bugün
- ota boka devşirme diyen hırto21
- üstteki yazar hakkındaki varsayımlarınız39
- üstteki yazara bir hayat tavsiyesi bırak14
- kürtlerin tekelinde olan meslekler13
- fetö nün siyasi ayağı16
- tabiatındaki dengesizliği maharetle kullanmak4
- ateistlerin nursuz olması12
- ahbap18
- kemalim yapmaz öyle şey7
- testo taylan true ziyareti5
- türkiye'nin en güvenilir siyasetçileri7
- külyutmazlıkla enayilik arasında dengede olmak3
- amerikan filmlerindeki heyecanlı genç grubu4
- yurtdışında arap mısın diye sorulması12
- aşırı mühendislik vs planlı eskitme4
- true nickli namussuz yazar5
- mmm gocu kelebek dövmesi kocaman kafam kadar4
- belinde kelebek dövmesi olan yazarlar12
- libidosu coşmuş kulların günah çıkardığı papaz3
- haluk levent'e bile devletten daha çok güvenmek10
- defne joy foster3
- ona bir şey söyle12
- insanın varoluşu3
- yurtdışında hintli misin diye sorulması9
- karışık kızartma10
- müslüman ahlakı3
- yoldaş benjamin franklin5
- abır nerede sorunsalı3
- 500 pkk leşi2
- iyi sevişen erkeğe aşık olunur mu11
- mobilet almak2
- yavudi yuzır8
- türkan saylan2
- true'nun yetkili olması3
- bağırarak telefonla konuşan garip varlıklar3
- arkadaşlar bu nedir8
- 15 temmuz 2026 ingiltere arjantin maçı37
- vahidettin hainse neden yargılanmadı3
- 16 temmuz 2026 gece selası9
- haluk levent in tutuklanması8
- ciddi ciddi maymundan geldiğine inanmak9
- 15 temmuz 2026 rb salzburg başakşehir maçı4
- selam2
- bulgara gitmek8
- ülkenin çilesi3
- aykolik'in haftalık 5 gb internet kazanması2
- yaşar kemal2
- escort kadınla kondomsuz ilişkiye girmek7
- uludağ sözlük bitti mi8
- anın görüntüsü20
Uzundur gece,
uzundur, ölemeyen
adam için, uzun süre
yalpa vurur çıplak bakışları
sokak lambalarının altında,
içkili soluğuyla körleşen gözleri
ve tırnaklarının altındaki et kırıntılarının
kokuları, uyuşturmaz her zaman, Tanrım,
uzundur gece.
Beyazlaşmıyor saçlarım,
çünkü ben, makinelerin rahminden çıktım
sürünerek, çamkatranı pembe bir çizgi
çekmiş alnıma ve saç örgüsüne,
saçlarda karbeyazı boğulmuş. Ama ben,
büyük reis, yürüdüm onçarpıyüzbin
ruhluk kent boyunca ve ayaklarım,
onçarpıyüzbin soğumuş barış çubuğunun sarktığı,
deri kaplı gökyüzünün altında kırkayaklar gibi
kaynaşan ruhlara bastı. Çoğu kez
meleklerin huzurunu istedim kendime,
bir de dostlarımın çaresizlik çığlıklarıyla
dolmuş av bölgelerini.
Ayakları ve kanatları iki yana açılmış,
herkesin bildikleriyle havalandı gençliğim,
kirli su birikintilerinin ve yaseminlerin üzerinden
uçularak varıldı, kare köklerinin gizini saklayan gecelere,
şimdi ölümün söylencesi, sanki her saat penceremde,
kurt sütü verin bana ve gırtlağıma benden öncekilerin
kahkahalarını akıtın, eğer safaların üstünde
uyuya kalırsam, ve eğer görürsem utandırıcı bir düşte
düşünmeyi beceremediğimi, ancak yılan biçimi
saçakların püskülleriyle oynayabildiğimi.
Annelerimiz de düşlemişlerdi
erkeklerinin geleceğini,
pek etkileyiciydi gördükleri,
her biri devrimci ve yalnızlığına gömülmüş,
ama bahçede, duanın ardından,
yalazlanmış otların üstüne eğildiklerinde,
aşklarının geveze çocuğuyla eleleydiler.
Söyle, benim kederli babacığım, neden
susmuştunuz o zamanlar,
düşünmeyi sürdürecek yerde?
Gecelerden birinde yitip gittiğinde insan,
ateş etmeyen bir topun yanında
ve ateş fıskiyelerinin ortasında,
kahredesiye uzundur gece; sarılık olmuş
ayın atığının, safra rengi bir ışığın altında,
iktidar özlemiyle dolu bir düşün ardından
fırtına gibi geçip gitti (engelleyemediğim) kızak,
içinde kürklere bürünmüş tarihle birlikte.
Uyuduğumdan değil: Uyanıktım aslında,
buz iskeletlerinin arasında aradım yolumu,
eve döndüm, kollarıma sarmaşıklar doladım
ve bacaklarıma, güneşin kalıntılarının yardımıyla
yıkıntıları aklaştırdım.
Kutladım büyük bayramları,
ve ancak müjdelendikten sonra,
ekmeği ikiye ayırdım.
Büyük izler bırakan bir zamanda,
çabuk gitmelidir insan, bir ışıktan
ötekine ya da bir ülkeden bir başkasına,
gök kuşağının altında, pergelin ucu yürekte,
odak noktası alınan ise, gece.
Alabildiğine açık. Dağlardan
göller, göllerin içinde dağlar görünür,
ve bulutların arasında, çalar
birinin dünyasının çanları.
Kimin dünyası olduğunu öğrenmek ise
bana yasaklanmıştır.
Bir Cuma günü oldu
-oruçluydum yaşamım adına,
havadan sanki limon suyu damlamaktaydı
ve kılçıklar saplanmıştı damağıma-
o sırada bir yüzük çıkardım
açılan balığın içinden, doğumumda
gecenin nehrine atılmış ve batmıştı.
Onu geceye geri verdim.
Ah, keşke korkmasaydım ölümden!
Bulabilseydim sözcükleri,
(kaçırmasaydım),
dikenler olmasaydı yüreğimde,
(güneşi vurabilseydim),
olmasaydı ağzımda bu susamışlık,
(vahşi suları içmeseydim),
açmasaydım kirpiklerimi,
(sicimi görmeseydim).
Gökyüzü mü çekip götürdükleri?
Taşımasaydı eğer yeryüzü beni,
çoktan uzanmış yatıyor olurdum,
çoktan yatardım, gecenin
olmamı istediği yerde,
daha kabartmadan burun deliklerini,
ve ayağını kaldırmadan
yeni darbeler için,
hep peşinde yeni darbelerin.
`Hep gece.
Ve gün,hiç yok`.
Ingeborg Bachmann
uzundur, ölemeyen
adam için, uzun süre
yalpa vurur çıplak bakışları
sokak lambalarının altında,
içkili soluğuyla körleşen gözleri
ve tırnaklarının altındaki et kırıntılarının
kokuları, uyuşturmaz her zaman, Tanrım,
uzundur gece.
Beyazlaşmıyor saçlarım,
çünkü ben, makinelerin rahminden çıktım
sürünerek, çamkatranı pembe bir çizgi
çekmiş alnıma ve saç örgüsüne,
saçlarda karbeyazı boğulmuş. Ama ben,
büyük reis, yürüdüm onçarpıyüzbin
ruhluk kent boyunca ve ayaklarım,
onçarpıyüzbin soğumuş barış çubuğunun sarktığı,
deri kaplı gökyüzünün altında kırkayaklar gibi
kaynaşan ruhlara bastı. Çoğu kez
meleklerin huzurunu istedim kendime,
bir de dostlarımın çaresizlik çığlıklarıyla
dolmuş av bölgelerini.
Ayakları ve kanatları iki yana açılmış,
herkesin bildikleriyle havalandı gençliğim,
kirli su birikintilerinin ve yaseminlerin üzerinden
uçularak varıldı, kare köklerinin gizini saklayan gecelere,
şimdi ölümün söylencesi, sanki her saat penceremde,
kurt sütü verin bana ve gırtlağıma benden öncekilerin
kahkahalarını akıtın, eğer safaların üstünde
uyuya kalırsam, ve eğer görürsem utandırıcı bir düşte
düşünmeyi beceremediğimi, ancak yılan biçimi
saçakların püskülleriyle oynayabildiğimi.
Annelerimiz de düşlemişlerdi
erkeklerinin geleceğini,
pek etkileyiciydi gördükleri,
her biri devrimci ve yalnızlığına gömülmüş,
ama bahçede, duanın ardından,
yalazlanmış otların üstüne eğildiklerinde,
aşklarının geveze çocuğuyla eleleydiler.
Söyle, benim kederli babacığım, neden
susmuştunuz o zamanlar,
düşünmeyi sürdürecek yerde?
Gecelerden birinde yitip gittiğinde insan,
ateş etmeyen bir topun yanında
ve ateş fıskiyelerinin ortasında,
kahredesiye uzundur gece; sarılık olmuş
ayın atığının, safra rengi bir ışığın altında,
iktidar özlemiyle dolu bir düşün ardından
fırtına gibi geçip gitti (engelleyemediğim) kızak,
içinde kürklere bürünmüş tarihle birlikte.
Uyuduğumdan değil: Uyanıktım aslında,
buz iskeletlerinin arasında aradım yolumu,
eve döndüm, kollarıma sarmaşıklar doladım
ve bacaklarıma, güneşin kalıntılarının yardımıyla
yıkıntıları aklaştırdım.
Kutladım büyük bayramları,
ve ancak müjdelendikten sonra,
ekmeği ikiye ayırdım.
Büyük izler bırakan bir zamanda,
çabuk gitmelidir insan, bir ışıktan
ötekine ya da bir ülkeden bir başkasına,
gök kuşağının altında, pergelin ucu yürekte,
odak noktası alınan ise, gece.
Alabildiğine açık. Dağlardan
göller, göllerin içinde dağlar görünür,
ve bulutların arasında, çalar
birinin dünyasının çanları.
Kimin dünyası olduğunu öğrenmek ise
bana yasaklanmıştır.
Bir Cuma günü oldu
-oruçluydum yaşamım adına,
havadan sanki limon suyu damlamaktaydı
ve kılçıklar saplanmıştı damağıma-
o sırada bir yüzük çıkardım
açılan balığın içinden, doğumumda
gecenin nehrine atılmış ve batmıştı.
Onu geceye geri verdim.
Ah, keşke korkmasaydım ölümden!
Bulabilseydim sözcükleri,
(kaçırmasaydım),
dikenler olmasaydı yüreğimde,
(güneşi vurabilseydim),
olmasaydı ağzımda bu susamışlık,
(vahşi suları içmeseydim),
açmasaydım kirpiklerimi,
(sicimi görmeseydim).
Gökyüzü mü çekip götürdükleri?
Taşımasaydı eğer yeryüzü beni,
çoktan uzanmış yatıyor olurdum,
çoktan yatardım, gecenin
olmamı istediği yerde,
daha kabartmadan burun deliklerini,
ve ayağını kaldırmadan
yeni darbeler için,
hep peşinde yeni darbelerin.
`Hep gece.
Ve gün,hiç yok`.
Ingeborg Bachmann
ingilizce cv denen bokun açılımı.
meali: "bu fani hayatta neyin peşinden koştun?"
meali: "bu fani hayatta neyin peşinden koştun?"
türkçe anlamı öz geçmiş'tir.
Latince Özgeçmiş (CV); beceriler, deneyimler, eğitim durumu ve iş tecrübesi vb. ilgili konularda hazırlanan kişiye ait özettir. Özgeçmişte içerik net, açık ve kısa olmalıdır.
iş görüşmesine girmek için adaylar özgeçmiş yazarlar. Diğer adayların arasından sıyrılıp görüşmeye seçilebilmek içinse, iyi ve etkili yazılmış bir özgeçmiş gereklidir.Özgeçmiş adayın özelliklerini işverene sunuluşudur. Özgeçmiş işe uygunluğu, özellikleri ve başarıyı özetle anlatan bir araçtır. Özgeçmiş asla tek başına yollanmaz, yanına mutlaka ön mektup eklenir. Amaç, adayın kendisini işverene daha iyi tanıtmak.
iş görüşmesine girmek için adaylar özgeçmiş yazarlar. Diğer adayların arasından sıyrılıp görüşmeye seçilebilmek içinse, iyi ve etkili yazılmış bir özgeçmiş gereklidir.Özgeçmiş adayın özelliklerini işverene sunuluşudur. Özgeçmiş işe uygunluğu, özellikleri ve başarıyı özetle anlatan bir araçtır. Özgeçmiş asla tek başına yollanmaz, yanına mutlaka ön mektup eklenir. Amaç, adayın kendisini işverene daha iyi tanıtmak.
genelde başarı hikayeleriyle doludur. gerçeği yansıtmaz.
orijinal yazılışı curriculum vitædir. æ karakteri başlıkta görünmüyor maalesef.
tam türkçe karşılığı: yaşam yolu.
tam türkçe karşılığı: yaşam yolu.
iş başvurusu yaparken verdiğimiz 'cv' nin asıl adı.
alın bu bilgiyle ne yapıyorsanız yapın mq.
swh...
alın bu bilgiyle ne yapıyorsanız yapın mq.
swh...
bilgi için çok teşekkürler şüphesiz.. her gün sözlük sayesinde genel kültür seviyem yükselişe geçiyo sjsjs..
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar