bugün
- romanya52
- karton toplayan çocuk16
- ankara da aym önünde intihar eden emekli polis4
- almanya25
- stoacılığın kişisel gelişim endüstrisine satılması2
- sözlük kızlarının ojeleri17
- sözlüğün tek ve mutlak hakimi4
- fatma betül sayan kaya39
- tokayev den askeri reform talimatı2
- haber sitelerinde reklamlardan haber okunmuyor2
- vietnam da gençleştirme ameliyatı olan adam9
- türkiye23
- avrupanın en ucuz mazotunu kullanıyoruz21
- dünya61
- otel odası8
- sözlükteki ayakçılar9
- bir zirve yapsak kim kimin yanında oturur33
- sözlüğün meme platformuna dönmesi4
- 2 gecede 40 bin iranlıyı katleden molla rejimi13
- kadınların sapık olması10
- nick vermeden bir yazara seslen14
- sedat peker2
- fatma betül sayan kaya yalnız değildir17
- nikola tesla'nın kürt olması10
- hiçbir şeyin sarmaması10
- bir şey söyle9
- yunanistan12
- açılı nude5
- başka ülkelre vatandşlk başvrsu yapn milltvekilri12
- güzel memelerin öpülmeye değer olması4
- gilded ile yağan yağmuru izlemek4
- anın görüntüsü31
- meksika açmazı macerası12
- amerika birleşik devletleri31
- usualsuspect'i tedavi ettirmek8
- tüm dünyada faşizmin yükselmesi5
- pencere açık uyumak3
- meme yalarken düşünülen şeyler3
- mehdinin en sevdiği balık7
- ona bir şey söyle3
- hentbol5
- 27 eylül 2026 almanya yunanistan maçı7
- güne bir nostaljik şarkı bırak ulen9
- ermeni rum soykırımını inkar etmek16
- mal mısın sorusuna verilebilecek alternatifler3
- ne yapsam iyi olur9
- fon soruşturmasında tedbirlerin kaldırılması3
- butlancıların birbirine girmesi5
- 27 eylül 2026 anadolu efes beşiktaş maçı4
- 25 eylül 2026 türkiye fransa maçı36
kansız vatan haini. oda tv'den kerem çalışkan hakkında yazmış.
"Cumhurbaşkanı Erdoğan 30 Ağustos töreninde Saray bahçesinde konuştu. 100 sene önce Milli Mücadele sırasında "iç cephe"deki hainlere değindi. 1) Mandacılar…2) Çapulcular… dedi. Ama 3) işbirlikçiler… demedi. Oysa Milli Mücadele'yi arkadan hançerleyenler esas bu işbirlikçilerdi. Kaderlerini ingiliz emperyalizmine teslim eden, Yunanlıların Mustafa Kemal’i ve Milli Mücadele'yi tepelemesini bekleyen Padişah Vahdettin, Sadrazam Damat Ferit gibi ingiliz işbirlikçisi hainlerdi…
Milli Mücadele sırasında ingiliz parasıyla Halife Ordusu kurup, Kuvayi Milliye’yi ezmeye çalışan padişah ve sadrazamın ihanetini göz ardı ederseniz, Milli Mücadele hakkında ne söylerseniz söyleyin, istiklal Caddesi'nde havaya sabun köpüğü üfleyen satıcılara benzersiniz…
Erdoğan aslında bugünlerde "Milli Mücadele-iç cephe" derken, AKP’nin "iç cephe"sini kastediyor. Kendisine karşı yeni bir siyasi hareketlenme içine giren Abdullah Gül, Babacan ve Davutoğlu’na "Mandacılar, çapulcular" diye göndermeler yapıyor…
Cumhurbaşkanı Erdoğan 30 Ağustos töreninde Saray bahçesinde konuştu. 100 sene önce Milli Mücadele sırasında "iç cephe"deki hainlere değindi. 1) Mandacılar…2) Çapulcular… dedi.
Ama 3) işbirlikçiler… demedi. Oysa Milli Mücadele'yi arkadan hançerleyenler esas bu işbirlikçilerdi. Kaderlerini ingiliz emperyalizmine teslim eden, Yunanlıların Mustafa Kemal’i ve Milli Mücadele'yi tepelemesini bekleyen Padişah Vahdettin, Sadrazam Damat Ferit gibi ingiliz işbirlikçisi hainlerdi…
Milli Mücadele sırasında ingiliz parasıyla Halife Ordusu kurup, Kuvayi Milliye’yi ezmeye çalışan padişah ve sadrazamın ihanetini göz ardı ederseniz, Milli Mücadele hakkında ne söylerseniz söyleyin, istiklal Caddesi'nde havaya sabun köpüğü üfleyen satıcılara benzersiniz…
Erdoğan aslında bugünlerde "Milli Mücadele-iç cephe" derken, AKP’nin "iç cephe"sini kastediyor. Kendisine karşı yeni bir siyasi hareketlenme içine giren Abdullah Gül, Babacan ve Davutoğlu’na "Mandacılar, çapulcular" diye göndermeler yapıyor…
Gerek Erdoğan, gerek Abdullah Gül, Babacan ve Davutoğlu iktidarda oldukları 17 yıl boyunca Milli Mücadele sırasında "padişah ve sadrazamın ihaneti" hakkında tek laf etmediler. FETÖ de etmedi.
Çünkü hepsi birden Türkiye tarihini tersten okuyan, Cumhuriyet’e, Atatürk’e ve Milli Mücadele'ye karşı çıkan, Osmanlı hayalleri kuran çevrelerin rahle-i tedrisinde yetiştiler. Onlar Türkiye tarihini Nutuk’tan değil, Said-i Nursi, Necip Fazıl, Fesli Kadir gibi islamcı ideoloji satanlardan öğrendiler.
Şimdi sanki ayrı siyasi kişiliklermiş, farklı ideolojiden, farklı davaların adamıymış gibi duran Erdoğan-Gül-Babacan-Davutoğlu takımı, hepsi birden "Milli Mücadele'de padişah ve sadrazamın ihanetini" görmezden gelen aynı çarpık ideolojinin, aynı siyasal islamcı ideolojinin esirleridir. Aynı ideolojik körlük içindedirler. Hepsi aynı yolun yolcusudur…
DAMAT FERiT’iN TUTTUĞU YOL
100 sene önceki ihanet siyaseti, onların değinmekten bile kaçındıkları Damat Ferit’in güttüğü siyasettir… Mustafa Kemal 4-11 Eylül’de Sivas Kongresi’ni toplarken, Sadrazam Damat Ferit ve bakanları, Ali Galip adlı bir haine para ve güç vererek, Kürt aşiretleri toplayıp, ingiliz desteği ile Sivas Kongresi'ni bastırmaya çalışıyorlardı.
Evet, Mustafa Kemal’in önderliğindeki Milli Mücadele'nin en önemli dönüm noktalarından biri olan tarihi Sivas Kongresi’nin 100. yılını kutluyoruz. Ne güzel…
ilgili gazetelerde Sivas Kongresi üzerine yazılar, analizler, anılar yayınlanıyor… CHP, Sivas’ta MKYK’yı toplayarak, Atatürk’ün CHP’nin asıl kuruluş tarihi olarak vurguladığı 4 Eylül 1919’a bir jest ve gönderme yapıyor… Bu da güzel… Yani CHP’nin Sivas’ta Mustafa Kemal’e saygı duruşu yapması…
Peki Sivas Kongresi Mustafa Kemal açısından nedir? Önemi ve anlamı nedir?
SiVAS KONGRESi’NiN ÖNEMi DAMAT FERiT’iN DÜŞMESiDiR
Mustafa Kemal açısından Sivas’ın anlamı, o sırada sadrazam olan Damat Ferit’in ihaneti ve Mustafa Kemal’in bu ihaneti, bu alçakça kumpası açığa çıkarıp gözler önüne sererek, kongrenin son günü, Damat Ferit Hükümeti ile Anadolu’nun irtibatını kesmesi ve bunun sonucu Eylül ayı sonunda ingiliz işbirlikçisi Damat Ferit Hükümeti’ni düşürmesidir… Bunun sonucunda Saray ve padişahın Anadolu’da milli hareketi temsil eden Heyeti Milliye’yi, yani Mustafa Kemal’i resmen tanımasıdır…
Sivas’ın Mustafa Kemal açısından büyük başarısı ve anlamı budur…
Peki, Sadrazam Damat Ferit’in Sivas’taki ihaneti ve alçakça kumpası nedir?
Mustafa Kemal, Sivas Kongresi sırasında Saray’ın adamı, Milli Mücadele düşmanı Harput Valisi Ali Galip’in Malatya’da, Sivas’a baskın yapmak için birtakım hazırlıklara giriştiğini öğrendi. Derhal önlem aldı. Kongreye fazla sezdirmeden, bu bölgeye çevreden bazı birlikler sevk etti. Ayrıca Sivas’tan Recep Zühtü ve Kılıç Ali gibi güvendiği isimleri o bölgeye yolladı.
Sonunda yakalanacağını anlayan Ali Galip ve ekibi, Malatya’da hükümet konağı veznesini açarak aldıkları 6 bin lirayı, tüm evrakları ve belgeleri ortada bırakarak apar topar kaçıyorlar. Para ve evraklar, Sivas’a Mustafa Kemal’e getiriliyor.
iKi BAKANIN ÇOK GiZLi iHANET KUMPASI
Bu belgelerden biri "çok gizli" bir telgraf. Telgrafta Damat Ferit’in iki bakanı, içişleri Bakanı Adil Bey ile, Harbiye Nazırı (Savunma Bakanı) Süleyman Şefik’in imzaları var. Telgrafın başında, padişaha sunulup onayının alındığı ve bu konuda yönergenin de geleceği belirtiliyor.
Damat Ferit’in bu iki bakanı, çok gizli kaydıyla (ailesine bile haber vermeden), Harput Valisi Ali Galip’in, Kürt aşiretlerden 100-150 kadar silahlı adam toplayarak, Sivas’ta kongreyi basmasını, Mustafa Kemal ve arkadaşlarını tutuklamasını istiyorlar. Kürtlere verilecek parayı de vilayet kasasından temin edebileceğini söylüyorlar. Ali Galip parayı kasadan alıyor, ancak telaştan orada bırakıp kaçıyor…
Ali Galip’in Rakka’da Kürt aşiretler ve ingiliz istihbarat subayı Novil’in (Noel) desteği ile oluşturmaya çalıştığı çete, Mustafa Kemal’in karşı önlemleriyle kısa sürede dağılıyor.
Ancak bu belgeleri ele geçiren Mustafa Kemal, bakanların bu hain kumpasının Damat Ferit ve Saray’ın bilgisi dahilinde yapıldığından hareketle, yeni bir siyasi hamle yapıyor.
Nutuk’ta bu sürece 50 sayfa gibi kapsamlı bir yer ayıran Mustafa Kemal, bu olayda siyasi bir taktik uygulayarak, padişahı görmezden gelip, doğrudan Sadrazam Damat Ferit’i hedef aldıklarını anlatır…
MUSTAF KEMAL’DEN DAMAT FERiT’E ULTiMATOM
Mustafa Kemal, padişaha, bu hain kumpas nedeniyle, Damat Ferit’in artık o görevde kalamayacağını belirten telgraflar çekmeye ve çektirmeye başlar. Damat Ferit’e de 11 Eylül gecesi, sabaha karşı saat 4’te bir ultimatom çekerek "Eğer bir saat içinde bu telgrafları padişaha ulaştırmaz ve engeller ise, Anadolu ile tüm iletişimi" keseceğini belirtir.
12 Eylül 1919 sabahı saat 5’te Mustafa Kemal, istanbul’un ve Saray’ın Anadolu ile tüm telgraf haberleşmesini keser. istanbul’da Saray ve hükümet artık sağır, kör ve dilsiz olmuştur…
Mustafa Kemal’e bu konuda, başta 15. Kolordu Komutanı Kazım Karabekir olmak üzere bazı tepki ve eleştiriler de gelir. Ancak Mustafa Kemal "Sabredin, göreceksiniz" der…
VE DAMAT FERiT ÇEKiLMEK ZORUNDA KALIR
Eylül ayı sonuna kadar direnen Damat Ferit, 1 Ekim 1919’da istifasını vermek zorunda kalır.
Bu Mustafa Kemal için büyük bir başarıdır. Samsun’a çıktıktan 4 ay, Sivas Kongresi’nden 18 gün sonra Damat Ferit Hükümetini düşürmüştür… Yerine Milli Mücadele'yi resmen tanıyan ve görüşmeler yapan Ali Rıza Paşa Hükümeti gelir…
Damat Ferit’in, Kürtleri kullanarak ingiliz desteği ile Sivas’ta Milli Mücadele'yi boğma planı suya düşmüş ve Mustafa Kemal bu silahı ters çevirip, hain Damat Ferit’i vurup yere sermiştir…
Erdoğan-Gül-Babacan-Davutoğlu söyleseler de, söylemeseler de Sivas Kongresi’nin gerçeği budur…
Umarız Sivas’ta toplanacak olan CHP yönetimi de, bugün siyasi ittifak yaptığı bazı Kürt siyasi çevrelere, 100 yıl önce Kürtler üzerinden tezgahlanan emperyalist kumpasları hatırlatarak, benzer tuzaklara 100 yıl sonra tekrar düşmemeleri konusunda onları uyarır. Yani Mustafa Kemal’in tuttuğu yoldan gider…
GÖZLERi VAR GÖRMEZLER
1919 ve Mustafa Kemal’in Milli Mücadele tarihi, ders almasını bilenler için 100 yıllık derslerle doludur…
Kendi tarihini, geçmişini bilmeyenler, öğrenmeyenler ve reddedenler ise o "kutsal söz"de tarif edildiği gibidirler…
Gözleri var, görmezler…
Kulakları var, duymazlar…
Ağızları var, söylemezler…
https://odatv.com/sivasta...n-ihaneti-03091941_m.html
"Cumhurbaşkanı Erdoğan 30 Ağustos töreninde Saray bahçesinde konuştu. 100 sene önce Milli Mücadele sırasında "iç cephe"deki hainlere değindi. 1) Mandacılar…2) Çapulcular… dedi. Ama 3) işbirlikçiler… demedi. Oysa Milli Mücadele'yi arkadan hançerleyenler esas bu işbirlikçilerdi. Kaderlerini ingiliz emperyalizmine teslim eden, Yunanlıların Mustafa Kemal’i ve Milli Mücadele'yi tepelemesini bekleyen Padişah Vahdettin, Sadrazam Damat Ferit gibi ingiliz işbirlikçisi hainlerdi…
Milli Mücadele sırasında ingiliz parasıyla Halife Ordusu kurup, Kuvayi Milliye’yi ezmeye çalışan padişah ve sadrazamın ihanetini göz ardı ederseniz, Milli Mücadele hakkında ne söylerseniz söyleyin, istiklal Caddesi'nde havaya sabun köpüğü üfleyen satıcılara benzersiniz…
Erdoğan aslında bugünlerde "Milli Mücadele-iç cephe" derken, AKP’nin "iç cephe"sini kastediyor. Kendisine karşı yeni bir siyasi hareketlenme içine giren Abdullah Gül, Babacan ve Davutoğlu’na "Mandacılar, çapulcular" diye göndermeler yapıyor…
Cumhurbaşkanı Erdoğan 30 Ağustos töreninde Saray bahçesinde konuştu. 100 sene önce Milli Mücadele sırasında "iç cephe"deki hainlere değindi. 1) Mandacılar…2) Çapulcular… dedi.
Ama 3) işbirlikçiler… demedi. Oysa Milli Mücadele'yi arkadan hançerleyenler esas bu işbirlikçilerdi. Kaderlerini ingiliz emperyalizmine teslim eden, Yunanlıların Mustafa Kemal’i ve Milli Mücadele'yi tepelemesini bekleyen Padişah Vahdettin, Sadrazam Damat Ferit gibi ingiliz işbirlikçisi hainlerdi…
Milli Mücadele sırasında ingiliz parasıyla Halife Ordusu kurup, Kuvayi Milliye’yi ezmeye çalışan padişah ve sadrazamın ihanetini göz ardı ederseniz, Milli Mücadele hakkında ne söylerseniz söyleyin, istiklal Caddesi'nde havaya sabun köpüğü üfleyen satıcılara benzersiniz…
Erdoğan aslında bugünlerde "Milli Mücadele-iç cephe" derken, AKP’nin "iç cephe"sini kastediyor. Kendisine karşı yeni bir siyasi hareketlenme içine giren Abdullah Gül, Babacan ve Davutoğlu’na "Mandacılar, çapulcular" diye göndermeler yapıyor…
Gerek Erdoğan, gerek Abdullah Gül, Babacan ve Davutoğlu iktidarda oldukları 17 yıl boyunca Milli Mücadele sırasında "padişah ve sadrazamın ihaneti" hakkında tek laf etmediler. FETÖ de etmedi.
Çünkü hepsi birden Türkiye tarihini tersten okuyan, Cumhuriyet’e, Atatürk’e ve Milli Mücadele'ye karşı çıkan, Osmanlı hayalleri kuran çevrelerin rahle-i tedrisinde yetiştiler. Onlar Türkiye tarihini Nutuk’tan değil, Said-i Nursi, Necip Fazıl, Fesli Kadir gibi islamcı ideoloji satanlardan öğrendiler.
Şimdi sanki ayrı siyasi kişiliklermiş, farklı ideolojiden, farklı davaların adamıymış gibi duran Erdoğan-Gül-Babacan-Davutoğlu takımı, hepsi birden "Milli Mücadele'de padişah ve sadrazamın ihanetini" görmezden gelen aynı çarpık ideolojinin, aynı siyasal islamcı ideolojinin esirleridir. Aynı ideolojik körlük içindedirler. Hepsi aynı yolun yolcusudur…
DAMAT FERiT’iN TUTTUĞU YOL
100 sene önceki ihanet siyaseti, onların değinmekten bile kaçındıkları Damat Ferit’in güttüğü siyasettir… Mustafa Kemal 4-11 Eylül’de Sivas Kongresi’ni toplarken, Sadrazam Damat Ferit ve bakanları, Ali Galip adlı bir haine para ve güç vererek, Kürt aşiretleri toplayıp, ingiliz desteği ile Sivas Kongresi'ni bastırmaya çalışıyorlardı.
Evet, Mustafa Kemal’in önderliğindeki Milli Mücadele'nin en önemli dönüm noktalarından biri olan tarihi Sivas Kongresi’nin 100. yılını kutluyoruz. Ne güzel…
ilgili gazetelerde Sivas Kongresi üzerine yazılar, analizler, anılar yayınlanıyor… CHP, Sivas’ta MKYK’yı toplayarak, Atatürk’ün CHP’nin asıl kuruluş tarihi olarak vurguladığı 4 Eylül 1919’a bir jest ve gönderme yapıyor… Bu da güzel… Yani CHP’nin Sivas’ta Mustafa Kemal’e saygı duruşu yapması…
Peki Sivas Kongresi Mustafa Kemal açısından nedir? Önemi ve anlamı nedir?
SiVAS KONGRESi’NiN ÖNEMi DAMAT FERiT’iN DÜŞMESiDiR
Mustafa Kemal açısından Sivas’ın anlamı, o sırada sadrazam olan Damat Ferit’in ihaneti ve Mustafa Kemal’in bu ihaneti, bu alçakça kumpası açığa çıkarıp gözler önüne sererek, kongrenin son günü, Damat Ferit Hükümeti ile Anadolu’nun irtibatını kesmesi ve bunun sonucu Eylül ayı sonunda ingiliz işbirlikçisi Damat Ferit Hükümeti’ni düşürmesidir… Bunun sonucunda Saray ve padişahın Anadolu’da milli hareketi temsil eden Heyeti Milliye’yi, yani Mustafa Kemal’i resmen tanımasıdır…
Sivas’ın Mustafa Kemal açısından büyük başarısı ve anlamı budur…
Peki, Sadrazam Damat Ferit’in Sivas’taki ihaneti ve alçakça kumpası nedir?
Mustafa Kemal, Sivas Kongresi sırasında Saray’ın adamı, Milli Mücadele düşmanı Harput Valisi Ali Galip’in Malatya’da, Sivas’a baskın yapmak için birtakım hazırlıklara giriştiğini öğrendi. Derhal önlem aldı. Kongreye fazla sezdirmeden, bu bölgeye çevreden bazı birlikler sevk etti. Ayrıca Sivas’tan Recep Zühtü ve Kılıç Ali gibi güvendiği isimleri o bölgeye yolladı.
Sonunda yakalanacağını anlayan Ali Galip ve ekibi, Malatya’da hükümet konağı veznesini açarak aldıkları 6 bin lirayı, tüm evrakları ve belgeleri ortada bırakarak apar topar kaçıyorlar. Para ve evraklar, Sivas’a Mustafa Kemal’e getiriliyor.
iKi BAKANIN ÇOK GiZLi iHANET KUMPASI
Bu belgelerden biri "çok gizli" bir telgraf. Telgrafta Damat Ferit’in iki bakanı, içişleri Bakanı Adil Bey ile, Harbiye Nazırı (Savunma Bakanı) Süleyman Şefik’in imzaları var. Telgrafın başında, padişaha sunulup onayının alındığı ve bu konuda yönergenin de geleceği belirtiliyor.
Damat Ferit’in bu iki bakanı, çok gizli kaydıyla (ailesine bile haber vermeden), Harput Valisi Ali Galip’in, Kürt aşiretlerden 100-150 kadar silahlı adam toplayarak, Sivas’ta kongreyi basmasını, Mustafa Kemal ve arkadaşlarını tutuklamasını istiyorlar. Kürtlere verilecek parayı de vilayet kasasından temin edebileceğini söylüyorlar. Ali Galip parayı kasadan alıyor, ancak telaştan orada bırakıp kaçıyor…
Ali Galip’in Rakka’da Kürt aşiretler ve ingiliz istihbarat subayı Novil’in (Noel) desteği ile oluşturmaya çalıştığı çete, Mustafa Kemal’in karşı önlemleriyle kısa sürede dağılıyor.
Ancak bu belgeleri ele geçiren Mustafa Kemal, bakanların bu hain kumpasının Damat Ferit ve Saray’ın bilgisi dahilinde yapıldığından hareketle, yeni bir siyasi hamle yapıyor.
Nutuk’ta bu sürece 50 sayfa gibi kapsamlı bir yer ayıran Mustafa Kemal, bu olayda siyasi bir taktik uygulayarak, padişahı görmezden gelip, doğrudan Sadrazam Damat Ferit’i hedef aldıklarını anlatır…
MUSTAF KEMAL’DEN DAMAT FERiT’E ULTiMATOM
Mustafa Kemal, padişaha, bu hain kumpas nedeniyle, Damat Ferit’in artık o görevde kalamayacağını belirten telgraflar çekmeye ve çektirmeye başlar. Damat Ferit’e de 11 Eylül gecesi, sabaha karşı saat 4’te bir ultimatom çekerek "Eğer bir saat içinde bu telgrafları padişaha ulaştırmaz ve engeller ise, Anadolu ile tüm iletişimi" keseceğini belirtir.
12 Eylül 1919 sabahı saat 5’te Mustafa Kemal, istanbul’un ve Saray’ın Anadolu ile tüm telgraf haberleşmesini keser. istanbul’da Saray ve hükümet artık sağır, kör ve dilsiz olmuştur…
Mustafa Kemal’e bu konuda, başta 15. Kolordu Komutanı Kazım Karabekir olmak üzere bazı tepki ve eleştiriler de gelir. Ancak Mustafa Kemal "Sabredin, göreceksiniz" der…
VE DAMAT FERiT ÇEKiLMEK ZORUNDA KALIR
Eylül ayı sonuna kadar direnen Damat Ferit, 1 Ekim 1919’da istifasını vermek zorunda kalır.
Bu Mustafa Kemal için büyük bir başarıdır. Samsun’a çıktıktan 4 ay, Sivas Kongresi’nden 18 gün sonra Damat Ferit Hükümetini düşürmüştür… Yerine Milli Mücadele'yi resmen tanıyan ve görüşmeler yapan Ali Rıza Paşa Hükümeti gelir…
Damat Ferit’in, Kürtleri kullanarak ingiliz desteği ile Sivas’ta Milli Mücadele'yi boğma planı suya düşmüş ve Mustafa Kemal bu silahı ters çevirip, hain Damat Ferit’i vurup yere sermiştir…
Erdoğan-Gül-Babacan-Davutoğlu söyleseler de, söylemeseler de Sivas Kongresi’nin gerçeği budur…
Umarız Sivas’ta toplanacak olan CHP yönetimi de, bugün siyasi ittifak yaptığı bazı Kürt siyasi çevrelere, 100 yıl önce Kürtler üzerinden tezgahlanan emperyalist kumpasları hatırlatarak, benzer tuzaklara 100 yıl sonra tekrar düşmemeleri konusunda onları uyarır. Yani Mustafa Kemal’in tuttuğu yoldan gider…
GÖZLERi VAR GÖRMEZLER
1919 ve Mustafa Kemal’in Milli Mücadele tarihi, ders almasını bilenler için 100 yıllık derslerle doludur…
Kendi tarihini, geçmişini bilmeyenler, öğrenmeyenler ve reddedenler ise o "kutsal söz"de tarif edildiği gibidirler…
Gözleri var, görmezler…
Kulakları var, duymazlar…
Ağızları var, söylemezler…
https://odatv.com/sivasta...n-ihaneti-03091941_m.html
"keşke yunan kazansaydı" zihniyetinde bir haindi ve yunanın kazanması için elimden gelen her şerri işledi.
Kürt ve arnavut olduğu söylenir.
hayindir. sadece ingilizleri yenmedik. bu vatan hayininide yenip özgürlüğümüze kavuştuk.
Adamin mesleği damatlık hahah yuh. Mezarda dik dursun.
Karadağ Arnavutu bir vatan haini.
Zaten Osmanlı döneminde en çok 4 milletten ihanet gördük:
Yunanlar.
Ermeniler.
Araplar.
Arnavutlar.
Zaten Osmanlı döneminde en çok 4 milletten ihanet gördük:
Yunanlar.
Ermeniler.
Araplar.
Arnavutlar.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar