bugün
- sözlük erkeklerinin bugünkü kombinleri11
- sözlük erkeklerinin biraz şey olması9
- sözlük yazarlarının sevdiği uyku pozisyonları7
- klasik müziğe gıygıy diyen kezo3
- sözlükten birisi evlense de halay çeksek5
- hoşlanılan kızın ayağınızı yalamak istemesi10
- fare var deyince ay ben korkarım diyen erkek11
- pantolonları çıkarın geceyi burada geçiriyoruz6
- sigara içelim mi5
- başlık arama çubuğunun çalışmaması3
- kış gelince sigarayı bırakmak5
- kabak tatlısını sevenler15
- otel odasında intihar etmek6
- atları bağlayın geceyi burada geçiriyoruz24
- kızgın yağ yanığı4
- kaplan dayı tokat manyağı3
- ısparta terörizmle mücadele komutanlığı3
- alt haşortmanı4
- kitap önerisi4
- panama da kaybolan hollandalı kızlar4
- geceleri aynaya bakıp tipini sikim diyerek yatmak3
- karl marxı adam smith ile sevişirken yakalamak3
- 8 kasım 2026 beşiktaş gençlerbirliği maçı4
- erkeksi bayan buse'nin melek mosso'ya benzemesi5
- sözlük yazarlarının gazları3
- rafet el roman3
- gençliğimizi trolleyen isimler2
- isveçli birine açıklanamayacak olaylar2
- fingirdek sözlük erkeği6
- allah vardır diyenlerin hiçbir kanıt gösterememesi15
- 8 kasım 2026 çorum fk fenerbahçe maçı15
- geceyi daha çok sevme nedenleri4
- nervio'nun asıl benzediği ünlü10
- hizmetçiliğini yaptığı iş adamı öz babası çıktı5
- sözlüklerde gezinen erkekler namusuz diyen yazar4
- kalkar kalkmaz sigara içmek2
- cevad prekazi2
- taksim delisi cenk7
- sokak ortasında durduk yere yarrak diye bağırmak5
- okan yalabık'ın son hali5
- traveler'ın gizli gey olma ihtimali5
- gecenin şarkısı7
- kedi deve esneme egzersizi2
- anın görüntüsü25
- durkheimın intihar teorisi9
- barış alper yılmaz5
- dizi sektöründeki maliyet krizi16
- arkadaşlar çok sıkıcısınız3
- tanju çolak samimiyetsizliği3
- evi arsayı satıp faizle her ay 120 gr altın alıyom6
öznelerimiz sanıldığı kadar yalnız değildir.
DERiN DERiM
Aylardan Ağustostu.
Sıcak hava, kriminolojik açıdan suç işleme eğilimini artırıcı bir faktördü. Bir yılan, kendinden katbekat büyük bir eşref-i mahlukatla, çalı çırpıya uzak bir beton zeminde baş başaydı.
Sığınılacak bir limanın kalmadığının farkında, çaresizlik halindeydi ve işin kötüsü, böyle zamanlarda, sürüngenliğin doğal soğukkanlılığı fayda etmiyordu.
Yüreği ağzından çıkmak üzereyken, yılanın yaşadığı durumdan keyif alan eşref-i mahlukat, aklında, babasının çok küçükken ona söyledikleri, adeta çıldırtan bir sakinlikle hareket ediyordu: Aç kalma sakın, avlan.
Avının gözlerinin içine baka baka Yiyeceğinden fazla avlan... insanlar hariç tüm canlılar, sen onları yiyesin diye varlar... Gün gelecek insanları da yiyeceğiz ama zamanı var, daha değil Sakın acıma, yoksa acınacak hale düşersin. Senin tek amacın para ve daha çok para olmalı.
Küçüktü, saftı, buz kadar lekesiz, kar kadar temizdi, aklı ermezdi, bilemezdi vicdanı içinden yükselen bir ses duymuştu aslında ama bunları söylemeye kalkınca, Yok öyle bir şey, nerden duyuyorsun böyle anlamsız şeyleri! diye bağırmıştı kulağına Nuhun gemisine, insan diye alınmayacak o sevimsiz adam
istekleri vardı, yapması gerekenler belliydi ama kolunu bile kıpırdatamıyordu nedense.
Yılan hareketlenmişti Kaçacak gibi oldu ve avcı birden kontrolden çıktı
Vücudunun bir yerine, azıcık büyük bir kıymık batsa acıdan ağlayan ama üzerindeki kürk gerçek mi diye sorduğunda, imitasyon cevabını alırsa dudak büken eşref-i mahlukatın, deriye ihtiyacı vardı.
Üstüne vazife olan işler, hakkıyla yerine getirilmeliydi. Bu vazifenin birimi, kilogramdı.
Tek hamle!
Sürüngenin kuyruğu ile gövdesinin birleştiği yerden acı fışkırdı
Yılan, eli ayağı olmamasına rağmen, yarım düzine teknik kullandı... Son bir ümitle, sürüm sürüm sürünüyordu...
Düzinelerce kas ve yaklaşık dört yüz omura sahip yılan, kendini bir çalının arkasına zar zor attı.
Acının şiddetiyle kıvrandı ve arkasına dönüp baktı Avcı hala betondaydı Kalite kontrolü yapıyordu.
Oysa yılan, hatayı hiç kimsenin bakmadığı yerlerde aramaktaydı Standartlar doğrultusunda ilerlemeyen bir canlıydı.
Yılana da bir takım öğütler vermişti büyükleri:
Aslında biz insana en yakın canlılarız. Görünüşümüz benzemese de, kalp yapımız hemen hemen aynıdır, bu yüzden onlara zarar vermemeye çalış.
Merak edip sormuştu:
Üzerime basmak isterlerse? Bana tuzak kurarlarsa?
O zaman al canını evladım. Bu yüzden ölmüşlerimizin derileri kıymetlidir.
Yılan kuyruğundaki acıyla, arkasına döndü.
Yok! Kuyruğu yok... Şaşkınlığı, acısından büyüktü
Başladı son nefesini beklemeye... Ancak korktuğu olmadı. Nefesi kesilmedi.
Yarası deride değil, derindeydi.
Ve kaldığı yerden sürünmeye devam etti...
DERiN DERiM
Aylardan Ağustostu.
Sıcak hava, kriminolojik açıdan suç işleme eğilimini artırıcı bir faktördü. Bir yılan, kendinden katbekat büyük bir eşref-i mahlukatla, çalı çırpıya uzak bir beton zeminde baş başaydı.
Sığınılacak bir limanın kalmadığının farkında, çaresizlik halindeydi ve işin kötüsü, böyle zamanlarda, sürüngenliğin doğal soğukkanlılığı fayda etmiyordu.
Yüreği ağzından çıkmak üzereyken, yılanın yaşadığı durumdan keyif alan eşref-i mahlukat, aklında, babasının çok küçükken ona söyledikleri, adeta çıldırtan bir sakinlikle hareket ediyordu: Aç kalma sakın, avlan.
Avının gözlerinin içine baka baka Yiyeceğinden fazla avlan... insanlar hariç tüm canlılar, sen onları yiyesin diye varlar... Gün gelecek insanları da yiyeceğiz ama zamanı var, daha değil Sakın acıma, yoksa acınacak hale düşersin. Senin tek amacın para ve daha çok para olmalı.
Küçüktü, saftı, buz kadar lekesiz, kar kadar temizdi, aklı ermezdi, bilemezdi vicdanı içinden yükselen bir ses duymuştu aslında ama bunları söylemeye kalkınca, Yok öyle bir şey, nerden duyuyorsun böyle anlamsız şeyleri! diye bağırmıştı kulağına Nuhun gemisine, insan diye alınmayacak o sevimsiz adam
istekleri vardı, yapması gerekenler belliydi ama kolunu bile kıpırdatamıyordu nedense.
Yılan hareketlenmişti Kaçacak gibi oldu ve avcı birden kontrolden çıktı
Vücudunun bir yerine, azıcık büyük bir kıymık batsa acıdan ağlayan ama üzerindeki kürk gerçek mi diye sorduğunda, imitasyon cevabını alırsa dudak büken eşref-i mahlukatın, deriye ihtiyacı vardı.
Üstüne vazife olan işler, hakkıyla yerine getirilmeliydi. Bu vazifenin birimi, kilogramdı.
Tek hamle!
Sürüngenin kuyruğu ile gövdesinin birleştiği yerden acı fışkırdı
Yılan, eli ayağı olmamasına rağmen, yarım düzine teknik kullandı... Son bir ümitle, sürüm sürüm sürünüyordu...
Düzinelerce kas ve yaklaşık dört yüz omura sahip yılan, kendini bir çalının arkasına zar zor attı.
Acının şiddetiyle kıvrandı ve arkasına dönüp baktı Avcı hala betondaydı Kalite kontrolü yapıyordu.
Oysa yılan, hatayı hiç kimsenin bakmadığı yerlerde aramaktaydı Standartlar doğrultusunda ilerlemeyen bir canlıydı.
Yılana da bir takım öğütler vermişti büyükleri:
Aslında biz insana en yakın canlılarız. Görünüşümüz benzemese de, kalp yapımız hemen hemen aynıdır, bu yüzden onlara zarar vermemeye çalış.
Merak edip sormuştu:
Üzerime basmak isterlerse? Bana tuzak kurarlarsa?
O zaman al canını evladım. Bu yüzden ölmüşlerimizin derileri kıymetlidir.
Yılan kuyruğundaki acıyla, arkasına döndü.
Yok! Kuyruğu yok... Şaşkınlığı, acısından büyüktü
Başladı son nefesini beklemeye... Ancak korktuğu olmadı. Nefesi kesilmedi.
Yarası deride değil, derindeydi.
Ve kaldığı yerden sürünmeye devam etti...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar
© 2005 – 2026 uludagsozluk.com