1. 1.
    Hava buz gibidir, eksi derecelerde.Rüzgarın vücuduna değdiği her yer adeta kesiliyordur sanki.Üşümeyi de aşmışsındır artık, bambaşka bir boyuttasındır.Karlara bata çıka gidersin.Yorucu bir yolculuktan sonra evine varırsın.Kapıdan girdiğin an o sıcaklık sarar seni kollarına.Kasılmış vücudun rahatlar yavaş yavaş.Pencereden baktığında gri bir manzara görürsün.Akşam yaklaşıyordur yavaş yavaş ama sen odanın ışığını açmazsın.Güneşin parkelerin üstünden nasıl silinip gittiğini izlersin pencerenin önünde.Bir sıcak çikolata yaparsın kendine, geceyi beklersin.
    6 ... petit beurre
  2. 2.
    Bazen de hissedememek...
    Mesela oturuyorsun masanın başına ve gelmiş geçmiş en iyi yazarsın. Tarih seni kayda geçmek için sabırsızlanıyor ama sen duygularını yitirmiş bir şekilde sadece oturuyorsun. Saat 23:47. Çocuklar uyuyor yan odada. Sessiz olmak zorundasın ve istesen bile sessizsin istemesen bile... iki eksik 18 tam paketten bir sigara daha eksiltiyorsun. Ömrünü eksiltiyorsun. Böyle yaşıyorsun. Yanmayan çakmakla savaşından yenik bir şekilde ayrılıyorsun. Evi keşfetmek ve başka odalara gitmek farz oluyor. Duygusuzluk tüm bedenine hakim olmuş ve yeniksin. Kocaman bir kaybedenin acısını daha yeni yeni hissediyorsun. Tütün bile sana boyun eğmiyor ve kendini yakarak yok ediyor. Sen elini uzatma zahmetini bile göstermiyorsun. Dudakların sana küsüyor, nefes borun ve de ciğerlerin. Masanın üzerinde duran kitabın da...
    Yan oda da çocuklar uyuyor. Son nefeslik sigarayı ağzına götürüyorsun bir umutla ama dudaklarını yakıyorsun. Çünkü kaybetmek bunu gerektiriyor. Su bile içmeyecek kadar yenilgiyi içine işletmişsin. Umudun olmadığı için işte tam da o an düşünmeyi kesiyorsun. Duvardaki saate kafanı kaldırıp "tamam" demek...
    7 ... 30 yas bunalimi
  3. 3.
    Dünyadaki bütün dondurma çeşitlerini yemenin vermiş olduğu bir iç rahatlık ve ata binmemiş olmanın verdiği bir hüzün var içimde. Durumum, yorgun olan ruhun ve bedenin hızlı bir çarpışmanın etkisiyle sevişmiş kadar donuk. Dış dünyam benden bağımsız, doğal gazın açık olduğunu gösterir gibi sesler çıkaran bir havaya ev sahipliği yapıyor. annem yok, babam yok, kardeşlerim yok... sevgili çocuklarım benden habersiz gökyüzünü ziyarete gittiler. Desenleri sayıyorum. Sarı, mor, beyaz, sarı, mor, beyaz... Siyah. Çenemi kaşıyorum bir şey bulacakmışım gibi. Oysaki çenemde hiçbir şeyimi kaybetmedim. Ne aradığımızı bilmiyoruz ben ve ellerim. Kuşlar dışarda sanırsam beni çağırıyorlar. Ama kulaklarım bunu umursamıyor. Ardından yazmak, yazmak ve yazmak...
    11 ... 30 yas bunalimi
  4. 4.
    Kemal Tahir in devlet anası olmak nedir bilir misiniz? Ben bilirim. Devlet ana olmak "bir maniniz yoksa annem size gelecek" kitabının kollarına sığınmaktır. Ayfer tunç a yakın olup kitaplığın ikinci katından aşağıya doğru baktığınızda bir mandal tanesine yüzyıllık yalnızlık beslemektir márguez in gözünden. Beslersiniz de. Çünkü aziz nesin kadar duyarlısınız ve hayvan deyip de geçme eylemini gerçekleştiriyorsunuz. Eğer ben 5 katlı bir kitaplıkta bir kitap olma onuruna nail olsaydım alexandra nın leyla' sı olmak isterdim. Gri, sessiz ve hüzünlü. işte o zaman sunay akın beni geyikli park' a götürürdü. Bir kitabı mutlu etmek de bunu gerektirir.
    Hiçbir mavi anahtarlık bir kitabın mutsuzluğuna tanık olmak istemez. Belki buna kalbi dayanamayacağı için üstünde sürekli sarı, pembe, mor renklerdeki anahtarları taşıyor yeşil renkli namus gazı nın yanında.
    Mevlana 656 yılında değil de 2016 yılında mesnevi yazsaydı içinde bana dair edilen küfürler barındırırdı. Şimdi sorarız sana ben ve robin sharma; sen ölünce kim ağlar mevlana?
    Mevlana öldü ve ben babil in kervan taciri oldum. Zeki bey bana yiyemeyeceğin muzu soyma dedi. Haklıydı çünkü adam zeki ve coşkun du. Kayahan olması da cabası.
    Şu ses üst raftan geliyor: " bu vatan böyle kurtuldu." Sese kulak verip bir an kendimi erol toy un ilk kırılmasının kollarında buluyorum. derken ulustan devlete, obadan ulusa gidiyorum. Ne tuhaf. Ciltlerim de var. 1, 2, 3...
    Karınca huzura varınca yazarını tanımazmış. Gerçi ben de hala dursun gürlek beyi tanımıyorum. Yeni bir kitabın yazarı o. Çok sessiz. Belli ki mevlana nin bulamadığı huzuru bulmuş. Ah mevlana ruhun şad olsun, mekanın cennet. Ama unutma! Unutulanlar dışında yeni bir şey yok. Yani öyle diyor osman Pamukoğlu. Sonra insan ve devlet diyor, ey diyor, vatan diyor. Anlayacağın bu adam baya baya konuşuyor.
    Neyse Mevlana. Ben dede korkut un kucağında uyumaya gidiyorum. Ne de olsa o da belli değil ben de...
    13 ... 30 yas bunalimi
  5. 5.
    Kokuyorum. Bir leş nasıl kokuyorsa öyle kokuyorum. Siz hiç kapalı ayakkabının içine kalın çorap giydiniz mi? Eminin ki giymişsinizdir. işte ben o kokan kalın çorabın ta kendisiyim. Sıcaktan dolayı beni ıslatan ayak ıslattığı yetmiyormuş gibi bir de üzerime 2 saniyede bir basıyor. Dilim yok ki dur diyeyim. Çaresiz eve kadar katlanacağım ona, ardından evdekiler bana katlanacaklar. biraz ileride bana bir taş parçası eşlik ediyor. Aslını söylemek gerekirse taşları hiç sevmem. Çünkü eşimin ölümüne sebep olduğunu biliyorum. Şimdi tanımadığım tekim diğer ayakta benim gibi eve gitmeyi bekliyor.
    Bu tam yanıma, yani koynuma sokulan taş siyahtı. Simsiyah. sanki gözü doymamış da beni de öldürmeye gelmiş gibi bakıyor. Öyle de oldu. Önce yavaş yavaş canımı yakmaya başladı. Dedim ya dilim yok benim. Bağıramıyorum, nefes alamıyorum. ilk defa nefes alamıyordum. Belki de bu tanrının öc alma biçimiydi. Ben ki bu zamana kadar insanların nefesini o kokuşmuş bedenimle kestim. Şimdi şu ufacık taş parçası da benim nefesimi kesiyordu. Ve kesti. Delinmişti boğazım ve hızlı bir biçimde ölüyordum. Eve gittiğimizde beni çöpe gömdüler...
    20 ... 30 yas bunalimi
  6. 5.
    Dans etmek.. ruha dans ettirmek. Bir odanın içinde attığım adımı diğer ayağımla takip ediyorum. Kollarımı her zamankinden daha fazla anlam yüklü şekillerle havaya kaldırıp kendime yaklaştırıyorum. Boynumu kırıyorum gelişi güzel bir şekilde. Dışarıda çocuk sesleri var ve ben ruhumu dansta bırakıp pencereye yöneliyorum. Gözlerim dışarıda ama aklım hala o atamadığım ikinci adımda ve kafadan dans etmeye devam ediyorum. Çocuklar da dans ediyor ruhum da...

    https://youtu.be/wyJPzUfXFQY

    Aklımda kaldığım dansa devam ediyorum. Kollarımı kendime daha çok çekip bedenimi ondan uzaklaştırıyorum. Aniden sanki ruhuma ilham gelmiş gibi havaya kaldırıp başımı gözlerimi tavana dikiyorum. Şimdi bedenim isyan ediyor ve baktığım yere doğru zıplıyorum. yemek kokusu tüm evi sarmış durumda ve ben mutfağa doğru dans ede ede gidiyorum. Elimi kaşığa sürene kadar ayaklarım ritmini bozmuyor...

    https://youtu.be/-ltC934qGEc

    Kendimi yavaş yavaş yere bırakıyorum. Bir elim diğer elimden kaçıyor gibi hareketler çiziyor yere ve ben hüzne kapılıyorum. Göğsümden ateşler fışkırırcasına kalkıyorum... Nefes alış verişim hızlanıyor ve ben bir iki üç.. sekize kadar adım atıyorum. Sağ sol, sağ sol... Boynumu bedenimin ters yönüne doğru sallıyorum bedenim gülüyor. Ben gülüyorum. Ve beden dansımı durduruyorum. Ama ruhum hala kocaman adımlar atarak o küçücük mutfakta benimle dalga geçiyor. Aslında hoşuma da gidiyor bu ve onu sonsuza kadar dans etsin diye özgür bırakıyorum...

    https://youtu.be/ysMHM1o7EzY
    7 ... 30 yas bunalimi
  7. 16777215.
    ne diyon kardeş
    hisli duygular fragman izle.
    4 -1 ... pilotmont 1
  8. 16777197.
    iron fist dizisindeki adam gibi oturup meditasyon yaparak kendimi himalayaların zirvesinde bulmuyorum ama onun gittiği yerlerden çook ötelere, başka bir dünyanın çölüne gidip uzaktaki şehire bakabiliyorum. o şehir her zaman oradaydı, her zaman orada olacak ve ben hep onu seyrediyor olacağım.
    3 ... secretgirl
  9. 16777198.
    Tam kendinden vazgeçerken çıkagelip seni alıkoyan veya sarıp sarmalayan bir koruyucu meleğin olmadığında, bu gerçek hikaye olur.
    Böyle olağanüstü bir meleği kim kabul etmezdi ki? Peki ya tüm o hikayelerdeki o melekler bu kadar olağan olsaydı ve hepimizin peşinde bu meleklerden bir tane olsaydı, bunca çaresiz insan türer miydi?
    Hayır.
    Bu yüzden gerçekdışı ve tamamen başkalarının insiyatifiyle değişen hayatlarınızı alıp gidin buradan. Sizin mucizelerinizin nasıl gerçekleştiğini merak etmiyorum.

    Bu yüzden eskiden kitap kurdu olan ve dizi izlemeye bayılan bu mahluk şimdi uzun soluklu hiçbir hikayeye katlanamıyor. Bıktım sizin mucizelerinizden. Sahte onlar. Kandırmayın insanları. Bir kız zırlarken gelip onu susturacak alakasız bir insan tanesinden bahsetmek berbat. O kızın kurtulmasının başka yolu yokmuş gibi. Belki de yoktur? Vardır demiyorum. Sana kendi kendine ayağı kalkmayı vaadetmiyorum. Diyorum ki, tek başınasın.
    3 ... b e a t r i x
  10. 16777199.
    Cansız varlıklar canlılardan çoğu kez daha sadık ve iyidirler. Benim içinse en önemlisi bana daha çok yardım ederler ve işlevseller.
    Hayatımda işlevsel olan kim var manevi anlamda? Cansız birkaç varlık evet.
    Canlılar içten pazarlıklıdır. Küçük hesaplar peşinde koşarlar. Vefasızlardır ve sadık değillerdir. Ben de mi değilim bilmiyorum ancak canlılar sadık değil. Sadakat çok önemli. Gereksiz önemsiyorum büyük ihtimalle ama sadakat öyle önemli ki. Çok mu zor nefsi bir kenara koyup samimiyetle hareket etmek? Sanırım çok zor ki iğrenç varlıklar mide bulandırıcı hareketlerine devam ediyor. Peki bu yazının neresi durum hissetmek? Özür dilerim.
    1 ... b e a t r i x