bugün
- smallville'deki konuk oyuncular6
- erdal beşikçioğlu13
- taşaklardan birinin kayıp olması9
- arıların biraz mallaşmış olması3
- aklınıza gelen şarkı sözü10
- çay içen kız13
- kız arkadaşına mini etek giydiren erkek7
- galatasaray10
- iş hayatı4
- ali vefa10
- bacanak2
- yazıp yazıp silmek2
- 03 ağustos 2026 abd iran müzakereleri3
- isana2
- en tehlikeli insan tipleri3
- bir şeyler söyle5
- sözlükler arası savaş çıksa11
- ütü13
- bennu gerede'nin boynunda taktığı vibratörlü kolye4
- doruklara sevdalanmak2
- 45 defa kürtaj oldum bebek öldürmeyi seviyorum3
- anın fotoğrafı14
- cedidacer bey ne yapıyor sorusu7
- uludağ sözlük çeteleri9
- sözlük yazarlarının akşam yemekleri9
- atatürk düşmanlarının ortak özellikleri3
- evleneceğiniz yazarı neye göre seçersiniz9
- duyulan en ilginç isim5
- oralet içen erkek5
- dönmek istenilen yıl2
- en boktan on yıl7
- çaya şeker atan erkek5
- evde yapılabilecek aktiviteler4
- 2036 da paranın bir önemi kalmayacak7
- arkadaşlar ne yapıyorsunuz9
- red flag erkek listesi9
- menemen9
- yediği restoranda kirlileri mutfağa götüren kişi2
- yunanistan29
- kalem4
- mcdonalds nasıl okunur sorunsalı9
- hırvatistan14
- bik bik'in mutfağına konuk olmak29
- mutsuz olmak3
- yıkık yazarlar4
- gocu bak bi5
- latte içen erkek4
- ona bir şey söyle13
- borç ve kira olupta iyi olan para7
- ayrılık8
--spoiler--
19. Yüzyıl, Avrupa devletlerinin Osmanlının iç işlerine müdahale olaylarıyla doludur. Özellikle Hristiyan Osmanlı tebaasının haklarını korumak ve güvenliğini sağlamak maskesi altında yapılan bu müdahaleler, aslında emperyalist taarruzun inkişaf safhasını teşkil eder. Ana hedef, Avrupanın doğusunda, Ortadoğuda, Afrikanın kuzeyinde yeni nüfuz ve hakimiyet sahaları teşkil etmekti. Şüphesiz, bize karşı blok halinde yüklenen devletler, kendi aralarında da kıyasıya çekişmekteydiler. 1860 senesinde Lübnanda alevlenen Maruni-Dürzi çatışmasının arkasında da bu türlü oyunlar ve hesaplar vardı. Fransa Marunileri kışkırtıyor, ingiltere Dürzileri kolluyordu. Derken silahlar patladı, cinayetler işlendi ve kargaşalıklar Şama kadar yayıldı. Nihayet bu iki devlet, şer ittifakının diğer kolları olan Rusya, Almanya ve Avusturyayı da kollarına takıp Osmanlı Hükûmetini Pariste konferans masasına oturttular.Bu konferansta alınan kararlardan biri de Lübnanın imtiyazlı Sancak durumuna getirilmesi ve Hristiyan bir mutasarrıfın idaresine bırakılmasıydı. Haziran 1861de imzalanan protokole göre de, Vezaret rütbesi verilecek Mutasarrıf, Osmanlı Hükûmetince seçilecek ve üç yıl süreyle görevde kalacaktı. Böylece tarihimizde ilk defa bir Hristiyana Vezir payesi veriliyordu. Bab-ı Âlî Lübnana, o sırada telgraf müdürlüğü yapan David adlı Katolik bir Ermeniyi mutasarrıf tayin etti. David efendi, bir Ramazan günü Sadrazam Âlî Paşanın konağına iftar yemeğine davet edildi. Orada velînîmetlerine hulûs çakmak için, aslında Müslümanlığı pek sevdiğini söyledi. Hatta kendi dindaşlarının tepkisini çekmese, cami cami dolaşırdı(!) Riyakarlıkta fazla ileri gitmeye başlayınca, Âlî Paşanın sarı taştı ve biraz sertçe, biraz aşağılayıcı, biraz tekdir edici bir ses tonuyla susturdu bu Hristiyan Vezir müsveddesini:Bak David Efendi! Şunu bil ki, senin bugünkü itibarın ve vezaretin Hristiyanlığından dolayıdır, yoksa Müslümanlığa meylinden değil!...
--spoiler--
19. Yüzyıl, Avrupa devletlerinin Osmanlının iç işlerine müdahale olaylarıyla doludur. Özellikle Hristiyan Osmanlı tebaasının haklarını korumak ve güvenliğini sağlamak maskesi altında yapılan bu müdahaleler, aslında emperyalist taarruzun inkişaf safhasını teşkil eder. Ana hedef, Avrupanın doğusunda, Ortadoğuda, Afrikanın kuzeyinde yeni nüfuz ve hakimiyet sahaları teşkil etmekti. Şüphesiz, bize karşı blok halinde yüklenen devletler, kendi aralarında da kıyasıya çekişmekteydiler. 1860 senesinde Lübnanda alevlenen Maruni-Dürzi çatışmasının arkasında da bu türlü oyunlar ve hesaplar vardı. Fransa Marunileri kışkırtıyor, ingiltere Dürzileri kolluyordu. Derken silahlar patladı, cinayetler işlendi ve kargaşalıklar Şama kadar yayıldı. Nihayet bu iki devlet, şer ittifakının diğer kolları olan Rusya, Almanya ve Avusturyayı da kollarına takıp Osmanlı Hükûmetini Pariste konferans masasına oturttular.Bu konferansta alınan kararlardan biri de Lübnanın imtiyazlı Sancak durumuna getirilmesi ve Hristiyan bir mutasarrıfın idaresine bırakılmasıydı. Haziran 1861de imzalanan protokole göre de, Vezaret rütbesi verilecek Mutasarrıf, Osmanlı Hükûmetince seçilecek ve üç yıl süreyle görevde kalacaktı. Böylece tarihimizde ilk defa bir Hristiyana Vezir payesi veriliyordu. Bab-ı Âlî Lübnana, o sırada telgraf müdürlüğü yapan David adlı Katolik bir Ermeniyi mutasarrıf tayin etti. David efendi, bir Ramazan günü Sadrazam Âlî Paşanın konağına iftar yemeğine davet edildi. Orada velînîmetlerine hulûs çakmak için, aslında Müslümanlığı pek sevdiğini söyledi. Hatta kendi dindaşlarının tepkisini çekmese, cami cami dolaşırdı(!) Riyakarlıkta fazla ileri gitmeye başlayınca, Âlî Paşanın sarı taştı ve biraz sertçe, biraz aşağılayıcı, biraz tekdir edici bir ses tonuyla susturdu bu Hristiyan Vezir müsveddesini:Bak David Efendi! Şunu bil ki, senin bugünkü itibarın ve vezaretin Hristiyanlığından dolayıdır, yoksa Müslümanlığa meylinden değil!...
--spoiler--
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar