bugün
- 7 haziran 2026 büyük sözlük ifşası25
- gina carano9
- katatespizartmasi13
- g34
- anın görüntüsü26
- chp'lilerin gene kılıçdaroğlu'na oy verme ihtimali6
- türkiye'nin mavi vatan hazırlığı3
- üstteki yazar hakkında fikrini söyle63
- sokak düğünlerinin geleneksel özellikleri3
- libido yükselten şeyler4
- futbol9
- baba olmak istemeyen erkek2
- mılli yazılım f 16 ların görev kabiliyetini artıra6
- kılıçdar'ın chp'nin oyunu yükselttiği yalanı2
- fenerbahçe8
- bir ulu yazarına sarılıp hıçkıra hıçkıra ağlamak2
- arnavutluk2
- türkiye18
- koç holdinge kayyum atanırsa olacaklar2
- anne olmak istemeyen kadın2
- uysaljakoben32
- venezuela3
- kene vs ktç6
- ateist görünce korkan dinci5
- hakan çalhanoğlu4
- yorgun mermi4
- 7 haziran 2026 venezuela türkiye maçı11
- birini özlememek için yapılan şey3
- chatgpt4
- havaların ısınmasıyla çok fena azmak7
- pilates3
- manifest3
- sende kalmış2
- sözlük yazarlarının ölüme bakış açısı20
- devlet aklı7
- toplum içinde sözlüğe girmekten utanmak6
- god of war laufey4
- komşu semra teyze vs ben4
- arkadaşlar bakar mısınız bi5
- genç yaşta ölen ünlüler9
- günün şiiri8
- rahmi koç'un anlattığı kürt kadın fıkrası3
- sözlük yetkilisi ile yatan kadın yazar2
- hakan safi7
- kanye west konserinde seyircilere büyü yapıldı3
- uludağ sözlük bitmiştir3
- türk pornoları18
- neden intihar etmiyorsun8
- pikniğe gitmek4
- dilan polat4
soğuk, rutubetli, kasvetli, gri sonbaharlara artıeksi kışlara çok yakışan filmler zinciri.
trois couleurs öncesi. belki de habercisi. filmler arasında göndermeler, ilk 5 saniye projeksiyonları, karakter geçişleri, sarışın -the her filmde görünen- adam, müzikler, suskunluklar, gerçekçilik kaygısına düşmemiş gerçeklik, hiç güldürmeden düşündürmeler, koltukta öylece oturtup duvarlara baktırtmalar; bu filmin sunduklarından bazıları.
polonyalı bir arkadaş: kieslowski'yi biliyor musun?
şahsım adına ben: hayır!
3 sene önceki bu diyalogda hayır'ımın pek hayırlı olmadığının farkında bile değildim. kısa ve net: "hayır!" bilmiyordum. aynı zamanda ne kaçırdığımı da. neye hayır dediğimi de. bir "polish" önünde ne kadar "foolish" kaldığımın da.
herşey üç renk'le başladı önce. ardarda tak tak tak. shot shot shot. yaradı valla. aylar sonra la double vie de veroniqueve sonra da dekalog. kronolojik sırasıyla takip etmeyişim, eskisinin yanında pişmanlık kırıntısı kalır. ve başlıyoruz son ki üç dört...
spoylabilir. spoylmayadabilir
Dekalog 1: flüt esas rolde...donuk bir hayat daha ne kadar donabilir? ve evet tanrı?
Dekalog 2 : "...herşey daha kötü, çirkin gelmeye başladı...ve şimdi masaya dokunabiliyorum.dahası "
Dekalog 3: gecenin bir vakti bir şehir/şehirli ne kadar saf olabilir? görmek gerek...
Dekalog 4: "to be opened after my death" ...ve bir yalanın kozmostaki yolculuğu...
"i check the intelligence at the same time..."
Dekalog 5 : gerçekliği, işlenişi ve renkleriyle bugüne kadar yapılmış en'lerden. başrolde raskolnikovgillerden biri.
"hukuk doğayı taklit etmemeli, onu geliştirmelidir."
Dekalog 6: gözlemek, gözetlemek...şehveti aşka dönüştürmek. bir mahremiyet ihlalinden bir aşk yaratmak, inandırmak...
Dekalog 7: "zaten senin olan bir şeyi çalamazsın ki!"
Dekalog 8: 40 sene sonra geçmişle yüzleşmek!
Dekalog 9: aldatmanın tadına varınca...
Dekalog 10: hırlısı var hırsızı var... Ayrıca 20 sene evvelki polon rock'ı hiç de fena değilmiş. ve pul dükkanındaki adamın sesinin aynen cüneyt türel sesi olduğunu söylemeden geçemem.
polonlar gurur duyuyor bu büyük yönetmenle. ben de artık polonları daha çok seviyorum.
trois couleurs öncesi. belki de habercisi. filmler arasında göndermeler, ilk 5 saniye projeksiyonları, karakter geçişleri, sarışın -the her filmde görünen- adam, müzikler, suskunluklar, gerçekçilik kaygısına düşmemiş gerçeklik, hiç güldürmeden düşündürmeler, koltukta öylece oturtup duvarlara baktırtmalar; bu filmin sunduklarından bazıları.
polonyalı bir arkadaş: kieslowski'yi biliyor musun?
şahsım adına ben: hayır!
3 sene önceki bu diyalogda hayır'ımın pek hayırlı olmadığının farkında bile değildim. kısa ve net: "hayır!" bilmiyordum. aynı zamanda ne kaçırdığımı da. neye hayır dediğimi de. bir "polish" önünde ne kadar "foolish" kaldığımın da.
herşey üç renk'le başladı önce. ardarda tak tak tak. shot shot shot. yaradı valla. aylar sonra la double vie de veroniqueve sonra da dekalog. kronolojik sırasıyla takip etmeyişim, eskisinin yanında pişmanlık kırıntısı kalır. ve başlıyoruz son ki üç dört...
spoylabilir. spoylmayadabilir
Dekalog 1: flüt esas rolde...donuk bir hayat daha ne kadar donabilir? ve evet tanrı?
Dekalog 2 : "...herşey daha kötü, çirkin gelmeye başladı...ve şimdi masaya dokunabiliyorum.dahası "
Dekalog 3: gecenin bir vakti bir şehir/şehirli ne kadar saf olabilir? görmek gerek...
Dekalog 4: "to be opened after my death" ...ve bir yalanın kozmostaki yolculuğu...
"i check the intelligence at the same time..."
Dekalog 5 : gerçekliği, işlenişi ve renkleriyle bugüne kadar yapılmış en'lerden. başrolde raskolnikovgillerden biri.
"hukuk doğayı taklit etmemeli, onu geliştirmelidir."
Dekalog 6: gözlemek, gözetlemek...şehveti aşka dönüştürmek. bir mahremiyet ihlalinden bir aşk yaratmak, inandırmak...
Dekalog 7: "zaten senin olan bir şeyi çalamazsın ki!"
Dekalog 8: 40 sene sonra geçmişle yüzleşmek!
Dekalog 9: aldatmanın tadına varınca...
Dekalog 10: hırlısı var hırsızı var... Ayrıca 20 sene evvelki polon rock'ı hiç de fena değilmiş. ve pul dükkanındaki adamın sesinin aynen cüneyt türel sesi olduğunu söylemeden geçemem.
polonlar gurur duyuyor bu büyük yönetmenle. ben de artık polonları daha çok seviyorum.
güncel Önemli Başlıklar
