bugün
- queen feristah15
- ölümden korkuyor musunuz11
- erkeklerin her konuşmayı flörte bağlaması5
- matrix te yaşadığımız gerçeği4
- hafızayı sildirmek6
- ayı dövmenin aslında zor olmaması10
- gerçeğin önemi kalmadığı gerçeği3
- sözlükten korkmak5
- zalbert ramstein4
- gecenin şarkısı18
- ayıyla güreşmek7
- işiniz gücünüz yok mu11
- bir bela geliyor29
- gocu43
- masada aniden ayağa kalkıp şiir okuyan erkek8
- arkadaşlar çabuk buraya bakın5
- nervio12
- sözlükte en çok sevdiğiniz olay7
- fusya semsiyeli yabanci20
- karı diyen öküzleri gırtlaklama isteği10
- eve gelen escorta lahmacun söylemek5
- bir kadın uğruna hayatını değiştirmek2
- açık oylayan favlayan msj atan nickaltı giren kız6
- uludağ itiraf15
- bara giden erkeğin asıl amacı7
- insanları imcitmeyi havalı bir şey sanan ibneler6
- yağmurda ıslanınca murat kekilli ye benzeyen kız4
- seninleyken kendim olabiliyorum2
- mazotun yarım litresi 50 tl24
- pandela2
- duştan yeni çıkmış six packli erkek3
- sözlüğün insanı dertlendirmesi5
- gece dinlenen podcast te anırarak gülen adamlar3
- uludağ sözlük evreni8
- bilin bakalım ben kimin fakesiyim6
- 7 aydır konuşulan kızın true çıkması3
- willem dafoe3
- izmirbeyefendisi'nin şemsiyeli olması6
- kendin hakkında bir entry bırak9
- apo'nun villası11
- arkadaşlar ben yine kilo aldım ya14
- 195 kaslı pilot14
- erkekler neden evlenmek ister15
- heyt bea gocu mu5
- dizi izlemek4
- düğününde piste çıkıp kant tan bahseden felsefeci3
- donald trump'un türk askerini övmesi10
- arkadaşlar çok kırıcısınız6
- meyhanede masayı yumruklayıp hancı hancı demek3
- hasan atilla uğur14
--spoiler--
19. Yüzyıl, Avrupa devletlerinin Osmanlının iç işlerine müdahale olaylarıyla doludur. Özellikle Hristiyan Osmanlı tebaasının haklarını korumak ve güvenliğini sağlamak maskesi altında yapılan bu müdahaleler, aslında emperyalist taarruzun inkişaf safhasını teşkil eder. Ana hedef, Avrupanın doğusunda, Ortadoğuda, Afrikanın kuzeyinde yeni nüfuz ve hakimiyet sahaları teşkil etmekti. Şüphesiz, bize karşı blok halinde yüklenen devletler, kendi aralarında da kıyasıya çekişmekteydiler. 1860 senesinde Lübnanda alevlenen Maruni-Dürzi çatışmasının arkasında da bu türlü oyunlar ve hesaplar vardı. Fransa Marunileri kışkırtıyor, ingiltere Dürzileri kolluyordu. Derken silahlar patladı, cinayetler işlendi ve kargaşalıklar Şama kadar yayıldı. Nihayet bu iki devlet, şer ittifakının diğer kolları olan Rusya, Almanya ve Avusturyayı da kollarına takıp Osmanlı Hükûmetini Pariste konferans masasına oturttular.Bu konferansta alınan kararlardan biri de Lübnanın imtiyazlı Sancak durumuna getirilmesi ve Hristiyan bir mutasarrıfın idaresine bırakılmasıydı. Haziran 1861de imzalanan protokole göre de, Vezaret rütbesi verilecek Mutasarrıf, Osmanlı Hükûmetince seçilecek ve üç yıl süreyle görevde kalacaktı. Böylece tarihimizde ilk defa bir Hristiyana Vezir payesi veriliyordu. Bab-ı Âlî Lübnana, o sırada telgraf müdürlüğü yapan David adlı Katolik bir Ermeniyi mutasarrıf tayin etti. David efendi, bir Ramazan günü Sadrazam Âlî Paşanın konağına iftar yemeğine davet edildi. Orada velînîmetlerine hulûs çakmak için, aslında Müslümanlığı pek sevdiğini söyledi. Hatta kendi dindaşlarının tepkisini çekmese, cami cami dolaşırdı(!) Riyakarlıkta fazla ileri gitmeye başlayınca, Âlî Paşanın sarı taştı ve biraz sertçe, biraz aşağılayıcı, biraz tekdir edici bir ses tonuyla susturdu bu Hristiyan Vezir müsveddesini:Bak David Efendi! Şunu bil ki, senin bugünkü itibarın ve vezaretin Hristiyanlığından dolayıdır, yoksa Müslümanlığa meylinden değil!...
--spoiler--
19. Yüzyıl, Avrupa devletlerinin Osmanlının iç işlerine müdahale olaylarıyla doludur. Özellikle Hristiyan Osmanlı tebaasının haklarını korumak ve güvenliğini sağlamak maskesi altında yapılan bu müdahaleler, aslında emperyalist taarruzun inkişaf safhasını teşkil eder. Ana hedef, Avrupanın doğusunda, Ortadoğuda, Afrikanın kuzeyinde yeni nüfuz ve hakimiyet sahaları teşkil etmekti. Şüphesiz, bize karşı blok halinde yüklenen devletler, kendi aralarında da kıyasıya çekişmekteydiler. 1860 senesinde Lübnanda alevlenen Maruni-Dürzi çatışmasının arkasında da bu türlü oyunlar ve hesaplar vardı. Fransa Marunileri kışkırtıyor, ingiltere Dürzileri kolluyordu. Derken silahlar patladı, cinayetler işlendi ve kargaşalıklar Şama kadar yayıldı. Nihayet bu iki devlet, şer ittifakının diğer kolları olan Rusya, Almanya ve Avusturyayı da kollarına takıp Osmanlı Hükûmetini Pariste konferans masasına oturttular.Bu konferansta alınan kararlardan biri de Lübnanın imtiyazlı Sancak durumuna getirilmesi ve Hristiyan bir mutasarrıfın idaresine bırakılmasıydı. Haziran 1861de imzalanan protokole göre de, Vezaret rütbesi verilecek Mutasarrıf, Osmanlı Hükûmetince seçilecek ve üç yıl süreyle görevde kalacaktı. Böylece tarihimizde ilk defa bir Hristiyana Vezir payesi veriliyordu. Bab-ı Âlî Lübnana, o sırada telgraf müdürlüğü yapan David adlı Katolik bir Ermeniyi mutasarrıf tayin etti. David efendi, bir Ramazan günü Sadrazam Âlî Paşanın konağına iftar yemeğine davet edildi. Orada velînîmetlerine hulûs çakmak için, aslında Müslümanlığı pek sevdiğini söyledi. Hatta kendi dindaşlarının tepkisini çekmese, cami cami dolaşırdı(!) Riyakarlıkta fazla ileri gitmeye başlayınca, Âlî Paşanın sarı taştı ve biraz sertçe, biraz aşağılayıcı, biraz tekdir edici bir ses tonuyla susturdu bu Hristiyan Vezir müsveddesini:Bak David Efendi! Şunu bil ki, senin bugünkü itibarın ve vezaretin Hristiyanlığından dolayıdır, yoksa Müslümanlığa meylinden değil!...
--spoiler--
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar