bugün
- yeni parti55
- en çaresiz hissettiğinde kime gidersin6
- sözlük kızlarıyla tekne turuna çıkmak16
- izmirlilerin bilmedikleri şeyler2
- hikayeyi devam ettir54
- kemal kılıçdaroğlu13
- ekmeleddin ihsanoğluna oy vermiş olmak11
- temmuz sonu olup hala tatile gidememek2
- çapulcuların kudurması3
- nickten isim tahmini yapmak72
- beşiktaş ve galatasaray'ın radarındaki futbolcu2
- sokakta kavga teknikleri16
- mezoterapi12
- kılıçdaroğlu'nun rozet töreni figüran iddiası37
- geceleri uyutmayan dertler4
- büyük filmlerden büyük replikler3
- pilot bir erkekle sevgili olmak12
- arkadaşlar bakar mısınız28
- sözlük yazarlarının saatleri10
- çekirge7
- gününüz nasıl geçti bakalım9
- anne4
- 31 yaş sendromu5
- kızlar gocu'ya mı güvenirsiniz yoksa bana mı14
- enteresan neden kavga yok6
- kavganın kazananı yoktur6
- tai lung26
- tekne turu11
- sözlükte polemiğe girmek istemeyen yazar7
- üç harflilerden korkmak5
- kürk giyen erkek6
- ev işlerinde eşine yardım eden erkek9
- uysaljakoben17
- sözlük kızlarının bugünkü kombinleri9
- kaos show4
- bir yazarın zekasına hayran olmak8
- arkadaşlar iyi geceler4
- geceye bir şarkı bırak14
- katates'in yanlışlıkla ismini yazması8
- şampuan8
- köy evinde kahvaltı yapmak6
- necip fazıl kısakürek2
- habire12 adamdır37
- türklerin islama göre yaşamaması5
- hayattan zevk alamamak17
- sokakta dayak yiyen kadına yardım etmek3
- sapık olduğu için çaylak olan insan9
- erkeklerin obur olduğu algısı18
- sigara 1000 tl olsa bile içerim4
- kimse kalmamış lan sözlükte4
(bkz: on emir)
her biri yaklasik bir saat süren 10 kucuk filmden oluşan kieslowskinin tv için çektiği filmler. usta yönetmen bu filmlerde her bölümde ayrı ayrı 10 emri anlatmıştır. kieslowski yapmıştır. harika, süper dememe gerek yoktur.
polonyalı ünlü yönetmen krzysztof kieslowski'nin çektiği ve günlük hayatla ilgili on ayrı konuyu on ayrı kısa filmde yansıttığı seridir.
yaklaşık bir saat kadar süren, 10 kısa filmden oluşan seridir. on emrin günlük hayata uygulanışını konu eder. usta yönetmen krzysztof kieslowski'nin dehası, bu filmlerde de görülmektedir..
kieslowski'nin on emiri yorumladığı" her biri birbirinden sıkı olan televizyon için çekilmiş olamazlar dedirten" serisi.altıncı bölüm olan "aşk üzerine kısa bir film" sinema tarihinin en iyi aşk filmleri arasında ilk üçtedir..
Krzysztof Kieslowski'nin başyapıtı,on bölümlük bir dizidir ve on emiri işler.5. bölüm dizi için özel çekilmemiş olan tek başına da yayınlanan öldürmek üzerine kısa bir filmdir,ve yine aynı şekilde 6. bölüm de tek başına bir prodüksiyondur*
Dizi aşırı dindar Polonya'da çok kişinin bakış açısını değiştirmiştir ve kesinlikle saygı duyulması gereken bir yapımdır.Eser metaforik anlatımlarla gizlidir.
Sinemanın tanrısı Stanley Kubrick bu seri için "hayatımda isimlendirebileceğim tek başyapıt."* demiştir.Televizyon için yapılmış en büyük işlerden biridir.*
Dizi aşırı dindar Polonya'da çok kişinin bakış açısını değiştirmiştir ve kesinlikle saygı duyulması gereken bir yapımdır.Eser metaforik anlatımlarla gizlidir.
Sinemanın tanrısı Stanley Kubrick bu seri için "hayatımda isimlendirebileceğim tek başyapıt."* demiştir.Televizyon için yapılmış en büyük işlerden biridir.*
müziklerini kieslowski'nin diğer filmleri gibi preisner'in hazırladığı, katolik inancına göre düzenlenmiş on emrin onu için çekilmiş filmler. seri halinde olması kalitesinden bir şey eksiltmemiş, aksine kieslowski'nin farklı farklı filmlerin içine aynı detayları, bağlantı ve gönderme noktalarını yerleştirmesi niteliğini, düşündürücülüğünü, sorgulayıcılığını artırmıştır. preisner ise artık minimalizmin dibine vurmuştur, aşağı yukarı 12 notalık ortak melodi ve filmlerin birkaç notalık spesifik eklemeleriyle en az notayla nasıl en büyük etki yaratılır tezini vermiş... kieslowski'nin konseptinin haricinde düşünülmemesi gereken güzel, anlamlı film serisidir.
soğuk, rutubetli, kasvetli, gri sonbaharlara artıeksi kışlara çok yakışan filmler zinciri.
trois couleurs öncesi. belki de habercisi. filmler arasında göndermeler, ilk 5 saniye projeksiyonları, karakter geçişleri, sarışın -the her filmde görünen- adam, müzikler, suskunluklar, gerçekçilik kaygısına düşmemiş gerçeklik, hiç güldürmeden düşündürmeler, koltukta öylece oturtup duvarlara baktırtmalar; bu filmin sunduklarından bazıları.
polonyalı bir arkadaş: kieslowski'yi biliyor musun?
şahsım adına ben: hayır!
3 sene önceki bu diyalogda hayır'ımın pek hayırlı olmadığının farkında bile değildim. kısa ve net: "hayır!" bilmiyordum. aynı zamanda ne kaçırdığımı da. neye hayır dediğimi de. bir "polish" önünde ne kadar "foolish" kaldığımın da.
herşey üç renk'le başladı önce. ardarda tak tak tak. shot shot shot. yaradı valla. aylar sonra la double vie de veroniqueve sonra da dekalog. kronolojik sırasıyla takip etmeyişim, eskisinin yanında pişmanlık kırıntısı kalır. ve başlıyoruz son ki üç dört...
spoylabilir. spoylmayadabilir
Dekalog 1: flüt esas rolde...donuk bir hayat daha ne kadar donabilir? ve evet tanrı?
Dekalog 2 : "...herşey daha kötü, çirkin gelmeye başladı...ve şimdi masaya dokunabiliyorum.dahası "
Dekalog 3: gecenin bir vakti bir şehir/şehirli ne kadar saf olabilir? görmek gerek...
Dekalog 4: "to be opened after my death" ...ve bir yalanın kozmostaki yolculuğu...
"i check the intelligence at the same time..."
Dekalog 5 : gerçekliği, işlenişi ve renkleriyle bugüne kadar yapılmış en'lerden. başrolde raskolnikovgillerden biri.
"hukuk doğayı taklit etmemeli, onu geliştirmelidir."
Dekalog 6: gözlemek, gözetlemek...şehveti aşka dönüştürmek. bir mahremiyet ihlalinden bir aşk yaratmak, inandırmak...
Dekalog 7: "zaten senin olan bir şeyi çalamazsın ki!"
Dekalog 8: 40 sene sonra geçmişle yüzleşmek!
Dekalog 9: aldatmanın tadına varınca...
Dekalog 10: hırlısı var hırsızı var... Ayrıca 20 sene evvelki polon rock'ı hiç de fena değilmiş. ve pul dükkanındaki adamın sesinin aynen cüneyt türel sesi olduğunu söylemeden geçemem.
polonlar gurur duyuyor bu büyük yönetmenle. ben de artık polonları daha çok seviyorum.
trois couleurs öncesi. belki de habercisi. filmler arasında göndermeler, ilk 5 saniye projeksiyonları, karakter geçişleri, sarışın -the her filmde görünen- adam, müzikler, suskunluklar, gerçekçilik kaygısına düşmemiş gerçeklik, hiç güldürmeden düşündürmeler, koltukta öylece oturtup duvarlara baktırtmalar; bu filmin sunduklarından bazıları.
polonyalı bir arkadaş: kieslowski'yi biliyor musun?
şahsım adına ben: hayır!
3 sene önceki bu diyalogda hayır'ımın pek hayırlı olmadığının farkında bile değildim. kısa ve net: "hayır!" bilmiyordum. aynı zamanda ne kaçırdığımı da. neye hayır dediğimi de. bir "polish" önünde ne kadar "foolish" kaldığımın da.
herşey üç renk'le başladı önce. ardarda tak tak tak. shot shot shot. yaradı valla. aylar sonra la double vie de veroniqueve sonra da dekalog. kronolojik sırasıyla takip etmeyişim, eskisinin yanında pişmanlık kırıntısı kalır. ve başlıyoruz son ki üç dört...
spoylabilir. spoylmayadabilir
Dekalog 1: flüt esas rolde...donuk bir hayat daha ne kadar donabilir? ve evet tanrı?
Dekalog 2 : "...herşey daha kötü, çirkin gelmeye başladı...ve şimdi masaya dokunabiliyorum.dahası "
Dekalog 3: gecenin bir vakti bir şehir/şehirli ne kadar saf olabilir? görmek gerek...
Dekalog 4: "to be opened after my death" ...ve bir yalanın kozmostaki yolculuğu...
"i check the intelligence at the same time..."
Dekalog 5 : gerçekliği, işlenişi ve renkleriyle bugüne kadar yapılmış en'lerden. başrolde raskolnikovgillerden biri.
"hukuk doğayı taklit etmemeli, onu geliştirmelidir."
Dekalog 6: gözlemek, gözetlemek...şehveti aşka dönüştürmek. bir mahremiyet ihlalinden bir aşk yaratmak, inandırmak...
Dekalog 7: "zaten senin olan bir şeyi çalamazsın ki!"
Dekalog 8: 40 sene sonra geçmişle yüzleşmek!
Dekalog 9: aldatmanın tadına varınca...
Dekalog 10: hırlısı var hırsızı var... Ayrıca 20 sene evvelki polon rock'ı hiç de fena değilmiş. ve pul dükkanındaki adamın sesinin aynen cüneyt türel sesi olduğunu söylemeden geçemem.
polonlar gurur duyuyor bu büyük yönetmenle. ben de artık polonları daha çok seviyorum.
her konuda dersler veren inanılmaz filmler silsilesi. ahlak,insan ilişkileri,tanrı kavramı,ontolojik karmaşıklıklar hakkında kişiyi kendiyle fikir telakkisine yönlendirebilecek dinamitlerdir bu filmler. hem altyapısı bu kadar dolu hem de sanatsal olarak bu kadar yetkin bir şey daha var mıdır hayatta bilmiyorum. sırf bu filmler bile krzysztof kieslowski yi gözümüzde ilahlaştırmaya yeter de artar bile. filmleri nitelikli bir izleyişden sonra kütüphaneler dolusu kitap okumuş gibi bir vehamete kapılacaksınız.demedi demeyin.
soundtracklerini tavsiye ederim.
cekilen 10 filminde trt de altyaziyla yayinlandigi krzysztof kieslowskifilmleri. (bkz: zbignew preisner)
krzysztof kieslowski nin 1989 yılında yaptığı harika serinin adıdır. tamamını izledikten sonra nedense bende böyle bir boşluk hasıl oldu. çok beğenmekle birlikte izlerken baya üşüdüğümü de hissettim. kahve içmek istiyorum.
dekalog serisini sevenlerin birbirleriyle istisnasız iyi arkadaş oldukları tarafımdan defalarca test edilip onaylanmıştır.
yaşasın dekalog kardeşliği!
yaşasın dekalog kardeşliği!
kieslowski ustanın Musa'ya gönderilen 10 emirin Modern insanlar tarafından sorgulanmasını anlatan başyapıtı.
Musevilik inancının temeli olan ve Tevrat’ta geçen on emri filme almaya karar verir. Uzun uğraşlar sonunda televizyon yapımcılarını ikna etmeyi başarır ve ortalama kırkar dakikadan oluşan tam on tane film ortaya çıkar. Bunlardan ikisi, daha sonra yeniden ele alınıp ek sahnelerle uzun metraj olacak şekilde çekilir.
dekaloglar, Kieslowski’nin daha sonra Üç Renk üçlemesinde de kullanacağı bölümler arasında ince detayların ilk kullanıldığı projedir. Her filmde aynı oyuncunun canlandırdığı ve filmin ufak bir yerinde ortaya çıkarak esas karakteri gözleyen bir adam vardır. Ayrıca her filmdeki karakterler diğer filmlerdekilerle aynı apartman bloklarında yaşamaktadır. Bu sebeple filmlerin ufak bir yerinde diğer filmlerdeki karakterleri görmek mümkündür.
Musevilik inancının temeli olan ve Tevrat’ta geçen on emri filme almaya karar verir. Uzun uğraşlar sonunda televizyon yapımcılarını ikna etmeyi başarır ve ortalama kırkar dakikadan oluşan tam on tane film ortaya çıkar. Bunlardan ikisi, daha sonra yeniden ele alınıp ek sahnelerle uzun metraj olacak şekilde çekilir.
dekaloglar, Kieslowski’nin daha sonra Üç Renk üçlemesinde de kullanacağı bölümler arasında ince detayların ilk kullanıldığı projedir. Her filmde aynı oyuncunun canlandırdığı ve filmin ufak bir yerinde ortaya çıkarak esas karakteri gözleyen bir adam vardır. Ayrıca her filmdeki karakterler diğer filmlerdekilerle aynı apartman bloklarında yaşamaktadır. Bu sebeple filmlerin ufak bir yerinde diğer filmlerdeki karakterleri görmek mümkündür.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar