağına doğma yerimi…
Kardaş armağanı, dökülen kanlar,
Bana mükâfat mı giden kurbanlar?
Ben diyorum, Kayıhan’dır soyumuz,
Bir kaynaktan varlığımız, boyumuz,
Dilim dili, yolum yolu, emel bir,
Bir bayrakta, yıldız’ımız, ay’ımız.
Azerî, Türk, Türkmen; var mı ayrılık,
Nerden doğdu bu imansız gayrılık?
Alnımın yazısı, karadır kara,
Karadan bir mendil yolladım yara,
Yol uzun, el uzak, yetişmez eller,
Türklüğün kanayan kalbini sara.
Felek kıymış beslenen bu dileğe,
Lânet Türk’ü hançerleyen bileğe.
Bir suç mu düşmana göğüs gerdiğim?
Günah mı Türklüğe gönül verdiğim?
Rusların açtığı yaradan derin,
Anayurtta öz kardaştan gördüğüm.
Seslenseydim, ses çıkardı her taştan,
Ne beklersin sağırlaşan bir baştan.
Kaçtır, eli kanlı çıktı oyundan,
Ne bilem, kahpelik varmış soyunda,
Girdiğim öz yurttan döndürülürken,
Kanımın aktığı sınır boyunda
Açan lâlelerden bir çelenk örsem,
Türklük dünyasına armağan versem.
haksızdık.
yapılması gereken oydu belki, bir savaşı daha kaldıramazdık ama ne olursa olsun tarihimizde kara bir leke bu.
Kaçtır, eli kanlı çıktı oyundan,
Ne bilem, kahpelik varmış soyunda
diyerek haklı ithamlarda bulunduğu şiiridir.
nitekim başlığındaki o dönek kardeş dedikleri de bizleriz.
dönemin iktidarı, devleti, devletin yönettiği milleti.
https://www.youtube.com/watch?v=hWU5UsESaLc
Türk denince özü, sözü mert olur,
Dost deyince ayrılmaz bir fert olur,
Kardeş deyip dara düşsem, sığınsam,
Şimden geru bu bana bir dert olur.
Ben ne diyem bu vefasız dağlara,
Öz kardaşı dönek olan ağlara!
Türk; o Altayların dünkü eri mi?
Yolunda can koydum, verdim serimi,
Düştüğü ağlardan kurtulsun diye,
Serdim ayağına doğma yerimi…
Kardaş armağanı, dökülen kanlar,
Bana mükâfat mı giden kurbanlar?
Ben diyorum, Kayıhan’dır soyumuz,
Bir kaynaktan varlığımız, boyumuz,
Dilim dili, yolum yolu, emel bir,
Bir bayrakta, yıldız’ımız, ay’ımız.
Azerî, Türk, Türkmen; var mı ayrılık,
Nerden doğdu bu imansız gayrılık?
Alnımın yazısı, karadır kara,
Karadan bir mendil yolladım yara,
Yol uzun, el uzak, yetişmez eller,
Türklüğün kanayan kalbini sara.
Felek kıymış beslenen bu dileğe,
Lânet Türk’ü hançerleyen bileğe.
Bir suç mu düşmana göğüs gerdiğim?
Günah mı Türklüğe gönül verdiğim?
Rusların açtığı yaradan derin,
Anayurtta öz kardaştan gördüğüm.
Seslenseydim, ses çıkardı her taştan,
Ne beklersin sağırlaşan bir baştan.
Kaçtır, eli kanlı çıktı oyundan,
Ne bilem, kahpelik varmış soyunda,
Girdiğim öz yurttan döndürülürken,
Kanımın aktığı sınır boyunda
Açan lâlelerden bir çelenk örsem,
Türklük dünyasına armağan versem.
haksızdık.
yapılması gereken oydu belki, bir savaşı daha kaldıramazdık ama ne olursa olsun tarihimizde kara bir leke bu.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar