bugün
- sözlük kürdü51
- osman pamukoğlu14
- dağa çıkıp barış istiyoruz demek4
- enses ilişkiyi savunan tc erkeği11
- sözlükteki kızların bilgisiz olması23
- cadılar bayramı kutlayan gerizekalı türkler26
- airfryer alanlar şimdi ne yapıyor21
- hastası olunan sözler3
- sözlüklere ihtiyacın bitmesi4
- kol saati6
- edirne girişinde güreşen agalar2
- türkçe yazıp okuyabilmek ama anlayamamak6
- ananınkiii diyen karı3
- yavıdilerin cadılar bayramını silklememesi4
- rahiple ciddi ciddi konuşan yavıdi3
- akp den savcı sayan'a uyarı5
- sözlükteki çiftçi yazarlar6
- bıçağın ucuyla peynir tattırmak5
- chatgpt varken bir sevgiliye ihtiyaç duymak4
- sefardi mi mizrahi yemekleri mi3
- aykolik nerede4
- eşek sucuğu2
- boğaziçi üniversitesi4
- fenerbahçe17
- engeli kaldırsın diye 60 bin lira yollayan adam8
- simko323
- ankara4
- etrak ı biidrak2
- file simidi4
- başkomutan recep tayyip erdoğan6
- beyaz ekmek4
- evde kalmış 30 yaşında kız22
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı17
- sıfır atık vakfı2
- etnik köken20
- geri dönüşüm3
- ben her sene ülkeme gelip döviz sokuyorum8
- kitap alıntıları2
- 1 11 2026 bulgarda seçim kadın cumhurbaşkanı 58 oy4
- ismail kartal20
- millette manyak para var4
- denizalti alirken dikkat edilecek hususlar3
- hangi ülke de doğmak isterdin16
- ırkçılık yapmayın12
- para için hiç sevmediğin birine köpeklik yapmak3
- ıslak rüya görmek3
- erkek komedyenlerin komik olmaması gerçeği4
- balık yanına en yakışan çorba5
- devlet3
- ermenilerin kürtleri katlettiği gerçeği10
abbas kiarostami'nin 2010 filmi.
cannes'da juliette binoche'a en iyi kadın ödülünü getirmiştir.
frg: http://www.bakiniz.com/th...y-copie-conforme-fragman/
cannes'da juliette binoche'a en iyi kadın ödülünü getirmiştir.
frg: http://www.bakiniz.com/th...y-copie-conforme-fragman/
iranlı dahi yönetmen abbas kiarostami'nin yazıp yönettiği enfes filmidir. diyalogların ve görselliğin ağırlıkta olduğu bu filmde toscana'nın güzelliğinden de izleyenler paylarını almaktadır. izleyenleri düşünmeye zorlar kiarostami, rahatsız eder rahat yataklarınızdan kalkın da birazcık bunları sorgulayın der. filmin başlangıç temeli şu soruya dayanır ''birşeyin kopyası en az orjinali kadar değerli olamaz mı ?''. bu sanat felsefesi girişinden sonra üstad olayı sanat çerçevesinden kurtarıp insan ikili ilişkileri sorgulamasına çevirir. juliette binoche'nin oyunculuğu alıp başını gitmiştir en az film kadar değerli bir performans göstermiş ve nitekim en iyi kadın oyuncu ödülünü de kendisine getirmiştir. juliette bu filmde sadece gözleri veya sözleriyle değil tüm mimik kaslarıyla oynamıştır ve her biri izleyende ayrı duygular uyandırır. doğallığı duygusallığı izleyenlere toscana manzarası kadar güzel bir manzara sunar. göğüs uçları ha göründü ha görünecek diye gözlerin bir türlü alınamadığı derin dekoltesi ise kadınsılığına yapılan vurgudur.
konu: Bir çift gibi görünmeye çalışan bir kadın ve bir erkek... Adam, bir konferansa konuşmacı olarak katılan ingiliz bir yazar; kadın, Fransa'dan gelen bir sanat galerisi sahibi. işte herhangi bir zaman, herhangi bir yerde, herhangi birinin başına gelebilecek bir öykü...
kiarostami hemen her filminde gösterdiği (özellikle rüzgar bizi sürükleyecek * filminde) şiire olan bağlılığını yine güzel bir alıntı ile yansıtmıştır sinemasına. rüzgar bizi sürükleyecek filminde füruğ ferruhzad'dan yaptığı güzel alıntı yerini mehdi akhavan sales'in bahçem isimli şiirine bırakmıştır bu sefer:
--spoiler--
ELLE: Bir evliliği ayakta tutan şey özendir. Özen ve farkındalık.
james: Neyin farkındalığı? Bazı şeyler değişir. Her şey değişir, söz vermek bunu durduramaz. Kimse bir ağaçtan, bahar bitince çiçeklerini korumasını
bekleyemez. Çünkü sonunda çiçekler meyveye dönüşür. Ve sonra... sonra ağaç
meyvesini kaybeder.
elle: Ya sonra?
james: Sonra... yapraksız bir bahçe.
elle: Yapraksız bir bahçe mi?
james: Farsça bir şiir. Yapraksız bir bahçe... Güzel olmadığını söylemeye kim cesaret edebilir yapraksız bir bahçenin?
--spoiler--
konu: Bir çift gibi görünmeye çalışan bir kadın ve bir erkek... Adam, bir konferansa konuşmacı olarak katılan ingiliz bir yazar; kadın, Fransa'dan gelen bir sanat galerisi sahibi. işte herhangi bir zaman, herhangi bir yerde, herhangi birinin başına gelebilecek bir öykü...
kiarostami hemen her filminde gösterdiği (özellikle rüzgar bizi sürükleyecek * filminde) şiire olan bağlılığını yine güzel bir alıntı ile yansıtmıştır sinemasına. rüzgar bizi sürükleyecek filminde füruğ ferruhzad'dan yaptığı güzel alıntı yerini mehdi akhavan sales'in bahçem isimli şiirine bırakmıştır bu sefer:
--spoiler--
ELLE: Bir evliliği ayakta tutan şey özendir. Özen ve farkındalık.
james: Neyin farkındalığı? Bazı şeyler değişir. Her şey değişir, söz vermek bunu durduramaz. Kimse bir ağaçtan, bahar bitince çiçeklerini korumasını
bekleyemez. Çünkü sonunda çiçekler meyveye dönüşür. Ve sonra... sonra ağaç
meyvesini kaybeder.
elle: Ya sonra?
james: Sonra... yapraksız bir bahçe.
elle: Yapraksız bir bahçe mi?
james: Farsça bir şiir. Yapraksız bir bahçe... Güzel olmadığını söylemeye kim cesaret edebilir yapraksız bir bahçenin?
--spoiler--
kadın-erkek ilişkileri üzerine olan; sabırla izlenmesi gereken, ilginç ve biraz da sürprizli bir film.
Binoche'un tuvalette ayna karşısındaki makyajını tazelemesi "inanılmaz kadın" dedirten bir sahnedir.
Film bir çok güzelliği içinde barındırıyor.Şöyle ki ; Oyunculuklar müthiş.Juliette Binoche bildiği üç dili de kullanıyor filmde ve hangi dili konuşuyorsa o ülkenin kadınını yansıtıyor.Kafede oturduğu sahnede dükkan sahibiyle italyanca konuşmaya başladı ve tavırları tam bir italyan kadınına döndü.Hatta daha ileriye gidiyim Giulietta Masina ablamızı izliyormuş gibi hissettim.Filmde küçük bir rolde Jean-Claude Carriere'ye verilmiş.Carriereyi Luis Bunuel'in senaryo yazarı olarak biliriz.Filmde küçük ama bir o kadar da güzel bir rol almış,tavırları davranışları tam bir Fransız beyefendisi.Gelelim filmin aslan payına.Abbas kiyerüsteminin ilk farsça dışındaki filmiymiş ve ilk defa ünlü oyuncularla çalışmış.Hadi bunu geçtim fakat diyaloglara şaştım kaldım bu kadar sağlam diyaloglar beklemiyordum.Açıkçası irandaki sansürden dolayı yönetmenlerin toplumsal konularda bolluk yaşamaları sayesinde şanslı olduklarını düşünürdüm.Abbas bey gösterdi ki iran dışında bir ülkede doğmuş olsaydı da harika bir yönetmen olurdu.Sansüre baskılara rağmen entelektüel alt yapısını kurmuş.Keza Cafer Penahi,Bahman Ghobadi de öyle.
Film sanatta orjinallik-kopya tartışmasıyla başlıyor karı koca ilişkileriyle devam ediyor.Basitlik üstüne güzel diyaloglar da mevcut.Benim en sevdiğim mesaj şuydu; insanlar ufak,basit şeylerden de mutlu olabilir.Karışık ve büyük şeylere ihtiyaç yok.Hayatın tadını çıkarmalıyız.Yağmur yağarken gerekirse hastalanalım hatta ölelim.Zevk alıyorsak filmdeki çocuğun yaptığı gibi annemizi dinlemeyip ee ne olmuş yani diyebilmeliyiz?
Film sanatta orjinallik-kopya tartışmasıyla başlıyor karı koca ilişkileriyle devam ediyor.Basitlik üstüne güzel diyaloglar da mevcut.Benim en sevdiğim mesaj şuydu; insanlar ufak,basit şeylerden de mutlu olabilir.Karışık ve büyük şeylere ihtiyaç yok.Hayatın tadını çıkarmalıyız.Yağmur yağarken gerekirse hastalanalım hatta ölelim.Zevk alıyorsak filmdeki çocuğun yaptığı gibi annemizi dinlemeyip ee ne olmuş yani diyebilmeliyiz?
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar