bugün
- yaş ilerledikçe anlaşılan şeyler12
- 3 tane kedisi olan kızla evlenilir mi sorunsalı2
- grand theft auto vi2
- kendinle sevgili olur muydun sorunsalı21
- uyku ilacı içmeden uyuyamamak2
- karısını puanlayıp sosyal medyada paylaşan erkek14
- ona bir şey söyle17
- ismail kartal11
- sözlük erkekleri kadın olsa nasıl görünürdü8
- evrene bir mesaj bırak7
- kızla konuşmaya çalışmak3
- sözlük yazarlarına gelen son mesaj6
- bir daha doğmayacak olmak5
- linkedin6
- yolda olmak2
- sözluk kız ayarlama yeri değildir12
- oğuz çetin2
- islam düşmanlarına epstein şoku13
- izinli yazarın entry girebilmesi7
- özgürlükçü eğitim paradoksu3
- sevgiliden gelen ilk canımlı mesaj5
- şu anda ne yapıyorsun19
- fenerbahçede dördüncü ismail kartal dönemi10
- hiçbir kızın senden hoşlanmaması8
- iş verenlerin aç gözlü olması11
- bugün ne yedin10
- muhafazeküler4
- son 3 günde sadece 5 saat uyumuş olmak2
- 30 lu yaşlar14
- böceği öldürmek yerine dışarı atan insaflı kişi8
- yunan kültürü vs türk kültürü2
- 2026 dünya kupası13
- uzun bir yolculuğa çıkma isteği2
- kilo verdiren gıda4
- yanlışlıkla erkek sikmek8
- bir gün ölecek olmak6
- güne bir şarkı bırak14
- 18 haziran 2026 yusuf ziya gümüşel'in tahliyesi4
- org vs synthesizer4
- en iyi terapi6
- 17 haziran 2026 erhan karaal'ın kaçırılması2
- ben aşık yorguni sorularınızı cevaplıyorum15
- kılıçdaroğlu'nun aradığı desteği bulamaması3
- tripofobisi olanlar revani yemezler4
- kemal derviş5
- 14 haziran 2026 avustralya türkiye maçı58
- abd iran mutabakatındaki 5 madde2
- en iyi yanık kremi5
- sözlükte altın günü yapmak12
- azizlik neden ispanyollara mahsus4
öznelerimiz sanıldığı kadar yalnız değildir.
DERiN DERiM
Aylardan Ağustostu.
Sıcak hava, kriminolojik açıdan suç işleme eğilimini artırıcı bir faktördü. Bir yılan, kendinden katbekat büyük bir eşref-i mahlukatla, çalı çırpıya uzak bir beton zeminde baş başaydı.
Sığınılacak bir limanın kalmadığının farkında, çaresizlik halindeydi ve işin kötüsü, böyle zamanlarda, sürüngenliğin doğal soğukkanlılığı fayda etmiyordu.
Yüreği ağzından çıkmak üzereyken, yılanın yaşadığı durumdan keyif alan eşref-i mahlukat, aklında, babasının çok küçükken ona söyledikleri, adeta çıldırtan bir sakinlikle hareket ediyordu: Aç kalma sakın, avlan.
Avının gözlerinin içine baka baka Yiyeceğinden fazla avlan... insanlar hariç tüm canlılar, sen onları yiyesin diye varlar... Gün gelecek insanları da yiyeceğiz ama zamanı var, daha değil Sakın acıma, yoksa acınacak hale düşersin. Senin tek amacın para ve daha çok para olmalı.
Küçüktü, saftı, buz kadar lekesiz, kar kadar temizdi, aklı ermezdi, bilemezdi vicdanı içinden yükselen bir ses duymuştu aslında ama bunları söylemeye kalkınca, Yok öyle bir şey, nerden duyuyorsun böyle anlamsız şeyleri! diye bağırmıştı kulağına Nuhun gemisine, insan diye alınmayacak o sevimsiz adam
istekleri vardı, yapması gerekenler belliydi ama kolunu bile kıpırdatamıyordu nedense.
Yılan hareketlenmişti Kaçacak gibi oldu ve avcı birden kontrolden çıktı
Vücudunun bir yerine, azıcık büyük bir kıymık batsa acıdan ağlayan ama üzerindeki kürk gerçek mi diye sorduğunda, imitasyon cevabını alırsa dudak büken eşref-i mahlukatın, deriye ihtiyacı vardı.
Üstüne vazife olan işler, hakkıyla yerine getirilmeliydi. Bu vazifenin birimi, kilogramdı.
Tek hamle!
Sürüngenin kuyruğu ile gövdesinin birleştiği yerden acı fışkırdı
Yılan, eli ayağı olmamasına rağmen, yarım düzine teknik kullandı... Son bir ümitle, sürüm sürüm sürünüyordu...
Düzinelerce kas ve yaklaşık dört yüz omura sahip yılan, kendini bir çalının arkasına zar zor attı.
Acının şiddetiyle kıvrandı ve arkasına dönüp baktı Avcı hala betondaydı Kalite kontrolü yapıyordu.
Oysa yılan, hatayı hiç kimsenin bakmadığı yerlerde aramaktaydı Standartlar doğrultusunda ilerlemeyen bir canlıydı.
Yılana da bir takım öğütler vermişti büyükleri:
Aslında biz insana en yakın canlılarız. Görünüşümüz benzemese de, kalp yapımız hemen hemen aynıdır, bu yüzden onlara zarar vermemeye çalış.
Merak edip sormuştu:
Üzerime basmak isterlerse? Bana tuzak kurarlarsa?
O zaman al canını evladım. Bu yüzden ölmüşlerimizin derileri kıymetlidir.
Yılan kuyruğundaki acıyla, arkasına döndü.
Yok! Kuyruğu yok... Şaşkınlığı, acısından büyüktü
Başladı son nefesini beklemeye... Ancak korktuğu olmadı. Nefesi kesilmedi.
Yarası deride değil, derindeydi.
Ve kaldığı yerden sürünmeye devam etti...
DERiN DERiM
Aylardan Ağustostu.
Sıcak hava, kriminolojik açıdan suç işleme eğilimini artırıcı bir faktördü. Bir yılan, kendinden katbekat büyük bir eşref-i mahlukatla, çalı çırpıya uzak bir beton zeminde baş başaydı.
Sığınılacak bir limanın kalmadığının farkında, çaresizlik halindeydi ve işin kötüsü, böyle zamanlarda, sürüngenliğin doğal soğukkanlılığı fayda etmiyordu.
Yüreği ağzından çıkmak üzereyken, yılanın yaşadığı durumdan keyif alan eşref-i mahlukat, aklında, babasının çok küçükken ona söyledikleri, adeta çıldırtan bir sakinlikle hareket ediyordu: Aç kalma sakın, avlan.
Avının gözlerinin içine baka baka Yiyeceğinden fazla avlan... insanlar hariç tüm canlılar, sen onları yiyesin diye varlar... Gün gelecek insanları da yiyeceğiz ama zamanı var, daha değil Sakın acıma, yoksa acınacak hale düşersin. Senin tek amacın para ve daha çok para olmalı.
Küçüktü, saftı, buz kadar lekesiz, kar kadar temizdi, aklı ermezdi, bilemezdi vicdanı içinden yükselen bir ses duymuştu aslında ama bunları söylemeye kalkınca, Yok öyle bir şey, nerden duyuyorsun böyle anlamsız şeyleri! diye bağırmıştı kulağına Nuhun gemisine, insan diye alınmayacak o sevimsiz adam
istekleri vardı, yapması gerekenler belliydi ama kolunu bile kıpırdatamıyordu nedense.
Yılan hareketlenmişti Kaçacak gibi oldu ve avcı birden kontrolden çıktı
Vücudunun bir yerine, azıcık büyük bir kıymık batsa acıdan ağlayan ama üzerindeki kürk gerçek mi diye sorduğunda, imitasyon cevabını alırsa dudak büken eşref-i mahlukatın, deriye ihtiyacı vardı.
Üstüne vazife olan işler, hakkıyla yerine getirilmeliydi. Bu vazifenin birimi, kilogramdı.
Tek hamle!
Sürüngenin kuyruğu ile gövdesinin birleştiği yerden acı fışkırdı
Yılan, eli ayağı olmamasına rağmen, yarım düzine teknik kullandı... Son bir ümitle, sürüm sürüm sürünüyordu...
Düzinelerce kas ve yaklaşık dört yüz omura sahip yılan, kendini bir çalının arkasına zar zor attı.
Acının şiddetiyle kıvrandı ve arkasına dönüp baktı Avcı hala betondaydı Kalite kontrolü yapıyordu.
Oysa yılan, hatayı hiç kimsenin bakmadığı yerlerde aramaktaydı Standartlar doğrultusunda ilerlemeyen bir canlıydı.
Yılana da bir takım öğütler vermişti büyükleri:
Aslında biz insana en yakın canlılarız. Görünüşümüz benzemese de, kalp yapımız hemen hemen aynıdır, bu yüzden onlara zarar vermemeye çalış.
Merak edip sormuştu:
Üzerime basmak isterlerse? Bana tuzak kurarlarsa?
O zaman al canını evladım. Bu yüzden ölmüşlerimizin derileri kıymetlidir.
Yılan kuyruğundaki acıyla, arkasına döndü.
Yok! Kuyruğu yok... Şaşkınlığı, acısından büyüktü
Başladı son nefesini beklemeye... Ancak korktuğu olmadı. Nefesi kesilmedi.
Yarası deride değil, derindeydi.
Ve kaldığı yerden sürünmeye devam etti...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar