bugün
- uludagsözlük ilk yapay zeka moderasyon başarısı8
- mutlu bir ilişkinin anahtarı8
- nervio adlı yazarın dillere destan güzelliği9
- rakı içen kadınlara hiçbir erkeğin aşık olmaması3
- sözlük yazarlarının ruh hali9
- en iyi antidepresan17
- durduk yere instagramda takipten çıkan arkadaş9
- 14 haziran 2026 avustralya türkiye maçı5
- sözlükte yazmanın faydaları8
- deniz şortunun içine boxer giyilir mi sorunsalı18
- 14 onlyfansçinin mallarına el konulması8
- chp'nin hali ne olacak58
- her şey olabilecekken hiçbir bok olamamak11
- uysaljakoben12
- şirinler köyüne yeni şirin13
- 2 saniyede ıslak kek tarifi2
- isveç tunus maçı2
- evlilik vs bekarlık7
- bir şeyler söyle8
- ayran ve şalgam suyunu karıştırıp içmek9
- evrim teorisine göre ilk canlı hemen türedi mi8
- başkanlık sisteminden beri her şeyin kötü gitmesi16
- yakışıklı erkek gören türk kızının tepkisi9
- nataşalara para yedirmek9
- 30 yaşından sonra aşık olmanın imkansız olması5
- 5 kilo dumbell2
- arkadaşlar bakar mısınız14
- saraca finch house6
- izmir de giyimiyle başkaldıran erkek9
- diyanetin abd'deki villaları16
- kötü biri olduğunu bilmek10
- karun kadar malın olsa ne fayda4
- sana vurana sen de vur diyen ebeveyn13
- gezip tozmanın gereksiz yorgunluk olması3
- ilişki mi yaşıyoruz satranç mı oynuyoruz amk4
- haşmetli bir penise sahip olmak3
- kemal kılıçdaroğlu13
- talibanin kadınlara hemşire ve ebeliği yasaklaması11
- gazze de can kaybı 72 bin 993'e yükseldi9
- kedi9
- 13 haziran 2026 fenerbahçe beko beşiktaş rain maçı4
- o kadar zengin olmak ki ölümü yenememek16
- aşık olunca neye benziyorsunuz4
- recep tayyip erdoğan5
- kötülük yapan kişiye verilecek en güzel cevap7
- kale3112 nickli sözlük yazarı7
- naber lan it diye mesaj atan sevgili9
- kadınlar neyden hoşlanır3
- true denilen yazar16
- true'nin akp'ye oy vermesi5
--spoiler--
19. Yüzyıl, Avrupa devletlerinin Osmanlının iç işlerine müdahale olaylarıyla doludur. Özellikle Hristiyan Osmanlı tebaasının haklarını korumak ve güvenliğini sağlamak maskesi altında yapılan bu müdahaleler, aslında emperyalist taarruzun inkişaf safhasını teşkil eder. Ana hedef, Avrupanın doğusunda, Ortadoğuda, Afrikanın kuzeyinde yeni nüfuz ve hakimiyet sahaları teşkil etmekti. Şüphesiz, bize karşı blok halinde yüklenen devletler, kendi aralarında da kıyasıya çekişmekteydiler. 1860 senesinde Lübnanda alevlenen Maruni-Dürzi çatışmasının arkasında da bu türlü oyunlar ve hesaplar vardı. Fransa Marunileri kışkırtıyor, ingiltere Dürzileri kolluyordu. Derken silahlar patladı, cinayetler işlendi ve kargaşalıklar Şama kadar yayıldı. Nihayet bu iki devlet, şer ittifakının diğer kolları olan Rusya, Almanya ve Avusturyayı da kollarına takıp Osmanlı Hükûmetini Pariste konferans masasına oturttular.Bu konferansta alınan kararlardan biri de Lübnanın imtiyazlı Sancak durumuna getirilmesi ve Hristiyan bir mutasarrıfın idaresine bırakılmasıydı. Haziran 1861de imzalanan protokole göre de, Vezaret rütbesi verilecek Mutasarrıf, Osmanlı Hükûmetince seçilecek ve üç yıl süreyle görevde kalacaktı. Böylece tarihimizde ilk defa bir Hristiyana Vezir payesi veriliyordu. Bab-ı Âlî Lübnana, o sırada telgraf müdürlüğü yapan David adlı Katolik bir Ermeniyi mutasarrıf tayin etti. David efendi, bir Ramazan günü Sadrazam Âlî Paşanın konağına iftar yemeğine davet edildi. Orada velînîmetlerine hulûs çakmak için, aslında Müslümanlığı pek sevdiğini söyledi. Hatta kendi dindaşlarının tepkisini çekmese, cami cami dolaşırdı(!) Riyakarlıkta fazla ileri gitmeye başlayınca, Âlî Paşanın sarı taştı ve biraz sertçe, biraz aşağılayıcı, biraz tekdir edici bir ses tonuyla susturdu bu Hristiyan Vezir müsveddesini:Bak David Efendi! Şunu bil ki, senin bugünkü itibarın ve vezaretin Hristiyanlığından dolayıdır, yoksa Müslümanlığa meylinden değil!...
--spoiler--
19. Yüzyıl, Avrupa devletlerinin Osmanlının iç işlerine müdahale olaylarıyla doludur. Özellikle Hristiyan Osmanlı tebaasının haklarını korumak ve güvenliğini sağlamak maskesi altında yapılan bu müdahaleler, aslında emperyalist taarruzun inkişaf safhasını teşkil eder. Ana hedef, Avrupanın doğusunda, Ortadoğuda, Afrikanın kuzeyinde yeni nüfuz ve hakimiyet sahaları teşkil etmekti. Şüphesiz, bize karşı blok halinde yüklenen devletler, kendi aralarında da kıyasıya çekişmekteydiler. 1860 senesinde Lübnanda alevlenen Maruni-Dürzi çatışmasının arkasında da bu türlü oyunlar ve hesaplar vardı. Fransa Marunileri kışkırtıyor, ingiltere Dürzileri kolluyordu. Derken silahlar patladı, cinayetler işlendi ve kargaşalıklar Şama kadar yayıldı. Nihayet bu iki devlet, şer ittifakının diğer kolları olan Rusya, Almanya ve Avusturyayı da kollarına takıp Osmanlı Hükûmetini Pariste konferans masasına oturttular.Bu konferansta alınan kararlardan biri de Lübnanın imtiyazlı Sancak durumuna getirilmesi ve Hristiyan bir mutasarrıfın idaresine bırakılmasıydı. Haziran 1861de imzalanan protokole göre de, Vezaret rütbesi verilecek Mutasarrıf, Osmanlı Hükûmetince seçilecek ve üç yıl süreyle görevde kalacaktı. Böylece tarihimizde ilk defa bir Hristiyana Vezir payesi veriliyordu. Bab-ı Âlî Lübnana, o sırada telgraf müdürlüğü yapan David adlı Katolik bir Ermeniyi mutasarrıf tayin etti. David efendi, bir Ramazan günü Sadrazam Âlî Paşanın konağına iftar yemeğine davet edildi. Orada velînîmetlerine hulûs çakmak için, aslında Müslümanlığı pek sevdiğini söyledi. Hatta kendi dindaşlarının tepkisini çekmese, cami cami dolaşırdı(!) Riyakarlıkta fazla ileri gitmeye başlayınca, Âlî Paşanın sarı taştı ve biraz sertçe, biraz aşağılayıcı, biraz tekdir edici bir ses tonuyla susturdu bu Hristiyan Vezir müsveddesini:Bak David Efendi! Şunu bil ki, senin bugünkü itibarın ve vezaretin Hristiyanlığından dolayıdır, yoksa Müslümanlığa meylinden değil!...
--spoiler--
Gündemdeki Haberler