bugün
- dolar 50 tl de olsa oyum ak parti ye40
- nervio21
- judas'ı dayak yerken görseniz ne yaparsınız6
- sapık yaşlı3
- ferhat gündoğdu'nun gözaltına alınması41
- sindirella'nın baloda donunu düşürmesi4
- kendinizde en sevdiğiniz şey5
- ormanda cinselliğin doruklarına çıkmak5
- benzine zam7
- fon mağduriyetini ancak ak parti çözer4
- ilk konuşmada cinsellik konuşan erkek3
- eksi oy veren yazar yoğunluğundan dolayı çıkıyorum4
- bıyık bırakan erkek karizması6
- recep tayyip erdoğan27
- uzak durulması gereken erkek tipleri3
- fiziği güzel sözlük kızları47
- ak parti kaybedince ak troller ne yapacak12
- andropoz amca2
- pilavımı kaşıklamak ister misin diyen sözlük kızı4
- sözlük yazarlarının gençlikleri2
- çirkin erkeği çekici yapan şeyler2
- dünyanın en kısa fıkralarından biri8
- kürtler ateşe taparken türkler tek tanrı cıydı6
- yeni uyanmış kadın güzelliği13
- leonidas7
- kürtlerin atlantis ten gelme ihtimali4
- türbanlı kamuya giremezken cezaevine giremez oldu3
- dünyanın en kaba dilinin hollandaca olması5
- vexillarius the slayer6
- dünya61
- sibel kekilli6
- türbanlı erkeklerin çok itici olması3
- 30 eylül 20262
- yazarların akşama dair planları3
- abdülhamid han'ın zarif bir kişi olması3
- çocukken sahip olamadığınız şeyler2
- kene hatunlar2
- ibne11
- akp denince akla ilk gelenler6
- ups boobs'un yeni nicki7
- iltica7
- türkler balık hafızalıdır6
- filistin4
- evlenme teklifi bekleyen erkek6
- ortadoğu3
- süresiz nafaka8
- memeleri kafam kadar kız21
- cumhurbaşkanı olacak olmam4
- maledictory2
- dün gece sözlükte yaşanan ahlaklı olay7
soğuk, rutubetli, kasvetli, gri sonbaharlara artıeksi kışlara çok yakışan filmler zinciri.
trois couleurs öncesi. belki de habercisi. filmler arasında göndermeler, ilk 5 saniye projeksiyonları, karakter geçişleri, sarışın -the her filmde görünen- adam, müzikler, suskunluklar, gerçekçilik kaygısına düşmemiş gerçeklik, hiç güldürmeden düşündürmeler, koltukta öylece oturtup duvarlara baktırtmalar; bu filmin sunduklarından bazıları.
polonyalı bir arkadaş: kieslowski'yi biliyor musun?
şahsım adına ben: hayır!
3 sene önceki bu diyalogda hayır'ımın pek hayırlı olmadığının farkında bile değildim. kısa ve net: "hayır!" bilmiyordum. aynı zamanda ne kaçırdığımı da. neye hayır dediğimi de. bir "polish" önünde ne kadar "foolish" kaldığımın da.
herşey üç renk'le başladı önce. ardarda tak tak tak. shot shot shot. yaradı valla. aylar sonra la double vie de veroniqueve sonra da dekalog. kronolojik sırasıyla takip etmeyişim, eskisinin yanında pişmanlık kırıntısı kalır. ve başlıyoruz son ki üç dört...
spoylabilir. spoylmayadabilir
Dekalog 1: flüt esas rolde...donuk bir hayat daha ne kadar donabilir? ve evet tanrı?
Dekalog 2 : "...herşey daha kötü, çirkin gelmeye başladı...ve şimdi masaya dokunabiliyorum.dahası "
Dekalog 3: gecenin bir vakti bir şehir/şehirli ne kadar saf olabilir? görmek gerek...
Dekalog 4: "to be opened after my death" ...ve bir yalanın kozmostaki yolculuğu...
"i check the intelligence at the same time..."
Dekalog 5 : gerçekliği, işlenişi ve renkleriyle bugüne kadar yapılmış en'lerden. başrolde raskolnikovgillerden biri.
"hukuk doğayı taklit etmemeli, onu geliştirmelidir."
Dekalog 6: gözlemek, gözetlemek...şehveti aşka dönüştürmek. bir mahremiyet ihlalinden bir aşk yaratmak, inandırmak...
Dekalog 7: "zaten senin olan bir şeyi çalamazsın ki!"
Dekalog 8: 40 sene sonra geçmişle yüzleşmek!
Dekalog 9: aldatmanın tadına varınca...
Dekalog 10: hırlısı var hırsızı var... Ayrıca 20 sene evvelki polon rock'ı hiç de fena değilmiş. ve pul dükkanındaki adamın sesinin aynen cüneyt türel sesi olduğunu söylemeden geçemem.
polonlar gurur duyuyor bu büyük yönetmenle. ben de artık polonları daha çok seviyorum.
trois couleurs öncesi. belki de habercisi. filmler arasında göndermeler, ilk 5 saniye projeksiyonları, karakter geçişleri, sarışın -the her filmde görünen- adam, müzikler, suskunluklar, gerçekçilik kaygısına düşmemiş gerçeklik, hiç güldürmeden düşündürmeler, koltukta öylece oturtup duvarlara baktırtmalar; bu filmin sunduklarından bazıları.
polonyalı bir arkadaş: kieslowski'yi biliyor musun?
şahsım adına ben: hayır!
3 sene önceki bu diyalogda hayır'ımın pek hayırlı olmadığının farkında bile değildim. kısa ve net: "hayır!" bilmiyordum. aynı zamanda ne kaçırdığımı da. neye hayır dediğimi de. bir "polish" önünde ne kadar "foolish" kaldığımın da.
herşey üç renk'le başladı önce. ardarda tak tak tak. shot shot shot. yaradı valla. aylar sonra la double vie de veroniqueve sonra da dekalog. kronolojik sırasıyla takip etmeyişim, eskisinin yanında pişmanlık kırıntısı kalır. ve başlıyoruz son ki üç dört...
spoylabilir. spoylmayadabilir
Dekalog 1: flüt esas rolde...donuk bir hayat daha ne kadar donabilir? ve evet tanrı?
Dekalog 2 : "...herşey daha kötü, çirkin gelmeye başladı...ve şimdi masaya dokunabiliyorum.dahası "
Dekalog 3: gecenin bir vakti bir şehir/şehirli ne kadar saf olabilir? görmek gerek...
Dekalog 4: "to be opened after my death" ...ve bir yalanın kozmostaki yolculuğu...
"i check the intelligence at the same time..."
Dekalog 5 : gerçekliği, işlenişi ve renkleriyle bugüne kadar yapılmış en'lerden. başrolde raskolnikovgillerden biri.
"hukuk doğayı taklit etmemeli, onu geliştirmelidir."
Dekalog 6: gözlemek, gözetlemek...şehveti aşka dönüştürmek. bir mahremiyet ihlalinden bir aşk yaratmak, inandırmak...
Dekalog 7: "zaten senin olan bir şeyi çalamazsın ki!"
Dekalog 8: 40 sene sonra geçmişle yüzleşmek!
Dekalog 9: aldatmanın tadına varınca...
Dekalog 10: hırlısı var hırsızı var... Ayrıca 20 sene evvelki polon rock'ı hiç de fena değilmiş. ve pul dükkanındaki adamın sesinin aynen cüneyt türel sesi olduğunu söylemeden geçemem.
polonlar gurur duyuyor bu büyük yönetmenle. ben de artık polonları daha çok seviyorum.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar